HZ. FÂTIMÂ’NIN GAZAPLANMASININ DİNÎ BİR GAZAPLANMA OLUP OLMADIĞI KONUSU (2)

HZ. FÂTIMÂ’NIN GAZAPLANMASININ DİNÎ BİR GAZAPLANMA OLUP OLMADIĞI KONUSU (2)


Cevabında deriz ki, O'nun incinmesi, düşünerek ve isteyerek incinmek olmayıp, insanlığın zayıf tarafı, yaradılış icabı idi. Elinde olmayarak incindi. Böyle incitilmesi ise yasak olmaz." Ancak İmam Rabbani, burada hadisle çelişen bir fikir ortaya atmakta ve yanılmaktadır. Hz. Fâtımâ'nın incinmesi ile ilgili hadisler şu şekildedir: "Fâtımâ Benim bir parçamdır, kalbimin meyvesidir ve ruhumdur; O'nu inciten Beni incitmiştir, Beni inciten Allah'ı incitmiştir; O'nu gazaplandıran Beni gazaplanmıştır, O'na eziyet eden Bana eziyet etmiştir."1141 "Ya Fâtımâ, Allah-u Teala Senin gazabın için gazab eder, Senin hoşnutluğun için hoşnut olur."1142 Elbette her kim Fâtımâ (a.s.)'ı dinî açıdan gazaplandırırsa, Allah'ın ve Peygamberin (s.a.v.) gazabına uğrayacaktır. Ama, "Fâtımâ (a.s.)'ın gazabı amacına ulaşamayan her duygusal insanın gösterdiği gazap hâlidir" denilmektedir. Ve bazı sünni alimler, "Bir kimse halifeden bir mal ister, halife de hak etmediği için talebini reddeder, üstelik halife o malı akraba ve dostlarına da vermez, aksine onu bütün Müslümanlara verirse, malı isteyen o kişi için halifeye darılmış denecek olursa; bu kişinin halife ona mal vermediği için darıldığı açıkça ortaya çıkmış olur" diyorlar. Burada Hz. Fâtımâ'nın gazaplanması, haddin aşılması, Peygamberin ve nassın ihlal edilmesi olayıdır. Bir başka ifadeyle, Peygamberin ve nassın yerine kişisel görüşlerin ikame edilmesidir. Hz. Fâtımâ'yı gazaplandıran budur. Kaldı ki, halife Fedek'in Fâtımâ'ya ait olduğunu beyan eden belgeyi hazırlamış ancak Ömer'in etkisinde kalarak, belgeyi iptal etmiştir. 1141 Ahmed b. Hanbel, Müsned, Ali Hemadani Meveddet'ul-Kurba 1142 İbn-i Hacer Askalani, İsabe, c. 4, s. 375; Hakim Nişaburi, Müstedrek, c. 3, s. 154; Ebu'l İrfan es-Sebban, İs'afu'r-Rağibin, s. 171

Similar Posts

  • |

    EHL-İ BEYT KİMDİR?

    Ehl, kelimesi izafet olduğu şeyle tanımlanır. Ehlü'l Kura (şehir halkı) veya Ehlü'l Kitap (kitaba uyanlar veya onu okuyanlar gibi). Beyt kelimesi ise ev anlamındadır. Ehl-i Beyt ifadesi ise, kişinin yakınları ve soydaşlarını ifade eder. Kur'an-ı Kerim'de Hz. İbrahim'in evlatlarına ve evlatlarının evlatları için Ehl-i Beyt tabiri kullanılmıştır. "Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinize olsun ey Ehl-i Beyt!''1 Müslümanlar arasında Ehl-i Beyt kelimesi naslara uyularak Resulüllah'ın evlatları hakkında kullanılmıştır. Kitap ve Sünnet'te Ehl-i Beyt kelimesinin özel bir anlamı vardır. Ehl-i Beyt'den maksat, Resulüllah'ın kızı Fâtımâ, torunları Hasan ve Hüseyin ve damadı İmam Ali'dir. Tathîr ayeti bunlar hakkında nâzil olmuştur: "Yüce Allah, ancak ve ancak siz Ehl-i Beyt'ten her türlü çirkinliği defetmek ve sizi tertemiz yapmak ister."2 1 Hud, 73 2 Ahzab, 33
  • |

    EHL-İ BEYT İFADESİ TAM OLARAK KİMLERİ KAPSAMAKTADIR?

    Kur'an-ı Kerim'de pek çok ayetle ve Resülullah'ın (s.a.v.) yüzlerce hadisiyle sabittir ki, Ehl-i Beyt, sadece Hz. Fâtımâ, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz Hüseyin ve Resülullah'tır(s.a.v.). Ancak bazı eserlerde, Ehl-i Beyt kapsamına Resulüllah'ın (s.a.v.) eşleri ve hatta Haşimoğulları'nın da dahil olduğu iddiaları vardır. 1- Nişaburî, Mukatil, Suyûti gibi bazı alimler bu ayet-i kerimenin kapsamına Hz. Peygamberin hanımlarının da girdiğini iddia etmektedirler. 2- Abdullah b. Abbas (r.a.) ve İkrime gibiler ise, Ehl-i Beyt'ten maksadın sadece ve sadece Resulüllah (s.a.v.) Efendimizin mübarek eşleri olduğunu iddia etmektedirler. Ayrıca; 3- Allame İbn Hacer Heysemî'nin "es-Savaik" adlı eserinde Sa'lebi'den naklen yazdığına göre, "Ehl-i Beyt'ten maksat, Haşimoğulları'dır" diye iddia edenler var olduğu gibi,
  • |

    EHL-İ BEYT İFADESİ TAM OLARAK KİMLERİ KAPSAMAKTADIR? (2)

