• HZ. HÜSEYİN (A.S.) İÇİN SADAKA VERİLMESİ

    Hz. Peygamber (s.a.v.), kızları Hz. Fatıma-i Zehra'ya (a.s.) Hz. Hüseyin'in (a.s.) doğumunun 7. günü başının saçlarını yani ana tüylerini, Ensar'dan Ebu Hind el-Beyazî'ye tıraş ettirip tarttırarak ağırlığınca gümüş para sadaka vermesini emir buyurmuşlar. Hz. Ali (a.s.) ile Hz. Fatıma (a.s.) da Hz. Peygamberin (s.a.v.) bu isteğini hemen yerine getirmişlerdir. 6 Hz. Hüseyin, doğumunun yedinci günü sünnet ettirilmiştir.7 6 Şir'atü'l-İslam, s. 456 7 Kenzu'l Ummal, c. 5, s. 108
  • DOĞUMU HAYIRLARA VESİLE BİR EVLAT…

    İmam Hasan Askerî (a.s.)'dan rivayet edilmektedir: İmam Hüseyin (a.s.)'ın doğum günü olan Şaban ayının üçüncü gününe ait olan bir dua nakletmektedir: O duanın bir bölümünde şöyle geçmektedir: "Futrus, İmam Hüseyin (a.s.)'ın beşiğine sığındı. Biz de onun kabrine sığınıyoruz."8 "Futrus" isimli melekle ilgili rivayet şöyledir: "İmam Câfer Sâdık (a.s.)'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: İmam Hüseyin (a.s.) doğduktan sonra Allah Teala (c.c.) Cebrail'e bin melek ile birlikte yeryüzüne inmesini ve Peygambere (s.a.v.) kendi tarafından tebrikte bulunup, göz aydınlığı vermesini istedi. Cebrail indiği sırada, denizdeki adalardan birinden geçerken, Futrus isminde bir meleğe rastladı. O melek, Allah'ın Arş'ını taşıyanlardan birisi sayılmaktaydı. Kâdir olan Allah ona bir emir vermiş, o da emri yerine getirmekte yavaş davranmıştı. 8 Muhaddis Kummî, Mefatihu'l-Cinan, s. 64
  • DOĞUMU HAYIRLARA VESİLE BİR EVLAT… (2)

    Bir rivayete göre Allah-u Teala onu, dünya azabı ile ahiret azabı arasında özgür bırakmış, Futrus da dünya azabını seçmişti. Kahhar olan Allah da onu kirpiklerinden asmıştı. Hiçbir hayvan oradan geçmiyordu. Zira ondan hep kötü bir koku yükselmekte idi. Futrus, Cebrail'i o meleklerle beraber gördüğü zaman "nereye gitmek niyetindesin?" diye sordu. Cebrail (a.s.): "Allah (c.c.), Muhammed (s.a.v.)'e bir nimet verdi. Beni de onu tebrik etmekle görevlendirdi" dedi. Futrus: "Beni de kendinle birlikte götür. Belki o bana dua eder de merhameti bol olan Allah beni affeder" diye temenni de bulundu. Cebrail onu kendisiyle birlikte Resulüllah (s.a.v.)'in huzuruna getirdi. Resulüllah (s.a.v.)'i tebrik ettikten sonra Futrus durumu arz etti. Hz. Resulüllah (s.a.v.), "Futrus'a söyle, kendini yeni doğan bu çocuğa sürsün ve kendi yerine dönsün" buyurdu. Futrus, kendini İmam Hüseyin (a.s.)'a sürer sürmez, kanatları yeniden çıktı ve gökyüzüne doğru uçtu. Gitmeden önce Resulüllah (s.a.v.)'e şöyle dedi: "Çok yakında Senin ümmetin bu çocuğu öldürecek. Bana kendisi vasıtası ile nimet verildiği için bu yeni doğan çocuğun benim üzerimde hakkı vardır. Her kim onu ziyaret etse, onun ziyaretini ve her kim selam etse selamını ve her kim salavat gönderse salavatını ona ileteceğim." Futrus gökyüzüne doğru yükselirken de övünerek şöyle diyordu: "Benim gibi kim olabilir ki? Ben Hüseyin (a.s.), Fatıma (a.s.) ve Muhammed (s.a.v.)'in azadlısıyım." (Şeyh Sâduk, İmam Sâdık (a.s.)'dan rivayetle) İşte Muhaddis Kummî'nin, "Mefatihu'l-Cinan" eserinin 64. sayfasında bahsi geçen Futrus meleği İmam Hüseyin (a.s.) hürmetine bağışlanan melektir.
  • ANNESİ HZ. FATIMA (A.S.)

