• KAYNAKÇA (5)

    · Feraidu's-Simtayn, İbrahim b. Saadettin-i Horasani, Beyrut h. 1398 · Kitabu'n-Nihaye (el-Fiten ve'l Melahim), İbn-i Kesir Ebu'l Fida İsmail b. Ömer, Beyrut bask. · Meveddetü'l-Kurba, Seyyid Ali b. Şahab b. Muhammed el-Hüseyni el-Horasanî, İstanbul h. 1301, Ahtar Yay. · El-Fusulu'l-Mühimme, İbn-i Sebbağ Nureddin Ali b. Muhammed el-Maliki, Beyrut, h. 1307 bask · El-Eimmetu'l-İsna Aşer, Şemseddin Muhammed b. Tulun ed-Dımeşkî, Beyrut, Daru's-Sadr Yayınevi, 1958 · Nuru'l-Ebsar, Seyyid Mü'min b. Hasan Şeblenci, Kahire bask. · Fevzu'l-Kadir Şerh-i Camiu's-Sağir, Muhammed Abdurrauf el-Münavi eş-Şafiî, Beyrut, 1972, Daru'l-Maarif · İs'afu'r-Rağibin, Muhammed b. Ali es-Sebban el-Mısri eş-Şafii, Mısır · Delail-ül İmame, Muhammed İbn-i Cerir et-Taberi, Necef baskısı, H.1369 · Mustedrek'ulAvalim'ilUlum, Ebtahi-yi İsfahanî, Müessese-i İmam Mehdî · Avalim'ulUlum, Abdullah bin Nurullah-i Bahrani-yi İsfahanî, Medreset'ulİmam'ilMehdi, Kum, h. k. 1407. · Hatice Ümmü'l-Mü'minin, Abdu'l-Mün'im, Baskı: Beyrut 1954 · Mekatil'üt-Tâlibin, Ebu'l-Ferec el İsfehanî, Baskı: Halep 1315 · Usul-ül Kâfi, Muhammed b. Yakub-i Kuleyni, taşbas. 1311; Darul Kütüb'ül İslamiye, Tahran 1365 · Keşfu'l-Ğumme fi Marifeti'l-Eimme, Musa Erbili, Tebriz 1381 · Keşfu'l-Ğumme an Cami'il-Ümme, İmma eş-Şa'rânî, Kahire, 1281 · Usdü'l-Ğâbe fî Ma'rifeti's-Sahabe, İbnü'l-Esir, Kahire, 1970 · Müsned, Ahmed b. Hanbel, Beyrut 1989 · Kenzu'l-Ummâl, Ali b. Hasan el-Muttakî, Beyrut 1989 · Hilyetü'l-Evliyâ, Ebû Nuaym el-İsfahanî, Dâru'l-Kütübi'l-'İlmiyye, Beyrut, 1409- 1988 · El-İsabe fi Temyiz'is Sahabe, İbn Hacer el-Askalani, Kalküta 1853 · Kerbela Şehitleri (Hadikat'üs Süada), Fuzuli, İstanbul 2003 · Tefsir'us-Salebi, Ebu İshak Sa'lebî, Beyrut 1865 · Takrîb-üt-Tehzîb, İbn Hacer el-Askalanî, Bask. Haydarabad Dar'ul Mearif, tarihsiz · Menakıb-ü Harezmî, Hatib el-Harezmî, Bask: Necef 1385 · Deaim'ulİslam, Kadı Nu'man, Dar'ulEzvâ', Beyrut, h. k. 1411 · Meani'lAhbar, Saduk, Camia-i Müderrisin, Beyrut 1954 · Er-Riyazu'n-Nazıra fi Menakıb-il Aşere, Muhibbuddin Taberi, Beyrut 1318
  • KAYNAKÇA (6)

