• HZ. FÂTIMA İLE HZ. ALİ’NİN DÜĞÜN GECESİ (3)

    yor, ne buyurursunuz' dedim. Hz. Peygamber: `Ey Ümmü Seleme! Ümmü Eymen'e söyle gidip Ali'yi Bana göndersin' buyurdu." Hz. Ümmü Eymen, Hz. Aişe'nin evinden çıkar çıkmaz Bana rastladı ve beraberce Peygamber Efendimizin (s.a.v.) evine geldik. Ben Ümmü Eymen ile odanın kapısına gelince hanımların hepsi kalktılar ve Hz. Peygamberin huzurundan çıkıp gittiler. Ben de utançla Hz. Peygamberin huzuruna girdim ve selam vererek bir kenara oturdum. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Ya Ali! Artık düğününüzün olmasını arzu ediyor musun?" Ben de: "Evet, anam babam Sana feda olsun ya Resulallah, emirlerinizi bekliyorum" dedim. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz cevaben: "Evet, bugün düğününüz inşallah olacaktır" deyince Benim içimde bir heyecan ve sevinç meydana geldi. Bunun üzerine benim zırhımın bedelinden Ümmü Seleme'ye (r.anha) bıraktığı paradan 10 dirhem gümüşü ondan istedi, alıp Bana verdi ve: "Ya Ali! Bu parayı al git, biraz hurma, biraz tereyağı, biraz da süzülmüş yoğurt al" buyurdular. Ben de gittim, çarşıdan bunların hepsini aldım ve Hz. Peygamberin huzuruna getirdim, Ulu Peygamber bizzat kollarını sıvadı, bir sofra getirdiler, üzerinde hurma ve tereyağını mübarek elleri ile ezip yoğurdular. Sonra "keş" dedikleri o yoğurtla karıştırdı ki, buna da "hays" derler. Onu güzelce bir tepsiye koydu ve sofranın etrafına parça parça arpa ekmekleri dizdi. Bu ziyafetin hazırlanmakta olduğunu haber alan Ensar'ın zenginlerinden Sa'd b. Ubade (r.a.) gayet yağlı ve besili bir koyun, diğer bazıları da pirinç ve yağ gönderdiler. Onlar da ilave oldu. Sonra bana: "Ya Ali! Git, eş ve dostlarını ve Benim ashabımı davet
  • HZ. FÂTIMA İLE HZ. ALİ’NİN DÜĞÜN GECESİ (4)

    et" buyurdu. Ben de çıktım, rastladığım ashab-ı kiramı çağırdım: "Resûlullah sizi düğüne davet buyuruyor, geliniz" dedim. Bütün sahabeler gelip kapının önünde durdular ve Resûlullah'ın (s.a.v.) müsaadesini beklediler. Ben telaşlanarak dedim ki: "Ya Resûlallah! Cemaat pek kalabalık geldi, ne yapacağız?" Peygamber (s.a.v.) Efendimiz müezzinleri Bilal'e: "Ya Bilal! Çık cemaati bölük bölük sıra ile içeri al. Onar onar gelip nöbetle sofraya otursunlar" diye emir buyurdular. Bilal de Hz. Peygamberin (s.a.v.) emirlerine göre sahabeleri onar onar içeri alıyordu. Girenler oturup, yemek yedikten sonra kalkıp gidiyorlardı. Diğer bölük de gelerek yiyip gidiyorlardı. Lakin sofrada nimetler hiç yenmemiş gibi duruyordu. Hatta Hz. Peygamber (s.a.v.)'in dualarıyla o kadar bereket hâsıl oldu ki, o yemeği 700 kişinin yiyip doyduğunu gözümle gördüm" demiştir. 202 -Bazı rivayetlerde düğün yemeğinden yiyen sahabelerin sayısı hakkında dört bin rakamı kullanılmaktadır. Ancak bu abartılı bir sayı olup, o dönemde bu sayıda sahabe dahi bulunmamakta idi.Bir tarafta misafirler ağırlanırken, diğer yandan da Hz. Fâtıma'nın düğün gecesi için hazırlanmasına geçilmişti. "... sonra Resûlullah (s.a.v.) eşlerinin bulunduğu tarafa bakarak: `Burada kim var' diye sordular. Ümmü Seleme: `Ben, Ümmü Seleme, bu da Zeyneb, şunlar da falan falandır' dedi. Allah Resulü (s.a.v.) dedi ki: `Kızım ve amcamın oğlu için Benim evimde bir oda hazırlayın.' Ümmü Seleme `hangi odayı' diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.) `senin odanı' dedi. Bu arada eşlerine Fâtıma'yı süslemelerini ve her şeyine dikkat edip titizlik göstermelerini emretti. 202 Nihaye, İbn-i-Esir, c. 2, s. 127
  • HZ. FÂTIMA İLE HZ. ALİ’NİN DÜĞÜN GECESİ (5)

