• HZ. FÂTIMA’NIN EŞİ OLARAK HZ. ALİ (5)

    Sünni hadisçi İmam Müslim'in Sahih adlı eserinden: "Mübahale ayeti nâzil olunca da Peygamber (s.a.v.) Ali (a.s.), Fâtıma (a.s.), Hasan (a.s.) ve Hüseyin'i (a.s.) çağırdı ve `Allah'ım! Bunlar Benim Ehl-i Beyt'imdir' diye buyurdular." 234 Sünni İbn Esir Cezerî'nin eserinden: Abdullah bin Abbas'dan, dedi ki: "Şunlar ki, gece ve gündüz, gizli ve âşikar mallarını tasadduk ve infak ederler, onların ecirleri Rableri indinde hazırdır. Onlar için korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir." 235 Bu ayet-i kerime Ali bin Ebi Tâlib hakkında indi. İmam Ali (a.s.)'ın dört dirhemi vardı, birini gece, birini gündüz, birini gizli ve birini âşikâr tasadduk etti, nafaka verdi." 236 Resûlullah (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Kim Ali'yi severse Beni sevmiştir; kim Ali'ye buğzederse Bana buğzetmiştir." 237 Bihârü'l-Envâr'dan: Hz. Fâtıma (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Muhammed (s.a.v.) ve Ali (a.s.) şu ümmetin babalarıdır. Eğer onlara itaat ederlerse, onların eğriliklerini doğrultur ve onları sürekli azaptan doğrulturlar. Şayet onların dediklerine uygun hareket ederlerse, onların sürekli nimet içinde olmalarına sebep olurlar." 238 Resûlullah (s.a.v.) İmam Ali'nin halkın arasındaki yerini şöyle anlatmıştır: 234 Müslim, Sahih, Ali'nin Faziletleri bâbı 235 Bakara: 274 236 İbn'ul-Esir, Usdü'l-Gabe, c. 4, s. 104 237 Hakim, Müstedreku's-Sahihayn, c. 3, s. 130 238 Bihârü'l-Envâr, c. 96, s. 225
  • HZ. FÂTIMA’NIN EŞİ OLARAK HZ. ALİ (6)

    "Ya Ali! Halk arasındaki misalin, Kur'an'daki "Kul hüvallahü Ehad" (İhlas) Sûresi'ne benzer; kim onu bir defa okursa, âdeta Kur'an'ın üçte birini okumuştur; kim onu iki defa okursa, âdeta Kur'an'ın üçte ikisini okumuştur; kim onu üç defa okursa, âdeta Kur'an'ın hepsini okumuştur. Ya Ali! Sen de böylesin! Kim Seni kalbiyle severse, imanın üçte birini elde etmiştir; kim kalbi ve diliyle Seni severse imanın üçte ikisini elde etmiştir; kim Seni kalbi, dili ve eliyle severse imanın hepsini elde etmiştir. Beni hak olarak peygamber gönderen Allah'a and olsun ki, eğer yeryüzünün ehli, gök ehli gibi Seni sevmiş olsa idi, Allah onlardan bir kişiyi bile ateşle azap etmezdi." 239 Muhammed b. Hz. Ömer El-Kunasî, Câfer b. Muhammed'den, o babasından, o Ali b. Hüseyin'den, o Fâtımatu's-Suğra'dan, o Hüseyin b. Ali'den o Fâtıma bint-i Muhammed (s.a.v.)'den şöyle rivayet etmektedir: Bir gün Resûlullah (s.a.v.) yanımıza çıkageldi ve şöyle buyurdu: "Şüphesiz yüce Allah sizinle övünmektedir. Genelde siz, özelde de Ali'yi bağışlamıştır. Ben size gönderilmiş Allah'ın elçisiyim. Kavmini dehşete düşüren ve akrabalarını kayıran biri değilim. İşte şimdi Cebrail Bana haber verdi ki; tam ve gerçek mutlu kimse, Ben yaşarken ve Ben öldükten sora Ali'yi seven kimsedir." 240 Bize Ahmed b. Yahya El-Udî anlattı, ona Ebu Nuaym Dırar b. Surad anlatmış, o Aldulkerim Ebu Yafur'dan duymuş, ona da Cabir anlatmış, ona Ebu Duha bildirmiş ki, Hz. Aişe şöyle demiş: "Bana Fâtıma (a.s.) anlattı ki, Resûlullah (s.a.v.) şöyle dedi: "Senin kocan, insanların en bilgilisi, en önce Müslüman olanı ve en 239 Yenabiu'l-Mevedde, s. 125 240 Şemsuddin El-Cezerî, Esne'l-Metâlib, s. 70
  • HZ. FÂTIMA’NIN EŞİ OLARAK HZ. ALİ (7)

