ADALET (6)
de buna devam eder" dedi. Hz. Ömer (r.a.), "Ben, Allah'ın Resulü'nün kendinden, böyle kısas yaptırdığını gördüm. Ben nasıl yapmam?" deyince, Amr b. As, "Bize bırak, onu razı edelim" dedi. Hz. Ömer de, "İşte siz işte o, fidye verin razı edin" dedi. Daha sonra, kendi aralarında her kamçı için iki dinara, yani ikiyüz dirheme rızalaştılar. İbn-i Asâkîr, Ali b. Rabia'dan şöyle rivayet ediyor: Câde b. Hubeyre, Hz. Ali'ye gelerek, "Sana iki kişi gelse; birisinin yanında sen, canından (veya malından ve evlatlarından) daha sevgilisin; diğeri de elinden gelse seni kesecektir. Bunun lehine, birincinin aleyhine hükmeder misin?" dedi. Hz. Ali (r.a.) çenesinden tuttu ve, "Bu kendi nefsim olsaydı, birincisinin lehinde hükmederdim. Fakat bu, Allah içindir" dedi. Tirmizî ve Hâkim, Şa'bi'den şöyle rivayet ediyorlar: Hz. Ali (r.a.) bir gün çarşıya çıkmıştı. Zırh satan bir Hıristiyan'a rastladı. Zırhlar arasında kendi zırhını tanıdı ve Hıristiyan'a; "Bu zırh benimdi. Aramızda, Müslümanların kadısı hüküm verecek" dedi. O zaman Müslümanların kadısı Şureyh idi. Kendisini Hz. Ali (r.a.) kadı yapmıştı. Şureyh, Hz. Ali'yi görünce hemen ayağa kalktı. Hz. Ali'yi kendi yerine oturttu. Kendisi de Hıristiyan'ın yanına oturdu. Hz Ali; "Ya Şureyh! Onunla (Hıristiyan'ı kastederek) benim aramızda hüküm ver." O zaman Şureyh; "Ne diyorsun, ya Emire'l-Mü'minîn?" dedi.
