• HZ. FÂTIMA’NIN RESÛLULLAH İLE MEDİNE’YE HİCRET ETMESİ

    Mekke'den Medine'ye hicret hadisesi Bi'set'in 13. yılında gerçekleşmiştir. Resûlullah hareket edecekleri gece, Hz. Ali'ye (r.a.) "Yatağımda yat uyu. Üzerin örtülü olsun! Sakın korkma. Sana hiçbir zarar veremeyecekler" buyurarak Kendi yatağına yatmasını emretti. Hz. Ali Resûlullah'da bulunan emanetleri teslim edecek ve O'nun borçlarını ödeyecekti. İbnu'l-Esir Usdü'l-Gabe adlı eserinde bu hadise ile ilgili olarak şunlar yazmaktadır: "Resûlullah (s.a.v.) Medine'ye hicret edeceği zaman Kendi yerine Ali bin Ebi Tâlib'i bırakmıştır. Yola çıkacağı zaman Ali'ye (a.s.) şöyle buyurmuştur: `Yeşil örtüm ile örtün ve onlardan Sana inşallah hiçbir kötülük erişmez.' Hz. Ali (a.s.) durumun ciddiyetini bildiği halde Resûlullah'ın
  • HZ. FÂTIMA’NIN RESÛLULLAH İLE MEDİNE’YE HİCRET ETMESİ (2)

    (s.a.v.) yatağına yattı. Bu anda Allah Cebrail ve Mikail'e şöyle vahyetti: `Ben ikinizin arasında kardeşlik kıldım. Birinizin ömrünü öbürünüzden daha kısa kılsam, hanginiz kardeşi uğruna hayatını esir eder?' Bunun üzerine ikisi de hayatı tercih ettiler. Şanı aziz olan Allah şöyle vahyetti: `Neden Ali bin Tâlib gibi olmadınız? Kendisi ve Peygamber Muhammed (s.a.v.) arasında kardeşlik kıldım, Ali (a.s.) tehlikeyi bildiği halde hiç tereddüt etmeden kardeşinin yatağına yattı. Nefsini kardeşi uğruna feda edip, hayatını kardeşi yolunda esir etti. Yeryüzüne hemen inin ve Ali'yi düşmanlarının şerrinden koruyun.' Hemen o anda ikisi yeryüzüne inip, Cebrail Ali'nin (a.s.) baş ucunda, Mikail ise ayaklarının ucunda durdular. Cebrail (a.s.) Ali'ye (a.s.) bakıp şöyle buyurdu: `Ey Ali bin Ebi Tâlib, Sana kutlu olsun, Sana kutlu olsun, Senin gibi kim olabilir ki, Allah meleklerine karşı Seninle övünüyor.' Bu durum üzerine Resûlullah (s.a.v.) Medine' ye doğru giderken şu ayet-i kerime indi: `İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendi nefislerini feda ederler...' 168 Hz. Peygamber güvenli bir yere ulaştığında, Hz. Ali'ye haber göndererek yanına gelmesini emretti. Resûlullah'ın Mekke'de kalan ailesini, kızı Fâtıma'yı ve diğer Fâtıma'ları ve bazı kadınları da beraberinde getirecekti. Hz. Resûlullah Medine yakınlarındaki Kuba'ya ulaştığında Ebu Vakid El-Leysî ile haber gönderdi. Medine kafilesinde, Hz. Fâtıma, Ümmü Gülsüm, Fâtıma bint-i Esad el-Haşimiyye, Fâtıma bint-i Zübeyr b. Abdulmuttalib ve Fâ168 Bakara, 207; İbnü'l-Esir, c. 4, s. 103-104
  • HZ. FÂTIMA’NIN RESÛLULLAH İLE MEDİNE’YE HİCRET ETMESİ (3)

