• HAKEM OLAYI (5)

    Hz. Ali'nin etrafındaki samimi kimseler Amr'ın karakterini bildiklerinden Ebu Musa El-Eşari'yi uyardılar, nasihat ettiler. Ancak bu nasihatler etkili olamadı. Baş başa görüşen iki hakem Hz. Ali'yi ve Muaviye'yi Müslümanların yönetiminden azledip Abdullah b. Ömer'in (kendisi Ebu Musa'nın damadıydı) yeni halife adayı olmasına karar verdiler. İbn-i Abbas, Ebu Musa'yı uyardı. Şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, eğer ikiniz bir noktada ittifak etmişseniz bu onun seni aldattığı anlamına gelir. Sakın konuşmadan sen konuşma. Çünkü Amr güvenilmeyen bir adamdır. Onun ikiniz arasında varılan ittifaka göre hareket etmesi beklenemez. Sen önce hitap eder ve görüş bildirirsen o sana muhalefet eder." Fakat Ebu Musa, İbn-i Abbas'ı dinlemedi. Ayağa kalktı ve İmam Ali'yi görevden azlettiğini bildirdi. Ardından Amr kalktı. Hz. Ali'nin görevden azledildiğini doğruladı. Ve ardından Muaviye'nin yerine halife tayin edildiğini belirtti."1378 Hakem Olayı, Hz. Ali'nin otoritesinin zayıflamasına ve Muaviye'nin bir takım avantajlar sağlamasına sebep oldu. Muaviye, Hz. Ali'yle olan ihtilafını şöyle anlatıyor: "Ali b. Ebi Tâlib'e karşı mücadelemde dört özelliğe sahiptim. O açık sözlü ve sırrını gizlemeyen biriydi. Ben ise sırrını asla açıklamayan biriydim. O çok kötü ve isyankâr bir orduya sahipti, ben ise en itaatkâr orduya sahiptim. Onu Cemel Vakası'nın liderleri ile baş başa bıraktım ve şöyle dedim: O'nu mağlup ederlerse bana karşı daha az problem olurlar. Şayet aksine bir olay olursa, bu konuyu O'na karşı bir koz olarak kullanırım. Ayrıca ben Kureyş'ten yana O'ndan daha büyük avantajlara sahiptim."1379 1378 Tarih-i Taberi, c. 4, s. 52; Mürucu'z-Zeheb, c. 2, s. 411; El-Kâmil Fi't-Tarih, c. 3, s. 322 1379 El-Cahız, El-Mehasin ve'l-Ezdad, s. 19; El-Cahız, El-Beyan c. 2, s. 115; El-Müberred, El-Kâmil s. 221; El-Beyhaki, El-Mehasin ve'l-Mesavi, c. 2, s. 57
  • HAKEM OLAYI (6)

    Hz. Ali ise Muaviye'yle olan muhalefeti hakkında şöyle demektedir: "Allah'a and olsun ki, Muaviye, Benden daha dahi değildir. Fakat o, ihanet edip günah işler. Eğer ihaneti kötü görmeseydim, insanların en dahisi olurdum. Ancak her ihanet günah, her günah ise küfürdür. Her ihanet edenin kıyamet gününde kendisiyle tanınacağı bir sancağı vardır. Allah'a yemin olsun ki, hileyle oyuna getirilemem, zorlu kuvvetle zayıf düşürülemem." 1380 1380 Nehcü'l-Belağa, s. 231
  • HARİCİLERİN ORTAYA ÇIKIŞI

