• HZ. FÂTIMA’NIN HAYATININ SON GÜNLERİNDE DAHİ DİKKAT ETTİĞİ HAYÂ VE İFFETİ

    Hz. Fâtıma (a.s.) hayatının son günlerinde Umeys kızı Esma'ya şöyle buyurdu: "Ey Esma! Ben, kadınların cenazesinin üzerine bir bez atılarak dört ağaç üzerinde mezarlığa doğru götürülmesini sevmiyorum. Zira onun bedeninin izleri parçanın altından gözükmekte ve herkes onun bedeninin hacmini görmektedir." Esma, Hz. Fâtıma (a.s.)'ın bu sözlerine karşılık şöyle dedi: "Ben Habeşistan'da bir şey (tabut) görmüştüm, şimdi onun şeklini Sana göstereceğim." Esma, bunu dedikten sonra birkaç yaş çubuk getirmelerini istedi, sonra onları eğerek (şimdiki tabut şekline sokarak) üzerine bir bez attı ve onu böylece Hz. Fâtıma'ya (a.s.) göstermiş oldu. Hz. Fâtıma (a.s.) onu görünce gülümseyerek şöyle buyurdular: Ne güzel bir şeydir! Zira cenaze onun içerisine bırakıldığında artık cenazenin erkek veya kadın olup olmadığı belli olmuyor." 147 147 Bihârü'l-Envâr, c. 33, s. 458; c. 41, s. 155
  • HZ. FÂTIMA’NIN HAYATININ SON GÜNLERİNDE DAHİ DİKKAT ETTİĞİ HAYÂ VE İFFETİ (2)

    Hz. Peygamber (s.a.v.) değerli kızı Fâtıma'nın (a.s.) yanına geldi. O'nu üzgün görünce: "Kızım neden üzgünsün?" diye sordu. Fâtıma (a.s.) cevaben şöyle dedi: "Babacığım! Kıyamet günü halkın çıplak olarak haşrolacağını hatırladım da ondan." Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kızım! O gün gerçekten çok korkunç bir gündür. Ama vahiy meleği (Cebrail) Allah tarafından Bana haber verdi ki; o gün toprağın atından çıkacak ilk şahıs Benim. Benden sonra atan İbrahim çıkacak, O'ndan sonra da eşin Emirü'l-Mü'minîn çıkacaktır. Bu esnada Allah-u Teala Cebrail'i bin melekle Sana doğru gönderecek ve kabrinin üzerine nurdan yedi kubbe dikilecektir. Daha sonra İsrafil, nurdan olan üç elbise ile başının üzerine duracak ve; `Ey Muhammed'in değerli kızı! Senin haşrolma günündür, kalk!' diye seslenecek. Sen de tam bir emniyet, huzur ve kâmil bir örtü içerisinde kalkacaksın. İsrafil o cennet elbisesini Sana verecek ve Sen de onları giyeceksin. Bu esnada Zukayil isminde diğer bir melek, yuları inciden olan ve arkasına da altından bir tahtırevan bırakılan bir bineği Senin için getirecek ve Sen tam bir azamet ve yücelikle o bineğe bineceksin . Zukayil, Senin önünde, ellerinde tesbih ve övgü bayrakları bulunan yetmiş bin melek olduğu halde bineğini çekecektir. Mahşere doğru hareket ettiğinde ise yetmiş bin huri Seni karşılamaya gelecekler Sana bakmakla neşet ve hoşnutluk içerisinde olacaklar. Onların her birinin elinde nurdan, havaya güzel koku saçan aletler vardır. Kendilerini yeşil zebercetten süslemiş ve başlarında da halis cevherlerden taçlar vardır." 148 148 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 225
  • HZ. FÂTIMA’NIN HAYATININ SON GÜNLERİNDE DAHİ DİKKAT ETTİĞİ HAYÂ VE İFFETİ (3)

    Hz. Ali (a.s.) şöyle buyuruyor: "Hz. Resûlullah (s.a.v.)'in huzurunda olduğumuz bir sırada şöyle buyurdular: `Müslüman bir kadın için en güzel şey nedir?' Bizim hepimiz doğru cevap vermekten aciz kaldık. Ben Resûlullah'ın (s.a.v.) huzurundan ayrılıp eve döndüm ve olayı Fâtıma'ya anlattım. Fâtıma cevaben şöyle dedi: `Müslüman kadın için en güzel şey, namahrem (yabancı) erkekleri görmemesi, namahrem erkeklerin de onu görmemesidir.' Sonra Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına vardım ve Fâtıma'nın verdiği cevabı söyledim. Hz. Peygamber (s.a.v.) Fâtıma'nın vermiş olduğu cevaptan dolayı o kadar hoşnut oldu ki: `Fâtıma, bedenimin bir parçasıdır' buyurdular." 149 Ali b. Hüseyin b. Ali (a.s.)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Bir kör Resûlullah (s.a.v.)'in kızı Fâtıma'nın (a.s.) yanına gelmek için izin istedi. Fâtıma (a.s.) kendisini ondan sakladı. Resûlullah (s.a.v.) O'na dedi ki: `Niçin örtündün, o seni görmüyor ki?' Dedi ki: `Ya Resulallah! O Beni görmüyorsa, Ben ki onu görüyorum. Kaldı ki, o koku alabiliyor.' Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Şahitlik ederim ki Sen Benim bir parçamsın." Hz. Fâtıma (a.s.) kadınlar için en hayırlı olan şeyi anlatırken şöyle demiştir: "Kadınlar için en iyisi (yabancı) erkekleri görmemesi ve (yabancı) erkeklerin onları görmemeleridir." 150 149 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 54; c. 103, s. 238, az bir farkla. 150 Hilyetü'l-Evliya, c. 2, s. 40
  • HZ. FÂTIMA’NIN HAYATININ SON GÜNLERİNDE DAHİ DİKKAT ETTİĞİ HAYÂ VE İFFETİ (4)

