• HZ. ALİ’NİN EVLENME NİYETİNİ AÇIKLAMASI (2)

    Hz. Ali (a.s.)'a, Allah'ın Fâtıma'yı Kendisi için kabul etmiş olduğuna inandıklarını anlattılar. Hz Ali, bu konuşmadan sonra Fâtıma ile evlenmesine fakirliğini engel gördüğünü anlattı. İmam Ali şöyle buyurdu: "Bugüne kadar hiç düşünmediğim bir şeyi Bana hatırlattınız. Pekala isterim fakat sizi reddeylediği gibi Beni de reddederse artık Peygamberin yüzüne nasıl bakarım." 176 "Hz. Ebu Bekir şöyle dedi: "Ya Ali, bu sözü buyurmayınız. Çünkü dünya ve dünya malının Allah ve Resulü'nün yanında hiçbir değeri yoktur. Ben çok çabuk teşebbüste bulunmanızı ve Fâtıma'yı istemekte acele etmenizi uygun görüyorum." 177 Bu rivayete göre Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir ve diğerlerinin desteğiyle, Fâtıma'yı istemek için Resûlullah'ın yanına gitmiştir. Bir diğer rivayette ise, bir Cuma gecesi Resûlullah Fâtıma'nın artık evlenme yaşına geldiğini düşündüğü bir sırada, Allah-u Teala Cebrail, Mikail, Azrail ve İsrafil (a.s.) ve diğer büyük melekleri huzuruna davet ederek, Hz. Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.), kızları Hz. Fâtıma'yı kullarından en çok sevdiklerinden Hz. Ali b. Ebi Tâlib'e nikahladığını ve Cebrail ve bir bölük melekle de bu hususu Hz. Peygambere emir ve tebliğ ederek nikahlarının kıyılmasını istedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e de tebliğ olununca O (s.a.v.) Hz. Ali'ye Hz. Fâtıma'yı istemesi için davet edip haber gönderdi. Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'in desteğiyle, Resûlullah ile görüşmek için geldiğinde Hz. Peygamber Ümmü Seleme'nin evinde idi. Kapıyı çaldığında Resûlullah, Ümmü Seleme'ye hitaben: "Kapıyı aç, O Allah ve Resulü'nü seven ve Allah ve Resulü'nün de Kendisini sevdiği bir kimsedir" buyurdu. Hz. Ali utancından Resûlullah'ın yanında konuyu açamadı. Başını yerden dahi kaldıramadı. 176 Seyyid Ahmed Zeyni Dahlan, c. 1, s.7 177 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 125
  • HZ. ALİ’NİN EVLENME NİYETİNİ AÇIKLAMASI (3)

    Resûlullah İmam-ı Ali'nin ne maksatla geldiğini elbette ki biliyordu. Hz. Ali, Hz. Peygamberin huzurunda şöyle konuştu: "Anam babam Sana kurban olsun. Ben daha bir çocukken, Beni, amcan Ebu Tâlib'den ve Fâtıma bint-i Esed'den aldın. Yediğinin aynısını Bana da yedirdin, Beni Kendi edebinle edeplendirdin. İyilik ve şefkat bakımından, Benim için Ebu Tâlib'den ve Fâtıma bint-i Esed'den daha iyiydin. Allah Senin aracılığınla ve Senin elinle Beni doğru yola iletti. Allah'a yemin ederim ki, Sen ya Resulallah, dünya ve ahiret hazinem ve zahiremsin. Allah'ın Benim pazumu Seninle güçlendirmesinin yanında, bir evimin kendisiyle huzur bulacağım bir eşimin olmasını istedim. Sana kızını istemek için geldim. Kızın Fâtımayı Senden istiyorum. Beni Fâtıma ile evlendirir misin ya Resulallah?" Resûlullah'ın (s.a.v.) yüzü sevinçten ve memnuniyetten parladı. Fâtıma'nın yanına gitti ve şöyle dedi: "Ali Seni istiyor. Sen O'nu tanıyorsun." Hz. Fâtıma sustu. Peygamberimiz (s.a.v.), "Allahuekber! Susması kabul etmesi anlamına gelir" dedi. Dışarı çıktı ve Fâtıma'yı Ali ile evlendirdi." 178 İmam-ı Ali (a.s.) buyurdu ki: "Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer, Fâtıma'yı istediler, onlara vermedi. Sonra Fâtıma'yı Bana verdi. Fâtıma'nın bundan haberi olunca ağladı, Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma'ya şöyle buyurdu: "Ey Fâtıma neden ağlıyorsun? Allah'a yemin olsun ki, Seni ashabımın içinde en fazla bilgiye sahip olanıyla; en faziletli hamiliyle ve ilk İslam olanıyla nikahladım." 179 Hz. Ali Resûlullah'ın bu kararı karşısında bir kenara çekilerek şükür secdesi yapmıştır. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben Seni yeryüzünde Fâtıma ile evlendirmeden önce, Allah gökte Seni O'nunla evlendirdi. 178 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 93 179 İbn Abdilberr, El-isti'ab fi Ma'rifet El-Ashab, c. 7, s. 221
  • HZ. ALİ’NİN EVLENME NİYETİNİ AÇIKLAMASI (4)

