• FEDEK KONUSUNDAKİ SİYASÎ MÜCADELESİ (5)

    Sünni eser olan Şerh-i Nehcü'l-Belağa'da Hz. Ebu Bekir gibi düşünenler için şunlar rivayet edilmiştir: Ve Hz. Ebu Bekir'e arka çıkanlar için, İmam Ali de (a.s.) şunları söylemiştir: "Ey Muhacirler topluluğu! Allah'ın hakkını gözetin! Hz. Muhammed'in egemenliğini evinin, ailesinin dışına çıkarıp kendi evlerinize, kendi ailelerinize götürmeyin. O'nun ailesini, insanlar nezdindeki makamlarından ve haklarından uzaklaştırmayın. Allah'a yemin ederim ki, ey Muhacirler topluluğu! Biz Ehl-i Beyt, bu meselede sizden daha çok hak sahibiyiz..." 543 Hz. Fâtıma (a.s.) ve Hz. Ali'nin (a.s.) hilafetin gasp edilmesinin arkasından izlediği siyaset silahlı bir ayaklanma olmamıştır. Hz. Fâtıma (a.s.) halifeye asla biat etmemiştir. O hayatta iken, Hz. Ali (a.s.) ve Haşimoğulları da biat etmemiştir. Hz. Fâtıma (a.s.) hasta yatağında dahi bu mücadelesini sürdürmüş, Kendisini ziyarete gelen Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer ile yaptığı konuşma sonunda Hz. Ebu Bekir'in büyük bir pişmanlıkla ve ağlayarak sokağa fırlamasına neden olacak bir zafer kazanmıştır. Sünni Taberî Hz. Fâtıma'nın (a.s.) şu konuşmasını rivayet etmektedir: Son anlarında kendisine özür dilemek için gelen sahabelere hitaben söyledikleri, O'nun İslam ve Resûlullah (s.a.v.)'in sünnetine riayet konusunda ne kadar hassas ve bir milim değişmeyen bir ölçüye sahip olduğunu göstermektedir: "Gidin! Sizinle bir işim yok. Suçu işledikten sonra mazeretin bir anlamı, bu kusurdan sonra da size söyleyeceğim bir sözüm yoktur." 544 Hilafet konusu ve Fedek meselesi, Hz. Fâtıma'nın (a.s.) bu çabaları sayesinde bugün dahi konuşulmaktadır. 543 İbn-i Ebi'l-Hadid, Nehcü'l-Belağa Şerhi, c. 6, s. 12 544 Delâilü'l-İmamet, Taberî; Keşfü'l-Gumme
  • HİLAFET MAKAMINA KARŞI İZLENEN SİYASÎ MÜCADELE

    Sakife gölgeliğinde kotarılan halifeliğe Hz. Ali (a.s.) ve Resûlullah (s.a.v.)'in sünnetine sâdık bazı sahabeler biat etmemişti. Biata kılıç zoruyla getirilen Hz. Ali (a.s.) halifeliğin kendi hakkı olduğunu söyleyerek itiraz etmişti. Haşimoğulları da Hz. Ali'nin (a.s.) yanında yer almış ve onlar da biatten kaçınmıştı. Yapılanlar, Hz. Peygamberin (s.a.v.) sünnetine ve Allah'ın ayetlerine aykırı olduğu halde, Hz. Ali (a.s.) ve yanındakilerin dışında kimseden bir ses çıkmıyordu. Hz. Ali (a.s.), yanlış gidişata mâni olmak için hangi yolları izleyebilirdi: 1- Sadece Kendini ve sahip olacağı konumu düşünen biri olsa idi, yapması gereken hemen biat etmekti. 2- Her şeyi göze alarak silahlı bir mücadeleye girişecekti.
  • HİLAFET MAKAMINA KARŞI İZLENEN SİYASÎ MÜCADELE (2)