    Resûlullah (s.a.v.) ashabına "kadın nedir?" diye sordu. Dediler ki: "Örtülmesi gereken avrettir". Buyurdu ki: "Peki ne zaman Rabbine en yakın halde olur?" Bu soruya ne cevap vereceklerini bilemediler. Hz. Fâtıma (a.s.) bunu duyunca şöyle dedi: "Evinin iç bölümünden ayrılmadığı zaman Rabbine en yakın olur." Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Hiç şüphesiz, Fâtıma Benim bir parçamdır." 151 151 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 92
  • `ÖNCE KOMŞU, SONRA HANE’ DİYEN ANNE

    İmam Hasan-ı Mücteba (a.s.) şöyle buyuruyor: "Annem Zehra (a.s.)'ın, Cuma akşamı sabaha kadar âlemlerin Rabbine ibadet ettiğini gördüm; sabah şafak sökünceye kadar daima rükû ve secde halindeydi. Mü'minlerin tek tek isimlerini zikredip onlara dua ediyordu fakat kendisi için hiç dua etmedi. Bu durumu görünce; "Anneciğim, neden kendin için dua etmiyorsun?" diye sordum. Annem cevaben şöyle buyurdular: "Önce komşu, sonra ev (insanın kendisi!)." 152 152 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 81, s. 313; c. 93, s. 3
  • HZ. FÂTIMA’NIN ENGİN MERHAMETİ

    Hz. Peygamber (s.a.v.) Hz. Hüseyin'in (a.s.) şehit olacağını ve çekeceği diğer musibet ve sıkıntıları kızı Hz. Fâtıma'ya (a.s.) haber verdiğinde Fâtıma (a.s.) çok ağladı ve şöyle dedi: "Bu sıkıntı ve musibetler ne zaman vukû bulacaktır?" Peygamber (s.a.v.), "Ben, Sen ve Ali dünyada olmadığımız bir zamanda" buyurdular. Fâtıma (a.s.) bu sözü duyunca ağlaması daha çoğaldı. Sonra: "Kim Hüseyin'ime ağlayacak ve O'nun için yas tutacaktır" dediğinde de Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdular: "Fâtımacığım! Ümmetimin kadınları, Ehl-i Beyt'imin kadınlarına, erkekleri de erkeklerine ağlayacaklar. Her yıl O'nun yasını yenileyecekler (canlandıracaklar), kıyamet günü olduğunda Sen kadınlara şefaat edeceksin, Ben de erkeklere. Kim Hüseyin'in sıkıntı ve musibetine ağlamış olursa, onun elini tutup cennete götüreceğiz.
  • HZ. FÂTIMA’NIN ENGİN MERHAMETİ (2)

    Fâtımacığım! Kıyamet günü Hüseyin'in musibetine ağlayan göz dışında bütün gözler ağlayacaktır; o göz cennet nimetlerine ulaşmak için gülecektir." 153 Bir gün Hz. Fâtıma (a.s.) Resûlullah'a (s.a.v.) şöyle dedi: "Babacığım, kıyamet günü Seni nerede ziyaret edeyim?" Hz. Peygamber (s.a.v.), "Cennetin kapısının kenarında; orada Hamd Sancağı Benim elimde olacak ve Ben ümmetime şefaat edeceğim." Hz. Fâtıma (a.s.): "Orada Seni mülakat etmezsem, nasıl?" Hz. Peygamber (s.a.v.) , "Kevser havuzunun başında ümmetimi suyla doyurduğumla Benimle görüş." Hz. Fâtıma (a.s.): "Eğer orada görmezsem, nasıl?" Hz. Peygamber (s.a.v.): "Sırat Köprüsü'nün yanında durup: `Allah'ım! Ümmetimi esen kıl' dediğimde Beni mülakat et." Hz. Fâtıma (a.s.): "Orada da ziyaret edemezsem, nasıl?" Hz. Peygamber (s.a.v.): "Terazinin yanında; `Allah'ım! Ümmetimi esen kıl' dediğim zaman Beni mülakat et." Hz. Fâtıma (a.s.): "Orada da mülakat etmek mümkün olmazsa, nasıl?" Hz. Peygamber (s.a.v.): "Beni, cehennemin yanında onun alevini ve kıvılcımlarını ümmetimden uzaklaştırdığım zaman mülakat et." Hz. Fâtıma (a.s.) bu haberden çok sevindi ve hoşnut oldu. Allah'ın selamı O'na, Babasına (s.a.v.), Eşine ve Evlatlarına olsun." 154 153 Bihârü'l-Envâr, c. 44, s. 292 154 Bihârü'l-Envâr, c. 8, s. 35; c. 36, s. 288
  • HZ. FÂTIMA’NIN DUASININ KABUL OLMASI

