• HZ. FÂTIMA’NIN SON GÜNLERİ (2)

    vefatı, bir yanda Vasi (a.s.)'ın uğradığı zulüm... Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın Kitabı'nda indirdiğine ve Peygamberin (s.a.v.) sünnetinde te'vil ettiğine aykırı bir şekilde imameti elinden alınan kimsenin mahremiyeti çiğnenmiş oldu. Ama bunun sebebini biliyorum. Bu, Bedir'in kininin ve Uhud'un kalıntılarının açığa vurulmasıdır." 579 Hz. Fâtıma (a.s.)'ın Resûlullah'a (s.a.v.) olan özlemi o kadar fazla idi ki, ezan okuyan Bilal'in sesini duyduğunda, O'na Babasını hatırlattığı için bayılmıştı: Bir gün Fâtıma (a.s.): "Babamın müezzini Bilal'in sesini özledim" dedi. Bilal bunun duyunca ezan okumaya başladı. "Allahüekber Allahüekber..." deyince Fâtıma (a.s.) Babasını (s.a.v.) hatırladı ve gözyaşlarına hakim olamadı. Bilal: "Eşhedu enne Muhammeden Resûlullah" deyince Fâtıma (a.s.) hıçkırıklara boğuldu, yere yığılıp bayıldı. İnsanlar Bilal'e, "Dur ey Bilal, Resûlullah'ın (s.a.v.) kızı ruhunu teslim etti" dediler. Fâtıma'nın (a.s.) öldüğünü sanmışlardı. Bunun üzerine Bilal ezanı yarıda kesti, tamamlamadı. Fâtıma (a.s.) ayılınca, ezana devam etmesini istedi; fakat Bilal yapamadı ve şöyle dedi: "Ey dünya kadınlarının efendisi! Benim ezan okuduğumu duyduğunda başına bir şey gelmesinden korkuyorum." Bunun üzerine Fâtıma (a.s.) Bilal'den bir daha ezan okumasını istemedi. 580 Ve yine Hz. Ali b. Ebi Tâlib (a.s.) Hz. Fâtıma'nın (a.s.), Babasın579 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 156 580 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 157
  • HZ. FÂTIMA’NIN SON GÜNLERİ (3)

    dan sonraki günleri hakkında şunu rivayet etmektedir: "Bir gün Fâtıma (a.s.) Babasının gömleğini Benden istedi. Gömleği O'na verdiğimde onu kokladı, öptü ve halsiz düşünceye kadar ağladı. Bu durumu gördükten sonra gömleği O'ndan alıp sakladım." 581 Günlerini Resûlullah (s.a.v.)'in kabri başında ağlayarak geçiriyordu. Hasan (a.s.) ve Hüseyin'i (a.s.) da alarak kabre gider ve: "Azizlerim! Bu, sizi omzuna bindiren ve sizi seven ceddinizin kabridir" buyururdu. Sonra Bâki Kabristanı'na gider, şehitlerin kabrinin üzerinde Sadr-ı İslam'ın fedakar askerlerini hatırlayarak gözyaşı dökerdi." 582 Mahmud b. Lebid'den Hz. Fâtıma'nın (a.s.) Resûlullah'tan (s.a.v.) sonraki günleri hakkında şöyle bir nakil vardır: "Hz. Fâtıma (a.s.) Babasının vefatından sonra Hamza'nın kabrinin üzerine gidiyor ve ağlıyordu. Günlerin birinde Uhud şehitlerinin mezarlığından geçerken gördüm ki, Fâtıma (a.s.) Hamza'nın kabrinin üzerinde şiddetle ağlıyor. Susuncaya kadar bekledim. Sonra yanına giderek selam verdim ve, `Ey Resûlullah (s.a.v.)'in kızı! Bu can yakıcı inlemelerin, insanın yüreğini parça parça ediyor' diye arzettim. `Ben ağlayıp, sızlamayayım da kim ağlasın? Şefkatli bir Baba ve peygamberlerin en üstününü kaybetmişim. Resûlullah'ı (s.a.v.) ne kadar özlemişim, biliyor musunuz?' diye buyurdu. `Ey Peygamberin (s.a.v.) kızı! Resûlullah (s.a.v.) hayatı döneminde Ali (a.s.)'ın imametini açıkça ilan etti mi?' diye sordum. `Taaccüb ediyorum! Gadr-i Hum kıssasını duymadın mı sen?' diye buyurdu. 581 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 157 582 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 177
  • HZ. FÂTIMA’NIN SON GÜNLERİ (4)