    Sen Bana gelmeden önce, gökten bir melek şuracıkta Bana geldi ve şöyle dedi: `Ey Muhammed! Yüce Allah yeryüzüne nazar etti. Mahlukatı içinde Seni seçerek elçi olarak gönderdi. Sonra ikinci kez yeryüzüne nazar etti. Orada Senin için bir kardeş, bir vezir, bir arkadaş ve bir damat seçti. Kızın Fâtıma'yı O'nunla evlendirdi. Gökteki melekler bu olayı kutladılar. Ey Muhammed, Allah, Bana Ali'yi yeryüzünde Fâtıma ile evlendirmeni söylememi ve onları tertemiz, seçkin, arınmış, hayırlı, dünyada ve ahirette erdem sahibi iki oğulla müjdelemeni emretti.' Ey Ali! Allah'a yemin ederim, daha melek gökyüzüne yükselmemişti ki, Sen kapıyı çaldın." 180 Bu hadise Tirmizi'nin "Nazm-ı Darü's-Sıbteyn" adlı eserinde Malik oğlu Enes'den şöyle rivayet edilmektedir: "Bir gün Resûlullah (s.a.v.)'in yanındaydım. Mübarek yüzünün derisinde vahiy eserleri göründü ve parladı. O zaman: `Ey Enes' diye buyurdu. `Cebrail geldi Bana şu haberi getirdi: Allah, Fâtıma ile Ali'nin karı-koca olmasını emrediyor. Şimdi Muhacir ve Ensar'ın ileri gelenlerini topla. Ben de mübarek emirleri gereğince Kureyş'in ileri gelenlerini topladıktan sonra Resûlullah belagatli bir hutbe okudu ve dedi ki: `Ey kavm! Rabbimin emri ve hükmü şöyle oldu ki, Fâtımatü'zZehra'yı Ali Murteza'ya sizin şahitliğiniz önünde nikahlayacağım.' Hemen Ali Murteza'yı çağırdılar. Ona dedi ki: `Ya Ali, Fâtıma'yı Sana verdim, dört yüz miskal altın ve gümüşle nikah akçesi ile kabul ettin mi?' Hz. Ali (a.s.): `Ya Resûlallah, razı oldum ve kabul ettim' dedi." 180 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 127
  • HZ. FÂTIMA VE HZ. ALİ’NİN EVLİLİĞİ İLÂHÎ EMİRLE GERÇEKLEŞMİŞTİR

