DÜNYA GÖRÜŞÜ FARKLILIĞI (2)
nış ve telâkkileri ilim metodlarıyla takdim etmeğe çalışmaktadır. Materyalist dünya görüşü, mâzi olarak İlkçağ'ın en ilkel felsefesi olmakla beraber, 18. asırda `pozitivist felsefe' adıyla kabuk değiştirerek insanlığa şirin görünmeyi başarabilmiştir. Ve bilhassa Fransız İhtilali'nden sonra, bir nevi asrî cehalet olarak evrenselleşmiştir. Bu görüş, hâkimiyeti Allah'tan alarak zayıf ve âciz olan insana vermeğe kalkışmış, bu ise kopkoyu bir evrensel emperyalizme dönüşmüştür. İşte, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, bu materyalist dünya görüşü mantığı ve ölçüleriyle ele alınmış ve yazılmıştır. Ele aldığı konular itibariyle, insana ve insan hak ve hürriyetlerine ihtimam gösteriyor gibi görünüyorsa da, mânâ ve mahiyetine nüfuz edildiğinde hakkaniyet ve adaletten çok uzak olduğu görülecektir. Çünkü, bu görüş, insanı `sosyo-ekonomik bir hayvan' olarak tarif etmiş ve bu boyutu ile ele almıştır. Uhrevî gaye ve ebedî saadet diye bir derdi yoktur. Hâlbuki Vedâ Hutbesi ise, Tevhid itikadını esas alan dünya-kâinat ve hayat görüşü olan Tevhidî dünya görüşünden kaynaklanmıştır. Vahiyle desteklenen en yüce Peygamberin irad buyurdukları eşi ve benzeri olmayan tarihî bir hutbedir. Yani, bu hitabenin kaynağı İlâhîdir. Her şeyde hâkimiyeti Allah'a veren ölçüler ile va'zedilmiştir. İlahî ve Nebevî kâinat-insan ve hayat görüşüne göre kâinat, Allah-u Teâlâ'nın taht-ı kudretindedir. Sebepler silsilesi, neticede asıl sebep olan Allah'tan kaynaklanır. Cenab-ı Hak kudreti, ilmi, iradesi ve sanatı ile bu âlemi nizamlamıştır ve her an onun üzerinde tasarrufu sürmektedir. Hayat, O'nun `Hayy' ism-i şerifinin tecellisiyle vardır ve hâlen bu tecelli ile devam etmektedir. İnsan O'nun kudret ve iradesiyle, bir imtihan maksadıyla, Al-