    Ebu Musa'yı hakemlik için Dûmetu'l-Cendel'e gönderdikten sonra Hz. Ali ordusuyla birlikte Kûfe'ye döndü. Ancak ordunun içinden yaklaşık oniki bin kişi Kûfe'ye girmeyerek, buranın yakınlarında bulunan Harura'ya çekildiler. Burada kendilerine namaz kıldırmak üzere bir imam tayin ettiler ve idareyi ele alıktan sonra hilafet işinin Şûra'ya bırakılacağını duyurdular.1381 Hariciler'den kalabalık bir grubun Harura'da toplandığını duyunca Hz. Ali onlarla konuşmaya karar verdi. Bu maksatla önce güvendiği bazı kimseleri onlara gönderdi. Ancak olumlu bir netice alamadı.1382 Bunun üzerine kendisi bizzat Harura'ya gitti. Ve onlara Hakem Olayı'nı kabul etmesi için kendisini zorladıkları halde şimdi neden ayrılığa düştüklerini sordu. Hariciler, "Biz büyük bir günaha girdik ve tevbe ettik. Sen de 1381 Taberi, Tarih c. 5, s. 63; İbnu'l-Esir, El-Kâmil, c. 3, s. 165 1382 El-Müberred, El-Kâmil, c. 3, s. 115-116.
  • HARİCİLERİN ORTAYA ÇIKIŞI (2)

    bizim gibi yaptığından (Hakem Olayı'nı kabul etmekten) dolayı tevbe et Sana dönelim" dediler. Hz. Ali, "Ben her günahtan dolayı Allah'tan af dilerim" dedi.1383 Bu olaydan sonra Hariciler'den altı bin kişi Hz. Ali'yle Kûfe'ye döndü. Ve etrafta İmam'ın hakemden vazgeçtiğini, bunu bir dalalet olarak gördüğü söylentisini yaymaya başladılar. Ancak Hz. Ali tahkim antlaşmasına imza koymuş ve hakemleri karar almaları için göndermişti. Bu sebeple mescidde halka hitaben, "Kim hakemden caydığımı iddia etmişse yalan söylemiştir. Ve kim onu bir dalalet olarak görmüşse kendi dalalet içindedir" dedi.1384 Bunun üzerine Hariciler tekrar galeyana gelerek, mescidi terk ettiler. Hz. Ali bu kez İbn-i Abbas'ı olarla konuşması için gönderdi. Neticede iki bin kadarı Kûfe'ye döndü. Ancak ikna olmuş değillerdi. Abdullah b. Vehb'e biat edip, onu kendilerine lider seçtiler. Ve teker teker Kûfe'den ayrılıp Nehrevan'da toplanmaya başladılar.1385 İbn-i Abbas, bu olayı şöyle anlatıyor: "Yanlarına geldim. Öğle istirahatında idiler, ibadette onlardan daha şiddetli gayret gösterenini görmedim. Elleri deve dizi gibi idi, yüzlerinde secde eseri görülüyordu. Üzerlerinde yıkanmış gömlekler vardı. Yüzleri uykusuzluktan zayıflamıştı. Yanlarına gelince dediler ki: `Bu üzerindeki elbise de ne?' Dedim ki: `Beni bununla mı ayıplıyorsunuz? Ben Resulüllah'ın üzerinde bundan daha güzelini görmüştüm ve şu ayet inmişti: `De ki: Allah'ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?' 1386 `Buraya niye geldin?' 1383 Taberi, Tarih, c. 5, s. 65-66; El-Müberred-Kâmil, c. 3, s. 115-116 1384 Taberi, Tarih, c. 5, s. 73; El-Müberred, Kâmil, c. 3, s. 116 1385 El-Eşari, Makalat, s. 122-123; İbnu'l-Esir, El-Kâmil, c. 3, s. 171 1386 Araf, 32
  • HARİCİLERİN ORTAYA ÇIKIŞI (3)