    Ümmü Seleme der ki: Fâtıma'ya sordum: `Yanında, bir gün lazım olur diye sakladığın koku var mı?' `Evet' dedi. Bir şişe getirdi, ondan biraz avucuna döktü. Kokladım. Bundan önce böyle bir koku hiç koklamamıştım. Dedim ki: `Bu nedir?' Dedi ki: `Dihye el-Kelbi, Resûlullah (s.a.v.)'in yanına gelirdi. Resûlullah (s.a.v.) Bana, `Ey Fâtıma! Bir yastık getir amcan ona yaslansın' derdi. Ben de ona yastık getirir, o da yastığın üzerine otururdu. Yine böyle bir gün ayağa kalktığı zaman, elbisesinden bir şey düştü. Babam Benden bunu toplamamı istedi.' (Hz. Ali (a.s.) bunu Resûlullah'a (s.a.v.) sorduğunda: `O Cebrail'in kanatlarından düşen anberdir' diye cevap vermişti.)" 203 203 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 106, 114, 132, 137
  • HZ. FÂTIMA İÇİN HAZIRLANAN DÜĞÜN ODASI

    Resûlullah (s.a.v.) düğün gecesi için, bazı rivayetlerde Ümmü Seleme'nin odasının hazırlanmasını emretmişti. 204 Hanımlarından Hz. Aişe ve Ümmü Seleme'ye (r.anhüma): "Gidiniz, amcamoğlu Ali b. Ebi Tâlib'in evinin tabanına kum döşeyiniz, sonra da Fâtıma'yı süsleyip donatınız" diye emir buyurdular. Diğer bazı rivayetlere göre ise, Hz. Ali'ye kendisine bir ev tutmasını emretmişti. Düğün için bu evi hazırladılar. 205 Onlar da Bahta'dan ince kum getirip evinin tabanının iyice döşediler. Hz. Aişe diyor ki: "Hz. Ali'nin evinde iki döşek vardı. İçleri katı katı lifle dolu idi. Biz Ümmü Seleme ile onları kendi ellerimizle güzelce dikleyip kabarttık ve evin bir tarafına güzel bir yatak ha204 Bkz. Meclisi, Bihârü'l-Envâr 205 Kenzü'l-Ummal Muhtasarı, c. 5, s. 100
  • HZ. FÂTIMA İÇİN HAZIRLANAN DÜĞÜN ODASI (2)

