• HÜRR BİN RİYAHÎ İLE KARŞILAŞMASI

    İmam Hüseyin (a.s.) kendisini Kûfe'ye girmeden yakalamak için gönderilen ordunun komutanı Hürr b. Riyahî'nin ordusu ile "Şeraf" bölgesinde karşılaştığında, en ufak bir korku yaşamadı. Bin süvariden oluşan bir orduya karşı, ailesi ve en yakınlarından oluşan, kadın ve çocukları da sayarsak 75 kişilik bir kafile... Mukayese bile edilemeyecek bu güç dengesizliği saldırının başladığı anlarda büyük bir aşk ve muhabbete vesile olacaktır... İmam (a.s.) ne maksatla geldiklerini sordu. Hürr, "Size eşlik etmek, sizi sürükleyerek susuz ve korumasız bir bölgeye doğru götürmek üzere geldik. Ya da Yezid'in ve Ubeydullah b. Ziyad'ın hükmünü kabul edersiniz" dedi. 472 İmam Hüseyin (a.s.)'ın kıyam etmesinin nedeni Yezid'e biat etmemesiydi. Bunu yine kabul etmedi. O (a.s.) da Hürr'ü, geri dönmesine izin vermesi için iknaya çalıştı ama Hürr de onu bırakmıyordu. 472 Bihar'ul Envar, c. 44, s. 375
  • HÜRR BİN RİYAHÎ İLE KARŞILAŞMASI (2)

    Neticede bir sonuç alınamadı. Hz. Hüseyin (a.s.) ayağa kalkarak şöyle konuştu: "Ey insanlar, ben ancak mektuplarınız bana ulaştıktan ve elçileriniz bana geldikten sonra size geldim. Şöyle demiştiniz: "Hemen bize gel çünkü bizim bir imamımız yoktur. Belki Yüce Allah senin sayende bizi hak ve hidayet üzerinde birleştirir." Eğer siz hâlâ bu söz üzere iseniz, işte ben size geldim; bana, sözlerinize ve ahitlerinize güvenmemi sağlayacak bir işaret verin. Yok eğer bunu yapmayacaksanız, benim gelişimden hoşnut değilseniz, size gelmek üzere ayrıldığım yere geri dönerim." 473 473 Maktelu'l-Hüseyin, Harezmî, c. 1, s. 596
  • HİKMETLER

    İmam (a.s.), "Ben davete icabet ederek buraya geldim. Yoksa ben yaşayacağım kaderden endişe ederek yaşayan biri değilim. Kadere rızam tamdır" diyerek bundan sonraki mesuliyet Kûfeliler'e aittir mesajını vermiştir. "Geldiğim yere geri dönerim" demesi, "Ben sizin üzerinize hüccetimi tamamladım" hükmünün verilmesi içindir.
  • HÜRR VE ORDUSUNDAN SES ÇIKMIYOR

    Bu sözlerine karşılık Hürr ve ordusundaki askerlerden hiçbir cevap gelmedi. Bu hutbenin öğle namazı sonrasında yapıldığını söyleyen Taberî'de ise olay şöyle verilmiştir: "Ey insanlar! Benim sözlerim sizlere hüccet ve Allah katında mesuliyetten kurtulmak ve vazifeyi yapmaktan ibarettir. Ben, "Bizim önderimiz yoktur, davetimizi kabul edip bize hareket et. Ta ki Allah-u Teala senin vesilenle bizi doğru yola hidayet etsin" şeklindeki gönderdiğiniz mektup ve elçilerinizden sonra size doğru gelmişim. Eğer bu davetlerinize sâdıksanız, işte ben size doğru gelmişim. Öyleyse bana güvenilir bir söz vermeniz gerekir. Ama eğer benim gelmemden razı değilseniz, o zaman da geldiğim yere döner giderim." 474 Namaz vaktinin gelmesi ile namaz hazırlıklarına başlanıldığı sı474 Taberî, c. 7, s. 297-298
  • HÜRR VE ORDUSUNDAN SES ÇIKMIYOR (2)

    rada İmam Hüseyin (a.s.) Hürr'e, "Sen bizimle mi namaz kılıyorsun yoksa kendi askerlerinle ayrı olarak mı kılacaksınız?" buyurdu. Hürr cevaben, "Hayır, biz de sizinle beraber bir safta namaza duracağız" dedi." 475 İmam Hüseyin (a.s.) imamlığında, ailesi ve kendisini öldürmeye gelen Hürr komutasındaki ordu namaza durdular. İkindi namazını da beraber kıldıktan sonra İmam orduya hitaben şu konuşmayı yaptılar: "Şunu biliniz ki, eğer siz Allah'tan korkar ve hakkı ehli için tanırsanız, Allah'ı râzı etmiş olursunuz. Biz Muhammed (s.a.v.)'in Ehl-i Beyt'iyiz. Sizin bu yönetiminize, hakları olmadığı hâlde onu ele geçiren ve size zulüm ve düşmanlıkla hükmeden şu güruhdan daha layığız. Eğer bizi istemiyorsanız, hakkımızı tanımıyorsanız ve şu andaki düşünceniz, mektuplarınızda yazdıklarınızdan, elçilerinizin bana bildirdiklerinden farklı ise, o zaman size arkamı döner giderim." 476 475 el-İrşad, c. 2, s. 79 476 el-Futuh, İbn-i Asem, c. 5, s. 87
  • HÜRR, “KÛFE’DEN GELEN MEKTUPLARDAN HABERİMİZ YOK” DİYOR