    İki eli, iki ayağı kesilmiş ve her iki gözü de çıkmış olan bir adam; "Allah'ım beni ateşten koru" diye feryad ediyordu. Bir şahıs ona; "Senin için bir ceza kalmadığı halde yine de Allah'ın seni ateşten korumasını mı istiyorsun?" dediğinde o adam şöyle dedi: "Ben Kerbela'da idim. İmam Hüseyin (a.s.) öldürüldüğünde, O'nun üzerinde değerli bir şalvar ve kuşağın olduğunu gördüm, bütün elbiseleri yağmalanmıştı, sadece üzerinde bir şalvar kalmıştı. Hüseyin (a.s.)'ın bedenine doğru yaklaştım, o kuşağı açmak istediğimde, elini kaldırıp onun üzerine koydu! Elini kenara itemedim, bu yüzden elini kestim. Yine o kuşağı açmak istediğimde bu defa sol elini o kuşağın üzerine koydu! Her ne yaptımsa elini onun üzerinden kaldıramadım. Bundan dolayı sol elini de kestim. Yine de o kuşağı açmak istedim, bu anda zelzelenin korkunç sesini duydum! Korkarak kenara çekildim, geceleyin şehitlerin parça parça olan bedenlerinin yanında yattım.
  • HZ. FÂTIMA’NIN DUASININ KABUL OLMASI (2)

    Uyku âleminde Hz. Muhammed'in (s.a.v.), Hz. Ali (a.s.) ve Hz. Fâtıma (a.s.) ile gelip, İmam Hüseyin'i (a.s.) öptüğünü gördüm. Hz. Peygamber (s.a.v.), `Oğlum, Seni öldürdüler mi? Allah da Seni bu hale sokanları öldürsün!' buyurdu. İmam Hüseyin (a.s.), `Beni Şimr öldürdü, burada yatan bu şahıs da benim ellerimi kesti' dedi. Fâtıma (a.s.) da bana bakıp şöyle dedi: `Allah el ve ayaklarını kessin, gözlerini çıkarsın ve seni ateşe soksun.' Uykudan uyandım, el ve ayaklarımın kesildiğini ve kör olduğumu anladım. Fâtıma'nın (a.s.) üç duası da kabul olmuştur ama dördüncüsü (ateşe atılmak) halen duruyor. İşte bundan dolayı; `Allah'ım, beni ateşten koru' diye dua ediyorum." 155 155 Bihârü'l-Envâr, c. 45, s. 311
  • HZ. FÂTIMA TARİHTE EN ÇOK AĞLAYAN BEŞ KİŞİDEN BİRİDİR

    İmam Sâdık (a.s.) buyurmuştur ki: "Çok ağlayanlar beş kişidir: Hz. Adem (a.s.), Hz. Yâkub (a.s.), Hz. Yusuf (a.s.), Hz. Fâtıma (a.s.) ve İmam Zeynelâbidin'dir (a.s.). Hz. Resûlullah'ın (s.a.v.) rıhletinden sonra Hz. Fâtıma (a.s.)'ın ölünceye kadar bir daha güldüğü görülmemiştir. Hatta öyle çok ağlamıştır ki, Medine halkı O'nun ağlamasından rahatsız olarak: `Çok ağlamanla bizi rahatsız ediyorsun' demeye başladılar. Hz. Fâtıma (a.s.) onların bu sözlerinden dolayı Uhud şehitlerinin mezarlarına doğru gidip orada ağlayarak evine dönüyordu." 156 "Harâic" kitabında İmam Sâdık'ın (a.s.) şöyle buyurduğu yer alır: "Fâtıma (a.s.) Resûlullah'tan sonra yetmiş beş gün yaşadı. Değerli babalarının ayrılığından dolayı çok şiddetli bir hüzne bürünmüştü. Cebrail (a.s.)'anına gelip O'nu teselli ederdi; Babalarının cennetteki yeri ile ilgili ve Kendisinden sonra zürriyetinde vukû bulacaklar hakkında O'na haber verirdi. Ali (a.s.) da onları yazardı." 157 156 Hisal, s. 272, H.15 157 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 156