• İMAM HÜSEYİN ŞEHADETE GİDEN YOLCULUĞUNDA İRŞAD VE İKAZ VAZİFESİNİ BIRAKMAMIŞTIR

    Müslim b. Akil, Kûfe'de H. 60 senesinin Zilhicce ayının dokuzunda şehit edildi. O şehit edildiğinde Hz. Hüseyin (a.s.) Irak'a doğru hareket etmiştir. İmam (a.s.) yolda karşılaştığı insanlara ikaz vazifesini sürdürmüştür. "Salabiye konağında bir şahıs İmam Hüseyin'e (a.s.), "Kıyamet günü, herkesi ve her topluluğu kendi imam ve önderi ile çağıracağız" 450 mealindeki ayeti sordu. İmam Hüseyin bu konuda şu cevabı verdi: "Evet, öyle imam ve önderler vardır ki, insanları doğru yola, saadet ve mutluluğa doğru çağırır; bir grup insanlar da ona olumlu cevap verip itaat ederler. Diğer bir önder de vardır ki, bedbahtlık ve sapıklığa doğru davet 450 İsra, 72
  • İMAM HÜSEYİN ŞEHADETE GİDEN YOLCULUĞUNDA İRŞAD VE İKAZ VAZİFESİNİ BIRAKMAMIŞTIR (2)

    eder, diğer bir grup da ona olumlu cevap verirler. Birinci grup cennete, ikinci grup ise cehenneme gider! İşte bu Allah Teala'nın buyurduğu (bir grup cennettedirler, diğer bir grup da cehennemde) ayetinin diğer bir mânâsıdır" diye buyurdu." 451 451 Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 221
  • MEŞHUR ŞAİR FEREZDAK DA “GİTME” NASİHATİNDE BULUNMUŞTUR

    Ferezdak ile, Mekke ve Huneyn arasında karşılaşan İmam Hüseyin (a.s.)'ın Kûfe halkı ile ilgili söyledikleri Kûfeliler'in tavrını tam mânâsıyla anlatmaktadır: "Halkın kalpleri sizinledir, ancak kılıçları aleyhinizedir." İmam Hüseyin (a.s.) ile şair arasında konuşmaları, şair Ferezdak'ın kendisi şöyle anlatıyor: "Ben H. 60 yılında annemle birlikte hac farizasını yerine getirmek için Mekke'ye gidiyordum. Haremin yakınlarına vardığımda, annemin devesinin dizginini elime almış çekerken Mekke'den Irak'a doğru giden Hüseyin b. Ali (a.s.)'ın kafilesi ile karşılaştım ve hemen huzuruna çıktım. Selam edip el vererek görüştükten sonra, "Ey Resulüllah (s.a.v.)'in torunu, babam ve annem sana feda olsun, hac farizasını yapmadan Mekke'den böyle acele olarak çıkmanızın sebebi nedir?" diye sordum.
  • MEŞHUR ŞAİR FEREZDAK DA “GİTME” NASİHATİNDE BULUNMUŞTUR (2)

    İmam, "Eğer acele etmeseydim beni yakalayacaklardı" buyurdu. İmam bana, "Sen kimsin?" diye sordu. Ben de cevaben, "Araplardan biriyim" dedim." Ferezdak daha sonra şöyle devam ediyor: "Allah'a and olsun ki, İmam beni tanımak hususunda bu kadar sözle yetindi. Bu hususta başka bir şey sormadı. Daha sonra "Irak halkının mevcut durumlar hakkında görüşleri nelerdir?" diye sordu. Ben ise cevaben, "Haberleri iyice bilen birinden sorup öğrenmek istiyorsunuz. Biliniz ki halkın kalpleri sizinledir, ancak kılıçları aleyhinizedir. Takdir Allah'ın elindedir, dilediği şekilde yapar" dedim. İmam, bu sözüme karşılık şöyle buyurdu: "Doğru söyledin, takdir Allah'ın elindedir; O (Allah) her gün bir iştedir (her gün için yeni bir emri vardır) eğer kaza ve kader dilediğimiz şekilde olursa, Allah'a nimetleri karşısında şükrederiz; şükretmek için yardım dilediğimiz de O'dur. Eğer kaza ve kader bizimle isteğimiz arasında engel olur, işlerimiz dilediğimiz şekilde gitmezse, yine de niyeti hak ve bâtını takva olan (kalbine takva hükmeden) bir kimse, doğru yoldan çıkmamıştır." 452 452 Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 223
  • UBEYDULLAH’IN İLK ANDA ALDIĞI TEDBİRLER