    zırladık. Sofrayı da güzelce tertipleyip tamamladık. Hz. Fâtıma'nın zahmet ve külfetten, israf ve ölçüsüzlükten uzak, bereket dolu düğünü gibi mütevazı ve samimi hiçbir düğün görmedim." 206 Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir kır deveyi süsletti, sonra kızları Hz. Fâtıma'yı devenin üzerine bindirip, dizgini de Selman-ı Farisi'ye teslim ettiler. Böylece Hz. Ali'nin evine gönderdiler. Hz. Ali'ye (a.s.) hitaben de: "Ya Ali! Kızım Fâtıma gelin olarak evinize gitti. Ben de akşam namazından sonra gelip dua edeceğim. Beni bekleyin buyurdular." 207 Hz. Fâtıma'nın (a.s.) gelin olduğu gece ile ilgili bir rivayet de şöyledir: İbn-i Abbas rivayet etmektedir: "Fâtıma (a.s.)'ın gelin olduğu gece ve O'nun Ali (a.s.)'ın evine götürülmesinde, Peygamber (s.a.v.) önünde, Cebrail sağında, Mikail solunda ve arkasında yetmiş bin melek bulunmaktaydı ve sabah aydınlığına kadar o melekler Allah'ı tesbih ve takdis ediyorlardı." 208 Hz. Fâtıma'nın baba evinden koca evine gelişi ile ilgili bir diğer rivayet de şöyledir: Câbir der ki: "Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma'yı devesine ya da kırçıl katırına bindirdi. Selman bineğin dizginlerini tutarak yola koyuldu. Etrafında yetmiş bin huri vardı. Hz. Peygamber (s.a.v.), Hamza, Akil, Câfer ve Haşimoğulları'nın diğer erkekleri de kılıçlarını çekerek arkasında yürüyorlardı. Peygamberin (s.a.v.) eşleri ise Hz. Fâtıma'nın önünde mâni söylüyorlardı. Kadınlar her mâninin ilk beytini tekrarlıyor, sonra tek206 Sünen-i İbn-i Mâce, c. 1, s.139 207 Es-Süğuru'l-Basime fi Menakıb-i Seyide Fâtıma, Celalüddin Es-Suyûtî, Nüzhetü'lMecâlis, c. 2, s. 141 208 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 92
  • HZ. FÂTIMA İÇİN HAZIRLANAN DÜĞÜN ODASI (3)

    bir getiriyorlardı. Böylece eve girdiler. Sonra Resûlullah (s.a.v.) Ali'nin yanına giderek O'nu çağırdı, ardından Hz. Fâtıma'yı (a.s.) çağırdı. Fâtıma'nın elinden tutup, Ali'nin elinin üstüne koydu ve şöyle buyurdu: `Allah bu evliliği Resûlullah'ın kızına mübarek kılsın. Ey Ali! Ne güzel eştir Fâtıma! Ey Fâtıma! Ne güzel eştir Ali!' Sonra şöyle buyurdu: Ey Ali! Şu Fâtıma, Allah'ın ve Resûlullah'ın Senin yanındaki emanetidir. Allah'ın ve Benim emanetimi koru." 209 Ardından şöyle dua etti: "Allah'ım, onların birliğini koru. Kalplerini kaynaştır. Onları ve zürriyetlerini nimetler cennetinin varislerinden kıl. Onlara temiz, güzel ve mübarek bir zürriyet ver. Onları, Senin emrinle insanları Sana ibadet etmeye ileten ve Senin razı olduğun şeyleri emreden imamlar kıl." Sonra şöyle buyurdu: "Evinize gidin ve Ben size gelinceye kadar bir şey yapmayın." Akşam namazından sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ali'nin evini şereflendirdiği vakit içinde bulundukları durumu Hz. Ali şöyle anlatıyordu: "Fâtıma'nın ellerinden tuttum ve O'nu evin avlusunun bir kenarına oturttum. Ben de O'nun yanına oturdum. Benden utandığı için başını önüne eğip yere bakıyordu. Ben de ondan utandığım için hep yere bakıyordum." 210 Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Dünyada ve ahirette Benim kardeşim Ali burada mıdır?" buyurdu. Ümmü Eymen hemen atıldı ve: "Nasıl kardeşin oluyor ya Resulallah? Ali Senin amcanoğlu değil midir?" dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de: "Evet öyledir. Fakat bizim kardeşliğimiz manevi kardeşliktir" buyurdular. 209 Şeceretü't-Tûba, s. 254 210 Keşfü'l-Gumme, c. 1, s. 368
  • HZ. FÂTIMA İÇİN HAZIRLANAN DÜĞÜN ODASI (4)

    Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz: "Ya Fâtıma kızım Bana biraz su getir" buyurdu. Fâtıma-i Zehra gitti, biraz su bulup getirdi, Peygamberimize (s.a.v.) verdi. Peygamberimiz abdest aldı ve suyun üzerine ağzından sular serpti ve: "Gel kızım, önümde dur" dedi, Hz. Fâtıma da gelip durdu. Peygamberimiz (s.a.v.) o suyun bir kısmını Hz. Fâtıma'nın ön tarafına diğer kısmını da arka tarafına yere döktükten sonra: "Allah'ım! O'nu ve neslini şeytanın kötülüklerinden Sana ısmarlarım" diyerek dua buyurdu. Sonra da Hz. Ali'den su istedi. Aynen Hz. Ali'nin ön ve arka taraflarına suyu yere döktükten sonra: "Allah'ım! O'nu ve neslini şeytanın kötülüklerinden Sana ısmarlarım. Allah'ın adı ve bereketi ile ailenin yanına git" diye O'na da dua buyurdu. Sonra mübarek ellerini kaldırdı: "Allah'ım! Onları ve nikahlarını mübarek eyle" buyurdu. Euzu besmele ile İhlas-ı Şerif'i, Felak ve Nas sûrelerini okuyup geri döndüler. Bir rivayete göre de, "Allah'ım! Onların nikahını mübarek eyle, onlara ve hatta onlardan gelecek nesillere de ilahi bereketlerini bol ve geniş kıl" buyurmuşlardır. 211 Keşfü'l-Gumme'de ise bu gece şöyle anlatılmaktadır: "... Çok geçmeden Resûlullah geldi, elinde bir çıra vardı. Çırayı evin bir köşesine koydu sonra Bana dedi ki: `Ey Ali! Şu bardağı al, şu tulumdan biraz su çıkar.' Dediğini yaptım ve suyu ona getirdim. İçine birkaç kez mübarek ağzının suyundan karıştırdı. Sonra bardağı Bana verdi ve `iç' dedi. İçtim, ardından bardağı Resûlullah (s.a.v.)'e verdim. Bardağı Fâtıma aldı. Resûlullah (s.a.v.) dedi ki: `İç, ey sevgili kızım!' Fâtıma (a.s.) ondan üç yudum içti. Sonra bardağı Peygambere (s.a.v.) verdi. Suyun geri kalanını aldı, benim ve Fâtıma'nın göğsüne serpti. Ardından şöyle buyurdu: `Allah, sadece sizden her türlü kötülüğü gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister ey Ehl-i Beyt!' 211 İbn-i Esir, El-Bidaye ve'n-Nihaye, c. 6, s. 333
  • HZ. FÂTIMA İÇİN HAZIRLANAN DÜĞÜN ODASI (5)

