bir kavmin, mutlaka büyükleri yok olur ve küçüklerinin de soyu devam etmez. Şayet sizler O'na tâbi olmayacaksanız ve ancak dininize bağlı kalmaya devam edecekseniz O'nunla anlaşma yapınız ve ülkenize geri dönünüz.' Bu sırada Resûlullah (s.a.v.) de Ali (a.s.), Hasan (a.s.), Hüseyin (a.s.) ve Fâtıma (a.s.) ile beraber dışarı çıkmış ve onlara şöyle demişti: `Ben dua edince sizler de amin deyiniz.' Ancak Necranlılar O'nunla lanetleşmeyi kabul etmediler, cizye vermek üzere O'nunla barış yaptılar. Eş-Şâbî'den gelen rivayete göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: `Şayet lanetleşmiş olsalardı, ağacın üzerindeki kuşlara varıncaya kadar Necran halkının helak olacağına dair Bana müjde verilmişti.' Necranlıların papazı, Resûlullah'ın (s.a.v.) Ali (a.s.), Fâtıma (a.s.), Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) ile birlikte geldiğini görünce: `Ey hıristiyanlar topluluğu, ben öyle yüzler görüyorum ki, eğer bunlar Allah'tan bir dağı yerinden oynatmasını isteyecek olursa mutlaka onların istediğini kabul edip bu dağı yerinde oynatır, sakın bunlarla lanetleşmeye kalkışmayın, helak olursunuz' dedi." 269 Sa'd b. Ebi Vakkas der ki: "De ki: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, ayeti nâzil olunca, Resûlullah (s.a.v.), Ali'yi (a.s.), Fâtıma'yı (a.s.), Hasan (a.s.) ve Hüseyin'i (a.s.) çağırdı ve buyurdu ki: Allah'ım bunlar Benim Ehli Beyt'imdir." 270 Sünni Suyûtî'de de bu konuda rivayet vardır: "Cabir b. Abdullah şöyle nakleder: `Kendimiz ve kendinizden' maksat, Resûlullah (s.a.v.) ve Ali'dir (a.s.). `Oğullarımızdan' mak269 Said Havva, El-Esas fi't-Tefsir, c. 2, s. 346 270 Sünni Nişaburî, El-Müstedrek-u ala's-Sahihayn, c. 3, s. 150; aynı rivayet Sünni İbn Hacer Askalani'nin Fethu'l-Bârî, c. 7, s. 105 eserinde de yer almaktadır.