• HZ. FÂTIMA’NIN MEHRİ KONUSU (2)

    "Fâtıma'nın Ali üzerindeki mehri, dünyanın beşte biri, cennetin üçte biri (Bihârü'l-Envâr'da üçte iki verilmiştir) olarak kararlaştırıldı. Dünyadaki Fırat, Nil, Nehrevan ve Belh adında olan dört nehir de o mehirdendir. (Ama) Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma'yı ümmetine sünnet olsun diye beş yüz dirheme evlendirdi." 191 Mehir konusu ile ilgili bir diğer rivayet de şöyledir: Hz. Fâtıma bir gün Resûlullah'a şöyle buyurdu: "Herkesin kızlarının mehri -nikah sırasında erkek tarafından kabul edilen nikah bedelialtın ve gümüşle takdir ediliyor. Benim mehrim de böyle olursa, Seninle diğerleri arasında ne fark olur? Gönlüm arzu ederdi ki, Benim mehrim yarın mahşer gününde Senin ümmetinin günahkarlarının ilahi af ve mağfirete kavuşabilmeleri için ancak Senin şefaatin olsun." Bunun üzerine Allah tarafından Hz. Fâtıma'nın bu dileğinin kabul olduğu Peygamber Efendimize (s.a.v.) bildirildi. Hz. Peygamber (s.a.v.) de: "Aferin kızım, peygamber çocuğu olduğunu belli ettin" buyurdular. 192 İshak bin Ammar ve Ebu Bâsir şöyle diyorlar: "İmam Sâdık (a.s.) şöyle buyurdu: Allah Tebarek ve Teala dünyanın dörtte birini Fâtıma'nın (a.s.) mehri karar kıldı. Bu yüzden onun dörtte biri Fâtıma'ya aittir. Cennet ve cehennemi de O'nun mehri karar kıldı, düşmanlarını ateşe, dostlarını ise cennete götürür. O Sıddıketü'l-Kübra'dır. Geçmiş ümmetler O'nu tanımakla ayakta kalmışlardır." 193 Hz. Fâtıma ile Hz. Ali'nin evliliğine karar verildikten sonra, kadınlar Fâtıma Ez-Zehra'ya gelerek, "Baban Seni parası pulu olma191 Allame Meclisi, Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 113 192 Ebu Nasr Muhammed b. Abdurrahman El-Hemedanî, Eş-Şebiyyat, s.157 193 Allame Meclisi, Bihârü'l-Envâr, c. 43, s.105, 19. rivayet
  • HZ. FÂTIMA’NIN MEHRİ KONUSU (3)

    yan birisi ile evlendirdi" dediler. Buna üzülen Fâtıma (a.s.) durumu Allah'ın Resulüne iletince o şöyle buyurdu: "Seni ümmetim içinde İslam'ı ilk kabul eden, en çok ilim ve hilm sahibi birisiyle evlendirmeme razı olmuyor musun?" Hz. Fâtıma (a.s.): "Razı oldum ya Resulallah" dedi. 194 Resûlullah (s.a.v.) ümmete sünnet olması bakımından Hz. Fâtıma'yı 400 miskal karşılığı bir mehirle evlendirmiştir. Hz. Peygamber Hz. Ali'ye mehir olarak ne vereceğini sorduğunda İmam Ali sahip olduğu üç şeyi de mehir olarak sunmuştur. Bunlar, kılıcı, zırhı ve sulama işlerinde kullandığı devesi idi. Hz. Peygamber zırhını mehir olarak kabul etmiş ve onu çarşıda satarak parayı kendisine getirmesini emretmiştir. Hz. Ali zırhı Osman bin Affan'a 480 dirheme satmıştır. Rivayete göre, Hz. Osman, zırhı satın alıp, parasını Hz. Ali'ye verdikten sonra zırhı da hediye olarak geri vermiştir. Mehir parasını alan Resûlullah, Bilal Habeşî'yi, çarşıdan nikah hazırlıkları için gerekli malzemeleri alması için görevlendirdi. "Ya Bilal! Al bu parayı, çarşıya çık, biraz gül yağı, gül suyu al. Geri kalan para ile de bal al ve mescidin bir kenarında temiz bir kab içerisinde su ile ezin. Bal şerbeti yapın ki, nikah kıyıldıktan sonra içelim. Ensar ve Muhacirler'den mevcut bulunan ashabımı mescide davet et ve Fâtıma-i Zehra ile Ali'nin nikahlarının kıyılacağını halka ilan et." 195 Resûlullah nikah kıyılacağı zaman şu hutbeyi okumuştur: "Bütün hamd ve şükür, âlemlerin Rabbına ait ve layıktır ki, O, ilahi nimetleriyle öğülen, sonsuz kudretiyle tapılan, ezeli saltana194 İbnü'l-Esir, 5, 364 195 Zürkanî, c. 2, s.3-4
  • HZ. FÂTIMA’NIN MEHRİ KONUSU (4)

