• ADALET (6)

    de buna devam eder" dedi. Hz. Ömer (r.a.), "Ben, Allah'ın Resulü'nün kendinden, böyle kısas yaptırdığını gördüm. Ben nasıl yapmam?" deyince, Amr b. As, "Bize bırak, onu razı edelim" dedi. Hz. Ömer de, "İşte siz işte o, fidye verin razı edin" dedi. Daha sonra, kendi aralarında her kamçı için iki...
  • ADALET (7)

    Hz. Ali; "Şu zırh benimdir, uzun zamandan beri kayıptı" dedi. Şureyh; "Ne diyorsun ey Nasrâni?" diye Hıristiyan'a sordu. Hıristiyan; "Mü'minlerin Emiri'ni yalanlayamam, fakat zırh benimdir" dedi. O zaman Şureyh; "Zırhı elinden almak için bir sebep göremiyorum. Ey Mü'minlerin Emiri; şayet bir deliliniz varsa getirin" dedi. Hz. Ali (r.a.); "Şureyh doğru...
  • ADALET (8)

    let sahibi olması çok kolay olur. Fakat Resul-i Ekrem, münzevî bir hayat yaşayan veya dünya işlerinden el çeken bir kişi değildi. Yüzlerce kabileyle uğraşan bir insandı. Bu kabileler, boğaz boğaza gelmişlerdi. Bunların birini memnun eden bir hareket, diğerine ıstırap veriyordu. Resul-i Ekrem, bunların kalplerini kazanarak İslam'a çağırıyordu. Bu...
  • EMANETİN HAKKINA RİAYET

    Resul-i Ekrem (s.a.v.) Vedâ Hutbesi'nde, emanet mefhumunun önemini de vurgulamıştır. Esasen emanet mefhumu geniş bir kavramdır. En büyük emanet Kur'an-ı Kerim'dir. Öyle bir emanet ki, hayatın gayesini, yaratılış hikmetinin gereğini oluşturur. En büyük gaye olan Allah'a kulluk, Kur'an-ı Kerim emanetine sahip çıkmakla gerçekleşebilir. Sonra da; beden-sağlık, hayat, kadınlar...
  • EMANETİN HAKKINA RİAYET (2)

    düşmanları bile şehadet etmektedir. Ancak insanlardan bir kısmı, O'nun davasını tuhaf görüp kibirlendi ve peygamberliğini inkâra kalkıştı. Fakat bu inkârın hiçbir dayanağı yoktur. Şimdi, düşmanların bile Resulûllah'ın doğruluğuna nasıl şehadet ettiklerini görelim: Beyhakî, Muğire b. Şu'be'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Peygamberi ilk tanıdığımda benimle Ebu Cehil, Mekke sokaklarında...
  • EMANETİN HAKKINA RİAYET (3)

    kalmasını ifade eder. Emanet, saklanmak üzere bırakılan bir haktır. Dolayısıyla; Müslümanların da, kendilerine bırakılan emanetleri yerine getirmesi gerekir. Onlara riayet etmemek hıyanettir. Hz. Peygamber, Hicret'ten önce, kâfirlere ait kendisinde bulunan emanetleri yerine vermesi için Hz. Ali'yi görevlendirmişti. Kendisini anavatanından çıkmaya zorlayan kâfirlere karşı Hz. Peygamber'in bu davranışı...
  • HAKLAR, VAZİFELER VE HÜRRİYETLER (2)

    "Bu nasihatlarımı; burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki, kendisine bildirilenler, burada bulunanlardan daha iyi anlayarak daha iyi muhafaza etmiş olurlar." "(Kâfirleri) İslam dinine girmek için zorlamak yoktur. İman ile küfür kesin olarak meydana çıkmıştır." 269 Bu, Müslümanların hâkim olduğu toplumlarda din hürriyetinin geniş bir uygulamasıdır. Müslümanların kurdukları devletlerin dışında...
  • HAKLAR, VAZİFELER VE HÜRRİYETLER (3)

    Bugün Filistin'de Müslümanlara zulüm yapan Yahudiler, 15. asrın sonunda İspanya'dan sürüldüklerinde, onlara Osmanlılar sahip çıkmış ve onları inançlarında hür ve huzur içinde yaşatmıştır. Batılıların tarihi hep inançlara müdahale etmek ve inanç hürriyetlerini kısıtlamakla doludur. Konstantin, Yahudilerin kulaklarının kesilip sonra da çeşitli ülkelere sürgüne gönderilmelerini emretmişti. Yine 5....