• HZ. FÂTIMÂ’NIN GAZAPLANMASI KONUSUNDA AYET VE HADİSLER

    Hz. Fâtımâ (a.s.)'ın gazaplanmasının dinî olduğunun ispatı O'nun ahlakı hakkındaki ayetler ve hadislerdir. Resulüllah (s.a.v.)'in O'nun incitilmemesi konusunda pek çok hadisi mevcuttur: "Fâtımâ Benim bir parçamdır, kalbimin meyvesidir ve ruhumdur; O'nu inciten Beni incitmiştir, Beni inciten Allah'ı incitmiştir; O'nu gazaplandıran Beni gazaplanmıştır, O'na eziyet eden Bana eziyet etmiştir."1144 "Ya Fâtımâ, Allah-u Teala Senin gazabın için gazab eder, Senin hoşnutluğun için hoşnut olur."1145 Ayetlere bakarsak: 1- "Allah ve Resulü'nü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır."1146 2- "Allah ve Resulü'ne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır."1147 1144 Ahmed b. Hanbel, Müsned, Ali Hemadani Meveddet'ul-Kurba 1145 İbn-i Hacer Askalani, İsabe, c. 4, s. 375; Hakim Nişaburi, Müstedrek, c. 3, s. 154; Ebu'l İrfan es-Sebban, İs'afu'r-Rağibin, s. 171 1146 Ahzab, 57 1147 Tevbe, 61
  • FEDEK İLE İLGİLİ YAŞANANLAR KONUSUNDA EHL-İ BEYT VE SÜNNİ ALİMLER ARASINDA GÖRÜŞ İHTİLAFI VARDIR

    1- Ebu Bekir'den rivayet edilen hadis konusu: Ehl-i Beyt âlimlerden İbn'ul Mutahhar diyor ki: "Ebu Bekir, Fâtımâ'nın mirasını vermemiştir. Bu hususta yalnız kendisinin rivayet ettiği bir hadise dayanmış ve Fâtımâ (a.s.)'ın mirasını yemiştir. Çünkü O'na sadaka helaldir. Ebu Bekir, Resulüllah (s.a.v.)'in, "Peygamberler miras olarak dirhem veya dinar bırakmazlar. Onların bıraktıkları miras ancak ilimdir" 1148 mealindeki hadise dayanarak bu işi yapmıştır. Kur'an'ın hükmü ise bu hadise muhaliftir. Çünkü Allah şöyle buyuruyor: "Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki kadının hissesi kadar tavsiye eder." 1149 1148 Buhari, ilim: 10, Ebu Davud, ilim, İbn-i Mace mukaddime: 17 1149 Nisa, 11
  • FEDEK İLE İLGİLİ YAŞANANLAR KONUSUNDA EHL-İ BEYT VE SÜNNİ ALİMLER ARASINDA GÖRÜŞ İHTİLAFI VARDIR (2)

