• HZ. FÂTIMA’NIN SON ANLARINDA HZ. ALİ’YE VASİYETLERİ

    Bihârü'l-Envâr'da Hz. Fâtıma (a.s.)'ın son anlarında Hz. Ali (a.s.) için ağladığı yer almaktadır: "Fâtıma (a.s.) can vermek üzere iken ağlıyordu. Ali (a.s.): `Niçin ağlıyorsun?' diye sordu. Hz. Fâtıma (a.s.): `Senin gelecekteki musibetlerine ağlıyorum' dedi. Hz. Ali (a.s.): `Ağlama, Allah'a and olsun, bu gibi şeyler Benim için hiç önemli değildir' buyurdu." 589 Hz. Fâtıma (a.s.) öleceğini anladığı vakit Hz. Ali'ye (a.s.) şunları vasiyet etmiştir: "Ey amcamın oğlu! Kuşkusuz, ölüm haberim Bana verilmiştir. Durumumun nasıl olacağını bilmesem de, birkaç saat sonra Babama kavuşacağım. İçimde sakladığım bazı şeyleri Sana vasiyet edeceğim." 589 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 218
  • HZ. FÂTIMA’NIN SON ANLARINDA HZ. ALİ’YE VASİYETLERİ (2)

    Ali (a.s.) ona şu karşılığı verdi: "İstediğin şeyi Bana vasiyet et ey Resûlullah (s.a.v.)'in kızı!" Ali (a.s.) Fâtıma'nın (a.s.) baş ucuna oturdu, evde bulunan diğer kimseleri dışarı çıkardı. Sonra Fâtıma (a.s.) konuşmaya başladı: "Ey amcamın oğlu, Seninle beraber olduğum günden beri, Sana hiç yalan söylemedim ve ihanet etmedim, Benimle yaşadığın sürece Sana karşı gelmedim." Ali (a.s.) şöyle dedi: "Allah'a sığınırım. Sen Allah'ı en iyi bilen, iyilik ve takva sahibi, cömert, Allah'tan çok korkan birisin. Allah'a yemin ederim ki, Bana karşı gelmişsin diye seni kınayacağım hiçbir davranışın olmamıştır. Senin ayrılığın ve Seni yitirmem Bana ağır geliyor. Ancak bundan kaçınmamız mümkün değildir. Allah'a yemin ederim ki, Resûlullah'ı (s.a.v.) kaybetmekle yaşadığım musibetimi yeniledin. Senin ölümün ve Seni yitirmem büyük bir musibettir. Biz Allah'tan geldik ve O'na döneceğiz. Ne feci, ne elem verici, ne yaralayıcı ve de ne hüzün verici bir musibettir bu! Bu musibet karşısında hiçbir teselli Beni teskin etmez, hiçbir tâziye unutturmaz bu acıyı. Bir yıkımdır ki geride hiçbir şey bırakmıyor." Sonra birlikte uzun süre ağladılar. İmam-ı Ali (a.s.) Fâtıma (a.s.)'ın başını göğsüne koydu ve şunları söyledi: "Bana istediğini vasiyet et. Bana emrettiğin her şeyi yaptığımı göreceksin. Senin emrini, Senin işlerini Kendi işlerime tercih edeceğim." Bunun üzerine Hz. Fâtıma (a.s.) şunları söyledi:
  • HZ. FÂTIMA’NIN SON ANLARINDA HZ. ALİ’YE VASİYETLERİ (3)

    "Bana karşı sergilediğin bu davranışından dolayı Allah Seni hayırla ödüllendirsin. Ey amcamın oğlu! Öncelikle Sana şunu tavsiye ediyorum: Benden sonra evlen. Çünkü erkeğin bir kadını olması gerekir." Ardından sözlerini şöyle sürdürdü: "Bana haksızlık eden şu adamlara cenazemi göstermemeni tavsiye ediyorum. Onlar Benim ve Resûlullah (s.a.v.)'in düşmanlarıdır. Onların ve onlara tâbi olanların cenaze namazımı kılmalarına izin verme. Cenazemi, gözler uykuya daldığı, herkesin uyuduğu geceleyin defnet." 590 Bihârü'l-Envâr'da vasiyeti ile ilgili şunlar yazmaktadır: "Ey amcamın oğlu! Başımda ağladıktan sonra, Beni yıka, vücudumu açma. Çünkü Ben temiz ve temizlenmişim. Üzerime babam Resûlullah (s.a.v.)'in üzerine döktüğünüz kâfurdan kalanı dök. Namazımı kıl, sonra akrabalarımdan diğerleri peş peşe gelip kılsınlar. Beni gündüz değil, geceleyin, açıkça değil, kimse görmeden gizlice defnet. Kabrimin izlerini yok et, belli olmasın. Bana zulmeden hiç kimseye cenazemi gösterme. Ey amcamın oğlu! Benden sonra evlenmeden edemeyeceğini biliyorum. Eğer bir kadınla evlenirsen, bir gün ve geceyi ona, bir gün ve geceyi de çocuklarıma ayır. Ey Ebu'l-Hasan! Oğullarımın yüzüne bağırma. Kanadı kırık kimsesiz yetimler gibi görmesinler kendilerini. Çünkü Onlar dün Dedelerini yitirdiler, Bugün annelerini yitirecekler" 591 Sünni eserlerden Delâilü'l-İmamet'te (sy. 42) geçen Hz. Fâtıma'nın (a.s.) bir diğer vasiyeti de şöyledir: "Resûlullah'ın (s.a.v.) hanımlarından her birine 12 vukye veril590 Ravzatu'l-Vaizin, c. 1, s. 151 591 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 178
  • HZ. FÂTIMA’NIN SON ANLARINDA HZ. ALİ’YE VASİYETLERİ (4)