    tıyla boyun eğilen, azabından kendisine sığınılan ve ilahi emri yerlerde ve göklerde hâkim olan Zattır. O âlemlerin yaratıcısıdır ki, yüce kudretiyle bütün varlıkları yaratmış ve adaletli hükümleri ile bunları birbirinden ayırıp, şunları İslam dini ve ulu peygamberi Muhammed'le şereflendirmiştir. Yüce Allah evlenmeyi bir kaynaşma, vazife, adalet ve geniş bir hayır kılmıştır. Bununla ilahi hükümlerini temsil ederek insanları ve cinleri vazifelendirmiştir. O öyle kudretli bir yaratıcıdır ki, topraktan ve sudan insanı yaratmış ve ona soy sop vermiştir. Rabbim her şeye Kâdir'dir. Allah'ın emri hükmüne, hükmü de takdirine tesir eder. Her hükmün bir takdiri ve her takdirin de bir kitabı vardır. Cenab-ı Hak istediğini var, istediğini yok eder. Fâtıma'yı Ali b. Ebi Tâlib'e nikahlamamı emir buyurmuştur. Ben de sizi şahit kılıyorum ki, Ali mevcut gelenek ve Allah'ın emri ile söyleyeceğim şeyi kabul ederse, 400 dirhem gümüş mehirle kızım Fâtıma'yı Ali b. Ebi Tâlib'e nikahladım. Rabbim kendilerinin varlıklarını bir araya getirsin ve bunu kendilerine mübarek kılsın. Nesillerini temiz, kendileriyle çocuklarını geniş rahmetinin anahtarı, yüce hikmetinin kaynağı ve Muhammed ümmetinin güvenlik sebebi eylesin. İşte söyleyeceğim söz bundan ibarettir. Rabbimden Kendim ve sizin için mağfiret dilerim." 196 Menakib, İbn-i Merduye'den Resûlullah'ın (s.a.v.) Ali'ye (a.s.) şöyle buyurduğunu nakleder: "Evlilik akdini kendin oku." Hz. Ali şöyle buyurdu: "Kendisini övüp O'ndan dilekte bulunanlara yakın olan Allah'a 196 İmam Kastalanî, Mevahibü'l-Ledünniyye, c. 1, s. 90
  • HZ. FÂTIMA’NIN MEHRİ KONUSU (5)

    hamd olsun. Kendisinden çekinenlere cenneti vaad etti, O'na isyan edenleri cehennemle korkuttu. Geçmiş ihsanlarından ve nimetlerinden dolayı, tıpkı Kendisinin yarattığını, öldürüp dirilttiğini bilen bir kimsenin hamdıyla O'na hamd ederiz. O kötülüklerden ve günahlardan sorguya çekecektir. O'ndan yardımını, hidayetini ve bize yeterli olmasını dileriz. O'na iman etmişimdir. Allah'ın bir olduğuna ve O'ndan başka bir ilah ve ortağı olmadığına, O'nun razı olduğu kâmil bir şahadet ile şahadet ederiz. Ve şehadet ederiz ki Muhammed (s.a.v.) O'nun kulu ve Resulü'dür. Kendisini Hakk'a yakınlaştıran, seçip yücelten bir salat ile, Allah'ın salatı ve selamı O'na ve soyuna olsun." Devamında şöyle buyurdu: "Nikâh, Allah'ın emredip razı olduğu, takdir ettiği ve bir araya gelmemiz için, O'nun izin verdiği işlerdendir. Ve Bana kızı Fâtıma'yı beş yüz dirhem mehir karşılığında nikahlayan Resûlullah (s.a.v.)'dir. Ben razıyım, O'ndan sorun ve buna şahit olun." 197 Nikâhtan sonra bal şerbeti dağıtıldı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in emri ile bir tabak taze hurma getirildi, ikram edildi. Sahabelerin bu nikah için, "Allah bu nikahı uğurlu ve mübarek kılsın, ilahi bereketlerine bunları ve nesillerini dahil kılsın" diyerek tebrik ettikleri rivayet edilmiştir. 198 Hz. Fâtıma ile Hz. Ali'nin nikâhları kıyıldıktan sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Eğer Allah-u Teala amcam oğlu Ali'yi yaratmasa idi, Fâtıma-i Zehra'ya bu dünyada denk ve eş olacak bir kimse bulamayacakmış" buyurdular. 199 197 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 112 198 Zürkani, c. 2, s. 7 199 Firdevs Sahibi, Yenabiu'l-Mevedde, c. 3, s. 237
  • HZ. FÂTIMA’NIN ÇEYİZİ

