HZ. FÂTIMA’NIN VEFAT ÂNI (3)
`Ey zamanın en büyüğünün kızı ve ey cihanın iffetli kadını' dedi. `Dünya işine hiçbir zaman bu kadar kendini verdiğini bilmiyorum. Acaba bu ne hikmettir ki, bugün üç işi bitirmeyi birden başarmışsın.' `Ey Ali! Dün gece Allah'ın Resulü'nü rüyamda gördüm. Yastığımın üzerine yaslanmıştı. Etrafa bakıyordu. Ben hıçkırmaya başladım: `Ey Baba! Ey Allah'ın Elçisi! Ayrılığından eridim, bittim. Sen nerelerdesin' dedim. Hazret-i Resul dedi ki: `Ey Fâtıma! Sana müjde vermeye geldim. Bu iğreti hayat kaydının bağını kesip fâni dünyanın dar geçidinden ahiret semasına Senin ayak basmanın demi geldi. Ey Fâtıma! Sen oraya gelmeyince Ben buradan gidemem. Eğer Bana kavuşmak saadetini istersen acele et, çalış ki, yarın gece Bana misafir gel.' Ben uyandım ve şimdi o ümitle ahiret âlemine yol tutmuş bulunuyorum... Ya Ali! Senden ayrılma eleminin ateşi ciğer yakıcıdır ve ayrılık mihnetin gam vericidir. Fakat Babama kavuşma müjdesi gönül aydınlatıcıdır. Yola çıkmak hazırlığı yapmamın sebebi şudur ki, yarın Sen Benim vereceğim musibetle uğraşırken evlatlarım yiyecek sıkıntısı çekmesinler. Elbiselerini yıkamamın sebebi de Benden sonra bu iş için yabancılara yüzsuyu dökmesinler. Yine saçlarını şunun için yıkıyorum ki, Benden sonra onların derdine derman kim olacak?" 596 Esma'dan rivayet edilir: Fâtıma (a.s.) son nefesini vermek üzere iken Esma'ya şöyle dedi: "Resûlullah (s.a.v.) vefat ederken, Cebrail cennetten kâfur ge596 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, 176-177