    Bu hüküm umumi olup, rivayet ettikleri hadisi de tekzib etmiştir. Başka ayetlerde şöyle buyuruluyor: "Süleyman Davud'a vâris oldu." 1150 "Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yâkuboğulları'na mirasçı olsun." 1151 Sünnilerin bu hadisle ilgili görüşleri Ehl-i Beyt'in görüşlerine tam terstir. Bu konu Sünni İbn Hadid'in Şerh-u Nehcü'l Belağa eserinde yer almaktadır. "İshak bana dedi ki: Bu hadis-i şerifi Mâlik bin Enes'den işittim. O da İbn-i Şehab­i Zühri'den işitmiş. Ona da, Mâlik bin Evs haber vermiş. Ben Mâlik bin Evs'e gidip sordum. Bana dedi ki, `Öğleden evvel evimde oturuyordum. Hz. Ömer'in adamı geldi. Halife seni istiyor dedi. Halifenin huzuruna gittim. Halife bir sedir (kanepe) üzerinde oturuyordu. Kanepede döşek yoktu. Bir yastığa dayanmıştı. Selam verdim ve oturdum. Bana dedi ki, `Sizin aşiretinizden birkaç kişi geldi. Kendilerine para verilmesini emrettim. Bu parayı almak ve onlara dağıtmak için, sizi istedim. Alınız dağıtınız!' Halifeye beni mazur bulmasını, bu vazifeyi başkasına yaptırmasını istirham ettim. Fakat ısrar ettiler. Reddedemedim. O sırada odacı gelerek, Osman, Abdurrahman, Zübeyr, Sa'd bin Ebi Vakkas'ın içeri girmek için izin istediklerini söyledi. İzin verdi, girdiler. Oturdular. Biraz sonra, `Ali (a.s.) ve Abbas da içeri girmeye izin istiyorlar' denildi. İzin verildi, geldiler, oturdular. 1150 Neml, 16 1151 Meryem, 5-6
  • FEDEK İLE İLGİLİ YAŞANANLAR KONUSUNDA EHL-İ BEYT VE SÜNNİ ALİMLER ARASINDA GÖRÜŞ İHTİLAFI VARDIR (3)

    Hz. Abbas söze başlayıp, `Allah-u Teala'nın Resulüllah (s.a.v.)'e ihsan eylediği (Ben-i Nadr) malından dolayı hâsıl olan anlaşmazlığın giderilmesini istiyoruz' dedi. Önceden gelenlerin de rahat etmeleri ve razı olmaları için, bu işin görüşülmesini istedi. Önce halife söze başlayıp, `Yeri ve gökleri yaratan ve her an varlıkta durmalarına izin veren Allah-u Teala'nın uluhiyet ve izzeti hakkı için sizden sorarım ki, Resulüllah (s.a.v.), `Biz peygamberler miras bırakmayız, bıraktıklarımız sadaka olur' buyurdu mu? Bu hadisi söylediğinden haberiniz var mı?' dedi. Önce gelen Osman ve arkadaşları, `Evet, haberimiz var, söyledi' dediler. Halife sonra Ali'ye ve Abbas'a dönerek aynı soruyu tekrarladı. İkisi de, `Evet, biliyoruz' dediler. Halife şöyle karşılık verdi: `O halde, bu işte verilecek hükmü dinleyebilirsiniz: Cenab-ı Rabbü'l Âlemin bu malı, ganimet olarak vermiştir. Bunu yalnız Habib-i Ekrem'ine ihsan ettiğini ve bu selahiyeti başkasına bahşetmediğini, Haşr Sûresi'nin altıncı ayeti göstermektedir. Fahr-i Kainat Efendimiz bugün mevcut olan kısmı kalıncaya kadar hepsini sarf etmiş ve İslamiyet'e uygun olarak dağıtmıştır. Çoluk çocuğunun meşru ihtiyaçlarını o ganimetten ayırır, fazla kalanı Beytü'l-mal'dan hakkı olanlara verirdi. Siz ne dersiniz? Resulüllah (s.a.v.) böyle yapmaz mıydı?' Halifenin bu sualine orada bulunanlar, `Evet, öyledir' dediler. Halife hazretleri sözüne devam ederek: `Resulüllah (s.a.v.) vefat edince Ebu Bekir-i Sıddık idareyi eline aldı. Resulüllah (s.a.v.)'in yaptığını o da öylece yaptı. Ölünceye kadar öyle idare etti ki, idaresinde hiçbir kusur yok idi. Şimdi siz ikiniz beni konuşturmaya, benden sormaya geldiniz. Sualiniz bir olduğu gibi işiniz de birdir. Sen ey Abbas! Kardeşinin oğlu Ali'nin hakkını, Ali de, Zevcesinin Babasından kalan hakkını sormaya geldiniz. Size, kendinizin
  • FEDEK İLE İLGİLİ YAŞANANLAR KONUSUNDA EHL-İ BEYT VE SÜNNİ ALİMLER ARASINDA GÖRÜŞ İHTİLAFI VARDIR (4)

