HZ. EBU BEKİR VE HZ. ÖMER’İN O’NU ZİYARET ETMELERİ (2)


cı kılınca Fâtıma (a.s.) Hz. Ali'nin (a.s.) sözüne karşı sessiz kaldı. Bunun üzerine onlara sadece giriş izni verdi. Girip selam verdiler, Hz. Fâtıma (a.s.) ise yüzünü duvara döndü. Hz. Ebu Bekir şöyle dedi: `Ey Resûlullah'ın (s.a.v.) kızı, Allah'a and olsun ki, Hz. Peygamberin (s.a.v.) akrabalarını kendi akrabalarımdan daha çok seviyorum. Seni kızım Aişe'den daha çok seviyorum. Keşke Resûlullah (s.a.v.)'den sonra ben de ölseydim. Ben senin değerini, şerefini ve faziletini herkesten daha iyi biliyorum. Eğer seni, mirasından men ettiysem, bu bizzat Hz. Peygamber (s.a.v.)'den duyduğum, Biz miras bırakmayız; bıraktığımız miras değil sadakadır... hadisinden dolayı idi.' Hz. Fâtıma (a.s.), Hz. Ali (a.s.)'a şöyle arz etti: `Ben onlara Resûlullah (s.a.v.)'in bir hadisini hatırlatıyorum, Allah'ın rızası için doğru söylesinler. Acaba Hz. Resûlullah (s.a.v.)'in şu hadisini duymadılar mı: Fâtıma'nın rızası Benim rızamdır; Fâtıma'nın gazabı Benim gazabımdır; Fâtıma'yı seven Beni sevmiştir; Fâtıma'yı razı eden Beni razı etmiştir; Fâtıma'yı öfkelendiren Beni öfkelendirmiştir. Onlar: `Evet, Hz. Peygamberden (s.a.v.) bunu duyduk' dediler. Bu sırada Fâtıma (a.s.) şöyle buyurdu: `Allah ı ve meleklerini şahit tutuyorum ki, sizler Beni öfkelendirdiniz, Beni razı etmediniz. Resûlullah (s.a.v.) ile görüşürsem sizin ikinizi de O'na şikayet edeceğim.' Hz. Ebu Bekir, Hz. Fâtıma'nın (a.s.) bu beyanı karşısında ağlar bir halde şöyle dedi: `Senin ve Peygamberin (s.a.v.) gazabından Allah'a sığınırım.' Fâtıma (a.s.) da ağlar bir halde şöyle buyurdu: `Allah'a and olsun ki, her namazda sana beddua ediyorum.'