    Kureyş'in zenginleri ve sahabilerin önde gelenleri Hz. Fâtıma'yı istedikleri halde Resûlullah'ın seçtiği damat Hz. Ali olmuştu. Hz. Ali zahirde fakir olduğu için Hz. Peygamberin bu kararı çok konuşulmuştu. Hz. Peygamber pek çok kere bu evlilikte Kendi tercihinin olmadığını açıklamıştır. Hüseyin bin Halid, İmam Rıza'dan, O da değerli cedlerinden, onlar da Hz. Ali'den (a.s.) şöyle rivayet etmektedir: "Resûlullah (s.a.v.) Bana şöyle buyurdular: `Ey Ali! Fâtıma'nın evliliğinden dolayı Kureyş'ten bir grup Beni kınadılar ve `Biz O'nu Senden istedik ve Sen bizi reddedip O'nu Ali'ye verdin' dediler. Onlara şöyle dedim: Allah'a and olsun Ben sizi kendiliğimden reddedip O'nu Ali'ye vermedim, bilakis Allah -azze ve celleO'nu Ali'ye nikahlayarak sizleri mahrum bırakmıştır."
  • HZ. FÂTIMA VE HZ. ALİ’NİN EVLİLİĞİ İLÂHÎ EMİRLE GERÇEKLEŞMİŞTİR (2)

    İbn-i Abbas şöyle rivayet ediyor: "Resûlullah şöyle buyurdu: Gerçekten Allah Tebarek ve Teala yedi göğünün üzerinde Benim ile Ali arasında kardeşlik akdini okuyup kızım Fâtıma'yı O'na nikahladı ve mukarreb meleklerini buna şahit tuttu." 181 Merveziy, Musa bin Câfer'den, o da babası Câfer bin Muhammed (a.s.)'dan, o da Câbir bin Abdullah'ın şöyle dediğini naklediyor: "Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma'yı (a.s.), Hz. Ali'ye (a.s.) nikahladığında, Kureyş'ten bazıları yanına gelerek şöyle arz ettiler: `Siz çok az mehir karşılığı kızınızı Ali'yle evlendirdiniz.' Resûlullah şöyle buyurdu: O'nu Ali'ye Ben nikahlamadım. Bilakis Allah -azze ve cellebu evliliği Mirac'a götürüldüğüm gece Sidretü'l-Müntehâ'da gerçekleştirdi." 182 Aban bin Tağlib şöyle diyor: "İmam Bâkır (a.s.) şöyle buyurdu: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: Ben sizin gibi bir kulum, aranızda evlenir ve size kız veririm, sadece Fâtıma dışında, ki O'nun evliliği gökten nâzil olmuştur." 183 181 Allame Meclisi, Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 98, 8. rivayetten 182 Allame Meclisi, Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 104, 15. rivayet 183 Allame Meclisi, Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 144, 47. rivayet
  • EVLİLİK AKDİ İLK ÖNCE MELEKÛT ÂLEMİNDE GERÇEKLEŞMİŞTİR

    Câbir bin Semure şöyle diyor: "Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Cebrail Bana dedi ki: Ey Muhammed! Yüce Rab Sana selam gönderiyor. Fâtıma'yı Ali'ye nikahladı ve bunu yapmak için Beni görevlendirdi. Bu yüzden akdi Ben okudum, Allah-u Teala da veliydi." 184 Enes şöyle diyor: "Resûlullah'a (s.a.v.) vahiy indiği bir anda yanındaydım ki kendinden geçti. Kendine geldiğinde şöyle buyurdu: `Ey Enes! Cebrail'in Arş sahibinden (Allah-u Teala'dan) ne getirdiğini bilir misin?' Ben, `Allah ve Resulü daha iyi bilirler' dedim. `Bana Fâtıma'yı Ali ile nikahlamamı emretti.' Daha sonra Resûlullah (s.a.v.) Enes'i Muhacir ve Ensar'dan bazılarını çağırması için gönderdi. Toplandıklarında şöyle buyurdu: 184 Allame Meclisi, Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 139
  • EVLİLİK AKDİ İLK ÖNCE MELEKÛT ÂLEMİNDE GERÇEKLEŞMİŞTİR (2)