    · Meşariku'l-Envar, Hasan el-İdvi el-Hamzavi, Kesteliyye, 1277 h. ve · Mısır, 1316. · EzZürriyet et-Tahire, Ebu Bişr İbn Hammad El-Ensari ed-Dulabi, Şam 1370 · Muhtasar-u Tarih-i Medinet-i Dimaşk , İbn-i Menzur, Dar'ul · Fikr-Dimaşk, · Tehzibü't-Tehzib, İbn Hacer Alî el-'Askalânî, Beyrut 1968, · Hidayet Önderleri, Hz. Fâtımâ, Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı, · El-Milanî, Kâdetuna, · Eş-Şebiyyat, Ebu Nasr Muhammed b. Abdurrahman El-Hemedani · El-Mevahibü'l-Ledüniyye bi'l-Minahi'l-Muhammediyye, Ebü'l-Abbas Şehabeddin Ahmed b. Muhammed Kastallani, Thk. Salih Ahmed Şami, Beyrut, elMektebetü'l-İslâmiyye, 1991 · El-Bidaye ve'n-Nihaye, İbn-i Kesir, Kahire 1992 · Es-Süğuru'l-Basime fi Menakıb-i Seyide Fâtımâ, · Nüzhetü'l-Mecalis, Celalüddin Es-Suyûti, Mısır 1944 · Et-Tûsi, Misbahu'l-Müteheccid, · Esme'l Menakıb fi Tehzib-i Esne-l Metalib, Muhammed el-Cezeri ed-Dimeşki eşŞafii, Mısır 1960 · Menakıb-ı Ali İbn Ebi Talib, İbn Meğazilî eş-Şafiî, Dımeşk 1917 · Delaliü'n-Nübüvve, Ebu Nuaym el-İsbehanî, Mısır 1927 · Siretü'n-Nebeviyye, es-Seyyid Ahmed Zihni Dahlan, Mısır 1960 · Esbab'un-Nüzul, Vahidî, Şam 1965 · Alusî, Tefsir, Beyrut 1916 · Nesefî, Tefsir, İstanbul 1954 · Said Havva, el-Esas fi't-Tefsir, Şamil Yay. İstanbul 2009 · Feth'ul-Bari bi Şerhi Sahih'il-Buhari, İbn Hacer Askalani, Dar'ur-Reyyan li't-Turas, 1948 · Fahri Razi, Tefsir-i Kebir · Zemahşeri, Tefsir'ü Keşşaf · İsmail Hakkı, Ruh'ül-Beyan · Abdullah Bahrani, Evâlimü'l-Ulum ve'l-Maarifet, · Allame Abdul Hüseyin Şerefuddin, Kur'an ve Sünnet Işığında Hz. Fâtımâ, Kevser Yay. · Ayetullah Uzma Muhammed Fazıl Lenkarani, Ehl-i Beyt, · Mizan'ul-İ'tidal, ez-Zehebi, Dar-ul Marifet basımı. · Sünen, Beyhaki, Haydarabad Bask. 1965
  • KAYNAKÇA (7)

    · Peşaver Geceleri, Seyyid Muhammed Musevi, Terc. F. Altan, K. Çelik, İstanbul 2008 · Es-Siretü'l-Halebiyye, Ebü'l-Ferec Nureddin Ali b. İbrâhim b. Ahmed Halebî, Beyrut, Dârü'l-Maârif, [t.y.] · Ensab'ulEşraf, Belazurî, Muesseset'ulA'lemî, Beyrut, H. 1393. · Fütuh-ül Buldan. el-Belazuri, Kahire, 1956 · Muhammed Bâkır Es-Sadr, Fedek fi't-Tarih · Alam'ün-Nisa'il Mü'minat · Abdülfettah Abdülmaksud, İmam Ali · El-Vafi bi'l-Vefakat, · Şehristani, El-Milel ve'n-Nihal, · Muhammed bin Mesud, Tefsir-i Ayyaşi · Allame Tabatabai, El-Mizan fi't-Tefsir'il Kur'an, · Müruc'üz-Zeheb · Ali Erbili, Keşf'ül-Gumme, · Muhammed b. Yâkub Kuleyni, Usul-ü Kâfi · Hasais Emir'ül-Mü'minin Ali bin Ebi Tâlib, Ebû Abdirrahmân Ahmed b. Şuayb en-Nesâî, Mısır 1976 · Tefsir-i Ebu'l Futu, · M. Cemal Öğüt, Gül'ün Gülü, İstanbul 2004 · Beyt'ül Ahzan, Abbas el-Kummi · El-Edva fi Menakıb-i ez-Zehra, Ahmed Sahyih El-Hüseyni, · Siyer-ü Alami'n-Nübela, Şemsuddin Muhammed Ahmed ez-Zehebi, Beyrut, 1998 · Müsned-i Fâtımât'uz-Zehra · Fâtımâtü'z-Zehra Behcet'ul-Kalb'il-Mustafa · Es-Suyutî, el-Fethu'l-Kebir, · Beyhaki, el-Camiu's-Sağir Şerhi, · El-Fethu'l-Kebir, el-Hâfız Celâleddin Abdurrahmân İbnu Ebî Bekr es-Suyûti, Beyrut 1944 · Târîhu'l-Edebi'l-Arabî, Ömer Ferruh, Beyrut, 1989 · Ebu Bekr b. Ebi'd-Dünya, Kitabü'd-Dua · Cem'ul-Cevami, el-Hâfız Celâleddin Abdurrahmân İbnu Ebî Bekr es-Suyûti, Beyrut 1968
  • DOĞUMUNU RESULÜLLAH (S.A.V.) HABER VERMİŞTİR

