• MÜSLİM, İBN ZİYAD’IN YANINA GETİRİLİYOR (2)

    ğüm zaman İbn-i Ziyad'dan, cesedimi kesip, biçilmemek, teşhir edilmemek için bağışlanmasını dile. Hüseyin b. Ali'ye bir elçi sal. Elçi ona benim hâlimi, başıma geleni bildirsin. Kendisine taraftar olduklarını söyleyen şu kişilerin ihanetine bari kendisi olsun uğramasın. Onlardan on sekiz bin kişinin bana bey'at ettikten sonra ahidlerini nasıl bozduklarını, sözlerinden nasıl döndüklerini haber versin de, o, Allah'ın Haremi olan Mekke'ye dönsün ve orada otursun. Kûfeliler'in sözlerine hiç aldanmasın!" Ömer b. Sa'd, "Sana ait bu şeylerin hepsini yerine getirmek benim boynumun borcudur. Ben bunların hepsine kefilim" dedi ve İbn-i Ziyad'ın yanına döndü. 440 Aralarında geçen bu konuşmayı ve Müslim'in son vasiyetini İbn-i Ziyad'a anlatan Ömer b. Sa'd'a, İbn-i Ziyad bile, yaptığının yanlış olduğunu söylemiştir: "Sen onun sana gizlice söylediği şeyleri açığa vurmakla kötülük ettin"441 Yaşananlar ile ilgili olarak şöyle bir bilgi de mevcuttur: "Ubeydullah öncelikle Muhammed b. Eş'as'ın verdiği emanı tanımadığını ve geçersiz olduğunu, zira kendisinin bu maksatla gönderilmediğini ifade etti. Muhammed ise, bu durumda sadece sustu. 442 Ubeydullah, Müslim'i Kûfe'deki birlik ve beraberliği bozmak ve içki içmekle itham etti. Buna karşılık Müslim, babası Ziyad'ın Kûfe'de yaptığı zulümden bahsederek, kendilerinin adaletle emredip, Allah'ın Kitabı ve Hz. Peygamberin (s.a.v.) Sünnetine davet etmek üzere buraya geldikleri karşılığını verdi." 443 440 Dineverî, Kitab'ul Ahbar, s. 241 441 Dineverî, Kitab'ul Ahbar, s. 241 442 Taberî, c. 5, s. 375 443 İbn-i Kesir, c. 8, s. 156-157
  • MÜSLİM BİN AKİL ÖLDÜRÜLÜYOR

    "İbn Ziyad, "Onu köşkün damına çıkarıp orada boynunu vurunuz! Sonra cesedi ile başını bir araya getiriniz! Ey İbn-i Eş'as! Vallahi, benim sana güvencim olmasaydı, sana bunu teslim etmek istemezdim. Kalk kılıcınla yanıma gel. Üzerine düşen vazifeyi yerine getir! Müslim'in boynunu vur!" dedi. Muhammed b. Eş'as, "Ey İbn-i Ziyad! Vallahi, onunla benim aramda bir akrabalık olmasaydı, onu öldürürdüm" dedi. İbn-i Ziyad, "Müslim bin Akil'in kılıcıyla başına ve boynuna vurduğu o adam nerdedir?" dedi. Adam çağrıldı. Gelince İbn-i Ziyad ona, "Köşkün damına çık, onun boynunu vur" dedi. Müslim bin Akil köşkün damına çıkarıldı. Çıkarılırken o tekbir ve salavat getiriyor, tevbe istiğfar ediyordu. Ve, "Allah'ım! Bizi aldatan, bize yalan söyleyen ve bizi bırakan kavimle aramızda Sen hüküm ver" diyordu. Müslim b. Akil, köşkün damında, halkın göreceği bir yere çıka-
  • MÜSLİM BİN AKİL ÖLDÜRÜLÜYOR (2)

    rılmıştı. Halk köşkün kapısındaki geniş meydanlık tarafında toplanmış bulunuyordu. Bükeyr b. Humran, Müslim b. Akil'in boynunu vurup dönünce, İbn-i Ziyad, "Öldürdün mü" diye sordu. Bükeyr, "Evet" dedi. İbn Ziyad, "Siz onu köşkün damına çıkarırken o nasıl oluyor, ne söylüyordu?" diye sordu. Bükeyr, "Tekbir getiriyor, tesbih ve istiğfar ediyordu. Kendisini öldürmek için yanına vardığım zaman, "Allah'ım! Bizi aldatan, bize yalan söyleyen ve sonra da bizi bırakıp ölmemize sebep olan bu kavimle aramızda Sen hükmünü ver" diyordu. Ona, "Yaklaş yanıma, hamd olsun Allah'a ki, senden öcümü aldırdı" dedim. Boynuna kılıçla bir darbe indirdim fakat hiçbir şey yapamadım. Bana, "Ey kul, dökülen kanına karşı, beni kılıçla tırmalaman sana yetmiyor mu?" dedi." İbn Ziyad, "Demek ölürken de övünüyor" diye mırıldandı. Bükeyr, "İkinci darbede onu öldürdüm" dedi. Müslim bin Akil öldürülünce başı meydanlığa düştü. İbn-i Ziyad Müslim bin Akil'in cesedini sokaklarda çocuklara ayağından çektirerek sürüttürdü. Sonra da astırdı. Başını da Şam'da Yezid'e gönderdi. Müslim bin Akil, Hâşimoğulları'ndan şehit edilip cesedi asılanların da, başları Şam'a gönderilenlerin de ilkidir. 444 444 Taberî ve İbn'ül Esir, Kâmil'de yer almaktadır
  • MÜSLİM BİN AKİL VE HANİ’NİN KESİK BAŞLARI YEZİD’E GÖNDERİLMİŞTİR