    ağır başlısı, hâlimidir." Resûlullah (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Mirac Gecesi Beni göğe götürdüklerinde peygamberleri topladılar. Ben de onlarla beraber oturdum. Bir melek gelerek Bana şöyle dedi: `Allah-u Teala buyuruyor ki; `Bu peygamberlerden ne üzere gönderildiklerini sor.' `Ne üzere gönderildiniz' diye sorduğumda; `Senin velayetin ve Ali bin Ebi Tâlib'in velayeti üzere gönderildik' dediler." Hz. Ali'nin imameti ile ilgili en büyük delillerden biri olan "Menzilet Hadisi" ise şöyledir: Sa'd bin Ebi Vakkas şöyle diyor: "Resûlullah (s.a.v.), Tebük Gazvesinde Hz. Ali (a.s.)'ı Kendi yerine halife tayin etti. Bunun üzerine Hz. Ali (a.s.): `Ya Resulallah, Beni kadın ve çocuklar arasında mı halife ettin?' dediğinde, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdular: Acaba Bana olan nispetinin Harun'un Musa'ya olan nispeti gibi olmasına razı olmuyor musun? Şu farkla ki, Benden sonra peygamber yoktur." 241 Hz. Ali'nin (a.s.) vasiliğine delil: İnzar ayeti Resûlullah (s.a.v.)'e nâzil olduğunda O akrabalarını yemeğe davet etti. Yemeklerini yedikten sonra ayağa kalkarak şöyle buyurdular: "Ey Abdulmuttaliboğulları! Allah-u Teala, Beni bütün halka genel olarak ve size de özel olarak peygamber göndermiş ve Bana `yakın akrabalarını korkut' emrini vermiştir. Ben de sizi dile hafif gelen ama terazide ağır olan iki söze davet ediyorum. Eğer onları kabul ederseniz Arap ve gayri Arab'a hakim olursunuz ve bütün ümmetler sizin emriniz altında olurlar; onlarla cenne241 Zehâirü'l-Ukba, s. 63; Menâkıb-ü Harezmî s. 59; Müstedrek-ü Ala's-Sahihayn, c. 3, s. 133
  • HZ. FÂTIMA’NIN EŞİ OLARAK HZ. ALİ (8)

    te girer ve onlarla cehennem ateşinden kurtulursunuz. O iki söz, `Allah'tan gayri bir ma'budun olmadığına ve Benim de O'nun elçisi olduğuma şehadet getirmektir.' Her kim bu konuda (herkesten önce) Benim davetime icabet eder ve bu risâleti gerçekleştirmemde Bana yardımcı olursa Benim kardeşim, vasim, vezirim, varisim ve Benden sonra halifem olacaktır." O mecliste hazır bulunanlardan, on yaşında olan Hz. Ali (a.s.)'dan başka hiç kimse cevap vermedi. Resûlullah (s.a.v.) bu sözü üç kez tekrarladı. Her üç defasında da Hz. Ali'den (a.s.) başka O'nun davetini kabul eden olmadı. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) orada hazır olan cemaate şöyle buyurdular: "Bu (Ali), sizin aranızda Benim kardeşim, vasim ve halifemdir." 242 Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: "Ali (a.s.) Kur'an iledir. Kur'an da Ali iledir. Bunlar Kevser havuzunun başında Bana gelinceye dek birbirlerinden ayrılmazlar." 243 Yine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: "Ali'den ayrılan Benden ayrılmıştır; Benden ayrılan ise Allah'tan ayrılmıştır." 244 Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ya Ali! Mü'minden başkası Seni sevmez; münafıktan başkası da Sana buğzetmez." 245 Yezid bin Ka'neb şöyle diyor: 242 Tarih-i Taberî, c. 2, s. 217; İrşad-ı Müfid, c. 1, bölüm 7; Yenabiu'l-Mevedde, s. 105 243 Mustedrek-u Ala's-Sahihayn, c. 3, s.124 244 Menâkıb-i Harezmî, s. 56 245 Sahih-i Müslim, c. 1, s. 120
  • HZ. FÂTIMA’NIN EŞİ OLARAK HZ. ALİ (9)