    Yezid tarafından kendisine gönderilen uyarı mektuplarını dikkate alan Ubeydullah bin Ziyad, İmam Hüseyin (a.s.)'ı Kûfe'ye gelmeden yakalamak için planlar hazırladı. İlk olarak Kûfe'nin emniyet amiri Husayn bin Numeyr komutasında 4000 kişilik bir süvari birliğini Kadisiyye'ye göndermiştir. Bu birlik içinden Kadisiyye'den Haffan ile Kutkutane ve La'la'ya kadar olan bölgelere atlılar yerleştirildi. 453 Bu sayede Kûfe'den İmam Hüseyin (a.s.)'a yardıma gidilmesinin önünü kesmişlerdir. Bu askerlerin yerleştirildiği ordunun yanında Hürr bin Riyahî komutasında bir diğer birliği de İmam Hüseyin (a.s.)'ı yakalayarak Kûfe'ye yanına getirmeleri için görevlendirdi. 454 453 Belazurî, Ensab, c. 3, s. 378 454 Belazurî, Ensab, c. 3, s. 380
  • İBN-İ ZİYAD, İMAM HÜSEYİN’İN (A.S.) ELÇİSİ KAYS’I ÖLDÜRÜYOR

    İmam Hüseyin (a.s.) Rumme vadisine geldiğinde Kûfe'deki halka ikinci bir mektup göndermişti. Bu mektupta Tevriye günü Mekke'den ayrılarak onlara doğru yol aldığını bildiriyordu. Hz. Hüseyin bu mektubu Kays b. Müshirü's-Saydavî ile göndermiştir. 455 İmam Hüseyin'in Kûfe halkına gönderdiği mektup şöyledir: "Bismillahirrahmanirrahim. Hüseyin b. Ali'den mü'min ve Müslüman kardeşlerine... Selam üzerinize olsun. Size kendisinden başka ilah olmayan Allah'ı överim. Müslim b. Akil'in mektubu bana ulaştı. Mektubunda iyi düşüncelerinizi, ileri gelenlerinizin bize yardım etmek ve hakkımızı talep etmek noktasında görüş birliği içinde olduğunu bildiriyordu. 455 Taberî, Tarih, c. 6, s. 223
  • İBN-İ ZİYAD, İMAM HÜSEYİN’İN (A.S.) ELÇİSİ KAYS’I ÖLDÜRÜYOR (2)

    Allah'tan işimizi güzel kılmasını ve bundan dolayı size büyük bir mükafat vermesini diledim. Zilhicce ayının sekizi olan Tevriye günü, size katılmak üzere Mekke'den ayrıldım. Elçim size geldiğinde, yapmanız gerekeni hızla ve kararlılıkla yapın. Şu günlerde size geleceğim. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun." 456 Mektubu getiren elçi Kadisiyye'ye gelince Husayn bin Numeyr tarafından yakalanmıştır. Kûfe Valisi İbn-i Ziyad'ın yanına getirilmiştir. 457 İbn Ziyad, İmam Hüseyin (a.s.)'ın Kûfeliler'e elçi olarak gönderdiği Kays b. Musahhar es-Seydavî yi yakalayınca, minbere çıkıp Hüseyin (a.s.)'a ve babasına sövmesini emretti. Kays minbere çıktı, Allah'a hamd etti, onu övgülerle zikretti. Sonra şöyle dedi: "Hüseyin b. Ali (a.s.) Allah'ın kullarının en hayırlısıdır. O, Resulüllah (s.a.v.)'in kızı Fatıma (a.s.)'ın oğludur. Ben de onun tarafından size gönderilmiş bir elçiyim. Zirrimme vadisindeki Hacir bölgesinde ondan ayrılıp geldim. Şimdi onun çağrısına icabet edin, onu dinleyin ve ona itaat edin." Ardından Abdullah bin Ziyad'ı ve babasını lanetledi. Ali (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) için bağışlanma diledi. Bunun üzerine İbn-i Ziyad'ın emriyle sarayın damından aşağıya atıldı, parçalanarak öldü." 458 456 el-İrşad, c. 2, s. 70; Bihar'ul Envar, c. 44, s. 369 457 Taberî, c. 6, s. 224 458 el-Bidaye ve'n-Nihaye, c. 8, s. 147
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) KÛFE’NİN, KENDİSİ İLE SAVAŞMAYA HAZIRLANDIĞINI ÖĞRENİYOR