    İbn Ziyad, Müslim b. Akil ile Hani b. Urve'nin başlarını, Hani b. Ebi Hayye ve Zübeyr b. Ervahü't-Temimî ile birlikte Yezid b. Muaviye'ye gönderdi. Yezid'e yazdığı yazıda şöyle dedi: "İmdi, Allah'a hamd olsun ki, mü'minler emirinin hakkını aldırdı. Ondan düşmanının sıkıntısını giderdi. Mü'minler emirine haber veririm ki; Müslim b. Akil, Hani b. Urvetü'l-Muradi'nin evine sığınmıştı. Onların üzerine casuslar tayin ettim. Onlara adamlarım tuzaklar kurdular. Nihayet onların işlerini meydana çıkardılar. Allah onları ele geçirme fırsatını verdi. Suçlu olarak onların boyunlarını vurdum. Başlarını Hani b. Ebi Hayye ve Zübeyr b. Ervah ile sana gönderdim. Gönderdiğim kişiler, söz dinler, taat ve öğüt adamlarındandır. Mü'minler emiri, onlara istediği şeyi sorsun. Onlar da yeteri ka-
  • MÜSLİM BİN AKİL VE HANİ’NİN KESİK BAŞLARI YEZİD’E GÖNDERİLMİŞTİR (2)

    dar bilgi, doğruluk, anlayış, takva bulacaktır. Vesselam!" Yezid, İbn-i Ziyad'ın yazısına karşılık şöyle yazdı: "İmdi, sen benim istediğim gibi olmakta devam ediyorsun. Sen yaptığını akıllı ve beceriklilere yaraşır şekilde yaptın. Sebatlı, azimli bir kahraman saldırışıyla saldırdın. Başkalarına ihtiyaç bırakmadın. Kendin kafi geldin. Hakkındaki zannımı ve görüşümü doğruya çıkardın. Senin iki elçini yanıma çağırdım. Onlara bir takım şeyler sordum. Onlarla gizlice konuştum. Kendilerinin görüşlerini ve faziletlerini senin andığın gibi buldum. Onlar hakkında hayır tavsiye ederim." 445 445 Taberî, c. 6, s. 214-215
  • HİKMETLER

    Yezid'in İbn-i Ziyad'a gönderdiği mektuptan anlıyoruz ki, Yezid, İmam Hüseyin (a.s.)'ın adına biat alan Müslim bin Akil ve onu evinde barındıran Hani'nin öldürülmesinden son derece memnun kalmıştır. Onların öldürülmesi, Kûfe'de başlayan İmam Hüseyin (a.s.) hareketinin sona ermesi demekti ve bu halledilmiştir. Burada değişen İslam anlayışının bir örneğini görmekteyiz. İmam Hüseyin (a.s.) Hz. Peygamber (s.a.v.)'in torunu ve hak olan İmam olmasına rağmen, mevcut iktidar onun bu makama ulaşmasını engellemek için elinden geleni yapmaktadır. Bu mücadele ise, mü'minlerin emiri Yezid'e karşı yapılan fitne hareketi olarak destek bulmaktadır. M. Asım Köksal'ın "Hz. Hüseyin ve Kerbela Faciası" isimli eserinde yukarıda yer alan Yezid'in mektubu yer almaktadır. Bu mektuba göre Yezid, İmam Hüseyin'in adına biat alan Müslim'in öldürülmesinden son derece memnundur. 446 446 Bkz. s. 95-96
  • HİKMETLER (2)

    Aynı eserin ilerleyen bölümlerinde Yezid'in İmam Hüseyin'in öldürülmesinden yeise kapılması ve gözyaşlarından bahsedilmektedir. Ancak bir insanın, hem kendine düşman kabul ettiklerini öldürme emri vermesi, hem de güya ölümlerine üzülüp ağlaması mümkün değildir. Burada merhum Asım Köksal hoca, iyi bir tarihçi olmasına rağmen olayların izahında yanılmıştır.
  • YEZİD’İN UBEYDULLAH’A İMAM HÜSEYİN (A.S.) HAKKINDAKİ EMRİ

