EMANETİN HAKKINA RİAYET (3)
kalmasını ifade eder. Emanet, saklanmak üzere bırakılan bir haktır. Dolayısıyla; Müslümanların da, kendilerine bırakılan emanetleri yerine getirmesi gerekir. Onlara riayet etmemek hıyanettir. Hz. Peygamber, Hicret'ten önce, kâfirlere ait kendisinde bulunan emanetleri yerine vermesi için Hz. Ali'yi görevlendirmişti. Kendisini anavatanından çıkmaya zorlayan kâfirlere karşı Hz. Peygamber'in bu davranışı çok manidardır. Allah'ın emirleri ve teklifleri, yüklenilen herhangi bir vazife emanettir. Onları layıkıyla yapmamak, emanete hıyanettir. İslam, emanete hıyanetin münafıklık alâmeti olduğunu bildirir. Zira, Hz. Peygamber şöyle buyrumuştur: "Münafığın alameti üçtür: Söyleyince yalan söyler, vaadini tutmaz, emanete hıyanette bulunur." 267 Kur'an'da Müslümanların vasıfları sayılırken, emaneti gözettikleri ve verdikleri sözleri tuttukları da zikredilir. "Onlar ki, emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler." 268 İnsanın geçici olarak elinde bulunan ve mülkiyetinde olan şeyler de, kendisine birer emanettir. Hz. Peygamber, Vedâ Hutbesi'nde, kadınlar konusunda Müslümanların dikkatli olmalarını; çünkü, onları Allah'ın emaneti olarak aldıklarını ve onlardan istifade ettiklerini ifade etmiştir. Emanet duygusu, imanın tezahürüdür. "Emanet sahibi olmayan kişinin, gerçek imanı yoktur" hadisi bunu ifade etmektedir. "Emanet duygusu kaybedildiği zaman kıyameti bekle!" buyurmuştur Resulûllah (s.a.v.)... Demek ki; emanet duygusunun kaybolması, kıyamet alâmetlerindendir. 267 Buharî 268 Meâric, 32
