HAKLAR, VAZİFELER VE HÜRRİYETLER (2)


"Bu nasihatlarımı; burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki, kendisine bildirilenler, burada bulunanlardan daha iyi anlayarak daha iyi muhafaza etmiş olurlar." "(Kâfirleri) İslam dinine girmek için zorlamak yoktur. İman ile küfür kesin olarak meydana çıkmıştır." 269 Bu, Müslümanların hâkim olduğu toplumlarda din hürriyetinin geniş bir uygulamasıdır. Müslümanların kurdukları devletlerin dışında hiçbir devlet, insanları hür bırakmamıştır. Müslümanlar, başka dine mensup kişilerin ülkesini fethetmelerine ve o topraklarda uzun yıllar yaşamalarına rağmen, o dinin mensuplarına asla zulmetmemişlerdir. Şayet, Müslümanlar fethettikleri yerlerde insanları İslam dinine girmeye zorlasalardı, onlara hiç kimse mâni olamazdı. Ama onlar bunu yapmamışlardır. Gayrimüslimler ise; girdikleri ülkelerde insanları zorla din değiştirmeye zorlamışlar, direnenleri de öldürmüşlerdir. Hıristiyanlar, İspanya'yı işgal etmeden önce orada 30 milyon Müslüman vardı. Ancak, bugün orda kaç tane Müslüman bulabilirsiniz? Bunun yanında; Müslümanların asırlarca hâkim olarak yaşadıkları yerlerde bugün hâlâ Hıristiyan ve Yahudilere, gayrimüslimlere fazlasıyla rastlamak mümkündür. Bir örnek vermek gerekirse; bugün Hindistan'da gayrimüslimler çoğunluktadır. Hâlbuki Hindistan'da Müslümanlar 800 sene hükümrân olmuşlardır. Bir defasında I. Sultan Selim, Hıristiyan çocuklarını toplayıp onları İslam'a göre yetiştirmeyi düşünmüştü. İslam uleması buna karşı geldiler. Bunu câiz görmediler. O da bu görüşünden vazgeçti. Müslümanların, fethettikleri ülke ahalisiyle yaptıkları anlaşmalara bakarsak; ne kadar müsamahalı ve hoşgörülü davrandıklarını rahatlıkla görürüz. İslam daveti, kalplere ancak ikna etmek sûretiyle girebilir. 269 Bakara, 256