HAKLAR, VAZİFELER VE HÜRRİYETLER (3)
Bugün Filistin'de Müslümanlara zulüm yapan Yahudiler, 15. asrın sonunda İspanya'dan sürüldüklerinde, onlara Osmanlılar sahip çıkmış ve onları inançlarında hür ve huzur içinde yaşatmıştır. Batılıların tarihi hep inançlara müdahale etmek ve inanç hürriyetlerini kısıtlamakla doludur. Konstantin, Yahudilerin kulaklarının kesilip sonra da çeşitli ülkelere sürgüne gönderilmelerini emretmişti. Yine 5. asırda Roma İmparatoru, Yahudilerin sığınaklarının, ibabethânelerinin yıkılmasını emretti. Onları ibadetten men etti. Mallarından, herhangi birine yapacakları vasiyeti geçersiz saydı. Davalarının haklılığında delil getirmeye kalkıştıklarında, mallarını yağmalattı. Roma İmparatoru, ülkesinde ne kadar Yahudi varsa hepsini işkenceye tâbi tuttu. Diğer devletler de, ülkelerindeki Yahudilere zulüm ve işkence yapılmasını da ayrıca istemişti. Daha sonra Yahudiler, İspanya'da şu üç şarttan birini kabul etmeye mecbur edildiler: Hıristiyanlığı kabul edecekler, şayet kabul etmezlerse hapsedilecekler. Ondan da yüz çevirecek olurlarsa o zaman vatanlarından sürgün edileceklerdir. Vatanlarından sürgün edilenlere de Osmanlılar sahip çıkmıştır. Bu da, Müslümanların din ve vicdan hürriyetlerine gösterdikleri müsamahanın en güzel örneğidir. Katoliklerin çıkardığı kanunlardan bir tanesi de şudur: "Bir Yahudi ile yemek yemek câiz değildir. Çocukları Hıristiyan terbiyesi üzerine yetiştirmek için onlardan uzak tutmak şarttır." Batılıların bu anlayışı hâlâ devam etmektedir. Resulûllah'ın insanları dinlerinde serbest bırakması, onları zorla dine çekmeye çalışmaması, O'nun peygamberliğine en büyük delildir. Âlemde mâkul olan tek savaş varsa, o da peygamberlerin savaşıdır. Çünkü, beşeriyetin huzur bulması Allah'ın kanunlarının hayata hâkim olmasıyla mümkündür. "Ey insanlar! Yarın Beni sizden soracaklar. Ne dersiniz? Risale-
