EŞİTLİK VE KARDEŞLİK (4)
lerin ve siyahların arasındaki ayrılıkları düşününce, Resulûllah'ın Vedâ Hutbesi'nde buyurduğu eşitlik ve kardeşlik mesajının hikmeti daha iyi anlaşılacaktır. Bir dava lideri, bir yanlışı kaldırıyor, fakat onu hemen tatbike koyuyor, hem de kendi kabilesinden başlayarak... Öncülerin söz ve fiille nasıl örnek olacaklarının en güzel numunesini gösteriyor. Çifte standart uygulayarak, haksızlığa sebep olmuyor. Vedâ Hutbesi'nde, insanların ubûdiyet (kulluk) şartları içinde eşitliği vurgulanmaktadır. Herkes kuldur. Allah indinde eşittir. Üstün olan, takvası yüksek olandır. Resul-i Ekrem'in bu husustaki vahye dayalı mübarek sözleri her devirde ulaşılamayacak üstünlüktedir: "Ey mü'minler! Sözümü iyi dinleyin, iyi anlayın! Muhakkak ki, Rabbiniz birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktandır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde üstünlüğü yoktur. Şeref ve üstünlük ancak faziletledir. Müslüman Müslüman'ın kardeşidir. Bütün Müslümanlar kardeştir. Eşit hakka mâliktir. Din kardeşinize ait herhangi bir şeye, bir hakka tecavüz etmek, gönül rızası olmadıkça başkası için helal olmaz. Haksızlık yapmayın. Haksızlığa da boyun eğmeyin. Ahalinin haklarını gasbetmeyin. Sakın Benden sonra kâfirlerin yaptığı gibi, birbirinizle boğuşmayın." Yine Resulûllah (s.a.v.) Efendimiz, insanların eşitliğini şöyle beyan eder: "Ne Arab'ın Acem'e, ne Acem'in Arab'a, ne kırmızının siyaha, ne de siyahın kırmızıya takva (yani Allah'tan korkup O'nun emirlerine imtisal ve nehiylerinden kaçınma fazileti) dışında asla üstünlüğü yoktur." Dikkat edilirse; bütün insanların kardeşliği, Rablerinin birliğine, sonra da babalarının bir oluşuna bağlanıyor. Bütün insanların topraktan yaratılmasının vurgulanması ise eşitliğin en güzel gerekçesidir.