    `Size Resulüllah'ın ashabından, O'nun yanında olup da vahyin üzerlerine indiği insanlardan bahsetmeye geldim ki aranızda onlardan hiçbiri yok!' Bazıları dediler ki: `Kureyş'le münakaşa etmeyin, Allah buyuruyor ki: `Onlar şüphesiz kavgacı bir millettir.' 1387 İki üç kişi, `keşke onlarla konuşsan' dediler. İbn-i Abbas dedi ki: `Söyleyin bana, Resulüllah'ın amcaoğlu ve damadı olup O'na ilk iman eden, ashabının birlikte olduğu kişiden alıp veremediğiniz nedir?' Dediler ki: `Birincisi, o Allah'ın dininde insanları hakem kıldı. Halbuki Allah buyurdu ki, `Hüküm ancak Allah'ındır.' 1388Allah'ın bu sözünden sonra insanların hükümde ne işi olabilir?' İbn-i Abbas: `Başka?' `Ali insanlarla savaştı ama ne köle aldı, ne ganimet. Eğer savaştıkları kâfir idiyseler malları Ali'ye helal olması gerekirdi. Eğer mü'min idiyseler mü'minlerin kanını dökmek haramdır.' İbn-i Abbas: `Başka?' `Kendisi niçin Emirü'l-mü'minin sıfatından vazgeçti? Eğer Emirü'l-mü'minin değilse emirü'l-kafirin demektir.' İbn-i Abbas: `Başka bir itirazınız var mı?' `Bu kadar bize yeter' dediler. 1387 Zuhruf, 58 1388 Yusuf, 40
  • HARİCİLERİN ORTAYA ÇIKIŞI (4)

    İbn-i Abbas, `Eğer size Allah'ın Kitabı'ndan ve Nebisinin sünnetinden fikirlerinize karşı delil getirirsem dönecek misiniz?' Onlar, `Evet' dediler. `Allah'ın dininde insanların hüküm vermesi hakkındaki görüşünüze gelince, Allah buyuruyor ki: `Ey inananlar! İhramlı iken av öldürmeyin...'den itibaren `içinizden adil birisi ona hükmetsin' 1389 Kadın ve kocası hakkında ise şöyle buyuruyor: `Eğer karı kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin.'1390 Şimdi Allah'a yemin verdirerek soruyorum, size insanları birbirlerinin kanına girmekten alıkoymak için, aralarını bulmak için hüküm vermek mi daha evlâdır, yoksa değeri çeyrek dirhem olan tavşan ve birkaç kadın hakkında hüküm vermek mi daha evlâdır? Üstelik biliyorsunuz ki Allah dileseydi hükmü verirdi, insanlara bırakmazdı.' Hariciler, `Vallahi birbirlerinin kanına girmekten alıkoymak ve aralarını düzeltmek daha evlâdır' dediler. İbn-i Abbas, `Ali savaştı ama köle ve ganimet almadı sözünüze gelince, söyleyin anneniz Ayşe'ye sövüyor musunuz, yoksa başka kadınlarda helal olanı onda da helal kılıyor musunuz? Eğer böyle diyorsanız küfre düştünüz demektir. Yok, eğer onun mü'minlerin annesi olmadığını söylüyorsanız yine kâfir oldunuz ve İslam'dan çıktınız demektir. Allah buyuruyor ki: `Nebi mü'minlere kendi canlarından daha evlâdır ve zevceleri de (mü'minlerin) anneleridir.1391 Görülüyor ki siz iki sapıklık arasında bocalıyorsunuz, hangisini seçerseniz seçin. Şimdi bu görüşlerinizden vazgeçtiniz mi?' 1389 Mâide, 95 1390 Nisa, 35 1391 Ahzab, 6
  • HARİCİLERİN ORTAYA ÇIKIŞI (5)