    Hz. Peygamber 400 heceri siyah dirhem olan mehri aldıktan sonra, Hz. Ebu Bekir, Selman-ı Farisî ve Bilal-i Habeşî'yi yeni ev için eşya almakla görevlendirdi. Kaynaklar Hz. Fâtıma'nın çeyizinin son derece sade olduğunu anlatmaktadır. 1- Yedi dirhem değerinde bir gömlek 2- Dört dirhem değerinde bir başörtüsü 3- Hayber malı siyah bir kadife 4- Üzeri kaytan türü iplerle örtülüp bağlanmış bir divan 5- Mısır keteninden mamul, birinin içi lifle, öbürünün ise yünle doldurulmuş iki döşek 6- İçleri izhirden (bir çeşit kokulu bitkiden) doldurulmuş Taif derisinden dört yastık
  • HZ. FÂTIMA’NIN ÇEYİZİ (2)

    7- Yünden yapılmış bir örtü 8- Hecer yapımı bir hasır 9- Bir el değirmeni 10- Deriden yapılmış bir su kabı 11- Bakır bir çamaşır leğeni 12- Bir süt kasesi 13- Küçük su kovası 14- İçi ziftlenmiş leğen 15- Yeşil bir testi 16- Kiremitten iki bardak 17- Bir meşin minder 18- Katrani aba 19- Su kovası. Eşyalar geldiğinde Resûlullah onlara bakarak ağlamış ve gözlerinden yaşlar dökülmüştür. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Allah'ım kaplarının büyük kısmı çanak çömlekten ibaret olan bu topluluğa bereket ver." 200 Hz. Fâtıma'nın (a.s.) çeyizi ile ilgili olarak şu nakilden bahsedilir: "Süleyman Peygamber (s.a.v.) damadına özel bir taç vermişti. Tacın üstünde yedi yüz tane kıymetli taş vardı. Hz. Ali (a.s.) evine dönünce bunu Fâtıma'ya (a.s.)'a anlattı. Fâtıma (a.s.) dinledi, mübarek hatırına bir şeyler gelip şöyle düşündü: 200 El-Menâkıb, İbn Şehrâşub, 3/353
  • HZ. FÂTIMA’NIN ÇEYİZİ (3)

    `Ali (a.s.) acaba Süleyman'ın kızını o çeyizlerin azameti ile işitip, Benim çeyizimi hakir görür mü? Hazret-i Resul, Süleyman Peygamber gibi neden yapmaz diye düşünür mü?' diye üzüldü ve bu üzüntü ahiret dünyasına göçünceye kadar hatırından çıkmadı. Hz. Ali (a.s.) bir gece rüyasında gördü ki, cennette çok süslü bir taht kurulmuştu. Tahtın çevresinde huriler saf saf dizilmiş, Fâtıma (a.s.) da taht üzerine oturmuştu. Çok güzel yüzlü ve yıldızı parlak bir kız da saçı için iki tabak cevahir hazırlamıştı. Fâtıma'nın (a.s.) kendisine bakmasını bekliyordu. Hz. Ali (a.s.) Fâtıma'ya (a.s.) sordu: `Acaba bu kız kimdir?' Hz. Fâtıma (a.s.) cevap verdi: `Ya Ali! Bu Süleyman peygamberin kızıdır. Rabbim Benim hizmetime göndermiştir. Ya Ali! Sen bir gün Bana bu güzelin hikayesini anlatmıştın. Ve bu merak Benim hatırımdaydı. Fakat bu meraktan hiçbir üzüntü duymamıştım. Onun sevabına Bana bu saadet erişti. Ey Ali! Taç ki Süleyman Peygamber tarafından güveyine verilmişti. Hamd Sancağı'nı (Livaü'lHamd) taşımak da Sana kısmet edilmiştir.' Hamd sancağı bir bayraktır ki, Hz. Peygambere (s.a.v.) hastır. Boyu haddinden fazla olup üç yazı vardı. Biri batıda, biri doğuda, biri de Mekke istikametinde idi. Birisinin yazısı Bismillahirrahmanirrahim, birinin yazısı Elhamdü lillahi Rabbi'l-âlemin, birinin de yazısı La ilahe illallah Muhammedü'r-Resûlullah idi. Nakledilmiştir ki, kıyametin mahşer meydanında o Hamd Sancağı'nı hazırlayıp şöyle seslenecektir: `Nerededir Muhammed ümmeti, nerededir o Haşimî Seyid'e uyanlar?' Ve Hz. Muhammed (s.a.v.) o mübarek sancağı eline alıp bütün nebiler, bütün İslam ehli o bayrak altında toplanacaklardır. Nitekim şöyle buyurmuştur: `Adem'le, O'nun zürriyetinden ge-
  • HZ. FÂTIMA’NIN ÇEYİZİ (4)