    Doğumu ile ilgili olarak Ümmü Eymen'in gördüğü bir rüya meşhurdur: "İmam Sâdık (a.s.)'ın şöyle dediği rivayet edilir: Ümmü Eymen'in komşuları Resulüllah (s.a.v.)'e giderek şöyle dediler: "Ya Resulallah! Ümmü Eymen dün geceden beri ağlıyor ve gece boyunca hiç uyumadı. Sabaha kadar durmadan ağladı." Bunun üzerine Resulüllah (s.a.v.) Ümmü Eymen'i çağırdı ve dedi ki: "Ey Ümmü Eymen! Allah gözlerini ağlatmasın. Komşuların Bana geldiler ve gece boyunca durmadan ağladığını haber verdiler. Allah gözlerini ağlatmasın, niçin ağlıyorsun?" Dedi ki: "Ya Resulallah! Çok korkunç bir rüya gördüm. Bu yüzden sabaha kadar durmadan ağladım."
  • DOĞUMUNU RESULÜLLAH (S.A.V.) HABER VERMİŞTİR (2)

    Resulüllah (s.a.v.) ona dedi ki: "Rüyanı Allah Resulü'ne anlat. Çünkü Allah ve Resulü daha iyi bilir." Dedi ki: "Rüyamı anlatmak bana çok ağır geliyor." Resulüllah (s.a.v.) şöyle dedi: "Rüyanın anlamı senin gördüğün gibi olmaz. Sen rüyanı Resulüllah'a anlat." Dedi ki: "Dün gece Senin vücudundan bir parçanın, benim evime atılmış olduğunu gördüm." Resulüllah (s.a.v.) ona buyurdu ki: "Gözlerin rahat uyusun Ümmü Eymen! Fatıma, Hüseyin'i doğuracak ve sen de onu yetiştirip emzireceksin. Böylece Benim vücudumun bir parçası senin evinde olacak." 1 1 Bihar'ul Envar, c. 43, s. 242
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) SÜT EMMEMİŞ, ETİ HZ. RESULÜLLAH (S.A.V.)’İN ETİ İLE OLUŞMUŞTUR

    Ümeyye el-Huzzaî'nin kızı Berre'nin şöyle dediği rivayet edilir: "Fatıma (a.s.) Hüseyin (a.s.)'a hamile kalınca, Resulüllah (s.a.v.) ona dedi ki: "Ey Fatıma! Sen bir erkek çocuk doğuracaksın. Cebrail Beni bundan dolayı kutladı. Bir ay da sürse Ben gelinceye kadar onu emzirme." Fatıma (a.s.), "Öyle yapacağım" dedi. Resulüllah (s.a.v.) bazı işleri için sefere çıktı. Fatıma (a.s.) Hüseyin (a.s.)'ı dünyaya getirdi. Resulüllah (s.a.v.) gelinceye kadar onu emzirmedi. Resulüllah (s.a.v.) gelince, "Ne yaptın?" buyurdu. Fatıma (a.s.) dedi ki: "Onu emzirmedim." Bunun üzerine Resulüllah (s.a.v.) bebeği aldı ve dilini ağzına
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) SÜT EMMEMİŞ, ETİ HZ. RESULÜLLAH (S.A.V.)’İN ETİ İLE OLUŞMUŞTUR (2)