    `Hamd, nimetleriyle övülen ve kudretiyle tapılan Allah'a mahsustur. Saltanatında itaat edilendir, azabından korkulandır, yanındakine rağbet edilendir, yeryüzünde ve gökte emri geçendir. Öyle bir ma'buddur ki, halkı kudretiyle yarattı, hükümleriyle onları birbirinden ayırdı, diniyle onlara izzet bağışladı, peygamberi Muhammed (s.a.v.) ile onları şereflendirdi. Sonra Allah, damatlığı sonradan katılan bir nispet (insanın sonradan edindiği bir akrabalık) ve farz kılıp soyundan bir damat vasıtasıyla akrabaları birbirine bağladı, kullarını da bu işe emretti. Ve ismi yüce olan Allah şöyle buyurdu: `Yine O Allah'tır ki insanı sudan (nutfeden) yaratmış ve onu iki kısım (bağı) biri erkek tarafı, diğeri de kadın tarafı olarak karar kılmıştır. Rabbin her şeye kadirdir.' Öyleyse, Allah'ın emri kazasına caridir, kazası da kaderine doğru. Bundan dolayı her kaza için bir kader, her kader için bir müddet ve her müddet için bir kitap vardır. Allah dilediğini siler, dilediğini de yerinde bırakır. Kitabın aslı O'nun katındadır.' Daha sonra şöyle buyurdu: `Eğer buna razı olursa Fâtıma'yı dört yüz miskal mehir karşılığında Ali'ye nikahlıyorum ve buna da sizleri şahit tutuyorum.' Resûlullah (s.a.v.) O'nu (Ali'yi) bir iş için gönderdiğinden dolayı orada bulunmuyordu." 185 "Menâkıb-i Harzemî"de şunlar yazmaktadır: "Cebrail, Resûlullah (s.a.v.) Hazretlerinin huzuruna gelip cennetten bir miktar karanfil ve sümbül getirip dedi ki: Ey Allah'ın Resulü (s.a.v.), Rabbin buyurdu ki: `Cennet meydanı süslenip bezensin, tûba ağacı çiçekler versin. Melekler arz-ı esma gününde Adem'in vaktiyle hutbe okuduğu yerde toplansınlar, huri ve gılman düğün yerini hazırlasınlar. 185 Allame Meclisi, Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 119, 29. rivayet
  • EVLİLİK AKDİ İLK ÖNCE MELEKÛT ÂLEMİNDE GERÇEKLEŞMİŞTİR (3)

    Ve Rahil adındaki melek, barigahı perdesinden ve Allah'ın dergahından nurdan minber kurup, gayet açık bir dille nikah hutbesini okuyup Fâtıma'yı Murteza'ya nikahlasın.' Rabbinin bu emri yerine getirildi. Ben ki, Cebrail'im, bu nikah fermanının sûretini bir ipeğe yazarak cennet haznedarına teslim ettim. Nikah işi bitince cennet odalarındaki el değmemiş kadınlar tabak tabak sümbül ve karanfil saçtılar. Tûba ağacı açtığı çiçeklerini onların üzerlerine saçtı. Huri gelinler süslü elbiselerini onların geçeceği yollara bırakarak eğlence törenini tamamladılar. Bu getirdiğim sümbül ve karanfil o saçılanlardandır!" İbn-i Şehrâşub şöyle diyor: "Bazı kitaplarda Rahil'in Beytü'lMâmur'da, yedi kat olan gök ehlinden bir kalabalığın içinde (Fâtıma ve Ali'nin evlilik akdini) şöyle okuduğu geçer: `Evvellerin evvelliğinden önce evvel olan ve âlemdekilerin yok oluşundan sonra Bâki kalan Allah'a hamd olsun. Bizleri ruhanî melek karar kıldığı ve Rablığını ikrar etmemizden dolayı O'nu överiz. Bize bağışladığı nimetlere şükredenleriz, bizleri günahlardan sakladı, ayıplardan gizledi, göklerine yerleştirdi, ilahi mevkiine yaklaştırdı, şehvetlere meyletmekten sakladı, rağbetimizi Kendisini takdis ve tesbih etmekte karar kıldı. O rahmetini yayandır, nimetini bağışlayandır. Yeryüzündeki müşriklerin şirk koştuklarından münezzehtir. O, dinsizlerin yalanlarından da azametiyle yücedir.' Daha sonra bir söz söyledi ve şöyle devam etti: `Cebbar olan Allah, kereminin seçkinini ve azametinin kulunu; kadınların en üstününe, peygamberlerin en hayırlısının ve resullerin efendisinin ve muttakilerin imamının kızına nikahlamayı diledi. Sonra Allah O Peygamberin ipini kendi ailesinden ve yardımcısı olan bir adamın ipine bağladı. O; davetini tasdik eden, sözlerini yerine getiren Resûlullah'ın (s.a.v.) kızı Betül (a.s.) ile bağ-ı Kur'an Ali'dir (a.s.).'
  • EVLİLİK AKDİ İLK ÖNCE MELEKÛT ÂLEMİNDE GERÇEKLEŞMİŞTİR (4)

