ADALET (7)
Hz. Ali; "Şu zırh benimdir, uzun zamandan beri kayıptı" dedi. Şureyh; "Ne diyorsun ey Nasrâni?" diye Hıristiyan'a sordu. Hıristiyan; "Mü'minlerin Emiri'ni yalanlayamam, fakat zırh benimdir" dedi. O zaman Şureyh; "Zırhı elinden almak için bir sebep göremiyorum. Ey Mü'minlerin Emiri; şayet bir deliliniz varsa getirin" dedi. Hz. Ali (r.a.); "Şureyh doğru söyledi" dedi. O zaman Hıristiyan heyecanla atıldı; "Bu, nebilerin hükmüdür. Mü'minlerin Emiri, kendi tayin ettiği hâkime geliyor, o da emirin aleyhinde hüküm veriyor. Ey Mü'minlerin Emiri! O zırh senindir. Peşinizden geliyordum. Sizin devenizden düştü. Şimdi ben `Eşhedü enlâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhû ve Resuluhû' diyorum ve Müslüman oluyorum" dedi. Hz. Ali (r.a.) da: "Madem ki sen Müslüman oldun, o zırh senindir" dedi ve onu bir ata bindirdi. İşte, yukarıda örneklerini gördüğümüz adalet; Yüce Peygamber Hz. Muhammed'in (s.a.v.) bir eseridir. Resulûllah'ın (s.a.v.) ashabı, bu kadarcık kısa bir zaman içinde böylesine köklü bir adalet anlayışını nasıl kavradılar? İşte toplumların bölük bölük İslam'a gelişlerinin sebebi de, Müslümanların bu âdil davranışlarıdır. Bir insan, dünya ile ilgisini keser ve bir dağa çekilirse; onun ada-