    3- Yapılanları görmezden gelerek, kabullenecek sessizliği tercih edecek, bir kenara çekilecekti. Hz. Ali (a.s.) o günün şartlarında sessiz kalmayı tercih etti. Ancak bu sessizlik tamamen bir kenara çekilmek değildi. Mevcut şartlarda, Hz. Ebu Bekir'e herkesin biati gerçekleşmekte idi. Bu ortamda halifeye karşı duruşunu anlayacak yandaşlar toplayamazdı. Halifenin yaptıklarına karşı sahabeleri ayıktırmak, Resûlullah (s.a.v.)'in sünnetine ve Kur'an ayetlerine karşı duruşu anlatmak için zaman gerekiyordu. Hz. Ali (a.s.), taraftarları olarak anılan ve Ensar'dan bir grubun oluşturduğu bir grupla beraber hareket etmekte idi. Bu sessiz dönem, gizli bir cihaddır. Ve Hz. Fâtıma (a.s.) tıpkı Resûlullah (s.a.v.)'in yanında yer aldığı gibi her türlü desteği ile şimdi de Hz. Ali'nin (a.s.) yanında O'nunla bu cihada katılmıştır. Gizlice, Müslümanları evlerinde ziyaret etmeye başladılar. Medine'de yaşayan önderlerle konuşuyorlardı. Onlara Allah'ın ayetlerini ve Resûlullah (s.a.v.)'in sünnetini hatırlatıyorlardı. Fedek konusunda Hz. Fâtıma'nın (a.s.) takındığı açık tavır, halifenin makamını sallıyorken, bu yapılan konuşmalar, sahabelerin kafalarında yaptıklarının yanlış olduğuna dair kuşku uyandırıyordu. Hz. Fâtıma (a.s.) ölünceye kadar halife ile konuşmamıştır ve ona biat etmemişitir. Resûlullah'ın (s.a.v.) kızının bu tavrı Hz. Ebu Bekir'in halifeliğinin meşruluğunu zedelemekte idi. Ve Hz. Fâtıma (a.s.) yaptığı her konuşmada Hz. Ali'nin (a.s.) İslam Devleti'ne yaptığı hizmetleri anlatmakta, halifeliği bu hizmetleri nedeniyle O'nun hak ettiğini sahabelere söylemekte idi. Son anlarında Ümmü Seleme'ye şunları söylemişti:
  • HİLAFET MAKAMINA KARŞI İZLENEN SİYASÎ MÜCADELE (3)

    "Hüzün ve keder içinde sabahladım. Bir yanda Nebi'nin (s.a.v.) vefatı, bir yanda Vasi'nin (a.s.) uğradığı zulüm... Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın Kitabı'nda indirdiğine ve Peygamberin (s.a.v.) sünnetinde te'vil ettiğine aykırı bir şekilde imameti elinden alınan kimsenin mahremiyeti çiğnenmiş oldu. Ama bunun sebebini biliyorum. Bu, Bedir'in kininin ve Uhud'un kalıntılarının açığa vurulmasıdır." 545 Hilafetin Hz.Ali'nin (a.s.) elinden alınması, Allah'ın, Kitabı'nda indirdiğine ve Peygamberin (s.a.v.) sünnetinde te'vil ettiğine aykırı bir işti. Peki, Hz. Fâtıma'nın (a.s.) hilafet konusunda bu kadar kararlı bir tutum izlemesine neden ne olabilir? Hz. Ali'nin (a.s.) halifeliği ile ilgili pek çok hadis ve ayet vardır. Zaten Hz. Fâtıma'nın (a.s.) mücadelesi, bu ayetlere yani Kur'an'a ve sünnete karşı yapılan yanlışa mâni olmaktır. 545 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s.156
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ

    "Ey Muhammed! Hani Rabbin meleklere: `Ben muhakkak yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti." 546 "Ey Davud! Seni yeryüzünde halife kıldık." 547 "Ey İbrahim! Seni insanlara imam ettim." 548 "Ve içlerinden sabrettikleri zaman, emrimizle doğru yola iletir imamları çağıracağız." 549 Bu ayetlere göre Allah bu önderleri nasp ediyor. Hz. Ali hakkında ise, "Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim, size nimetlerimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı beğendim" 550 ayeti nâzil olmuştur. 546 Bakara: 30 547 Sa'd: 26 548 Bakara: 124 549 Secde: 24 550 Mâide: 3
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (2)

    Bu ayet Gadr-i Hum Hutbesi'nde nâzil olmuştur: "Resûlullah (s.a.v.) Gadr-i Hum'da halkı topladı, günlerden Perşembe idi. Sonra halkı Ali b. Ebi Tâlib'e itaate davet etti. Sonra Ali'nin kolundan tutarak kaldırdı, öyle ki koltuk altının beyazlığı görüldü; sonra buyurdu ki; `Ben kimin mevlâsı isem, Ali'de onun mevlâsıdır; Allah'ım! O'nu seveni sev, O'na düşman olana düşman ol, O'na yardım edene yardım et, yardım etmeyerek yalnız bırakanı yalnız bırak!' Sonra henüz insanlar dağılmamıştı ki, `Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim...' ayeti nâzil oldu. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Allahükber! Din kemâle erdirildi; nimet tamamlandı; Allah Benim risâletime ve Ali'nin velayetine razı oldu." 551 "Sen ancak bir uyarıcısın; her toplumun bir yol göstericisi vardır." 552 Kuleyni'nin Usul-i Kâfi eserinden: İmam Muhammed Bâkır (a.s.) şöyle rivayet eder: "Allah'ın Peygamberinin (s.a.v.) getirdiği şeylere hidayet eden bir yol gösterici vardır; Resûlullah (s.a.v.)'den sonra yol gösterici Ali (a.s.)'dır ve O'ndan sonra da birbirinden sonra gelen vasilerdir." 553 "Ey Elçi! Rabbinden Sana indirileni duyur; eğer bunu yapmazsan, O'nun elçiliğini duyurmamış olursun. Allah Seni insanlardan korur." 554 Bu ayet Gadr-i Hum'da İmam-ı Ali (a.s.)'ın hakkında nâzil olmuştur. 551 Sünni Hatib Harezmî, Menâkıb-i Harezmî, s. 80; Sünni eserlerden El-İtkan, Suyûtî, c. 1, s. 75 552 Ra'd: 7 553 Usul-i Kâfi, c. 1, s. 191-192 554 Mâide: 67
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (3)

    "Sizin veliniz, ancak Allah, O'nun Elçisi ve namaz kılıp, rükû halinde sadaka veren mü'minlerdir." 555 Tefsir kitaplarında bu ayetin, namaz kılarken rükû halinde iken, parmağındaki yüzüğü sadaka olarak veren İmam Ali (a.s.) hakkında nâzil olduğu belirtilmektedir. 556 "Topluca Allah'ın ipine sımsıkı yapışın." 557 "İmam Rıza (a.s.), babaları kanalıyla İmam Ali'den (a.s.) şöyle nakletmektedir: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: Kurtuluş gemisine binmek, sağlam tutacağa sarılmak ve Allah'ın muhkem ipine yapışmak isteyen; Ali'yi sevsin ve O'nun evlatlarından olan hidayetçileri izlesin." 558 Sünni Celaleddin El-Suyûtî'nin Durrü'l-Mensur isimli eserinde 559 bu konuda şu delil vardır: "Rabbinden açık bir delil üzerinde bulunan ve onu, ondan bir şahit takib eden... 560 ayetindeki Resûlullah (s.a.v.) olup, takip eden şahıs İmam Ali'dir (a.s.)." Aynı eserin 608. sayfasında Ra'd Sûresi 7. ayetle ilgili olarak şunlar yazmaktadır: "Sen ancak bir uyarıcısın ve her kavim için bir hâdi (doğru yola götüren) vardır... ayet-i kerimesi için Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: `Uyarıcı benim.' Sonra elini Hz. Ali (a.s.)'ın omzuna uzatarak, `Ey Ali! Sen ise kavmin (ümmetin) hâdisisin (doğru yol göstericisisin). Ey Ali! Benden sonra doğru yolu bulmak isteyenler 555 Mâide: 55 556 Sünni eser El-Keşşaf, Zemahşerî, c. 1, s. 649; Esbabu'n-Nüzul, Vahidî, c. 3, s. 114 557 Âl-i İmran: 103 558 Şevahisü't-Tenzil, c. 1, sy. 168/177 559 c. 4, s. 409-410 560 Hûd: 17
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (4)

    ancak Seninle bulabilirler' buyurdu." Sünni Nesaî'de şu rivayet vardır: İbn-i Abbas'dan: "Resûlullah (s.a.v.)'in hayatında Ali'nin (a.s.) şöyle dediğini kendim duydum: Allah şânı yüce olsun şöyle buyuruyor: Muhammed sadece bir peygamberdir. O'ndan önce de nice peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi O ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Kim geriye dönerse Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenlerin mükafatını verecektir. 561 Allah'a yemin olsun ki, Allah bizlere hidayeti ihsan ettikten sonra düşmeyiz. Allah'a yemin olsun ki, şayet Resûlullah (s.a.v.) ölür veya katledilirse, O'nun savaştığı yol üzerinde ölene kadar savaşırım, Allah'a yemin olsun ki, ben O'nun (Hz. Resûlullah) kardeşi, velisi, vârisi ve amcasının oğluyum. Kim, O'na Benden daha yakındır?" 562 Bu ayetlerde Peygamberimizin beyanı ile Hz. Ali işaret edilmektedir. Hadislerden örnekler verelim: Sünni Muhammed b. Yusuf Genci eş-Şafiî "Kifayetu't-Tâlib"in 44. babında şu hadisi nakleder: "... Ali, mü'minlerin sultanıdır; O, O'ndan gelinecek olan kapımdır; O Benden sonra halifemdir." Sünni Süleyman Belhî, "Menakıb"dan naklen şu hadisi nakletmektedir: "Beni nübüvvete seçene ve Beni mahlukatın en üstünü kılan 561 Âl-i İmran: 144 562 Hasais Emirü'l-Mü'minîn Ali bin Ebi Tâlib, El-Nesai, s. 85-86
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (5)