    işittik dediğiniz (Biz miras bırakmayız...) hadis-i şerifini hatırlattım. Sora Resul-i Ekrem Efendimizin haklı halifesi olan Ebu Bekiri Sıddık'ın yaptığını bildirdim. Halife olduğum gün bu işin idaresini siz ikinize bırakmıştım ve bu işi önceki gibi idare etmenizi size şart eylemiştim.' Hz. Osman'ın ve arkadaşlarının yanında, Hz. Ali ile Abbas'ın sualine karşı, bu şart ile verilmiş olduğunu bildirdi. Sonra, `Şimdi siz, buna uymayan bir iş yapmaya izin istemek için gelmiş iseniz, yeri ve gökleri yaratanın büyüklüğüne yemin ederim ki, Allah-u Teala'nın ve O'nun Resulü'nün (s.a.v.) rızalarına uymayan bir işin yapılmasına izin vermem. İdaresinden aciz iseniz bana geriye verin! Sizin ihtiyaçlarınızı temin ederim' dedi. Urve Tebn-i Zübeyr'den burası soruldukta, Mâlik bin Evs'den böylece sorulduğunu tekrar bildirdi. Sonra Resulüllah (s.a.v.) Efendimizin mübarek zevcesi Aişe hazretlerinden gelen bir haberi de şöyle anlattı: `Bir gün Ezvac-ı Tahirat ganimetten kendilerine düşen hisse miktarlarını, o zaman halife olan babamdan sorup almak için, beni babama gönderdiler. `Cenab-ı Hak'tan korkmuyor musunuz? Resulüllah (s.a.v.) Efendimizin (biz peygamberlerin mirası olmaz), hadis-i şerifi, sizin hisseniz olmadığını gösteriyor. Bu hadis-i şerifi hatırlar mısın?' buyurdu. Bu red cevabını alınca hatırladım ve geri döndüm.' Ehl-i Beyt âlimleri tarihte kaydedilmiş tek şey olan bu olayı reddetmektedirler. Ömer birinci halifenin nakline dayanarak hüküm verdi ve orada bulunan kişiler de buna şahitlik ettiler." 1152 Yukarıdaki olayda tasdik edildiği söylenen bu hadis, Kur'an'ın miras hükümlerini anlatan ayetlerine ters düşmesi sebebiyle, Hz. Ali'nin asıl düşüncesinin aşağıda anlattığımız gibi olduğu söylenmektedir. Aksi taktirde Hz. Ali'nin Kur'an'ın mirasla ilgili hükümlerini reddeden bir ifadeyi kabul ettiğini söylememiz gerekir ki bu mümkün olamaz. 1152 Şerh-u Nehcü'l Belağa, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 14, s. 299
  • HZ. ALİ, HALİFELİĞİ DÖNEMİNDE FEDEK’İ NEDEN SAHİPLERİNE VERMEDİ?

    Ebu Bekir'in Fedek hurmalığı zorla aldığı düşünülürse, Hz. Ali (a.s.) halife olunca her şey elinde ve emrinde olmasına rağmen, bu hurmalığı neden Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e teslim etmedi? Üç halifenin yaptıklarını değiştirmedi? Sünni alimler, Hz. Ali (a.s.)'ın halife iken önceki üç halifenin yaptıklarını değiştirmemesini, Fedek konusunda Ebu Bekir'in yaptıklarının tamamen doğru olduğunun ispatı olarak yorumlamaktadırlar. "Ebu Bekir Fâtımâ (a.s.)'ın mirasını yemiştir" iddiası: Sünni alimler bu iddiayı tamamen reddetmektedirler. İmam Zehebi, Mutahhar'a yazmış olduğu reddiyede şöyle demektedir:
  • HZ. ALİ, HALİFELİĞİ DÖNEMİNDE FEDEK’İ NEDEN SAHİPLERİNE VERMEDİ? (2)