    Hürr, Kûfe'den gelen mektuplardan bahsedildiğinde, ona (a.s.) şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, benim şu sözüne ettiğin mektuplardan ve elçilerden haberim yok." İmam Hüseyin (a.s.) adamlarından birine, "Ey Ukbe b. Sem'an! Mektupları koyduğumuz o iki heybeyi çıkar" dedi. Adam mektuplarla dolu heybeleri çıkarıp Hürr'ün önüne döktü. Hürr ona dedi ki: "Biz sana mektup yazanlardan değiliz. Bize, seninle karşılaştığımız zaman, Kûfe'ye Ubeydullah'a götürünceye kadar senden ayrılmamamız emredildi." İmam Hüseyin (a.s.) ona şöyle dedi: "Ölüm senin için bunu yapmaktan daha iyidir." Sonra arkadaşlarına, "Kalkın ve bineklerinize binin" dedi. Adamları kalkıp bineklerine bindiler ve kadınların da binmelerini beklediler.
  • HÜRR, “KÛFE’DEN GELEN MEKTUPLARDAN HABERİMİZ YOK” DİYOR (2)

    Adamlarına, "Geri dönün" dedi. İmam'ın adamları geri dönmek isterken, askerler dönmelerine engel oldular. Bunun üzerine Hüseyin (a.s.) Hürr'e, "Anan senin yasını tutsun! Ne istiyorsun?" buyurdu. Hürr ona şu karşılığı verdi: "Eğer senin içinde bulunduğun bu durumda bir başka Arap olsaydı ve bu Arap bana senin söylediğin sözü söyleseydi, kim olursa olsun anası için bu ifadeleri mutlak kullanırdı. Ama Allah'a yemin ederim ki, senin annenden gücümüzün yettiği en güzel şekilde söz etmekten başka bir şey yapamam." 477 477 Tarih'ut Taberî, c. 3, s. 306
  • KOMUTAN HÜRR’DEN, “MEDİNE VE KÛFE DIŞINDA BİR YERE GİDİN” UYARISI

    "İmam (a.s.)'ın, yola çıkmak için kararlı tutumunu gören Hürr ona şu teklifi yapar: "Hareket etmeye karar aldığınıza göre, kendiniz için ne Kûfe'ye ve ne de Medine'ye ulaşacak bir yol seçin; ben de bu arada fırsattan yararlanıp İbn Ziyad'ı sulha teşvik etmek için bir mektup yazayım. Şayet Allah-u Teala beni sana karşı savaşmaktan kurtarır." Hürr devamla şöyle konuştu: "Şunu da sana hatırlatayım ki, eğer elini kılıca atıp savaşı başlatırsan kesinlikle öldürülürsün." İmam Hüseyin (a.s.) Hürr'ün tehditli ikazlarını duyar duymaz cevaben şöyle buyurdu: "Beni ölümle mi korkutuyorsun, beni öldürmekten başka bir iş yapabilir misiniz? Ben sana cevap olarak Avs kabilesinden olan bir mü'min kardeşin, Peygambere (s.a.v.) yardım etmek istediğinde, kendisini engellemek isteyen amcasının oğluna hitaben söylediği şiiri okurum: Ölüme doğru gidiyorum;
  • KOMUTAN HÜRR’DEN, “MEDİNE VE KÛFE DIŞINDA BİR YERE GİDİN” UYARISI (2)

    Hedefi hak olup, Müslüman olarak cihad ettiğinde Canını feda ederek iyi kişileri savunduğunda Ve kâfirlerden uzak olup, cinayetkârlara karşı düşman kesildiğinde Ölüm yiğit utanç vesilesi değildir Savata güçlü bir ordu ile karşılaşırken Canımı takdim eder ve hayatımdan geçerim Kalsam pişman olmam Ölsem de üzülmem Fakat böyle bir zillet ve horlukla yaşamak sana yeter." 478 478 Ensab'ül Eşraf, c. 3, s. 171
  • KERBELA BÖLGESİNE DOĞRU YOL ALIYORLAR

    Hürr bin Riyahî komutasındaki ordu kendilerini takip ederken, İmam Hüseyin'in (a.s.) kafilesi Kerbela'ya doğru yolunu değiştirdi. Bu sırada gitmek istedikleri nokta elbette ki Kerbela değildi. Ancak şartlar orayı işaret ediyordu. Yolda "Beyza" bölgesinde İmam Hüseyin (a.s.) Hürr'ün ordusuna hitaben şu hutbeyi irad etti: "Ey insanlar! Resulüllah (s.a.v.) buyurmuştur ki: Her kim Allah'ın haramını helal bilen, ahdini bozan, Resulü'nün Sünnetine muhalif olan, Allah'ın kulları arasında günah ve haksızlık yapan zâlim bir yönetici görür, ameli veya sözü ile ona muhalefet etmezse, Allah-u Teala böyle bir adamı da o zâlimi sokacağı yere (cehennem) sokar. Ey insanlar! Bilin ki bunlar (Ben-i Ümeyye) Allah'a ibadet edecekleri yerde şeytana ibadet ettiler. Fesadı yayıp, ilahî sınırları aştılar. Fey' i (Peygamber ailesine mahsus olan ganimeti) kendilerine aldılar. Allah haramını helal, helalini de haram ettiler. (Emr nehiylerini değiştirdiler).