    mesi, Ben-i Haşim kadınlarının her birine oniki vukye verilmesi ve bacısının kızı olan Ümame'ye de onu memnun edecek bir şey verilmesidir." Vefatından sonra şöyle bir yazılı vasiyeti bulunmuştur: "Zü'l-hüsna bostanı, Sakiye bostanı, Dellal bostanı, Gıraf bostanı, Rakme bostanı, Heysem bostanı, Ümmü İbrahim bostanı Benden sonra Ali b. Ebi Tâlib'in yetkisinde; O'ndan sonra da oğlum Hasan'ın yetkisinde, Hasan'dan sonra da Hüseyin'in yetkisinde, Hüseyin'den sonra da Hüseyin'in erşed oğlunun yetkisinde olsun. Yazan: Ali (a.s.) Şahit: Mikdad-Zübeyr." 592 Fuzuli'nin "Kerbela Şehitleri" adlı eserinde Hz. Ali'nin (a.s.) da, Hz. Fâtıma (a.s.)'ın son anlarında, Hz. Fâtıma (a.s.)'a yaptığı bir vasiyetten söz edilmektedir: "Ey Fâtıma! Senin vasiyetlerini dinledim, kabule ettim. Amma Benim de Sana üç vasiyetim var. Arz edeyim. Biri şu ki, Benden Sana hizmette kusur oldu ise, Hz. Muhammed'e (s.a.v.) şikayet etmeyesin. İkincisi budur: Resûlullah (s.a.v.)'e selamımı ulaştırasın. Üçüncüsü de şu ki: Resûlullah'a Benim şükürlerimi açıklayasın." 593 592 Delailu'l-İmamet, s. 42 593 Kerbela Şehitleri, s. 182
  • HZ. FÂTIMA’NIN BİR VASİYETİ DE HZ. ESMA’YADIR İSLAM’DA İLK TABUT UYGULAMASI

    Hz. Fâtıma (a.s.) hasta yatağında Esma bint-i Ümeys'e şöyle buyurmuştur: "Ya Esma! Cenazelerin üstüne hani bir örtü örtüyorlar, işte o örtü, altındaki cenazenin bütün vücudunu gösteriyor, erkek mi, kadın mı olduğu belli oluyor. Ben bu âdeti çok fena görüyorum ve hiç sevmiyorum." Esma şöyle dedi: "Ey Peygamberin kızı Fâtıma (a.s.)! Ben Ali'nin kardeşi, ilk kocam Câfer Tayyar (r.a.) ile beraber hicret ettiğimiz Habeşistan'da iken oralılar cenazelerini şimdi sana tarif edip göstereceğim gibi kaldırıyorlardı." Hz. Esma, budağından ve yaprağından soyulmuş, yaş, ne ince ne de kalın hurma dalları, sürgünleri istedi, getirdiler. O dalları büküp büküp eğdi ve yay gibi yapıp, uçlarını yere batırdı. Üzerine bir
  • HZ. FÂTIMA’NIN BİR VASİYETİ DE HZ. ESMA’YADIR İSLAM’DA İLK TABUT UYGULAMASI (2)