    4- "Ehl-i Beyt kavramını tamamen genişleterek, Resulüllah'ın (s.a.v.) eşleri, köle ve cariyeleri, kadın-erkek bütün akrabası, Resulüllah'a (s.a.v.) hizmet eden, O'na uyup yolundan ayrılmayan herkes Ehl-i Beyt'in içine girer" diyenler de vardır.3 Ancak, bu iddialar azınlıkta kalmaktadır. Ehl-i Beyt kavramının içine Resulüllah'ın (s.a.v.) eşlerinin ve Haşimoğulları'nın dahil edilemeyeceği, Ehl-i Beyt ifadesinin söz konusu olan beş kişiden ibaret olduğuna dair sayılamayacak kadar çok delil ve kaynak mevcuttur. Biz bu kaynaklardan bir kısmını ortaya koyduk. Peygamberimizin (s.a.v.) hanımlarından (ki Tathir ayeti kendi evinde nâzil olan) Hz. Ümmü Seleme ve Hz. Aişe, Ehl-i Beyt'in sadece adı geçen bu beş kişi ile sınırlı olduğunu vurgulamışlardır. Ebu Basir, İmam Câfer Sâdık'tan (r.a.) sahih bir rivayetle şöyle nakletmektedir: "Yüce Allah, yalnız siz Ehl-i Beyt`ten ..." ayeti indiği zaman Ali, eşi ve çocukları Ümmü Seleme'nin evinde idiler. Hz. Peygamber (s.a.v.) onları bir parçanın altına alarak arz etti: "Allah'ım! Her peygamberin nübüvvetinin terazisi olan seçkin zümreden özel yakınları vardır. Bu terazi, Benim nübüvvetimin içinde bu seçkin Ehl-i Beyt'imin dışında hiç kimse değildir." Bunun üzerine Ümmü Seleme (r.anha) dedi ki: "Ey Allah'ın Elçisi, yalnızca bu birkaç kişi mi? Yoksa ben Senin Ehl-i Beyt'inden değil miyim?" Resulüllah cevaben şöyle buyurdu: "Benim Ehl-i Beyt'im ve nübüvvetimin terazisi Ali, Fâtımâ, Hasan ve Hüseyin'dir." Sahih-i Müslim ve Cami'ul-Usul'de şöyle rivayet edilir: 3 Bkz. Habi-i Şirbini, Tefsir, c. 3, s. 230
  • |

    EHL-İ BEYT İFADESİ TAM OLARAK KİMLERİ KAPSAMAKTADIR? (3)

    "Hasin b. Semure, Zeyd b. Erkam'a, "Hz. Peygamber'in (s.a.v.) hanımları da Ehl-i Beyt'ten midir?" diye sorduğunda, Hz. Zeyd şöyle dedi: "Allah Teala'ya and olsun ki, hayır... Çünkü kadın, bir müddet eşiyle olur, boşanınca babasının evine döner ve babasının ailesine katılır, böylece kocasından bütünüyle kopar. Peygamberi Ekrem'in (s.a.v.) Ehl-i Beyt'i kendisine sadaka verilmesinin haram olduğu kimselerdir. Onlar hangi eve gitseler, nereye gitseler Hz. Peygamberin Ehl-i Beyt'i olmaktan çıkmazlar." Bazı kaynaklara göre, Ehl-i Sünnet âlimlerince Ehl-i Beyt kavramının içine Âl-i Aba olan "beş kişi"nin dışındaki kişilerin de dahil edilmeye çalışılması, özellikle İmam Ali'ye (k.veche) olan hased ve husumetten ileri gelmektedir ki, güya böylece O'nun Allah ve Resulü yanındaki makamı gizlenmek istenmektedir. Resulüllah'ın (s.a.v.) hayatında Ehl-i Beyt kavramının içini yalnızca Hz. Ali, Hz. Fâtımâ, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ile doldurması bir şeyin işaretidir. "Bu ayetin amacı, İslam'ın geleceğini kurumsallaştırmaktır."4 Resulüllah (s.a.v.), kendinden sonra İslam dinini emanet ettiği beş kişiyi ifade etmektedir. "Beş kişiyi işaret eden hadisler" İslam'ın gelecekteki rehberlerini tanıtmak hedefi üzeredir."5   4 Ayetullah Uzma Muhammed Fazıl Lenkarani, Ehl-i Beyt, s. 89 5 age., s. 91
  • |

    EHL-İ BEYT HAKKINDA İNEN AYETLER

    Ehl-i Beyt hakkında inen ayetler, Kur'an-ı Kerim'in dörtte birini teşkil eder.6 Biz buraya bir kısmını almakla yetindik. 1- Ümmü Seleme'den şöyle nakledilir: "Yüce Allah, ancak ve ancak siz Ehl-i Beyt'ten her türlü çirkinliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister" ayeti inince; Resulüllah, birini Ali, Fâtımâ, Hasan ve Hüseyin'in peşine gönderdi ve "Bunlar, Benim Ehl-i Beytim'dir" buyurdu.7 2- Hz. Aişe'den şöyle nakledilir: "O (Ali), Resulüllah'ın yanında insanların en sevimlisiydi. Ben Resulüllah'ın, O'nu, Fâtımâ'yı, Hasan ve Hüseyin'i elbisesinin altına aldığını ve sonra "Allah'ım, bunlar Benim Ehl-i Beyt'imdir" dediğini gördüm.8 6 İbn Asakir, Savaik, fasıl 3, bâb 9, s. 76 7 El-Müstedrek-ü Ala's-Sahihayn, c. 3, s. 158; Beyhaki, Sünen'ül-Kübra, c. 7, s. 63 8 Tarih-i Dimaşk, c. 2, s. 163; İbn-i Bitrik, Menakib'ü İmam'il-Ebrar, c. 40, s. 23