• EŞİTLİK VE KARDEŞLİK

    Vedâ Hutbesi ubûdiyet şartları içinde insanlar arası eşitliği vurgulamıştır. Her şeyden evvel bu hitabede, prensipler ve kanun önünde eşitlik hususunu görüyoruz. Resul-i Ekrem (s.a.v.), yaptığını söylüyor, teori ile pratiği birleştiriyordu. Meselâ; faizin ve kan davalarının kaldırılması gibi... "Eskiden (cahiliyet devrinden) kalma bütün kan davaları tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım...
  • EŞİTLİK VE KARDEŞLİK (2)

    köle idiler. Fakat bunlar, Resul-i Ekrem'in nazarında, Kureyş'in en büyük reislerinin derecesinde muhterem ve vakarlı idiler. Bir kere Mahzumoğullarına mensup bir kadın hırsızlık etmiş, onun cezaya uğramamasını isteyenler, Hz. Peygamberin çok sevdiği Üsame'yi vasıta etmişlerdi. Resul-i Ekrem de, "Üsame! İlâhî kanunları tadil etmek mi istiyorsun" demiş, sonra cemaate dönerek,...
  • EŞİTLİK VE KARDEŞLİK (3)

    "Hayır, Benim sizden bir farkım yoktur. Kendisini dostlarından ayıran insanı, Allah sevmez" demişti. Bir milletin kalkınması için millî bütünlüğün ve millî beraberliğin de gerçekleşmesi gerekir. Birlik ve beraberlik de karşılıklı sevgi ve kardeşlik üzerine kurulur. Kardeşliğin, kendisine iman etmekle ve üzerinde anlaşmakla tamamlandığı bir akideye bağlı olması...
  • EŞİTLİK VE KARDEŞLİK (4)

    lerin ve siyahların arasındaki ayrılıkları düşününce, Resulûllah'ın Vedâ Hutbesi'nde buyurduğu eşitlik ve kardeşlik mesajının hikmeti daha iyi anlaşılacaktır. Bir dava lideri, bir yanlışı kaldırıyor, fakat onu hemen tatbike koyuyor, hem de kendi kabilesinden başlayarak... Öncülerin söz ve fiille nasıl örnek olacaklarının en güzel numunesini gösteriyor. Çifte standart uygulayarak, haksızlığa...
  • EŞİTLİK VE KARDEŞLİK (5)

    Şeref ve üstünlük ise fazilet ve takva iledir. Böylece kan kardeşliği yanında ikinci bir köklü kardeşlik ortaya çıkıyor ki, bu da, iman ve İslam kardeşliğidir. Bu kardeşlik daha köklü, daha birleştiricidir. Ancak, bu husus genel kardeşliği ve insanlar arasındaki hakları ve eşitliği engellemez. Nitekim, İslam'da sömürünün yasak edilmesi, hayat...
  • ADALET

    Resulûllah'ın (s.a.v.), tarihî Vedâ Hutbesi'nde vurguladığı önemli unsurlardan biri de adalettir. Adalet, esasen eşitliğin de temelidir. Şu mübarek sözler adaletin esaslarını vurgular: "Ey insanlar! Her câni, kendi suçundan kendisi sorumludur. Hiçbir câninin işlediği suçun cezasını evladı çekmez. Hiçbir evladın suçundan da babası mesul edilemez." "Ne zulmediniz, ne de...
  • ADALET (2)

    1. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunun tespit edilmesi, 2. Yanlışın tespit edilmesi ve cezasının ne az, ne de çok olacak şekilde ölçülü ve dengeli takdir edilmesi. İnsanoğlu noksan ve âciz olduğundan ve de kendini idrakten mahrum bulunduğundan, doğru-yanlış tesbitinde ve işlenen suçun cezasının takdirinde zaaf ve yanılmalara düşmektedir. Ölçüde ya-...
  • ADALET (3)

    lah tarafından tespit ve tayin olunur. İnsana canı ve bedeni Allah'ın bir emanetidir. O halde insan, nefsine de zulmedemez. Ayrıca, Vedâ Hutbesi'nde, suçun hususiliği prensibi de vurgulanmıştır. Nitekim, yukarıda geçtiği gibi, suçu kim işlemişse ceza ona aittir. İslamiyet'te adaletin eriştiği zirveye bugüne kadar hiçbir nizam erişememiştir. İslam adaletinde mühim...
  • ADALET (4)

    İbn-i Mace, Ebu Sa'd'den şöyle rivayet etmiştir: Bir Arabî bir gün, Resulûllah'tan borcunu istemeye geldi. Çok şiddetli ve sert davranıyordu, "Ya ödeyeceksin veya ben Seni bırakmam" diyordu. Ashab onu azarlayıp, "Yazıklar olsun sana! Sen kiminle konuştuğunu biliyor musun?" dediler. Arabî, "Hakkımı istiyorum" dedi. O zaman Peygamberimiz (s.a.v.) ashabına, "Siz...
  • ADALET (5)

    İbn-i Asâkîr, Sa'd b. Mansur ve Beyhakî, Şa'bi'den şu hadis-i şerifi rivayet etmişlerdir: Hz. Ömer (r.a.) ile Ubey b. Ka'b (r.a.) arasında bir mesele vardı. Hz. Ömer (r.a.) Ka'b'a, "Aramızda birini hakem tayin et" dedi. Zeyd b. Sabit'i hakem tayin ettiler. Beraberce Zeyd'in yanına girince, Zeyd, üzerinde oturduğu minderden Hz....