    çarşaf attı ve örttü. Üzerine hasır örtülmüş Muhacir arabaları gibi bir şey oldu. Hz. Fâtıma (a.s.) bunu görünce çok memnun oldu ve dedi ki: "Ya Esma! İşte bu usul pek güzel ve iyi imiş. Bak ya Esma! Ben sana vasiyet ediyorum. Ben ölünce tabutumu aynen böyle yap ve Ali ile ikiniz Beni yıkayınız. Yıkayıp kefenlerken yanıma kimsenin girmesine müsaade etmeyiniz." 594 İmam Câfer Sıddık (a.s.) bu konuda şunları rivayet etmektedir: "İslam'da ilk tabut uygulaması Fâtıma'nın (a.s.) naaşının bir tabuta konması ile başlamıştır. Fâtıma (a.s.) sonunda vefat ettiği hastalığa yakalanınca Esma'ya şöyle dedi: `Ben iyice zayıfladım. Vücudumda et kalmadı. Ben öldüğümde vücudumu gizleyecek bir şey yapamaz mısın?' Esma dedi ki: `Ben Habeşistan'da iken onların bir şey yaptıklarını görmüştüm, Sana da ona benzer bir şey yapayım mı? Eğer beğenirsen Senin için bir tane yaparım.' Hz. Fâtıma (a.s.) da, `evet' dedi. Bunun üzerine Esma bir divan istedi. Getirilen divanı ters çevirdi sonra hurma çubuklarının getirilmesini istedi. Bu divanı dik tuttuğu çubukların üstüne bağladı, sonra üstüne bir örtü serdi. Esma: `Onların böyle yaptıklarını görmüştüm' dedi. Fâtıma (a.s.): `Bana da aynısını yap, beni ört ki, Allah da seni ateşten korusun' dedi." 594 Hilyetü'l-Evliya, c. 2, s. 42
  • HZ. FÂTIMA’NIN VEFAT ÂNI

    Hz. Fâtıma'nın (a.s.) vefatı ânında ne eşi Hz. Ali (a.s.), ne de çocuklarından birisi vardı. Sadece Esma bint-i Ümeys O'nun yanında idi. İbn-i Sa'd'ın "Tabakât" adlı eserinde Hz. Fâtıma (a.s.)'ın ölüm ânı ile ilgili olarak şunlar yazmaktadır: Ebu Rafi kanalıyla Esma'dan gelen rivayete göre: "Fâtıma (a.s.) yatağına yattıktan sonra, Esma'ya ölümünün yakın olduğunu ve dışarı çıkmasını, daha sonra kapıda üç kez seslenmesini, eğer cevap vermezse ölmüş olduğunu bilmesini söyledi. Esma bir süre sonra Fâtıma (a.s.)'ın odadan çıkmadığını görünce seslendi bir ses işitmeyince odaya girdi ve Fâtıma'nın (a.s.) ruhunu teslim ettiğini gördü." Bazı eserlerde Hz. Fâtıma'nın (a.s.) ölüm zamanı ile ilgili bir rüya gördüğü rivayet edilir: "Fâtıma (a.s.) şunları söylüyor: Babamın vefatından birkaç gün sonra rüyada O'nu gördüm. Bana yaklaştı; bunu görünce kendimi
  • HZ. FÂTIMA’NIN VEFAT ÂNI (2)

    tutamadım, bağırmaya başladım: `Baba, Babacığım! Senin ölümünle göğün bizimle ilişkisi kesildi... Bu ırmak da Allah-u Teala'nın Bana vaad ettiği Kevser'dir. Babam nerede?' dedim. `Şimdi Senin yanına gelecek' dediler. Bu sırada bir saray göründü; diğer saraylardan daha beyaz, daha iyi ve güzel örtülerle donatılmış. Kendimi saraydaki tahtlardan birinin üzerinde buldum. Babamı orada oturmuş halde gördüm. Bir grup O'nunla birlikte idi. Beni kucakladı, alnımdan öptü, `hoşgeldin kızım' dedikten sonra yanına oturttu ve şöyle buyurdu: `Biricik yavrum! Allah'ın Senin için hazırladığı şeyi ve Senin daha önce Allah rızası için yaptıklarının karşılığını görmedin mi?' Ardından Bana yüksek saraylar gösterdi; içinde değerli eşyalar, güzel süslemelerle çok sayıda odası vardı. `Bu saray Senin, Kocanın, Evlatlarınızın ve Sizi sevenlerin olacaktır. Kızım, sevin zira kısa bir süre sonra yanıma geleceksin' diye buyurdu." 595 Yine rivayet edilir ki, öleceğini anladığı zaman Kendini toplayarak kalkmış ve çocuklarına karşı son annelik vazifelerini yerine getirmiştir. Çocuklarının elbiselerini yıkamış, onların da başlarını yıkamış, Hz. Muhammed (s.a.v.)'in kabrine ziyarete yollamıştır. Kızlarını da evden uzaklaştırmıştır. Son anlarıyla ilgili bir başka bilgi de Fuzuli'den: "Hz. Peygamberin (s.a.v.) ölümünden üç ay geçince, bir söylentiye göre altı ay sonra, bir gün Hz. Ali (a.s.) evine geldiğinde, Fâtıma'yı (a.s.), biraz hamur açmış ve bir miktar gül suyu ile çocuklarının saçlarını yıkamış ve onların esvaplarını yıkamak için biraz su hazırlamış gördü. Hz. Ali (a.s.) bu hâle şaştı: 595 Hz. Fâtıma, Tevfik Ebu İlm, s. 154-155
  • HZ. FÂTIMA’NIN VEFAT ÂNI (3)