    tıma bint-i Hamza b. Abdulmuttalib Zeyd b. Harise'nin eşi Ümmü Eymen Bereketü'l-Habeşiyye ve oğlu Usame b. Zeyd b. Hârise yer alıyordu. Bazı kaynaklarda Resûlullah'ın Hz. Ali ve beraberindekileri onbeş gün boyunca Kuba'da beklediği ve onlar gelmeden Medine'ye girmediği yazılıdır." 169 Bu süre zarfında Kuba Mescidi inşâ edilmiş ve hakkında şu ayet nâzil olmuştur: "Daha ilk günden takva temeli üzerine kurulan mescid, içinde kıyam etmene daha layıktır." Bu rivayetlere göre Hz. Peygamber ancak beklediği kafile kendilerine katılınca Medine'ye giriş yapmıştır. Diğer bazı rivayetlerde ise, Resûlullah Medine'ye Kendi ulaştı ve Mescid-i Şerif'in yapımını başlattı. Ancak bundan sonra diğer kızlarını ve eşi Sevde'yi (r.anha) yanına aldırmak için haber yolladı. Peygamberimizin o sırada Ensar'dan Hz. Halid b. Zeyd Ebu Eyyub El-Ensarî'nin (r.a.) evinde olduğu belirtilmektedir. Böylece Hz. Fâtıma, Hz. Ali'nin riyasetinde babası Resûlullah'ın yanına Medine'ye hicret etmiştir. Bu yolculuk sırasında ciddi engellerle karşılaşmışlardır. Resûlullah'ın gönderdiği Ebu Vakid El-Leysî ve Hz. Ali kafileyi idare ediyordu. Ebu Vakid hızlı hareket etme taraftarıydı. Ancak Hz. Ali onu bu konuda uyardı: "Ey Ebu Vakid! Kadınlara acı. Onlar zayıftırlar." Dedi ki: "Peşimize düşenlerin bizi yakalamasından korkuyorum." Hz. Ali (a.s.) şu karşılığı verdi: "Sabredip bekle (rahat ol) böyle yapmana gerek yok. Çünkü Resûlullah Bana: `Ey Ali! Şu andan itibaren Sana hoşlanmadığın bir şey yapmazlar' dedi." Sonra Ali develeri daha yumuşak bir şekilde sürmeye başladı. Hz. Ali yola devam etti. "Dacnan" denilen yere vardıklarında peş169 El-Menâkıb, İbn Şehrâşub, c. 2, s. 85, El-Musabakat-u İle'l-Hicre
  • HZ. FÂTIMA’NIN RESÛLULLAH İLE MEDİNE’YE HİCRET ETMESİ (4)

    lerine düşenler onları yakaladılar. Bunlar Kureyş'in en cesur atlılarından yedi kişiydiler. Yüzlerini kapatmışlardı. Sekizincileri ise, Haris b. Ümeyye'nin azatlısı Cenah adlı biriydi. Cenah cesur ve atılgan biri idi. Atlıları gördükten sonra İmam Ali, Eymen'e ve Ebu Vakid'e dönüp şöyle dedi: "Develeri yatırın ve ayaklarını bağlayın." Kendisi de öne çıkarak kadınların inmesine yardımcı oldu. Atlılar iyice yaklaştılar. Hz. Ali kılıcını çekerek onları karşıladı. O'na doğru hareket ederek şöyle dediler: "Kadınları alarak kurtulacağını mı sandın? Dön! Seni babası ölesice seni." Ali (a.s.), "Peki dönmezsem" diye karşılık verdi. Dediler ki: "Ya zorla götürürüz ya da kelleni götürürüz." Atlılar kadınlara ve binek hayvanlarına doğru yaklaştılar. Amaçları kadınları korkutmak ve bu hayvanları ürkütmekti. Ali (a.s.) öne geçip onlara engel oldu. Cenah kılıcını çekerek Hz. Ali'ye karşı hamle yaptı. Ali (a.s.) onun darbesinden yara almadan kurtulmayı başardı. Bu sefer İmam Ali ona doğru hamle yaptı, boynunun yukarısına bir kılıç indirdi. Kılıç atın eğerine kadar adamı ikiye biçti. Ali (a.s.) kılıcıyla onları korkuttu. Bunun üzerine şöyle dediler: "Ey Ebu Tâlib'in, oğlu bizden vazgeç." Dedi ki; "Ben amcamın oğlu Resûlullah'ın yanına gidiyorum. Etini doğrayıp, kanını dökmem kimin hoşuna gidiyorsa, peşimden gelsin." Altılar eli boş ve hezimete uğramış bir şekilde geri döndüler. Sonra arkadaşları Eymen ve Ebu Vakid'e döndü. Ve onlara "bineklerinizi çözün" dedi.
  • HZ. FÂTIMA’NIN RESÛLULLAH İLE MEDİNE’YE HİCRET ETMESİ (5)