    "Gadr-i Hum'u biliyorum. Bir de Resûlullah (s.a.v.) Size bu konuda ne buyurdu, onu da öğrenmek istiyorum' dedim. Allah'ı şahit tutuyorum ki, Resûlullah (s.a.v.) Bana, `Benden sonra halife ve imam, Ali'dir. O'ndan sonra da Hasan ve Hüseyin ve Hüseyin'in soyundan olan dokuz kişi imamdırlar. Onlara uysanız, hidayete kavuşursunuz. Onlara muhalefet etseniz, kıyamete kadar dağınıklık ve ayrılığa düçâr olacaksınız' diye buyurdu." 583 583 Reyahinü'ş-Şeriat, c. 1, s. 250
  • HZ. FÂTIMA HASTA YATAĞINDA DA İKAZLARINI SÜRDÜRMÜŞTÜR

    İmam Sâdık (a.s.) buyuruyor ki: "Kunfuz'un, Hz. Zehra (a.s.)'ın nâzenin bedenine indirdiği darbe, O'nun düşük yapmasına, vücudunun günden güne zayıflamasına ve bilahare hasta yatağına düşmesine sebep oldu. Öyle ki, Hz. Ali (a.s.) ve Umeys kızı Esma O'na bakmak zorunda kaldılar." 584 Hz. Fâtıma'nın (a.s.) vefatına neden olan hastalığının asıl nedeni, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'in emriyle O'na indirilen darbelerden ziyade yine onların Resûlullah (s.a.v.)'in parçası olan bu insana karşı takındıkları tavırdır. Onların, sanki Ehl-i Beyt'in hiçbir üstünlüğü yokmuşçasına küstah davranışları, Resûlullah'ın (s.a.v.) kendileri hakkındaki tüm hadislerini ve haklarındaki ayetleri inkar demekti. 584 Bihârü'l-Envâr, c. 1, s. 250
  • HZ. FÂTIMA HASTA YATAĞINDA DA İKAZLARINI SÜRDÜRMÜŞTÜR (2)

    Hz. Fâtıma'nın (a.s.) ise böyle bir düşünceyi kaldırabilmesine imkan yoktur. Bu yanlışların O'na verdiği üzüntü hastalıktan yatağa düşmesine neden olan asıl sebeptir. Hz. Fâtıma (a.s.) artık yataktan kalkamayacak kadar rahatsızlandığında, Muhacir ve Ensar kadınları Kendisini gruplar halinde ziyarete geliyordu. Bir ziyaretlerinde ona: "Ey Resûlullah'ın (s.a.v.) kızı! Hastalığın nasıl oldu? Bu geceyi nasıl sabahladın?" diye sordular. Hz. Fâtıma (a.s.), Allah'a hamd ettikten ve Babasına salat ve selam gönderdikten sonra şöyle buyurdu: "Allah'a yemin ederim ki, dünyanızdan tiksinerek, kocalarınıza öfke duyarak sabahladım. Onları denedikten sonra tutup attım. Onları sınadıktan sonra onlara buğzettim. Ne çirkin bir şeydir kılıçların kırılması, (ciddiyetten sonra oyun), hasımların elinde birer oyuncağa dönüşmek, mızrakların kırılması, görüşlerin karmaşık (ve çelişkili) bir görüntü arz etmesi. Nefislerinin önceden hazırladığı şey ne kötüdür! Bu yüzden Allah onlara gazap etti ve onlar ebediyen azaba uğrayacaklardır. Hiç kuşkusuz, onun (hilafetin, Fedek'i veya Ehl-i Beyt'in haklarını gasp etmenin) günahını onların boynuna geçirdim. Ağırlığını onlara yükledim. Sonuçlarını onların üzerlerine serptim. Zâlimler topluluğunun burunları kopsun! Boğazları dert görsün! Kahrolsunlar! Yuh olsun onlara! Nasıl da bunu; risâlet dağlarından, nübüvvet ve yol göstericilik temellerinden, emin vahyin indiği topluluktan, din ve dünya işlerinin bilge yol göstericilerinden uzaklaştırdılar. Haberiniz olsun! İşte apaçık hüsran budur. Neden Ebu'lHasan'dan intikam aldılar? Allah'a yemin ederim ki, sırf kılıcının
  • HZ. FÂTIMA HASTA YATAĞINDA DA İKAZLARINI SÜRDÜRMÜŞTÜR (3)