    `Ey zamanın en büyüğünün kızı ve ey cihanın iffetli kadını' dedi. `Dünya işine hiçbir zaman bu kadar kendini verdiğini bilmiyorum. Acaba bu ne hikmettir ki, bugün üç işi bitirmeyi birden başarmışsın.' `Ey Ali! Dün gece Allah'ın Resulü'nü rüyamda gördüm. Yastığımın üzerine yaslanmıştı. Etrafa bakıyordu. Ben hıçkırmaya başladım: `Ey Baba! Ey Allah'ın Elçisi! Ayrılığından eridim, bittim. Sen nerelerdesin' dedim. Hazret-i Resul dedi ki: `Ey Fâtıma! Sana müjde vermeye geldim. Bu iğreti hayat kaydının bağını kesip fâni dünyanın dar geçidinden ahiret semasına Senin ayak basmanın demi geldi. Ey Fâtıma! Sen oraya gelmeyince Ben buradan gidemem. Eğer Bana kavuşmak saadetini istersen acele et, çalış ki, yarın gece Bana misafir gel.' Ben uyandım ve şimdi o ümitle ahiret âlemine yol tutmuş bulunuyorum... Ya Ali! Senden ayrılma eleminin ateşi ciğer yakıcıdır ve ayrılık mihnetin gam vericidir. Fakat Babama kavuşma müjdesi gönül aydınlatıcıdır. Yola çıkmak hazırlığı yapmamın sebebi şudur ki, yarın Sen Benim vereceğim musibetle uğraşırken evlatlarım yiyecek sıkıntısı çekmesinler. Elbiselerini yıkamamın sebebi de Benden sonra bu iş için yabancılara yüzsuyu dökmesinler. Yine saçlarını şunun için yıkıyorum ki, Benden sonra onların derdine derman kim olacak?" 596 Esma'dan rivayet edilir: Fâtıma (a.s.) son nefesini vermek üzere iken Esma'ya şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.) vefat ederken, Cebrail cennetten kâfur ge596 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, 176-177
  • HZ. FÂTIMA’NIN VEFAT ÂNI (4)

    tirmişti. Resûlullah (s.a.v.) bu kâfuru üç kısma ayırdı; bir kısmını Kendisi için, bir kısmını Ali (a.s.) için ve bir kısmını da Benim için. Kâfur kırk dirhem ağırlığındaydı." Sonra şöyle dedi: "Ey Esma! Babamın falan yerde bulunan kâfurunun geri kalanını getir ve başımın ucuna koy." Esma kâfuru getirip başının ucuna koydu. Sonra namaz kılmak için abdest alırken Esma'ya şöyle dedi: "Sürdüğüm kokuyu getir. Namaz kılarken giydiğim elbiselerimi getir." Sonra abdest aldı. Örtüyü üzerine serdi ve şöyle dedi: "Biraz bekle, sonra Beni çağır. Cevap verdiysem bir şey yok demektir. Ama cevap vermediysem, bil ki Babamın yanına gitmişim. O zaman hemen Ali'yi çağır." Artık ölüm ânı iyice yaklaşınca, perde kalktı ve Fâtıma Efendimiz (a.s.) keskin bir bakış yöneltti ve şöyle dedi: "Cebrail'e selam olsun! Resûlullah (s.a.v.)' selam olsun! Allah'ım Resulü'nün (s.a.v.) yanına al! Allah'ım hoşnutluğuna, katına, yurduna, esenlik yurduna al!.." Sonra şöyle dedi: "Şu gök halkının kervanıdır. Şu Cebrail, şu da Resûlullah'tır (s.a.v.). Bana sesleniyor: Kızım! Gel! Burada Seni karşılayacak şey Senin için daha hayırlıdır." Gözlerini açtı ve şöyle dedi: "Ve aleyke's-selam, ey ruhları kabzeden! Acele et. Bana acı verme." Ve ardından şöyle dedi: