• FEDEK’E NEDEN EL KONULMUŞ OLABİLİR?

    Kaynaklarda Fedek'in gasp edilmesi ile ilgili şu gerekçelere yer verilmektedir: 1- Halifenin, kendisine biat edilmesini sağlamak için hazineden mâli kaynağa ihtiyacı vardı. Ancak Resulüllah (s.a.v.) hastalığı sırasında Beytü'l-mal'daki malları taksim ettiği için Beytü'lmal'da bu anlamda kullanılacak bir mal yoktu. Komşu Kabileler zekat vermeyi de reddetmişti. Yani Fedek Beytü'l-mal içinden önemli bir gelir kaynağı durumundaydı. İbn-i Ebi'l Hadid, üstadı olan Bağdat müderrisi Ali ibn-i Elfar'dan naklediyor: "Ben üstadıma şöyle dedim: `Zehra (a.s.) iddiasında haklı mıydı?' Üstadım: `Evet' dedi. Ben: `Halife, O'nun doğru sözlü biri olduğunu bilmiyor muydu?' Üstadım: `Evet' dedi.
  • FEDEK’E NEDEN EL KONULMUŞ OLABİLİR? (2)

    Ben: `Neden halife O'nu mutlak hakkından alıkoydu?' diye sordum. Bu soru üzerine üstadım tebessüm etti ve şöyle dedi: Eğer o gün halife O'nun konuşmasını kabul etseydi ve O'nun doğru sözlü olması hasebiyle şahit istemeden Fedek'i O'na verseydi, yarın bu durumu kocası olan Ali (a.s.)'ın yararına da kullanarak şöyle diyecekti: `Hilafete sadece Ali (a.s.) layıktır.' Bu durumda halife, hilafeti Ali (a.s.)'a bırakmak zorunda kalacaktı. Halife O'nun doğru sözlü olduğunu biliyordu ama münazara ve talep kapısını kapatmak için O'nu mutlak hakkından alıkoydu."1132 2- Bir diğer neden de Hz. Ali'nin iktisadi mânâda kuvvetlenmesinden korkulması idi. Eğer hilafet konusunda hak iddia ederse, elinde güçlü imkanlar bulunması halinde kolayca bu makamı ele geçirebilirdi. Bu niyetle de Fedek'e el konulduğunun bir ispatı da bu konuda Hz. Ömer'in Hz. Ebu Bekir'e sarf ettiği şu sözlerdir: "İnsanlar dünyanın kullarıdır ve onların bundan başka da hedefi yoktur. Sen humus ve ganimetleri Ali'den al ve Fedek'i O'nun elinden çıkar ki, insanlar O'nun elinin boş olduğunu görünce sana döneceklerdir."1133 3- Halebi şöyle bir hadis nakleder: "Halife, Fâtımâ (a.s.)'ın malikiyetini tasdik etti. Sonra ansızın Ömer içeri girdi ve şöyle dedi: `Bu mektup da nedir?' Halife: `Ben bu mektupta Fâtımâ'nın malikiyetini tasdik ettim' dedi. Ömer: `Senin Fedek gelirine ihtiyacın var. Zira eğer yarın müşrik Araplar, Müslümanlar aleyhine kıyam ederlerse, sen hangi gelir ile orduyu donatacaksın' dedi. Sonra o mektubu yırttı."1134 1132 Şerh-i Nehcü'l Belağa, İbn-i Hadid, c. 16, s. 284 1133 Nasih'et-Tevarih, s. 122 1134 Sire-i Halebi, c. 3, s. 400
  • FEDEK’E NEDEN EL KONULMUŞ OLABİLİR? (3)

    Hasan b. Muhammed b. Ali b. Ebi Tâlib (a.s.) şöyle diyor: "Ebu Bekir, Hz. Fâtımâ (a.s.) ve Ben-i Haşim'i, Zevi'l-Kurba hissesinden mahrum etti ve O'nu Sebilullah hissesine kattı. Onunla cihad için silah, deve ve katır alıyordu."1135 Kutbuddin Ravendi şöyle rivayet ediyor: "Peygamber (s.a.v.) Fedek'i yirmi dört bin dinara kiraladı. Bazı hadislerde bu miktar yetmiş bin dinar olarak nakledilmiştir. Bu konudaki ihtilaf Fedek'in her yılki gelirinin farklı olmasındandır."1136 Fedek arazisinden elde edilen gelirler İslam Devleti'nin savaş masraflarını karşılamaya yetecek kadar fazla idi. 1135 Şerh-u İbn-i Hadid, c. 16, s. 231 1136 Biharü'l-Envar, c. 16, s .216
  • FEDEK’E EL KOYAN HZ. EBUBEKİR, RESULÜLLAH’IN DİĞER MALLARINA DOKUNMAMIŞTIR

    Resulüllah (s.a.v.)'in Fedek dışında bıraktığı malları olmasına rağmen Hz. Ebu Bekir sadece Fedek konusunda şahit aramış ve vermemekte ısrarcı davranmıştır. Geriye kalan mallardan birisi Resulüllah (s.a.v.)'in evleri konusudur. Hanımlarının oturduğu evlere Hz. Ebu Bekir ellememiş, geri almayı düşünmemiştir. Bu evlerin Müslümanlara mı ait olduğuna veya Resulüllah (s.a.v.)'in kendi malı mı olduğuna dair şahit aramamıştır. Bazı alimler bu konuda Ebu Bekir'in Ahzab Sûresi'nde yer alan 33. ayete göre hareket ettiğini yazarlar: "(Ey Peygamberin kadınları) evlerinizde vakarla oturun, ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın..." Yine, Peygamberimizin (s.a.v.) şahsi eşyası diyebileceğimiz ve Ali (a.s.)'ın elinde bulunan yüzüğü, sarığı, kılıcı, biniti ve elbisele-
  • FEDEK’E EL KOYAN HZ. EBUBEKİR, RESULÜLLAH’IN DİĞER MALLARINA DOKUNMAMIŞTIR (2)

    rini de `senin mi' sorgusuna girmeden Ali (a.s.)'da bırakmıştır. Hasan b. Ali El-Veşşa diyor ki: "Hz. Ali'ye, `Peygamber (s.a.v.) Fedek'ten başka bir şey de bırakmış mıydı?' diye sordum. Hz. Ali (a.s.): "Evet, Peygamberin (s.a.v.) Medine'de kendisine vakfedilmiş olan birkaç bağı, altı atı, Azba, Sahba ve Dicac adlarında üç dişi devesi, Şehba, Düldül isimlerinde iki katırı, Ya'fur adında bir eşeği, iki tane sağmal koyunu, kırk tane sağmal devesi, Zü'l-fekar adlı kılıcı, Zat'ül-Uzul isimli zırhı, Sehah adlı sarığı, iki tane Yemani hırkası, bir yüzüğü, Meşmuk isimli bastonu, hurma lifinden bir sergisi, iki tane abası ve birkaç tane deriden yastığı vardı ki kendinden sonra zırh, kılıç, sarık ve yüzüğün dışındaki ­ki bunları Resulüllah (s.a.v.) Ali b. Ebi Tâlib'e bırakmıştıbütün bunlar Hz. Fâtımâ (a.s.)'a intikal etti' diye buyurdu."1137 Ebu Bekir'in "Müslümanların malıdır" diyerek iddiada bulunduğu ve Hz. Fâtımâ (a.s.) hak iddia ettiğinde şahit istediği tek mal Fedek hurmalığı olmuştur. 1137 Keşf'ül-Gumme, c. 2, s. 122
  • HZ. FÂTIMÂ’NIN HZ. EBU BEKİR’E GAZAPLANMASI

    Bu konuda Buhari "Kitabu'l-Humus" adlı eserinde şöyle rivayet eder: "Resulüllah'ın kızı Fâtımâ (a.s.) gazaba geldi, Ebu Bekir'e darıldı. Bu dargınlığı vefat edene kadar devam etti."1138 Yine Buhari şöyle yazmaktadır: "Fâtımâ (a.s.) Ebu Bekir'e darıldı ve vefat edinceye kadar onunla konuşmadı."1139 Bu konuda bir rivayet de şöyledir: "Fâtımâ (a.s.) ölüm döşeğinde Ebu Bekir ve Ömer'e şöyle dedi: Allah'ı ve meleklerini şahit tutuyorum ki, ikiniz Beni öfkelendirdiniz, Beni hoşnut etmediniz, eğer Peygamber-i Ekrem (s.a.v.'i görecek olursam, ikinizi de şikayet edeceğim."1140 1138 Sahihu'l-Buhari, c. 4, s. 42 1139 Kitabu'l-Meğazi, bab-ı Gazvet-i Hayber, c. 5, s. 82 1140 İbn-i Kuteybe, El-İmamet'u ve's-Siyase, s. 14
  • HZ. FÂTIMÂ’NIN GAZAPLANMASININ DİNÎ BİR GAZAPLANMA OLUP OLMADIĞI KONUSU

    Sünni eserlerin bir çoğunda Hz. Fâtımâ (a.s.)'ın gazaplanması hakkında, "Ebu Bekir ve Ömer'e olan gazabı dinî gazap değildir, dinî emirlerin aksine gerçekleşen bir iş sebebiyle gazaplanmıştır" şeklinde kayıtlar vardır. Sünni imamlardan İmam-ı Rabbani, Redd-i Revafıd adlı eserinde Ebu Bekir'in tavrı için şunları yazmıştır: "Fâtımâ'nın (a.s.) Ebu Bekir'den incinmesi, kendisine Fedek'ten miras vermediği içindi. Bir hadis-i şerifte, `Biz peygamberler miras bırakmayız. Bıraktıklarımız, fakirlere sadaka olur" buyurulduğu için halife Ebu Bekir Resulüllah (s.a.v.)'in hurmalıklarının gelirini fakirlere dağıttı. Bu hadis-i şerife uyarak Fâtımâ'ya vermedi. Yoksa, nefsine, şeytana uyarak yapmadı. Bunun için suç olmaz. Eğer sorulursa ki, `Fâtımâ (a.s.) niçin incindi?'
  • HZ. FÂTIMÂ’NIN GAZAPLANMASININ DİNÎ BİR GAZAPLANMA OLUP OLMADIĞI KONUSU (2)

    Cevabında deriz ki, O'nun incinmesi, düşünerek ve isteyerek incinmek olmayıp, insanlığın zayıf tarafı, yaradılış icabı idi. Elinde olmayarak incindi. Böyle incitilmesi ise yasak olmaz." Ancak İmam Rabbani, burada hadisle çelişen bir fikir ortaya atmakta ve yanılmaktadır. Hz. Fâtımâ'nın incinmesi ile ilgili hadisler şu şekildedir: "Fâtımâ Benim bir parçamdır, kalbimin meyvesidir ve ruhumdur; O'nu inciten Beni incitmiştir, Beni inciten Allah'ı incitmiştir; O'nu gazaplandıran Beni gazaplanmıştır, O'na eziyet eden Bana eziyet etmiştir."1141 "Ya Fâtımâ, Allah-u Teala Senin gazabın için gazab eder, Senin hoşnutluğun için hoşnut olur."1142 Elbette her kim Fâtımâ (a.s.)'ı dinî açıdan gazaplandırırsa, Allah'ın ve Peygamberin (s.a.v.) gazabına uğrayacaktır. Ama, "Fâtımâ (a.s.)'ın gazabı amacına ulaşamayan her duygusal insanın gösterdiği gazap hâlidir" denilmektedir. Ve bazı sünni alimler, "Bir kimse halifeden bir mal ister, halife de hak etmediği için talebini reddeder, üstelik halife o malı akraba ve dostlarına da vermez, aksine onu bütün Müslümanlara verirse, malı isteyen o kişi için halifeye darılmış denecek olursa; bu kişinin halife ona mal vermediği için darıldığı açıkça ortaya çıkmış olur" diyorlar. Burada Hz. Fâtımâ'nın gazaplanması, haddin aşılması, Peygamberin ve nassın ihlal edilmesi olayıdır. Bir başka ifadeyle, Peygamberin ve nassın yerine kişisel görüşlerin ikame edilmesidir. Hz. Fâtımâ'yı gazaplandıran budur. Kaldı ki, halife Fedek'in Fâtımâ'ya ait olduğunu beyan eden belgeyi hazırlamış ancak Ömer'in etkisinde kalarak, belgeyi iptal etmiştir. 1141 Ahmed b. Hanbel, Müsned, Ali Hemadani Meveddet'ul-Kurba 1142 İbn-i Hacer Askalani, İsabe, c. 4, s. 375; Hakim Nişaburi, Müstedrek, c. 3, s. 154; Ebu'l İrfan es-Sebban, İs'afu'r-Rağibin, s. 171
  • HZ. FÂTIMÂ’NIN GAZAPLANMASININ DİNÎ BİR GAZAPLANMA OLUP OLMADIĞI KONUSU (3)

    Bazı Sünni eserler, Hz. Fâtımâ'nın Fedek malı yüzünden gösterdiği tepkiden zamanla vazgeçmesini ve sessiz kalmasını da dinî gazaplanma olmadığı hakkındaki yorumlarına kanıt göstermektedirler. Ehl-i Beyt alimlerinin bu tür yorumlara cevabı ise şöyle olmaktadır: "İlk olarak Hz. Fâtımâ (a.s.), Allah-u Teala'nın, temizliğine ve masumiyetine hükmettiği bir insandır. Asla iftira atmaz ve yalan söylemez. Hz. Fâtımâ (a.s.)'ın hakkında tathir ayeti nâzil olması bile bu iftiraları ortadan kaldırmak için yeterlidir. İkinci olarak; Hz. Fâtımâ (a.s.)'ın gazabı bir hal değişikliği olmuş olsaydı, ortadan kalkması icap ederdi. Özellikle kendisinden özür dilendikten sonra kalbinden çıkması gerekirdi. Hz. Fâtımâ (a.s.)'ın gazabı dinî bir gazaptı çünkü Allah-u Teala ve Peygamber-i Ekrem (s.a.v.)'in hükümlerinin aleyhine bir hüküm verilmişti. O'nun bu hükme olan gazabı dinî bir gazaptı ve bu gazap Allah-u Teala ve Hz. Peygamberin (s.a.v.) gazabını gerektiren bir gazaptır."1143 Ve bu konu ile ilgili olarak şu hadisi de nakledelim: Mir Seyyid Ali Hemadani eş-Şafii, Meveddet'ul-Kurba'da şu hadisi nakletmektedir: "Resulüllah (s.a.v.) buyuruyor ki: Ben Fâtımâ'ya eziyet edenleri kıyamette ağır sorguya çekeceğim. Fâtımâ'nın razılığı Benim razılığımdır, Fâtımâ'nın gazabı Benim gazabımdır; Benim gazab etmiş olduğum kimseye eyvahlar olsun." 1143 Peşaver Geceleri, s. 572-573