    "Biz kendi gözümüzle Kâbe'nin arka taraftan yarıldığını ve Esed kızı Fâtıma'nın Kâbe'nin içerisine girip gözden kaybolduğunu gördük. Sonra Kâbe'nin duvarı birleşerek eski halini aldı. Biz Kâbe'nin kilidini açmak istedik ama açılmadı. Bunun üzerine bu işin Allah tarafından olduğunu anladık. Fâtıma (a.s.) dört gün sonra ellerinde Hz. Ali (a.s.) olduğu halde Kâbe'den çıkıp geldi ve şöyle dedi: `Ben Allah'ın evine girdim. Cennet meyvelerinden ve yapraklarından yedim; dışarı çıkmak istediğimde ise bir münadi bana şöyle seslendi: Ey Fâtıma! O'nun ismini Ali koy. Zira O Ali (yüce) dir ve Aliyyu'l Âlâ olan Allah Teala buyuruyor ki: Ben O'nun ismini Kendi ismimden verdim. O'nu Kendi sıfatlarımla sıfatlandırdım ve O'na ilmimin sırrını öğrettim. Putları Benim evimde kıracak olan O'dur ve Benim evimin üzerimde ezan okuyup Beni ululayacak olan O'dur. O'nu sevip emirlerine uyan kimseye ne mutlu! O'na düşman olup emirlerine karşı çıkan kimseye de yazıklar olsun!" 246 Abdullah bin Hâris babasından, o da Emirü'l-Mü'minîn Hz. Ali (a.s.)'dan şöyle buyurduğunu naklediyor: "Peygamberin (s.a.v.) yanına gittim; Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer de yanında idiler. Resûlullah (s.a.v.) ile Hz. Aişe'nin yanında oturdum. Hz. Aişe Bana; `Benimle Resûlullah (s.a.v.)'in dizleri üzerinden başka oturacak bir yer bulamadın mı?' dedi. Resûlullah (s.a.v.) O'nun bu sözüne karşılık şöyle buyurdular: Sussana ya Hz. Aişe! Ali hakkında Beni incitme; O, dünya ve ahirette Benim kardeşimdir; O, Emirü'l-Mü'minîndir; Allah-u Teala kıyamet günü O'nu Sırat Köprüsü üzerinde oturtacaktır; kendi dostlarını cennete, düşmanlarını ise cehenneme sokacaktır." 247 246 Bihârü'l-Envâr, c. 35, s. 8; Keşfü'l-Gumme, s. 19 247 Bihârü'l-Envâr, c. 39, s. 194
  • HZ. FÂTIMA’NIN EŞİ OLARAK HZ. ALİ (10)

    Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ali (a.s.) Allah'ın ahdine daha vefalı olanınızdır; Allah'ın emri için daha çok kıyam edeninizdir; daha çok adaletlinizdir; daha çok eşit böleninizdir; Allah katında fazileti daha büyük olanınızdır." 248 Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Her peygamberin vasi ve vârisi vardır; Benim vasi ve vârisim ise Ebu Tâlib oğlu Ali'dir." 249 Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben ilmin şehriyim, Ali de onun kapısıdır; ilim isteyen o kapıdan gelmelidir." 250 Hz. Fâtıma (a.s.) Hz. Ali (a.s.) ile ilgili olarak şöyle nakleder: "Peygamber (s.a.v.) şöyle dedi: O Hayber kapısını kaldırırken yirmi küsur yaşındaydı. Bu kapıyı elli kişi yerinden kaldıramamıştı." 251 248 Feraidü's-Simtayn, c. 1, s. 176 249 Menâkıb-ı İbn-i Meğazilî, s. 201; Menakıb-i Harezmi, s. 42 250 Menakıb-ü İbn-i Meğazilî, s. 80 251 Tevfik Ebu İlm, Ehlü'l-Beyt, s. 130
  • HZ. FÂTIMA EV İŞLERİ İLE BİZZAT İLGİLENİRDİ