    koydu. Hüseyin (a.s.) Resulüllah (s.a.v.)'in dilini emmeye başladı. Öyle ki, Resulüllah (s.a.v.), "Yeter!" buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: "Allah'ın dilediğinden başkası olmaz. O, sende ve senin çocuklarındadır."2 Süt emme hadisesi ile ilgili başka bir rivayet de şöyledir: "İmam Hüseyin (a.s.) doğduğunda, Hz. Fatıma (a.s.) hastalandı ve göğüslerindeki sütü kurudu. İmam Hüseyin (a.s.) için süt aradılar, ancak bulamadılar. Hz. Peygamber (s.a.v.) işaret parmağını onun ağzına koydu. İmam Hüseyin (a.s.) dedesinin parmağını emiyor ve gıdası bu şekilde sağlanıyordu. Resulüllah (s.a.v.) kırk gün bu işi yaptı. Böylece İmam Hüseyin (a.s.)'ın eti, Peygamberin (s.a.v.) eti ile meydana geldi. 3 "Hüseyin (a.s.) ne Fatıma (a.s.)'ın, ne de başka bir kadının sütünü emmişti. Resulüllah (s.a.v.)'in yanına getirilir ve O, baş parmağını ağzına koyar ve o da kendisini üç gün boyunca tok tutacak kadar emerdi. Böylece Hüseyin (a.s.)'ın eti Peygamberimizin (s.a.v.) etinden, kanı da Peygamberimizin (s.a.v.) kanından beslenerek gelişti. Meryem oğlu İsa'dan ve Hüseyin (a.s.)'dan başka ana rahminde altı ay kalıp doğan kimse yoktur. 4 2 Bihar'ul Envar, c. 43, s. 254 3 İbn-i Şehraşub, Menâkıb 4 Kuleynî, Usul-ü Kafi, c. 1, s. 842
  • HZ. HÜSEYİN’E (A.S.) İSMİNİ CENAB-I HAK KOYMUŞTUR

    Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Hasan (a.s.) ve Hz. Hüseyin (a.s.) Efendilerimizin isimlerini koymak için teşrif ettiklerinde, Cebrail nâzil olarak Cenab-ı Hakkın, çocuklara hangi isimlerin koyulmasını istediğini bildirmiştir. "Hz. Hasan (a.s.) ve Hz. Hüseyin (a.s.) Efendilerimizin isimlerinin konması meselesiyle ilgili olarak Esma bint-i Amis'den şöyle bir rivayet vardır: "Fatıma (a.s.) Hasan'ı doğurduktan sonra Resulüllah (s.a.v.) bana buyurdu ki, "Ey Esma! Bana çocuğumu getir." Ben de Hasan (a.s.)'ı sarı bez parçasına sarıp verdim. Bunu gören Resulüllah (s.a.v.) buyurdu ki: "Ben, sizlere doğan çocukları sarı beze sarmayın, diye tenbih etmemiş miydim!?" Ben de hemen Hasan'ı beyaz bir beze sarıp geri verdim. Elimden alıp Hasan'ın sağ kulağına ezanı ve sol kulağına ikameti okudu.
  • HZ. HÜSEYİN’E (A.S.) İSMİNİ CENAB-I HAK KOYMUŞTUR (2)

    Sonra Ali'ye buyurdu ki: "Oğluma ne adını verdin?" Ali (a.s.) dedi ki: "Ben Senin önüne geçip ona bir ad vermedim." Bunun üzerine Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben de ona ad vermekle Rabbimi geçmeyeceğim". O sırada Cebrail (a.s.) inip şu müjdeyi getirir: "Ey Muhammed! Rabbin Sana selam eder ve buyurur ki: Sana nispetle Ali, Musa'ya nispetle Harun gibidir. Ancak Senden sonra peygamber yoktur. Oğlunun adını Harun'un oğlunun adı gibi ver." Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: "Harun'un oğlu hangi ada sahipti ey Cebrail?" Cebrail (a.s.) buyurdu ki: "Harun'un oğlu Şeber adında idi." Peygamber (s.a.v.) "Benim dilim Arapça'dır, buna göre adı nedir?" diye sordu. Cebrail (a.s.) buyurdu ki: "Adını Hasan ver." Resulüllah (s.a.v.) adını Hasan olarak verdi. Hz. Hüseyin doğduğunda adlandırma aynı şekilde cereyan etti. Cebrail (a.s.) inip, Hz. Harun'un oğlu Şübeyr'in adını Arapça olarak Hüseyin vermesini emretti. Resulüllah (s.a.v.) de bunun üzerine adını Hüseyin verdi."5 5 a.g.e., s. 120