• TARİHÎ FARKLILIK (2)

    İnsanın maddî-manevî ve iktisadî varlığı üzerinde sahip olduğu haklara ve hürriyetlere; "şahsî hak ve hürriyetler" diyoruz. İnsana ait bu hak ve hürriyetler, kişinin "güvenlik ilkesi" ile birlikte yürürler ve birbirini tamamlarlar. Batıda şahsî hak ve hürriyetlerin gündeme gelmesi için, kişiyi haksız olarak tutulmaya karşı koruma gayesini güden XVIII. yüzyıla...
  • TARİHÎ FARKLILIK (3)

    yasak oluşu ve benzeri hükümler..." Resul-i Ekrem'in tesis ettiği cemiyetlerde sadece insanlara değil, hayvanlara dahi ne derece haklar tanındığını ve onların korunmasına ne derece ihtimam gösterildiğini ibretle görüyoruz. Batı dünyasında `hayvan hakları' kavramı 19. asrın son çeyreğinde gündeme gelmişken ve Birleşmiş Milletler Hayvan Hakları Bildirisi 1950'lere doğru...
  • DÜNYA GÖRÜŞÜ FARKLILIĞI

    İki metin arasındaki en önemli fark, kâinata ve olaylara bakıştaki yaklaşımdır. Buna göre, aralarındaki temel fark, akide farkıdır. Günümüzdeki ifadesiyle `doktriner farklılık'tır. Bilindiği üzere, ilmî ifadesiyle doktrin; kâinat, insan ve hayatı izah eden bilgi ve düşünce sistemidir. Hak olsun, bâtıl olsun her cihanşümul dava, doktrini itibariyle kâinat, insan...
  • DÜNYA GÖRÜŞÜ FARKLILIĞI (2)

    nış ve telâkkileri ilim metodlarıyla takdim etmeğe çalışmaktadır. Materyalist dünya görüşü, mâzi olarak İlkçağ'ın en ilkel felsefesi olmakla beraber, 18. asırda `pozitivist felsefe' adıyla kabuk değiştirerek insanlığa şirin görünmeyi başarabilmiştir. Ve bilhassa Fransız İhtilali'nden sonra, bir nevi asrî cehalet olarak evrenselleşmiştir. Bu görüş, hâkimiyeti Allah'tan alarak zayıf ve...
  • DÜNYA GÖRÜŞÜ FARKLILIĞI (3)

    lah'ın halifesi olmak sıfatıyla yaratılmıştır. Ve ölümle başlayan ebedî bir hayat vardır. Burada insanın hâl ve fiillerinin tarlası hükmündeki dünya hayatının hesabı görülecektir. İslam'ın bu `düalist' özelliği, yani ahiret ile dünyayı bir bütün olarak telakkî etmesi; insana, hayata ve olaylara bakışını da kendisine has kılmıştır. Vedâ Hutbesi'yle ve...
  • DÜNYA GÖRÜŞÜ FARKLILIĞI (4)

    yetlere tecavüz değil, bilakis karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma hâkim olur. Nefsi, tecavüzlerinden gemlemek ve bağlamanın ve ruhu yüce şeylere yöneltmenin neticesi iki dünya saadetidir. Hâlbuki, fertlerin hedefi menfaat olan cemiyetlerde, boğuşmaktan başka bir netice yoktur. Vedâ Hutbesi'nde insan hak ve hürriyetlerine verilen önem, Resul-i Ekrem (s.a.v.) Efendimizin tebliğe memur...
  • METOD FARKLILIĞI

    Evrensel Beyanname'nin üzerine oturtulduğu materyalist dünya görüşü, doğruyu arama veya insana yaklaşma yolunda beş duyuyu kullanmış; böylece; insanı, dar madde kalıpları içine hapsetmiştir. Bu metodla, değil insanın anlaşılması; en basit sorunlarına dahi cevap verilmesi mümkün değildir. Hâlbuki Resul-i Ekrem (s.a.v.) Vedâ Hutbesi'nde, insanı ve insana ait hak ve...
  • ÖLÇÜ FARKLILIĞI

    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde (dünya görüşünün materyalist oluşu sebebiyle) iki temel yanlışlık yer alır. Bu sebeple de Vedâ Hutbesi'yle mukayese edilemeyecek derecede kısır ve hakkaniyetten uzak kalmıştır: 1. Hak-bâtıl, doğru-yanlışın ayrılmaması: Beyanname, ölçü yanlışlığı ve zaafı dolayısıyla, hak-bâtıl, doğru-yanlış sınırlarını tayin ve tesbitte isabet edememiştir. Bu yanlış ölçü,...
  • ÖLÇÜ FARKLILIĞI (2)

    gibi telakki edilmiş, suç ve ceza takdiri de buna göre yanlış ya da hatalı olmuştur. Hâlbuki Resul-i Ekrem'in Vedâ Hutbesi'yle ortaya koyduğu ölçüler İlâhîdir. Yani, Hak ve bâtılın ne olduğunu, önem ve vehamet derecelerini; buna göre suç-ceza dengesini Allah-u Teâlâ ortaya koymuştur. Bu sebeple de, doğru ve mükemmel olmuştur.
  • ALLAH RESULÜ’NÜN HASTALANMASI VE UHREVÎ ÂLEME GÖÇÜ

    Peygamberimiz, hayatının son senelerinde rahatsızlanmıştı. Hastalığında Kendisine elden gelen ihtimam gösteriliyordu. 63 yaşında idi. 11. Hicrî senenin ikinci ayının son haftasında bir gece kalktı, yatağını terk etti ve mezarlığa gitti. Orada ashabından vefat etmiş olanlar için uzun müddet dua etti. Sonra evine döndü. Evde, zevcesinin baş ağrısından şikâyet ettiğini...