    Sonra ellerini kaldırdı ve şöyle dedi: `Ey Rabbim! Sen gönderdiğin her peygambere bir zürriyet bahşettin. Allah'ım! Benim yol gösterici zürriyetimi Ali ve Fâtıma'dan kıl!' Sonra Resûlullah (s.a.v.) onların yanından ayrıldı. Kapının pervazından tutarak şöyle dedi: `Allah sizi ve neslinizi pak kılmıştır. Sizinle barış yapanla Ben de barış yaparım. Sizinle savaşana Ben de savaş açarım. Sizi Allah'a emanet ediyorum ve sizi O'na bırakıyorum.' Kapıyı kapattı ve kadınların da çıkmalarını emretti." 212 Bu gece ile ilgili bir rivayet daha mevcut: Abdullah b. Abbas anlatıyor: "Allah'ın Resulü (s.a.v.) kızı Fâtıma'yı (a.s.) Ali (a.s.) ile evlendirdiğinde, gönderdiği çeyizler arasında bir kat yatak, içi lif dolu deri yastık ve bir de su kabı vardı. Vadiden kum getirip eve serdi ve Ali'ye (a.s.), `Fâtıma'nın yanına girdiğinde Ben gelmeden O'na yaklaşma' buyurdu. Daha sonra Allah Resulü gelip kapıyı çaldı. Ümmü Eymen dışarı çıkınca, `Kardeşimin haberi var mı' dedi. Ümmü Eymen, `Kızını O'nunla evlendirmişken nasıl kardeşin olur?' deyince, `O Benim kardeşimdir!' buyurdu ve sonra kapıya doğru ilerledi. Bir karartı görünce `Bu da kim?' diye sordu. O, `Esma bint-i Umeys" deyince ona doğru yaklaştı ve `Demek Allah'ın Resulü'nün (s.a.v.) kızına yardımcı olmak için geldin' buyurdu. Allah'ın Resulü (s.a.v.) bir tas su getirtti, içine okuyup üfledi. Sonra Ali'yi (a.s.) çağırdı ve o sudan O'nun yüzüne, göğsüne ve kollarına serpti. Sonra Fâtıma'yı çağırdı. Fâtıma Allah'ın Resulü'nden (s.a.v.) utandığı için elbisesi ile birlikte düşecekti! O'na da aynısını yaptı ve: `Ey kızım! Allah'a yemin olsun, Seni ailemin/ 212 Keşfü'l-Gumme, c. 1/368
  • HZ. FÂTIMA İÇİN HAZIRLANAN DÜĞÜN ODASI (6)

    Ehl-i Beyt'imin en hayırlısı dışında hiçbir kimseyle evlendirmek istemedim' buyurdu; sonra kalkıp dışarı çıktı." 213 İbn Abbas'dan rivayet edilmektedir: "Fâtıma (a.s.) Ali (a.s.) ile gerdeğe girdiği gecede, Peygamber (s.a.v.) imam olarak, Cebrail sağında, Mikail solunda ve yetmiş bin melek de arkasından geliyordu. Hepsi gün doğana kadar Allah'ı takdis ve tesbih ettiler." 214 213 İbn-i Sa'd, c. 8, s. 23-24 214 Taberî, Zehâirü'l-Ukba, s. 32
  • HZ. HATİCE DÜĞÜN GECESİNDE DE ANILMIŞTI

    Peygamberimiz Hz. Fâtıma ve Hz. Ali'nin yanından çıkacağı sırada bir kadının içeride olduğunu gördü. Dedi ki: "Kimsin?" Dedi ki: "Esma", dedi ki: "Çıkmanı emretmedim mi?" Esma diyor ki: "Evet, ya Resulallah. Anam babam Sana feda olsun. Benim amacım Senin emrine karşı çıkmak değildir. Fakat ben Hatice'ye bir söz vermiştim. Hatice ölüm döşeğindeyken ağladı. O'na, `Dünya kadınlarının efendisi ve Peygamberin (s.a.v.) eşi olduğun, Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından cennetle müjdelendiğin halde ağlıyor musun?' dedim. Dedi ki: `Bunun için ağlamıyorum. Fakat zifaf gecesi bir kadın sırlarını açacağı başka bir kadına ihtiyaç duyar. İhtiyaçlarını gidermek için ondan yardım ister. Fâtıma henüz çocuk denecek yaştadır. Zifaf gecesinde O'na yardım edecek birinin bulunmamasından korkuyorum.' Dedim ki: `Ey efendim, Sana söz veriyorum. Eğer o zamana kadar yaşarsam, Senin yerine bu görevi üstleneceğim.' Bu sözleri duyan Resûlullah (s.a.v.) ağladı ve "Allah aşkına bunun için mi bekledin" dedi. "Evet" dedim. Ve Resûlullah (s.a.v.) Bana dua etti. 215 215 Keşfü'l-Gumme, 1/368