FEDEK İLE İLGİLİ YAŞANANLAR KONUSUNDA EHL-İ BEYT VE SÜNNİ ALİMLER ARASINDA GÖRÜŞ İHTİLAFI VARDIR (3)


Hz. Abbas söze başlayıp, `Allah-u Teala'nın Resulüllah (s.a.v.)'e ihsan eylediği (Ben-i Nadr) malından dolayı hâsıl olan anlaşmazlığın giderilmesini istiyoruz' dedi. Önceden gelenlerin de rahat etmeleri ve razı olmaları için, bu işin görüşülmesini istedi. Önce halife söze başlayıp, `Yeri ve gökleri yaratan ve her an varlıkta durmalarına izin veren Allah-u Teala'nın uluhiyet ve izzeti hakkı için sizden sorarım ki, Resulüllah (s.a.v.), `Biz peygamberler miras bırakmayız, bıraktıklarımız sadaka olur' buyurdu mu? Bu hadisi söylediğinden haberiniz var mı?' dedi. Önce gelen Osman ve arkadaşları, `Evet, haberimiz var, söyledi' dediler. Halife sonra Ali'ye ve Abbas'a dönerek aynı soruyu tekrarladı. İkisi de, `Evet, biliyoruz' dediler. Halife şöyle karşılık verdi: `O halde, bu işte verilecek hükmü dinleyebilirsiniz: Cenab-ı Rabbü'l Âlemin bu malı, ganimet olarak vermiştir. Bunu yalnız Habib-i Ekrem'ine ihsan ettiğini ve bu selahiyeti başkasına bahşetmediğini, Haşr Sûresi'nin altıncı ayeti göstermektedir. Fahr-i Kainat Efendimiz bugün mevcut olan kısmı kalıncaya kadar hepsini sarf etmiş ve İslamiyet'e uygun olarak dağıtmıştır. Çoluk çocuğunun meşru ihtiyaçlarını o ganimetten ayırır, fazla kalanı Beytü'l-mal'dan hakkı olanlara verirdi. Siz ne dersiniz? Resulüllah (s.a.v.) böyle yapmaz mıydı?' Halifenin bu sualine orada bulunanlar, `Evet, öyledir' dediler. Halife hazretleri sözüne devam ederek: `Resulüllah (s.a.v.) vefat edince Ebu Bekir-i Sıddık idareyi eline aldı. Resulüllah (s.a.v.)'in yaptığını o da öylece yaptı. Ölünceye kadar öyle idare etti ki, idaresinde hiçbir kusur yok idi. Şimdi siz ikiniz beni konuşturmaya, benden sormaya geldiniz. Sualiniz bir olduğu gibi işiniz de birdir. Sen ey Abbas! Kardeşinin oğlu Ali'nin hakkını, Ali de, Zevcesinin Babasından kalan hakkını sormaya geldiniz. Size, kendinizin
Scroll to top