ANNESİ HZ. FATIMA’NIN (A.S.) ŞEHADETİNDE İMAM HÜSEYİN (A.S.) (2)
Az sonra Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) Bâki Mezarlığı'ndan geri döndüler. Esma onları karşıladı. Yemek yemelerini söyledi. Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.), "Bizim hiçbir zaman anamızdan ayrı yemek yediğimiz yoktur" dediler. Esma, "Ey sevgili çocuklar! Annenizin biraz rahatsızlığı var. Sizin kendi kendinize yemek yemenizi söyledi." Çocuklar, "Ey Esma! Biz annemizden ayrı olarak yemek yersek, gönlümüze sinmez" dediler. Hülasa, yemek yenilmedi. Çocuklar analarının odasına girdiler. Bir de ne görsünler, Fatıma (a.s.) yatağında yatıyor ve babaları Ali (a.s.) da yastığın üzerine gözyaşları dökerek ağlıyor. Fatıma (a.s.) oğullarına, "Ey ciğer köşelerim! Bir ara Resulüllah (s.a.v.)'in ravzasına gidin de dua kılın" dedi." 16 Son nefesini verirken dahi analığı ağır basmış ve çocuklarının o halde görmesini istememişti. Hz. Fatıma (a.s.), evlatlarını babalarına emanet etmeyi de ihmal etmedi: "İkinci vasiyetim şudur: Benim çocuklarımı sev, say. Onlardan bir küstahlık gelirse hoş göresin" buyurmuştur." 17 Hasan ve Hüseyin ise, Bâki Mezarlığı'ndan dönerek onlara katıldı: "Fatıma (a.s.) da Ali (a.s.)'ın vasiyetlerini abuş edip, konuşurken, birdenbire bir bağrışma sedası geldi. Hz. Ali (a.s.) bağırıp çağıranların kim olduğunu anlamak için o tarafa baktı. Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.)'ın, "Vah ümma vah musibeta! (Vah anamız, vah bu musibet) diye feryat ettiklerini gördü. Istırapla Hz. Muhammed (s.a.v.)'in mezarı kapısına koştu sordu: "Ey ciğer köşelerim! Bu ne hâl böyle?" 16 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 179-180 17 a.g.e., s. 181
