ADALET (4)
İbn-i Mace, Ebu Sa'd'den şöyle rivayet etmiştir: Bir Arabî bir gün, Resulûllah'tan borcunu istemeye geldi. Çok şiddetli ve sert davranıyordu, "Ya ödeyeceksin veya ben Seni bırakmam" diyordu. Ashab onu azarlayıp, "Yazıklar olsun sana! Sen kiminle konuştuğunu biliyor musun?" dediler. Arabî, "Hakkımı istiyorum" dedi. O zaman Peygamberimiz (s.a.v.) ashabına, "Siz hak sahibiyle beraber değil misiniz?" buyurdular. Sonra Havle bint-i Kays'a birini göndererek, "Şayet yanında hurma varsa ödünç versin, borcumuzu ödeyelim, sonra ona öderiz" diye haber gönderdi. Havle, "Annem babam Sana feda olsun ya Resulallah! Veririm" dedi. O da, borçlandı ve Arabî'ye borcunu ödedi ve ona yemek yedirdi. Arabî, "Sen bana verdin, Allah da sana versin" dedi. Resulûllah'ın ashabı da, aynen Resulûllah'tan gördüğü gibi adalete riayet etmişlerdir. Beyhakî'nin Amr İbnu'l-As'ın oğlu Abdullah'tan rivayet ettiğine göre; Hz. Ebubekir bir Cuma günü hutbe okudu ve dedi ki: "Sabahleyin sadaka develerini hazırlayın. Taksimi yapacağız. Bizim iznimiz olmadan da, kimse yanımıza girmesin." Bu sebeple bir kadın kocasına, "Şu yuları al git, belki Allah, bize bir deve verir" dedi. Adam geldiğinde, Hz. Ebubekir'le Hz. Ömer'in, develerin yanına girdiklerini gördü. Hemen peşlerine takılıp yanlarına gitti. Hz. Ebubekir, bir ara geri dönünce adamı gördü, "Neden geldin?" diye azarladı ve elinden yuları alıp adama vurdu. Develerin taksimi işini bitirdikten sonra aynı adamı çağırdı. Yuları adama verdi ve, "Benim sana vurduğum gibi sen de bana vur" dedi. Hz. Ömer, "Senin vurduğun gibi o da sana vurmaz. Bunu bir gelenek yapma" dedi. Hz. Ebubekir, "Kıyamet gününde beni bundan kim kurtarır?" deyince, Hz. Ömer, "Onu razı et" dedi. Hz. Ebubekir, oğluna; ona yüküyle birlikte bir deve, bir parça kadife ve içinde 5 dinar bulunan bir kese götürmesini emretti. Böylece onun rızasını aldı.