    Ubeydullah'ın Müslim ve Hani'nin kesik başlarını aldıktan sonra Yezid, İbn-i Ziyad'a şu notu yollamıştır: "Hüseyin'in Irak topraklarına doğru gelmekte olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Gerekli gözcüleri ve silahlı adamları yerlerine yerleştir. En küçük bir şüphe durumunda sorguya çek ve küçük bir itham da olsa, bundan dolayı hapset. Ancak seninle savaşmayanları öldürme. Bütün olanlardan beni haberdar et." 447 Yezid'in bu konuda ikinci bir mektubu da vardır: "Hüseyin'in Kûfe'ye doğru geldiğini haber almış bulunuyorum. Zamanlar arasında senin zamanın, şehirler arasında senin şehrin, valiler arasında sen deneniyorsun. Bunun sonucunda ya hür olursun, ya da tekrar köle." 448 447 Taberî, c. 5, s. 381 448 Belazurî, Ensab, c. 3, s. 371; İbn-i Abdirabbih, c. 4, s. 381-382
  • AYAKLANMANIN ARDINDAN KÛFE

    Müslin bin Akil'i ve Hani'yi öldüren İbn-i Ziyad, ciddi tedbirler almaya ve bu ayaklanmaya karışanları öldürmeye başladı. Şehrin her yerinde bulunan casusları ona haberler getiriyordu. "Müslim bin Akil'in evinde kaldığı Muhtar b. Ebu Ubeyd, Hani b. Urve'nin İbn-i Ziyad tarafından dövüldüğü ve hapsedildiği gün, Hutarniye (Lekf) köyünden gelmiş, akşamdan sonra Kûfe'nin Fil kapısında dikilirken Hani b. Ebi Hayyetü'l-Vadiî'ye rastlamıştı. Hani, "Sen burada ne duruyorsun? Ne halkın yanındasın, ne de evindesin? "diye sordu. Muhtar, "Sabaha çıkınca yanlış işlerinizi ele alıp kıyamet koparmayı düşünüyorum" dedi. Hani b. Ebi Hayye, "Vallahi, sanıyorum ki, sen kendini öldüreceksin" diyerek Amr bin Hureys'in yanına vardı. Muhtar'la aralarında geçen konuşmayı anlattı. Amr bin Hureys, yanında bulunan Abdurrahman b. Ebu Umeyr'e, "Kalk amcanın oğlunun yanına var. Arkadaşının nerede olduğunu bilmediğini kendisine haber ver. Kendi başına bir iş, bir yol tutmaya kalkmasın!" dedi.
  • AYAKLANMANIN ARDINDAN KÛFE (2)

    Abdurrahman, Muhtar'ın yanına gitmek üzere kalktı. Zaide bin Kudame, "O eman verdiğin takdirde senin yanına gelir" dedi. Amr b. Hureys, "Ona benden eman verilmiştir. Onun emir İbn-i Ziyad'a karşı bir hareketi varsa, lehinde en güzel şekilde şehadet ederim!" Zaide b. Kudame, "Bununla beraber, inşallah hayırdan başka bir şey olmaz" dedi. Abdurrahman'la Zaide birlikte Muhtar'ın yanına vardılar. Ona Hani b. Ebi Hayye'nin ve Amr b. Hureys'in söylediklerini anlattılar. Kendi başına bir iş tutmaya kalkışmaması için and verdiler. Bunun üzerine Muhtar, İbn-i Hureys'in yanına vardı. Selam verdi, sabaha kadar onun sancağı altında oturdu. Halk, Muhtar'ın işini ve yaptığını konuşuyordu. Umare b. Ukbe, gidip İbn-i Ziyad'a söylemişti. Güneş yükselince İbn-i Ziyad'ın kapısı açıldı, içeri girmeleri için halka izin verildi. Muhtar da içeri girenler arasında idi. İbn Ziyad, Muhtar'ı yanına çağırdı, "Sen Müslim b. Akil'e yardım için gelen cemaat içinde misin?" dedi. Muhtar, "Ben böyle bir şey yapmış değilim. Fakat, gelip, Amr b. Hureys'in sancağı altına indim ve onunla birlikte geceledim ve sabaha çıktım" dedi. Amr b. Hureys, "Doğru söylüyor o. Allah sana iyilikler versin" dedi. İbn-i Ziyad, Muhtar'ın önüne geldi. Elindeki değneği kaldırıp Muhtar'ın yüzüne çarptı. Gözkapaklarını yukarı sıçrattı. "Eğer senin hakkında Amr b. Hureys'in lehte şehadeti olmasaydı, boynunu vururdum! Götürün onu zindana" dedi. Muhtar zindana götürülüp orada hapsedildi. Hz. Hüseyin'in şehadetine kadar orada kaldı. Abdullah b. Ömer'in Yezid'e yazdığı mektup üzerine zindandan çıkarıldı." 449 449 Taberî, Tarih, c. 7, s. 58-59