    İmam Hüseyin (a.s.) şair Ferezdak ile karşılaştığında ondan Kûfeliler'in tavrını sormuş ve "kalpleri seninle ama kılıçları sana karşı" sözünü duymuştu. Ancak kendisine gönderilen on beş bin mektupla biat eden kişileri yüzüstü bırakmamak için yoluna devam etmişti. Bu, tarihte eşine az rastlanır bir vefa örneğidir. Kendine ümit bağlayan Kûfeliler'i öleceğini bildiği hâlde yalnız bırakmamıştır. İmam (a.s.), yoluna devam ederken, Kûfe yakınlarında "Şukuk" denilen konağa geldiğinde, orada karşılaştığı Kûfeli bir kişiye Kûfe'nin tavrını yine sordu. O adam, "Ey Resulüllah (s.a.v.)'in torunu! Irak halkı sana muhalefet etmek ve savaşmak için birbirleriyle birleşip anlaşmışlardır." dedi. İmam (a.s.) o adamın sözüne karşılık şöyle buyurur: "İşler Allah'a mahsustur (olaylar onunla vukû bulur) dilediği ve salah gördüğü şeyi yapar. Allah-u Teala, her gün bir iştedir."
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) KÛFE’NİN, KENDİSİ İLE SAVAŞMAYA HAZIRLANDIĞINI ÖĞRENİYOR (2)

    İmam (a.s.) daha sonra şu şiiri okur: "Eğer bu dünya bazılarının nazarında değerli sayılırsa, Allah'ın mükafat dünyası daha yüce ve değerlidir. Eğer dünya malı ve serveti bir gün el çekmek için toplanmışsa, insanın böyle bir servet için cimrilik yapması gerekir. Eğer rızklar takdir edilmiş, bölünmüşse, servet elde etmekte insanın hırsının azlığı daha güzeldir. Eğer bu bedenler ölüm için yaratılmışsa, insanın Allah yolunda öldürülmesi daha üstündür. Ey Muhammed (s.a.v.) hanedanı, Allah'ın selamı üzerinize olsun, ben en yakın bir zamanda sizin aranızdan ayrılacağım." 459 459 Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 223
  • İMAM HÜSEYİN BİLEREK Mİ ÖLÜME GİTTİ?

    Bazı Sünnî eserlerde İmam Hüseyin'in tüm bu gelişmeleri bildiği hâlde, bilerek ölüme gittiğinden bahsedilmektedir. Resulüllah (s.a.v.) tarafından buyrulan ve kendisinin de vâkıf olduğu hadislere göre, öldürüleceğini bildiği hâlde, hayatını korumaya çalışmak yerine, neden ölümü tercih ettiği tartışılmaktadır. Bilerek ölüme gitmesi eleştirilmektedir. Buna cevap olarak deriz ki, evet, İmam Hüseyin (a.s.) Ehl-i Beyt'in içinde öldürüleceği ceddi Resulüllah (s.a.v.) tarafından kendisine haber verilmiş bir İmam'dır. Kerbela Olayı'nda gâye, hakkı hâkim kılmaktır. Hz. Hüseyin (a.s.) ilayi kelimetullah için ölümü göze almıştır. Gerekirse şehit olacaktır. Bu her cihadda böyledir. Kendisinin ölümünden haberdar olması, yaşayacağı kaderi bilerek ona boyun eğmesidir ki, bu tarifi imkansız bir teslimiyettir. Kaldı ki, 12 masum İmam'ın kendi ağzından, imamlığın bir vasfının öleceği zamanı bilmek olduğu aktarılır. Yani hüccet sahibi gerçek her İmam, öleceği zamanı bilir. Bu imametinin bir gereğidir.