    Hangi kaynağa bakarsanız bakın tamamında Hz. Fâtıma'nın evinin işleri ile bizzat bilgisi yer alır. O devirde köle çalıştırmak, cariye almak son derece olağan iken, bizzat Resûlullah'ın (s.a.v.) ikazları ile evin ihtiyaçları ile Hz. Fâtıma meşgul olmuştur. Hz. Fâtıma şöyle der: "Resûlullah (s.a.v.)'in Beni erkeklere özgü görevleri üstlenmekten muaf tutmasından dolayı ne kadar sevindiğimi ancak Allah bilir." 252 İmam Câfer Sâdık (a.s.)'ın şöyle dediği rivayet edilir: "Emirü'l-Mü'minîn eve odun, su getirir ve evi süpürürdü. Fâtıma (a.s.) da buğday öğütür, hamur yoğurur ve ekmek pişirirdi."). 253 Bir gün Resûlullah (s.a.v.) Hz. Ali'nin (a.s.) evine gider. O'nun ve Fâtıma'nın el değirmeniyle buğday öğüttüklerini görür. 252 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 81 253 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 151
  • HZ. FÂTIMA EV İŞLERİ İLE BİZZAT İLGİLENİRDİ (2)

    "Hanginiz yoruldunuz?" der. Ali (a.s.): "Fâtıma (a.s.) yoruldu, ya Resulallah (a.s.)" der. Peygamberimiz (a.s.): "Kalk kızım" der. Fâtıma kalkar ve Peygamberimiz (s.a.v.) O'nun yerine oturur. Ali (a.s.) ile birlikte buğdayı öğüttüler." 254 Hz. Fâtıma (a.s.) Hz. Peygambere (s.a.v.) hâlini anlatıp, O'ndan bir cariye isteyince, Resûlullah (s.a.v.) ağladı ve şöyle dedi: "Ey Fâtıma! Beni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, şu anda mescide yiyecek yemekleri ve giyecek elbiseleri olmayan dört yüz tane adam bulunuyor. Eğer bir şeyden endişe etmeseydim, istediğini verirdim. Ey Fâtıma! Sevabın Senden ayrılıp cariyeye gitmesini istemiyorum. Ali b. Ebi Tâlib'in kıyamet günü, hakkını Senden talep ederek Allah huzurunda Senden davacı olmasından korkuyorum." Sonra Peygamberimiz (s.a.v.) Fâtıma'ya (a.s.) tesbih namazını/ duasını öğretti. Emirü'l-Mü'minîn Ali (a.s.) şöyle der: Sen Resûlullah'tan dünya malını istemek için gittin, Allah bize ahiret sevabı verdi." 255 Enes anlatıyor: "Bilal sabah namazına geç kaldı. Resûlullah (s.a.v.) O'na dedi ki: `Niçin geç kaldın?' Dedi ki: `Fâtıma'ya (a.s.) uğradım. Buğday öğütüyordu, çocuğu da ağlıyordu.' Dedim ki: `İstersen Ben Senin yerine buğday öğüteyim, Sen de çocuğu sustur. İstersen Ben çocukla ilgileneyim, Sen buğday öğüt.' 254 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 85 255 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 85
  • HZ. FÂTIMA EV İŞLERİ İLE BİZZAT İLGİLENİRDİ (3)

    Bana: `Ben Sana göre, oğluma daha şefkatli davranırım' dedi. Bu yüzden geç kaldım. Resûlullah (s.a.v.) şöyle dedi: Sen O'na acıdın, Allah da Sana merhamet etsin." 256 Hz. Sâdık (a.s.), Hz. Ali (a.s.) hakkında şöyle buyuruyor: "Ali ibn-i Ebi Tâlib (a.s.), yemek ve davranışları açısından herkesten daha çok Resûlullah (s.a.v.)'e benziyordu. Kendisi ekmek ve zeytin yiyordu fakat halka ekmek ve et veriyordu. Evin suyunu ve odununu hazırlıyordu; Fâtıma (a.s.) da un yapıyordu, hamur yoğuruyordu, ekmek pişiriyordu, elbiseleri yıkıyordu ve elbiselere yama vuruyordu." 257 Câbir'den rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma'nın (a.s.) deve tüyünden bir abaya bürünüp buğday öğüttüğünü gördü. Resûlullah (s.a.v.) bu durumu görünce ağlamaya başladı ve şöyle buyurdu: "Ey Fâtıma, dünyanın acılarına sabret ki, yarın ahretin bol nimetlerine kavuşasın." 258 256 Taberî, Zehâirü'l-Ukba, s. 61 257 Bihârü'l-Envâr, c. 41, s. 114 258 Kenzü'l-Ummal, c. 6, s. 295