    kötülere karşı çekilmesinden (ölüme aldırış etmeden inkarcıların üzerine gitmesinden), karşı konulmaz darbeler indirmesinden, savaşta düşmanı tepeleyen hücumları gerçekleştirmesinden, Allah için savaşırken hiçbir gaileyi hesaba katmamasından dolayı O'ndan intikam aldılar. Allah'a yemin ederim ki, eğer Resûlullah (s.a.v.)'in O'na yüklediği sorumluluğu O'na verecek olsalardı, Ali (a.s.) o sorumluluğu sever ve onları kolaylıkla yola getirirdi. Öyle ki, izleyicisini yumuşak bir şekilde, yaralamadan, (yormadan) hırpalamadan ve dosdoğru bir şekilde maksadına eriştirirdi. Sonunda onları besleyici, susuzluğu giderici bir tatlı su kaynağına ulaştırırdı. Bir kaynak ki, alabildiğine geniş ve iki yakasına kadar su ile doludur. (bu suyun iki tarafı çer çöple kirlenip kokuşmaz). İçtiklerinde karınları şişmez. (Gizli açık onlara öğüt verirdi) ki bu su, çevrelerinde bir girdap gibi dönüyordu ama onlar bundan gereği gibi yararlanamadılar. (Ali (a.s.) dünyadan herhangi bir pay almamıştı) sadece bir yudum su almıştı, küçük bir yudum. (Eğer Resûlullah'ın (s.a.v.) kendilerine yüklediği sorumluluğu hatırlasalardı) dünyadan uzaklaşan ile dünyanın peşinden gideni; doğru söyleyen ile yalan söyleyeni birbirinden ayırırlardı. O zaman göklerin ve yerin bereketleri üzerlerine yağardı. Ama Allah kendi elleri ile işleyip kazandıkları amellerinden dolayı onları sorgulayıp, hesaba çekecektir. Gel ve dinle! Sen yaşadıkça, zaman daha sana neler gösterecektir! Eğer şaşırıyorsan, mutlaka bir hadisedir seni şaşırtan. (Ah keşke bilseydim) hangi dayanağa dayandılar, kime güvenip yaslandılar, hangi kulba sarıldılar (hangi zürriyete koşup etrafında toplandılar) (gerçek ve âdil imamın dışında seçilenler ne kötü dost, ne kötü ya-
  • HZ. FÂTIMA HASTA YATAĞINDA DA İKAZLARINI SÜRDÜRMÜŞTÜR (4)