    Allah'a and olsun ki, (ey Ali) şüphesiz Sen, Allah'ın kullarına olan hücceti, O'nun sırrının emini ve O'nun kullarının halifesisin." Sünni eserlerden Tarih-i Bağdadî'de şu hadis rivayet edilmektedir: İmam-ı Ali bin Ebi Tâlib'den, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ey Ali! Allah'tan Senin için beş şeyi sordum (istedim), dördünü verdi ve birini men etti. Sordum ve Bana Senin için şunları verdi: Kıyamet gününde yer ilk Senin üstünden yarılacak. Sen Benimle beraber olacaksın ve Liva-i Hamd Senin elinde olacak, O'nu sen taşıyacaksın. Senin Benden sonra mü'minlerin velisi olduğunu, Bana verdi." 563 Sünni eserlerden Tarih-i Bağdadî'den rivayetle: İbn-i Abbas'dan, dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde biz dört kişiden başka herkes yayandır." Bunun üzerine amcası Abbas ayağa kalkıp şöyle dedi: "Bu dört binici kimlerdir, ya Resulallah?" Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Ben Burak'ın üstünde olacağım. Yüzü insan yüzü gibi, yanakları ise at yanağı gibidir." Resûlullah (s.a.v.) Burak'ı vasfettikten sonra Abbas dedi ki: "Daha kimler ya Resulallah?" Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ve kardeşim Sâlih (a.s.) kavminin kestiği devesi üzerinde olacak." Abbas dedi ki: "Daha kimler ya Resulallah?" Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ve amcam Hamza bin Abdülmuttalib. Allah ve Resulü'nün (s.a.v.) arslanı, şehitlerin seyyidi. 563 Tarih-i Bağdadî, c. 4, s. 339
  • İSLAM’DA HALİFENİN SEÇİM USULÜ (6)

    Benim devemin üzerinde olacak." Abbas dedi ki: "Daha kimler ya Resulallah?" Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Ve kardeşim Ali, cennet develerinin birinin üzerinde olacak. Devesinin ayağındaki aksaklık incidendir, devenin mahmeli ise kırmızı yakuttandır. Ali'nin elinde Liva-i Hamd olacak ve Kendisi, `Allah'tan başka ilah yok ve Muhammed O'nun Resulü'dür' diye nidâ edecektir. Hâzır bulunan halk diyeceklerdir ki: `Bu ancak mürsel bir nebi ya da Allah'a yakın olan bir melektir.' Bu sözler üzerine Arş'ın ortasından şöyle bir ses gelecek: Bu (İmam Ali) ne yakın bir melek, ne de mürsel bir nebidir, ne de Arş'ı taşıyandır. Bu Ali bin Ebi Tâlib'dir. Rabbi'l-âleminin Resulü'nün vasisidir. Takva sahiplerinin imamı, elleri ve ayakları pak olanların önderidir." 564 Sünni âlimlerden İbn Esir-i Cezrî'nin eserinde, Ebu Said elHudrî'den şu rivayet vardır: "Resûlullah (s.a.v.) ahdi bozanlara, adaletten sapıp zulmedenlere ve dinden çıkanlara karşı savaşmamızı emretti." Bizler sorduk ki, "Ya Resulallah, bizlerin bu toplumlara karşı savaşmamızı emrettin, hangi önder ile onlara karşı savaşalım?" Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Ali bin Ebi Tâlib ile beraber onlara karşı savaşacaksınız. Ammar bin Yâsir, Ali ile beraberken öldürülecek." 565 Resûlullah (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Mirac Gecesi Beni göğe götürdüklerinde peygamberleri topladılar, Ben de onlarla beraber oturdum. Bir melek gelerek Bana 564 Bağdadi, Tarih-i Bağdadi, c. 11, s. 112-113 565 Usd'ül-Gabe fi Ma'firet'is Sahabe, s. 114