    "Mirasla ilgili ayetin1153 umum ifade eden hükmünden Fedek arazisi yukarıdaki hadisle tahsis edilerek müstesna kılınmıştır. Kafirin ve kasten adam öldürenin ve kölenin de ayetin hükmü dışında kalarak mirasçı olamayacakları hususu da böyledir. Kaldı ki, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer, Resulüllah (s.a.v.)'in geri bıraktığı malının birkaç mislini Ali (a.s.) ve çocuklarına vermiştir. Bütün bunlardan başka Hz. Ömer, Resulüllah (s.a.v.) o mal ile nasıl tasarruf etmişse onların da aynısını yapmaları için Resulüllah (s.a.v.)'in terekesini Ali (a.s.) ve Abbas'a teslim etmesi, Ebu Bekir ve Ömer'e yapılan töhmeti reddeder." Bu imam ayrıca, "Eğer Fâtımâ (a.s.) miras yoluyla Fedek arazisine sahip çıkmışsa hibe iptal olmuştur. Fedek arazisi O'na hibe edilmişse miras iptal olmuştur. Eğer bu hibe Resulüllah (s.a.v.)'in hastalığı esnasında vukû bulmuşsa, birisine hakkından fazlasını tavsiye etmekten münezzehtir. Yok eğer sıhhati zamanında Fedek arazisini hibe etmişse, bu hibenin o zaman teslim edilmiş olması şarttır" demektedir. Resulüllah (s.a.v.) Fedek arazisini Fâtımâ (a.s.)'a hibe ettikten sonra bu durumun Ehl-i Beyt ve Müslümanların indinde bilinmeyip, yalnız Ümmü Eymen ve Ali tarafından bilinmiş olması nasıl mümkün olabilir? Bu bazı Sünni alimlerin iddialarıdır. Buna cevap olarak Ehl-i Beyt alimleri diyor ki: Bu iddia olsa olsa Hz. Fâtımâ (a.s.)'a atılan bir iftiradır. Çünkü ayet ve hadislerle Hz. Fâtımâ'nın masumiyeti ve Allah nazarındaki özel konumu tasdik edilmiştir. Hz. Fâtımâ (a.s.)'ın temiz ve her türlü pislikten uzak olduğu ile ilgili hadislerden örnekler verelim: Vaile b. Eska'dan nakledilen rivayet şöyledir: 1153 Nisa, 11
  • HZ. ALİ, HALİFELİĞİ DÖNEMİNDE FEDEK’İ NEDEN SAHİPLERİNE VERMEDİ? (3)

    "Fâtımâ (a.s.)'ın yanına vardım ve O'na Ali (a.s.)'ın nerede olduğunu sordum. `Resulüllah (s.a.v.)'in yanına gitti' dedi. Ben O'nu beklemeye koyuldum. Aniden Peygamber (s.a.v.) teşrif buyurdu. Ali (a.s.), Hasan (a.s.), Hüseyin (a.s.) da O'nunla birlikte idiler. Hz. Peygamber ve Hz. Ali her biri Hasan ve Hüseyin'den birinin elini tutmuştu. Peygamber Ali ve Fâtımâ'yı yanına çağırdı Hasan ve Hüseyin'i dizlerine oturttu. Elbisesini onların üzerine örttü ve şöyle dua etti: Allah'ım bunlar Benim Ehl-i Beyt'imdir. Onlardan pisliği gider ve onları tertemiz kıl."1154 Resulüllah (s.a.v.) Hz. Fâtımâ (a.s.) hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala, kızım Fâtımâ'nın kalp ve azalarını imanla öyle doldurmuştur ki, Allah'ın itaati için kendisini bütün meşguliyetlerden uzak tutmaktadır."1155 Hz. Fâtımâ (a.s.) o kadar kendini Allah'a adamıştır ki, dünya malı için değil yalan söylemek, böyle bir şeyi düşünmeyi dahi aklına getirmeyecek bir yaradılıştadır. Bu bakımdan, O'na iftira atmak, aslında O'nun hakkında nâzil olan ayetlere terstir. Ve bir mânâda ayeti inkardır. Hadislere terstir, Resulüllah (s.a.v.)'in O'nun hakkında söylediklerine, sünnete aykırıdır. Hz. Fâtımâ (a.s.)'ın verdiği mücadelede bir müddet sonra sessiz kalmayı tercih etmesi bazı Sünni alimlerce O'nun verilen hükme razı olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Buna karşılık Ehl-i Beyt alimlerinin kimisi şöyle bir gerekçe getirmektedir: Bazen zalimin güçlü olduğundan dolayı mazlum, düşmanlar karşısında yüz suyunu korumak için sükut etmek zorunda kalıyor. 1154 Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4. Cüz, s. 107 1155 Biharü'l-Envar, c. 43, s. 46
  • HZ. ALİ, HALİFELİĞİ DÖNEMİNDE FEDEK’İ NEDEN SAHİPLERİNE VERMEDİ? (4)