    rendirler! Zâlimlerin tercihi ne kötüdür). Başların yerine kuyrukları, olgun kimsenin yerine düşkün kimseyi tercih ettiler. Bu durumlarıyla güzel bir şey yaptıklarını sanan topluluğun burunları sürtülecektir. Haberiniz olsun, asıl bozguncular kendileridir, ama bunun farkında değildirler. (Yuh olsun onlara!) `Hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl hükmediyorsunuz?' 585 Ömrüm hakkı için, onların bu davranışları bir gelişmeye gebedir ki, sonuç vermesi çok yakındır. Sonra taze kan dolu kadehi, acı bir zehiri (sabır) içeceksiniz . İşte o zaman bâtıl ehli olanlar hüsrana uğrayacaklardır. Ve sonradan gelenler, öncekilerin başlattıkları uygulamaların âkıbetini bileceklerdir. O zaman dünyanızda huzur içinde mutlu olun, kalplerinizi fitnelerin inmesine hazırlayın. Keskin bir kılıcın tepenizde sallanacağını birbirinize müjdeleyin. (Zâlim ve azgın bir egemenliği) her tarafı kaplayan bir kargaşayı ve zâlimlerin istibdadını sevinçle karşılayın! Bu zâlim iktidar tarafından, elinize geçen ganimetin bir küçük lokma kadar olmasına, ekinlerinizin onlar tarafından biçilmesine hazır olun. Yazık size çok yazık! Artık hidayeti bulmanız ne mümkün; değil mi ki kaybolup gitmiş, sizden uzaklaşmıştır. Siz hidayetten hoşlanmadığınız halde, sizi zorla mı ona ileteceğiz?" 586 Bu Hz. Fâtıma (a.s.)'ın sahabeleri, yaptıkları yanlıştan dönmeleri hususunda ikinci uyarışı idi. 585 Yûnus: 35 586 Allame Meclisi, Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 161, Belagatü'n-Nisa, s. 19
  • HZ. EBU BEKİR VE HZ. ÖMER’İN O’NU ZİYARET ETMELERİ

    Hz. Fâtıma (a.s.)'ın son anlarına kadar Muhacir ve Ensar Kendisini hasta yatağında ziyaret etmiştir. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer ise, Kendisiyle konuşmadığı bilinen Hz. Fâtıma (a.s.)'ı ziyaret etmemişlerdir. Ancak ölümüne çok az bir zaman kala, bir rivayete göre Hz. Ebu Bekir'in, bir rivayete göre de Hz. Ömer'in telkinleri ile Hz. Fâtıma (a.s.)'ı ziyarete gitmişlerdir. Sünni İbn Kuteybe El-İmamet-u ve's-Siyase kitabında şunları yazmaktadır: "Hz. Ömer Hz. Ebu Bekir'e şöyle dedi: `Gel Fâtıma'ya (a.s.) gidelim. Zira O'nu gazablandırdık.' (Bazı rivayetlerde Hz. Ebu Bekir'in Hz. Ömer'e böyle bir teklifte bulunduğu yazmaktadır ki bu daha doğru gözükmektedir). Birlikte Fâtıma (a.s.)'ın kapısına vardılar. Ama mazlum Fâtıma (a.s.) onlarla görüşmek istemedi. Hz. Ali'yi (a.s.) ara-
  • HZ. EBU BEKİR VE HZ. ÖMER’İN O’NU ZİYARET ETMELERİ (2)