    İmam Hüseyin (a.s.)'ın annesi, Hz. Fatıma (a.s.)'dır. Resulüllah (s.a.v.)'in son evladı olan Hz. Fatıma (a.s.)'ın üstünlükleri ile ilgili pek çok hadis ve hakkında inmiş ayetler mevcuttur. Bu konuları "Hz. Fatıma" isimli eserimizde geniş bir şekilde ele aldığımız için tekrar girmiyoruz. 9 Yalnız Hz. Fatıma (a.s.) hakkındaki şu hadisi hatırlatalım: "... Kendi asrının üstünü Meryem'dir. Kızım Fatıma, geçmiş ve gelecekteki bütün kadınların en üstünüdür." 10 İmam Hüseyin (a.s.)'ın anne tarafından soyu, Hüseyin b. Fatıma bint-i Muhammed b. Abdullah b. Abdulmuttalib b. Hâşim b. Abdulmenaf'tır. İmam Hüseyin (a.s.), Hz.Fatıma (a.s.)'ın ikinci evladıdır. Hz. Fatıma (a.s.), Hüseyin (a.s.)'ın ağabeyi Hasan'dan başka, Zeyneb, Ümmü Gülsüm ve düşük yaptığı Muhsin isimli çocukları da dünyaya getirmiştir. 9 Bkz. Hz. Fatıma, Prof. Dr. Haydar Baş, İcmal Yay. İst., 2010 10 Bihar'ul Envar, c. 43, s. 24
  • ANNESİ HZ. FATIMA (A.S.) (2)

    Anneye en ihtiyacı olan çağında, Hz. Hatice (a.s.)'ı kaybeden Hz. Fatıma (a.s.), Cenab-ı Hakkın bir takdiri olarak babası Hz. Peygamberin (s.a.v.) elinde yetişmiştir. Bu üstün öğretmenin eğitimi ile doruk noktada bir mürşide hâline gelmiştir. Yetiştirdiği evlatları İslam tarihinde adları, İslam'ın muhafazası ve yayılmasında önder olan kahramanlar olarak anılmaktadır. "Resulüllah (s.a.v.)'in Mikdad'a şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Mü'minlerin kalplerinde Hüseyin (a.s.) için gizli bir muhabbet vardır ki, o muhabbetin kaynağını annesinde aramak gerekir." 11 Hz. Fatıma (a.s.) bambaşka bir âlemdir. Varlık âlemine ilahî bir emirle gelen Hz. Fatıma için babası Resuli Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, "Allah-u Teala, kızım Fatıma'nın kalp ve azalarını, imanla öyle doldurmuştur ki, Allah'ın itaati için kendisini bütün meşguliyetlerden uzak tutmaktadır" buyurmuşlardır.12 Her ânını ibadetle ve kulluk şuuru ile geçiren bu annenin evladı, ümmetin kurtuluşu için kanını esirgemeyen şehitlerin efendisi olmuştur. Hz. Fatıma (a.s.)'ın Hz. Hüseyin (a.s.)'a hamile olduğu dönemde yaşadıkları ile ilgili rivayetleri aktaralım: "Hz. Fatıma (a.s.), oğlu İmam Hüseyin (a.s.)'ın makamı hakkında kendisine soru soran Mikdad'a şöyle buyurdu: "Hamileliğimden bir ay geçtikten sonra, kendimde acı verici bir sıcaklık hissettim. Bu konuyu Babamla konuştum. Benden bir testi su istedi, dua etti. Sonra ben ondan biraz içtim ve Allah beni bu sıkıntıdan kurtardı. Hamileliğimin kırkıncı gününden sonra sırtımda karıncanın ha11 Nasihu't-Tevarih 12 Bihar'ul Envar, c. 43, s. 76
  • ANNESİ HZ. FATIMA (A.S.) (3)

    reketine benzeyen bir hareket hissetmeye başladım. İkinci ay sona erene kadar bu haldeydim. Allah'a yemin olsun ki, o hareket ettikçe ben yemekten-içmekten kesiliyordum. Allah beni bundan korudu. Üçüncü ay geçtikten sonra evimde çok bereket gördüm. Dördüncü aya eriştiğimde Hüseyin'le olan hemhâlliğimden dolayı korkum, sıkıntım yok oldu. Devamlı mescidde idim. Sadece gerekli ihtiyaçlarımı karşılamak için mescidden dışarı çıkıyordum. Beşinci ay geçene kadar vakti böyle geçirdim. Altıncı ay geldiğinde karanlık gecelerde lambaya ihtiyacım olmadı. Sessiz bir yerde seccade başına geldiğimde, karnımda tesbih ve takdis sesleri duymaya başladım. Bu olaydan dokuz gün sonra da kendimde güç ve kuvvet buldum." 13 Ebu Hatice, Ebu Abdullah (Câfer) (a.s.)'dan şöyle rivayet etmiştir: "Fatıma (a.s.), Hüseyin (a.s.)'a hamile kalınca, Cebrail Resulüllah (s.a.v.)'e geldi ve dedi ki: "Fatıma bir oğul doğuracak, senin ümmetin senden sonra onu öldürecektir." Bu yüzden Fatıma (a.s.), Hüseyin (a.s.)'a hamile kaldığında bundan hoşnut olmadı, doğurduğunda hoşnut olmadı. Sonra Ebu Abdullah (a.s.) şöyle dedi: "Dünyada bir annenin erkek çocuğu doğurduğunda sevinmediği görülmüş şey değildir. Ancak Fatıma onu doğurduğuna sevinmedi, çünkü öldürüleceğini biliyordu." Şu ayet de bu olayla ilgili olarak inmiştir: 13 Nasihu't-Tevarih
  • ANNESİ HZ. FATIMA (A.S.) (4)

    "Biz insana ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer." 14 Muhammed b. Amr ez-Zeyyat, arkadaşlarımızın birinden o da Ebu Abdullah'dan şöyle rivayet etmiştir: "Cebrail, Muhammed (s.a.v.)'e indi ve O'na dedi ki: "Ya Muhammed! Allah Sana, Fatıma'nın doğuracağı ve Senden sonra ümmetinin öldüreceği bir erkek çocuk müjdeler." Dedi ki: "Ya Cebrail! Rabbime selam söyle, Benim, Fatıma'nın doğuracağı ve Benden sonra ümmetim tarafından öldürülecek olan bir erkek çocuğuna ihtiyacım yoktur." Cebrail göğe yükseldi, sonra tekrar indi ve önceki sözlerini yineledi. Peygamberimiz (s.a.v.) dedi ki: "Ey Cebrail! Rabbime selma olsun, Benim, Benden sonra ümmetim tarafından öldürülecek bir oğula ihtiyacım yoktur." Cebrail göğe yükseldi, tekrar indi ve dedi ki: "Ya Muhammed! Rabbin Sana selam söylüyor ve imamlık, velayet ve vasilik makamını Senin zürriyetine verdiğini müjdeliyor." Peygamberimiz (s.a.v.), "Şimdi razı oldum" dedi. Sonra Fatıma (a.s.)'a, "Allah Bana, senin doğuracağın ve Benden sonra ümmetimin öldüreceği bir erkek çocuğunu müjdeledi" diye haber gönderdi. Hz. Fatıma, "Benim doğuracağım ve Senden sonra ümmetin tarafından öldürülecek bir erkek çocuğuna ihtiyacım yoktur" diye cevap verdi. 14 Ahkaf, 15
  • ANNESİ HZ. FATIMA’NIN (A.S.) ŞEHADETİNDE İMAM HÜSEYİN (A.S.)

    Tarih şahittir ki, Hz. Fatıma (a.s.) babası Resulüllah (s.a.v.)'in rıhletinden sonra hiç gülmemiştir. Ve yine, Hz. Fatıma (a.s.) Babasının ardından o kadar gözyaşı dökmüştür ki, tarihte en çok ağlayan beş kişiden biri olarak kabul edilmiştir. Babasının bu dünyadan göçmesi ona o kadar ağır gelmiştir ki, bu acı olaydan sonra yaklaşık altı ay kadar yaşamış ve sonra Babasının yanına rıhlet etmiştir. Altı ay süren bu hasret dolu günlerini ise, iki ciğerparesi Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.)'ı yanına alarak Bâki Mezarlığı'nda ağlayarak geçirmiştir. Nihayet çok sevdiği evlatlarından ve eşi Hz. Ali (a.s.)'dan ayrılma ve Babasına kavuşma ânı gelmiştir. Hz. Fatıma (a.s.) son anlarını yaşadığını hissettiği bir anda, yanında bulunan Esma'ya şöyle buyurdu: "Ey Esma, bir yemek hazırla ki, ciğer köşelerim eve gelince yesinler ve onların benim yanıma gelmelerine izin verme. Beni bu halde görüp perişan olmasınlar."
  • ANNESİ HZ. FATIMA’NIN (A.S.) ŞEHADETİNDE İMAM HÜSEYİN (A.S.) (2)

    Az sonra Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) Bâki Mezarlığı'ndan geri döndüler. Esma onları karşıladı. Yemek yemelerini söyledi. Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.), "Bizim hiçbir zaman anamızdan ayrı yemek yediğimiz yoktur" dediler. Esma, "Ey sevgili çocuklar! Annenizin biraz rahatsızlığı var. Sizin kendi kendinize yemek yemenizi söyledi." Çocuklar, "Ey Esma! Biz annemizden ayrı olarak yemek yersek, gönlümüze sinmez" dediler. Hülasa, yemek yenilmedi. Çocuklar analarının odasına girdiler. Bir de ne görsünler, Fatıma (a.s.) yatağında yatıyor ve babaları Ali (a.s.) da yastığın üzerine gözyaşları dökerek ağlıyor. Fatıma (a.s.) oğullarına, "Ey ciğer köşelerim! Bir ara Resulüllah (s.a.v.)'in ravzasına gidin de dua kılın" dedi." 16 Son nefesini verirken dahi analığı ağır basmış ve çocuklarının o halde görmesini istememişti. Hz. Fatıma (a.s.), evlatlarını babalarına emanet etmeyi de ihmal etmedi: "İkinci vasiyetim şudur: Benim çocuklarımı sev, say. Onlardan bir küstahlık gelirse hoş göresin" buyurmuştur." 17 Hasan ve Hüseyin ise, Bâki Mezarlığı'ndan dönerek onlara katıldı: "Fatıma (a.s.) da Ali (a.s.)'ın vasiyetlerini abuş edip, konuşurken, birdenbire bir bağrışma sedası geldi. Hz. Ali (a.s.) bağırıp çağıranların kim olduğunu anlamak için o tarafa baktı. Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.)'ın, "Vah ümma vah musibeta! (Vah anamız, vah bu musibet) diye feryat ettiklerini gördü. Istırapla Hz. Muhammed (s.a.v.)'in mezarı kapısına koştu sordu: "Ey ciğer köşelerim! Bu ne hâl böyle?" 16 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 179-180 17 a.g.e., s. 181