    lenler kıyamet günü sancağın altındadır.' Hz. Muhammed (s.a.v.), mübarek başına nurdan yeşil bir taç koyup, yine yeşil bir hil'at giyecek, Burak atına binip başka peygamberler de atlanıp o sancağı Hz. Ali (a.s.)'ın eline verecekler ve cennete doğru yol alacaklar. Rivayet edilmiştir ki, Hz. Ali'nin (a.s.) mübarek başında o sancak bir taç şeklinde olacaktır. O zaman kendisine soracaklar: Ya Ali! Bu taç mı daha faziletlidir, yoksa Süleyman Peygamberin güveyine verilen taç mı?" 201 201 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 168
  • HZ. FÂTIMA İLE HZ. ALİ’NİN DÜĞÜN GECESİ

    Nikâh kıyıldıktan hemen sonra düğün yapılmamıştır. Hz. Ali'nin rivayetlerine göre yaklaşık bir ay Hz. Fâtıma Baba evinde kalmaya devam etmiştir. Hz. Fâtıma ile Hz. Ali'nin düğünleri hicretin 2. yılında Zilhicce ayında gerçekleşti. O tarihte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Aişe'yi nikahlayalı 4.5 ay olmuştu. Bu süre içinde Hz. Ali'nin (a.s.) kardeşi Akil ile arasında şu konuşma geçmiştir: Hz. Ali (r.a.) buyuruyor ki: Fâtıma-i Zehra ile nikahım kıyıldıktan sonra epey bir müddet utandığımdan Resûlullah'ın (s.a.v.) yüksek huzuruna varamamış ve yüzüne bakamamıştım. Bir gün kardeşim Akil b. Ebi Tâlib Bana gelerek dedi ki: "Kardeşim Ali! Ben anamız Fâtıma bint-ü Esed'den doğdum doğalı, senin Fâtıma-i Zehra ile nikahlanışına
  • HZ. FÂTIMA İLE HZ. ALİ’NİN DÜĞÜN GECESİ (2)

    sevindiğim kadar hiçbir zaman hiçbir şeye sevinmemişimdir. Fakat henüz düğününüz olmadı. Eğer bunu görürsem artık gözüm açık gitmeyecektir." Hz. Ali: "Kardeşim! Ben de düğünümüzün bir an önce olmasını istiyorum ama Hz. Peygambere bunu açmaktan utanıyorum" dedi. Akil (r.a.) Bana yemin verdirerek benim elimden tuttu ve "Kalk, Hz. Muhammed'in huzuruna beraber gidelim ve bunu ben açayım, Sen hiçbir şey söyleme" dedi. Kalktık, yola düzüldük. Giderken yolda Peygamber Efendimizin azadlı cariyelerinden Ümmü Eymen Bereketü'l-Habeşiyye (r.a.) ile karşılaştık. Bize nereye gideceğimizi sordu, biz de maksadımızı anlattık. Bunun üzerine dedi ki: "Siz geri dönün ve bana biraz mühlet verin. Ben Hz. Peygamberin huzuruna hanımları ile beraber varır, bu konuyu açarım. Alacağım cevabı size bildiririm. Bunun için sizin gitmeniz uygun düşmez." Biz de geri döndük. Ümmü Eymen gitti, Peygamber Efendimizin hanımlarını topladı. Hep beraber Hz. Aişe'nin evinde bulunan Resûlullah (s.a.v.)'in huzuruna girip, etrafını sardılar. "Anamız babamız Sana feda olsun ya Resulallah! Biz buraya bir şey için geldik ki eğer Hatice (r. anha) sağ olsaydı bugün burada toplanmazdık ve bugün bu işle yalnız o çok meşgul ve bununla pek sevinçli olurdu" dediler. Onlardan Ümmü Seleme (r.anha) anlatıyor: "Biz Hatice'yi anınca Hz. Peygamber gözyaşlarını tutamadı ve `Ah! Nerede Hatice gibi bir kadın? Zira herkes Beni yalanladığı zaman O doğrulamıştı. Dünyama ve ahiretime yardımcı olmuş bir kadındı' buyurdu. Ben: `Ya Resûlallah! Gerçekten Hatice buyurduğunuz gibiydi. Ama o ahirete gitti. Cenab-ı Hak O'nunla bizi cennette bir yerde toplasın. Lakin O'nun kızı Fâtıma-i Zehra'yı nikahladığın amcamoğlu Ali b. Ebi Tâlib artık düğünlerinin yapılmasını istirham edi-