    Birbirlerine baktılar ve dediler ki, `vallahi evet.' "Ali'nin kendisi için Emirü'l-mü'minin sıfatından vazgeçtiği görüşünüze gelince size bu konuda razı olacağınız sözü söyleyeceğim. Hudeybiye günü Resulüllah Kureyş'i aralarında anlaşma yazmak için davet etti. Suheyl b. Amr ve Ebu Süfyan ile yazışacaklardı. Peygamber dedi ki: `Ya Ali yaz, bu Allah'ın Resulü Muhammed'in hükmüdür.' Dediler ki: `Vallahi Senin Allah'ın Resulü olduğunu kabul etseydik Seninle savaşmazdık, onun yerine Muhammed b. Abdullah yaz.' Peygamber dedi ki: `Vallahi Beni yalanlasanız da Ben gerçekten Allah'ın Resulü'yüm. Yaz ya Ali, Muhammed b. Abdullah.' Peygamber, Ali'den üstünken Kendisinin nebi olarak zikredilmemesine razı olduysa bu O'nu peygamberlikten çıkarmıyor. Şimdi bu görüşünüzden de vazgeçtiniz mi?" Hariciler `evet' dediler. Ve iki bini geri döndü. Dört bini ise sapık olarak öldürüldüler." 1392 Bu arada hakemlerin kararı (yani aralarında anlaşıp Muaviye'yi halife ilan etmeleri) Hz. Ali'ye ulaşmıştı. Buna çok üzüldü. Ashabına bir konuşma yaptı ve öğütlerini dinlemedikleri, bildikleri gibi hareket ettikleri için bu durumun meydana geldiğini söyledi. Ve öğütlerini dinlemeyen ashabına şöyle buyurdu: "Ben ve siz Havazinli şairin dediği gibiydik: Güneşin batmaya yüz tuttuğu sırada size emrettim. Ama siz ancak ertesi gün kuşluk vaktinde öğütlerimi anlayabildiniz. Haberiniz olsun! Hakem olarak seçtiğiniz bu iki adam, Kur'an'ın hükmünü arkalarına attılar. Kur'an'ın öldürdüğü hükmü yeniden dirilttiler. Her biri Allah'ın yol göstericiliği olmaksızın kendi arzusuna uydu. Açık bir kanıta ve kabul görmüş, yerleşik bir geleneğe 1392 Abdulkadir El-Muhacir, İbn-i Abbas'ın Hariciler'le Münakaşası
  • HARİCİLERİN ORTAYA ÇIKIŞI (6)

    uymaksızın hüküm verdiler. Sonra verdikleri hüküm konusunda ihtilafa düştüler. İkisi de doğruyu bulamadı. Allah, Resulü ve mü'minlerin sâlihi bu iki adamdan beridir. Hazırlanın, toparlanın, Şam'a gidiyoruz, Yarın inşallah ordu karargâhında hazır olun." 1393 Nehrevan'a toplanan Hariciler'e de şu mektubu gönderdi: "... Hakem olmaları için rıza gösterdiğimiz kişiler, Allah'ın Kitabı'na uymadılar. Kendi heves ve arzularına göre hareket ettiler. Sünnete göre amel etmedikleri ve Kur'an'a uygun hüküm vermedikleri için hükümlerini reddettik. Ve şu anda biz eski görüşümüzü savunuyoruz. Allah size rahmet ihsan etsin. Bana gelin. Zira biz hakemlerin en iyi hakemi olan Allah'ın, düşmanlarımızla aramızda hükmünü yerine getireceği âna kadar savaşmak için yola çıkmak üzereyiz."1394 Hz. Ali'ye cevaben yazdıkları mektup Hariciler'in nasıl bir düşünce yapısına sahip olduklarını ortaya koyuyor: "Sen yüce Allah için değil, kendi nefsin için gazaba geldin. Hakemleri tayin etmekle kâfir olduğunu itiraf, arkasından da tevbe edersen, Sana dönmek hususunda bir şeyler düşünürüz. Aksi halde Seni tamamen terk ederiz. Zira Allah hainleri sevmez."1395 Hz. Ali Hariciler'i ikna etme işini sonraya bırakıp Şam Seferi'nin hazırlıkları ile uğraşırken, Hariciler sahabeden ve aynı zamanda Hz. Ali'nin yakın arkadaşı olan Abdullah b. Habbab b. Eret'i ve hamile karısını öldürdü. 1396 Hz. Ali, bu olayı incelemek üzere gönderdiği kişi de Hariciler tarafından öldürülünce, Hariciler'i durdurmadan Şam üzerine yürümenin tehlikeli olacağını anladı. 1393 Taberi, Tarih, c. 4, s. 57 1394 Taberi, Tarih, c. 5, s. 77; İbn Kuteybe, El-İmame, c. 1, s. 143; El-Ahbar, s. 208 1395 Taberi, Tarih, c. 5, s. 78; İbnu'l-Esir, El-Kâmil, c. 3, s. 171 1396 İbn Kuteybe, El-İmame, c. 1, s. 147; Dineveri, El-Ahbâr, s. 209; Mesudi, Mürûc, c. 2, s. 415
  • NEHREVAN SAVAŞI

