HZ. FÂTIMA İLE HZ. ALİ’NİN DÜĞÜN GECESİ (2)


sevindiğim kadar hiçbir zaman hiçbir şeye sevinmemişimdir. Fakat henüz düğününüz olmadı. Eğer bunu görürsem artık gözüm açık gitmeyecektir." Hz. Ali: "Kardeşim! Ben de düğünümüzün bir an önce olmasını istiyorum ama Hz. Peygambere bunu açmaktan utanıyorum" dedi. Akil (r.a.) Bana yemin verdirerek benim elimden tuttu ve "Kalk, Hz. Muhammed'in huzuruna beraber gidelim ve bunu ben açayım, Sen hiçbir şey söyleme" dedi. Kalktık, yola düzüldük. Giderken yolda Peygamber Efendimizin azadlı cariyelerinden Ümmü Eymen Bereketü'l-Habeşiyye (r.a.) ile karşılaştık. Bize nereye gideceğimizi sordu, biz de maksadımızı anlattık. Bunun üzerine dedi ki: "Siz geri dönün ve bana biraz mühlet verin. Ben Hz. Peygamberin huzuruna hanımları ile beraber varır, bu konuyu açarım. Alacağım cevabı size bildiririm. Bunun için sizin gitmeniz uygun düşmez." Biz de geri döndük. Ümmü Eymen gitti, Peygamber Efendimizin hanımlarını topladı. Hep beraber Hz. Aişe'nin evinde bulunan Resûlullah (s.a.v.)'in huzuruna girip, etrafını sardılar. "Anamız babamız Sana feda olsun ya Resulallah! Biz buraya bir şey için geldik ki eğer Hatice (r. anha) sağ olsaydı bugün burada toplanmazdık ve bugün bu işle yalnız o çok meşgul ve bununla pek sevinçli olurdu" dediler. Onlardan Ümmü Seleme (r.anha) anlatıyor: "Biz Hatice'yi anınca Hz. Peygamber gözyaşlarını tutamadı ve `Ah! Nerede Hatice gibi bir kadın? Zira herkes Beni yalanladığı zaman O doğrulamıştı. Dünyama ve ahiretime yardımcı olmuş bir kadındı' buyurdu. Ben: `Ya Resûlallah! Gerçekten Hatice buyurduğunuz gibiydi. Ama o ahirete gitti. Cenab-ı Hak O'nunla bizi cennette bir yerde toplasın. Lakin O'nun kızı Fâtıma-i Zehra'yı nikahladığın amcamoğlu Ali b. Ebi Tâlib artık düğünlerinin yapılmasını istirham edi-