    Cebrail o hutbe sonrası Allah-u Teala'nın şöyle buyurduğunu nakleder: Hamd Bana mahsus bir örtüdür, azamet Benim ululuğumdandır ve bütün yaratıklar kullarımdır. Kulum Fâtıma'yı kulum ve seçkinim Ali'ye nikahladım. Ey meleklerim, şahit olun!" 186 Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Ben Seni yeryüzünde Fâtıma ile evlendirmeden önce, Allah gökte Seni O'nunla evlendirdi. Sen Bana gelmeden önce, gökten bir melek şuracıkta Bana geldi ve şöyle dedi: `Ey Muhammed! Yüce Allah yeryüzüne nazar etti. Mahlukatı içinde Seni seçerek elçi olarak gönderdi. Sonra ikinci kez yeryüzüne nazar etti. Orada Senin için bir kardeş, bir vezir, bir arkadaş ve bir damat seçti. Kızın Fâtıma'yı (a.s.) O'nunla evlendirdi. Gökteki melekler bu olayı kutladılar. Ey Muhammed, Allah bana Ali'yi yeryüzünde Fâtıma ile evlendirmeni söylememi ve onları tertemiz, seçkin, arınmış, hayırlı, dünyada ve ahirette erdem sahibi iki oğulla müjdelemeni emretti.' Ey Ali! Allah'a yemin ederim, daha melek gökyüzüne yükselmemişti ki, Sen kapıyı çaldın." 187 Bir hadiste Resûlullah'ın şöyle buyurduğu yer alır: "Allah'ım! Bu ikisi (Ali ve Fâtıma), Benim için, yaratılanların arasında en sevimli kimselerdir. Öyleyse Sen de onları sev, soylarını mübarek kıl ve onlara Kendinden bir koruma bağışla (himayen altına al). Ben bunların ikisini ve evlatlarını taşlanmış şeytandan Sana sığındırırım." 188 Rivayetler göstermektedir ki, Hz. Fâtıma ile İmam Ali'nin nikahları tamamen Cenab-ı Hakk'ın emri ile gerçekleşmiş, ilk önce O'nun katında kıyılmıştır. 186 Allame Meclisi, Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 110 187 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 127 188 Allame Meclisi, Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 117
  • HZ. FÂTIMA’NIN MEHRİ KONUSU

    Hz. Fâtıma'nın mehir miktarı ile ilgili çeşitli rivayetler vardır. İbn-i Abbas Resûlullah'ın (s.a.v.), Ali'ye (a.s.) şöyle buyurduğunu nakleder: "Ey Ali! Allah Fâtıma'yı Sana nikahladı ve yeryüzünü O'nun mehri karar kıldı. Bu yüzden her kim O'nun üzerinde Sana buğzederek yürürse, haram olarak yürümüştür." 189 İmam Sâdık (a.s.)'dan nakledilen bir hadiste Fâtıma'nın (a.s.) Resûlullah'a (s.a.v.) şöyle buyurduğu yer almaktadır: "Beni değersiz bir mehir karşılığı evlendirdin." Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Seni Ben evlendirmedim, bilakis Seni gökten Allah evlendirdi. Yer ve gökyüzü ayakta kaldığı sürece dünyanın beşte birini Senin mehrin kıldı." 190 İmam Bâkır (a.s.)'ın rivayeti şöyledir: 189 Allame Meclisi, Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 141 190 Allame Meclisi, Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 144, 44. rivayet