    Basra ve civar bölgelerden gelen Hariciler Nehrevan'da toplandılar. Hz. Ali de ordusuyla birlikte Nehrevan'a yöneldi. Oraya vardığında Hariciler'e Eyyub el-Ensari'yi ve Kays b. Sa'd'ı göndererek barış yapmaya çalıştı. Hariciler'den Abdullah b. Habbab ve Hz. Ali'nin elçi olarak gönderdiği Haris b. Murre'nin katillerinin teslim edilmesini istediler. Ancak onlar aynı Hz. Osman'ın katli olayında yaptıkları gibi, hep bir ağızdan, "Onları hepimiz öldürdük" diye bağırmaya başladılar. Neticede bir sonuç alınamadı. Hz. Ali yine de barış çarelerini aramaktan vazgeçmedi. Eyyub el-Ensari'nin eline bir bayrak almasını ve şu çağrıda bulunmasını istedi: "Bu bayrak altına gelenler ile aranızdan ayrılıp da Kûfe ve Medain'e gidenler güvencede olacaktır. Arkadaşlarımızı öldürenleri cezalandırdıktan sonra kanlarınızı dökmek istemiyoruz." 1397Bu sırada bir kısmı Basra Kurasından olmak üzere 700 kişilik bir grup 1397 Taberi, Tarih c. 5, s. 86
  • NEHREVAN SAVAŞI (2)

    oradan ayrıldı. Hariciler'den bir kısmı Hz. Ali'nin ordusuna katıldı. Bir kısmı da Kûfe'ye geri döndü. 1398 Nihayet liderleri Abdullah b. Vehb'in yanında iki bin sekiz yüz kişi kaldı. Hz. Ali onlarla son kez konuştu. Ancak onlar İmam'ı bir kez daha reddettiler. O'nu Hakem Olayı'nı kabul etmeye zorlayan kendileri olduğu halde, bu fiil yüzünden kâfir olduğunu, bunu kabul edip, tekrar tevbe etmesi gerektiğini söylediler. Hz. Ali, onlara şöyle dedi: "Siz bir kasırgaya tutulmuşsunuz ki sizde haktan yana bir şey kalmamış, Resulüllah'a iman ettikten, O'nunla beraber hicret ettikten ve Allah yolunda cihat ettikten sonra küfrüme mi tanıklık edeceğim? O zaman gerçekten sapmış olurum ve hidayete erenlerden olmam" 1399Ardından Hz. Ali ordusuna savaş düzeni verdi. Onları savaşa hazırladı. Ve şöyle dedi: "Onlar savaşa başlamadıkça siz onlardan uzak durun." Hariciler, "Hüküm ancak Allah'ındır" diyerek saldırıya geçtiler. Bir saat içinde çoğu öldürüldü. On kişiden daha azı kurtuldu. 1400 1398 Taberi, Tarih, c. 5, s. 86; Dineveri, El-Ahbar, s. 212; Eş'ari, Makâlat, s. 123 1399 Hidayet Önderleri, İmam Ali, s. 291 1400 Mürucu'z-Zeheb, c. 2, s. 359; El-Bidaye Ve'n-Nihaye, c. 7, s. 319