    Kafileyi muzaffer bir şekilde "Dacnan" denilen yere götürüp orada konakladı. Orada bir gün bir gece kaldı. Arkalarından gelen zayıf Müslümanlar da onlara yetiştiler. Gecelerini Allah'ı zikrederek geçirdiler. Ayakta, oturarak, yanları üzere yatarak Allah'ı anıyorlardı. Şafak atıncaya kadar bu şekilde devam ettiler. İmam Ali onlara sabah namazını kıldırdı. Sonra yoluna devam etti. Nihayet Medine yakınlarında Kuba denilen yere vardılar. Orada kendilerini bekleyen Resûlullah'a katıldılar." 170 Bu konuda haklarında şu ayet inmiştir: "Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar." 171 Beklenenlerin kafileye dahil olmasıyla beraber Hz. Peygamber Medine'ye hareket etti. Evs ve Hazrec kabilelerinin ileri gelenleri O'nu büyük bir sevinçle karşıladılar. Herkes Resûlullah'ın kendi evinde konuk olmasını istiyordu. Hz. Peygamber, kalacağı yer seçimini devesine bıraktı. Deve nerede çökerse orada konaklanacaktı. Nihayet deve, Ebu Eyyub ElEnsari hazretlerinin evinin yakınlarındaki bir araziye çöktü. Hz. Fâtıma ve beraberindeki kadınlar Hz. Eyyub'un evine geçtiler. Hz. Fâtıma babası ile beraber 7 ay boyunca burada kaldı. Mescid ve Hz. Resûlullah'ın evi tamamlanınca Hz. Fâtıma da babası gibi buraya yerleşti. Hz. Peygamber burada bir kardeşlik uygulamasına gidilmesini uygun buldu. Medine'ye göç eden Müslümanlar ile yerli Ensar arasında bir eşleştirme yaptı. İmam Ali'yi ise Kendisi ile kardeş ilan etti. 170 Hidayet Önderleri, Hz. Fâtıma, Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı, s. 92-94 171 Âl-i İmran, 191-195
  • HZ. FÂTIMA’NIN RESÛLULLAH İLE MEDİNE’YE HİCRET ETMESİ (6)

    O'nun elini kaldırarak, `Bu Benim kardeşimdir. Benden sonraki vasim ve vârisimdir' buyurdu." 172 Resûlullah Hz. Hatice'den sonra, bir rivayete göre Mekke'de, bir rivayete göre de Medine'de Hz. Sevde ile evlendi. Hz. Fâtıma'nın bakımını O'na emanet etti. Daha sonra Ümmü Seleme ile evlenince bu sefer Hz. Fâtıma'yı ilgilenmesi için O'na teslim etti. Ümmü Seleme Hz. Fâtıma'nın küçük yaşta gösterdiği üstün meziyetleriyle ilgili şunları rivayet etmektedir: "Resûlullah Fâtıma'yı eğitmem için O'nu Bana teslim etti; Ben de O'nu terbiye etmek ve O'na yol göstermek için gereken çabayı esirgemedim ama andolsun Allah'a O, Benden daha edepli ve daha bilgiliydi." 173 172 El-Milanî, Kâdetuna, 3/389 173 Delâilü'l-İmamet, s. 11
  • HZ. FÂTIMA’NIN HZ. ALİ İLE EVLENMESİ

    Hz. Fâtıma evlilik yaşına geldiğinde sahabenin önde gelenlerinden ve Kureyş'in zenginlerinden pek çok tâlibi oldu. Hz. Fâtıma hem iyi bir aileden geliyordu hem de bizzat Resûlullah'ın terbiyesinde yetişmişti. Hz. Peygamber sahabenin içinde dahi O'nun üstün faziletlerini övmekten kaçınmazdı. Bunların yanı sıra, bulunduğu toplumda güzelliği ile de dikkat çekiyordu. Büreyde El-Eslemî anlatıyor: "Hz. Fâtıma'yı (önce) Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer istedi. Allah'ın Resulü (s.a.v.), `O daha küçük' buyurdu. Daha sonra Ali (a.s.) isteyince hemen O'nunla evlendirdi." 174 Ashabdan Hz. Ebu Bekir ilk girişimde bulunanlardandı. Hz. Ebu Bekir Resûlullah'a gelerek, Fâtıma ile evlenmek istediğini söylediğinde, Hz. Peygam174 Hakim, Müstedrek, 2/167, 168 (Bu hadisin benzeri İbn-i Sa'd, 7/19-20; Taberanî ve İbn Hacer, El-İsabe, 1374'de yer almaktadır).
  • HZ. FÂTIMA’NIN HZ. ALİ İLE EVLENMESİ (2)

    ber cevaben, "Ben Allah'ın emrini bekliyorum" demiştir. Başka bir seferinde Hz. Ömer Fâtıma ile evlenme niyetini Resûlullah'a ilettiğinde, O'na da, "Fâtıma henüz küçüktür ve kocasının tayini Allah'ın emrine bağlıdır" buyurmuşlardır. Dikkat edilirse, Hz. Fâtıma'nın doğumu, evlenmesi, tüm hayatı Cenab-ı Hakk'ın direk emri istikametinde şekillenmektedir. Resûlullah'ın soyunu devam ettirecek olan bu büyük kadın her an Allah'ın nazarı ile saklanmıştır. Öyle ki, ashabın zenginlerinden Abdurrahman ibn-i Avf ve Osman ibn-i Affan da görücülük maksadıyla Resûlullah'ın huzuruna vardılar ise de onlara da olumlu cevap verilmedi. Resûlullah, Fâtıma'yı kendisi ile nikahlaması karşılığında kendisine yüzlerce deve ve yüklü miktarda mihir vermeye hazır Abdurrahman ibn-i Avf'a, "Sen Benim para ve servete taptığımı mı sandın. Bana servetinle mi iftihar ve mubahat ediyorsun, Bana paranla evlenmeyi mi tahmil etmek istiyorsun?" diyerek sinirlenmiştir. 175 175 Menakıb-i İbn-i Şehraşub, c. 3, s. 345
  • HZ. ALİ’NİN EVLENME NİYETİNİ AÇIKLAMASI

    Bu bazı kitaplarda yer alan bir konudur. Bazı eserlerde ise Peygamberin (s.a.v.) aldığı ilahi bir emirle Ali'yi (a.s.) yanına çağırarak Kendisinin bu nikah akdini hemen gerçekleştirdiği yer almaktadır. Hz. Ömer ve Hz. Ebu Bekir evlenme tekliflerini birkaç kez tekrarlamalarına rağmen olumlu cevap alamadıklarından Resûlullah'ın teklif yapması için beklediği biri olduğunu düşündüler. Hz. Ali'nin Hz. Fâtıma'ya tâlib olması farklı şekillerde rivayet edilmiştir. Bunlardan biri, Selman-ı Farisi'nin rivayetidir: Hz. Ömer, Hz. Ebu Bekir ve Sa'd ibn-i Meaz Hz. Ali ile konuşmak maksadıyla Ali (a.s.)'ı aramaya başladılar. Ama Ali'yi evinde bulamadılar. Ensar'dan birinin hurmalığında su çıkardığını öğrenince derhal yanına gittiler. Hz. Ali (a.s.)'a Hz. Fâtıma için hepsinin görücü olarak gitmelerine rağmen Resûlullah'ın hiçbirinin teklifini kabul etmediğini anlattılar.