    Mazlum Fâtımâ (a.s.) da kesinlikle onlardan razı olmamış, üstelik bu dünyadan o gazap üzere ayrılmıştır. Buna Sünni alimlerden örnek vererek Buhari ve Müslim'de yer alan şu rivayete yer vermektedirler: "Fâtımâ (a.s.) Ebu Bekir'e gazab etti; ondan uzak durdu ve ölünceye kadar da onunla konuşmadı."1156 2- Ebu Bekir'den rivayet edilen hadis konusu: İbn'ul Mutahhar diyor ki: "Ebu Bekir, Fâtımâ'nın mirasını vermemiştir. Bu hususta yalnız kendisinin rivayet ettiği bir hadise dayanmış ve Fâtımâ (a.s.)'ın mirasını yemiştir. Çünkü O'na sadaka helaldir. Ebu Bekir, Resulüllah (s.a.v.)'in `Peygamberler miras olarak dirhem veya dinar bırakmazlar. Onların bıraktıkları miras ancak ilimdir' mealindeki hadise dayanarak bu işi yapmıştır. Kur'an'ın hükmü ise bu hadise muhaliftir. Çünkü Allah şöyle buyuruyor: `Allah, çocuklarınız hakkında, erkeğe iki kadının hissesi kadar tavsiye eder.'1157 Bu hüküm umumi olup, rivayet ettikleri hadisi de tekzib etmiştir. Başka ayetlerde şöyle buyuruluyor: `Süleyman Davud'a vâris oldu.'1158 `Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yâkuboğulları'na mirasçı olsun.'1159 Hz. Ali'nin halife olunca Fedek'in durumunu değiştirmemesine Ehl-i Beyt alimleri ne diyor? Ehl-i Beyt alimleri Hz. Ali (a.s.)'ın Fedek konusunda farklı hareket etmemesini üç madde ile açıklarlar: 1- Ehl-i Beyt gasp edilen mallarını geri almaz. Nitekim, Resulüllah (s.a.v.) Mekke'yi fethedince, vaktiyle gasp edilmiş evini onlardan geri almadı. 1156 Peşaver Geceleri, s. 57 1157 Nisa, 11 1158 Neml, 16 1159 Meryem, 5-6
  • HZ. ALİ, HALİFELİĞİ DÖNEMİNDE FEDEK’İ NEDEN SAHİPLERİNE VERMEDİ? (5)

    2- Hz. Ali (a.s.), Hz. Fâtımâ (a.s.)'a uyarak Fedek'ten bir şey almadı. Hz. Ali'nin Fedek bahçesini almaması takiyye içindir. 3- Böyle bir uygulama için Hz. Ali (a.s.)'ın tam olarak özgür hareket etme gücüne sahip olması gerekir. Ancak yaşanan gelişmeler Hz. Ali (a.s.)'a diğerlerinden farklı uygulamaları yapma imkanı vermemiştir.