TARİHÎ FARKLILIK (3)
yasak oluşu ve benzeri hükümler..." Resul-i Ekrem'in tesis ettiği cemiyetlerde sadece insanlara değil, hayvanlara dahi ne derece haklar tanındığını ve onların korunmasına ne derece ihtimam gösterildiğini ibretle görüyoruz. Batı dünyasında `hayvan hakları' kavramı 19. asrın son çeyreğinde gündeme gelmişken ve Birleşmiş Milletler Hayvan Hakları Bildirisi 1950'lere doğru kabul edilmişken, aynı esaslar ve hatta daha ileri seviyedeki düsturları 13 asır öncesinde tebliğ edilen İslamî hakikatlerde bulmak mümkündür. Resulûllah'ın hayvanlarla ilgili tavsiyelerine uyan İslam hukukçuları asırlarca evvel; "Hayvan sahiplerinin hayvanların yemlerine dikkat etmeleri, takatinin üstünde yük vurmamaları gerekir; aksi takdirde mezkûr hayvanların sahipleri ta'zir cezası ile cezalandırılır 271 hükmünü fıkıh kitaplarına derc etmişlerdir. Ecdadımız da, Resulûllah'ın tavsiyeleri doğrultusunda hayvan haklarına gerekli önemi vermiştir: 1502 tarihli İstanbul Belediye Kanunnâmesi'nde, "Ve ayağı yaramaz bargırı işletmeyeler ve hayvanları gözeteler, ağır yük vurmayalar; zira, dilsüz canavardır, her ne kim Allah-u Teâlâ yaratmıştır, hepsinin hukukunu muhtesip görüp gözetse gerektir. Şer'î hükmü vardır." 272 271 Ebu Ya'le, el-Ahkâmu's-Sultâniye, 275; Ali Haydar; Dereü'l-Hukkâm, II. 926 v.d.) 272 Osmanlı Kanunnâmeleri, II. 296, 297