    cı kılınca Fâtıma (a.s.) Hz. Ali'nin (a.s.) sözüne karşı sessiz kaldı. Bunun üzerine onlara sadece giriş izni verdi. Girip selam verdiler, Hz. Fâtıma (a.s.) ise yüzünü duvara döndü. Hz. Ebu Bekir şöyle dedi: `Ey Resûlullah'ın (s.a.v.) kızı, Allah'a and olsun ki, Hz. Peygamberin (s.a.v.) akrabalarını kendi akrabalarımdan daha çok seviyorum. Seni kızım Aişe'den daha çok seviyorum. Keşke Resûlullah (s.a.v.)'den sonra ben de ölseydim. Ben senin değerini, şerefini ve faziletini herkesten daha iyi biliyorum. Eğer seni, mirasından men ettiysem, bu bizzat Hz. Peygamber (s.a.v.)'den duyduğum, Biz miras bırakmayız; bıraktığımız miras değil sadakadır... hadisinden dolayı idi.' Hz. Fâtıma (a.s.), Hz. Ali (a.s.)'a şöyle arz etti: `Ben onlara Resûlullah (s.a.v.)'in bir hadisini hatırlatıyorum, Allah'ın rızası için doğru söylesinler. Acaba Hz. Resûlullah (s.a.v.)'in şu hadisini duymadılar mı: Fâtıma'nın rızası Benim rızamdır; Fâtıma'nın gazabı Benim gazabımdır; Fâtıma'yı seven Beni sevmiştir; Fâtıma'yı razı eden Beni razı etmiştir; Fâtıma'yı öfkelendiren Beni öfkelendirmiştir. Onlar: `Evet, Hz. Peygamberden (s.a.v.) bunu duyduk' dediler. Bu sırada Fâtıma (a.s.) şöyle buyurdu: `Allah ı ve meleklerini şahit tutuyorum ki, sizler Beni öfkelendirdiniz, Beni razı etmediniz. Resûlullah (s.a.v.) ile görüşürsem sizin ikinizi de O'na şikayet edeceğim.' Hz. Ebu Bekir, Hz. Fâtıma'nın (a.s.) bu beyanı karşısında ağlar bir halde şöyle dedi: `Senin ve Peygamberin (s.a.v.) gazabından Allah'a sığınırım.' Fâtıma (a.s.) da ağlar bir halde şöyle buyurdu: `Allah'a and olsun ki, her namazda sana beddua ediyorum.'
  • HZ. EBU BEKİR VE HZ. ÖMER’İN O’NU ZİYARET ETMELERİ (3)

    Hz. Ebu Bekir bu sözleri duyunca ağlayarak dışarı çıktı. Halk etrafında toplandı ve ona teselli vermeye çalıştı. Hz. Ebu Bekir şöyle dedi: Eyvahlar olsun size! Siz eşlerinize ve evlerinize sevinç içinde dönüyorsunuz; beni bırakın benim sizin biatinize ihtiyacım yoktur, benden vazgeçin. Allah'a and olsun ki Fâtıma'dan (a.s.) duyduklarımdan ve gördüklerimden sonra, hiçbir Müslümanın biatinin üstümde olmasını istemiyorum." 587 Ehl-i Beyt kaynaklarında bu konuşmanın sonunda Hz. Fâtıma (a.s.)'ın Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'i ölene kadar affetmediği ve onlara küs olarak vefat ettiği yazmasına rağmen, bazı Sünni eserlerde de Hz. Fâtıma (a.s.)'ın, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'le evinde yaptığı konuşmada onları affettiği yazmaktadır: Sünni Hafız Ebu Bekr el-Beyhaki'nin sağlam rivayetine göre, Hz. Fâtıma-i Zehra, ölüm döşeğinde iken Hz. Ebu Bekir ziyaret için Hz. Fâtıma (a.s.)'a hitaben: "Ya Fâtıma (a.s.)! Kapıda durup içeri girmek için izin isteyen Ebu Bekir'dir" dedi. Hz. Fâtıma-i Zehra: "Ya Ali, Ebu Bekir'in Benim yanıma gelmesinden razı mısın?" deyince, Hz. Ali (a.s.), "evet" dedi. Bunun üzerine Hz. Fâtıma (a.s.) izin verdi ve Hz. Ali (a.s.) da Hz. Ebu Bekir'i içeri aldı . Fâtıma (a.s.)'ın yanına son derce saygıyla giren Hz. Ebu Bekir selam verdikten sonra, "Ya Fâtıma-i Zehra! Cenab-ı Hakka yemin ederim ki ben mal, mülk, servet ve seman, evlat ve iyâle özenip, biriktirmedim. Ancak Allah'ın, Peygamberinin (s.a.v.) ve Hz. Peygamberin (s.a.v.) Ehl-i Beyt'inin rızasını elde etmek yolunda kazanıp harcadım. Binaenaleyh Senin o büyük hoşnutluğun benim en birinci ve yüksek arzumdur" deyince Hz. Fâtıma (a.s.) şöyle cevap verdi: Ya Eba Bekir, senden razıyım, hakkım sana helal olsun!" 588 587 c. 1, s. 31 588 el-Bidaye ve'n-Nihaye, Ebü'l-Fida İsmail b. Ömer b. Kesir, c. 5, s. 288