• HİKMETLER

    İmam Hüseyin (a.s.) kanını ve canını Allah'ın rızasından esirgemeden bir kıyam başlatmıştır. Ancak ona (a.s.) bu haklı kıyamında yardım etmek, yardım edenler için Allah'ın rızasına giden yoldur. Bu bir cihaddır ve yanında yer alanlar şehadet şerbetini içecektir. Onun feryadını duyup da ondan yardımını esirgeyenler ise, cehennem ateşine atılacaktır.
  • ÖLÜMÜN TAKİP ETTİĞİ KAFİLE

    Tarih kitaplarında, şehadete giden yolda sona yaklaşılırken İmam Hüseyin (a.s.)'ın gördüğü bir rüyasından bahsedilmektedir. Yiğitliği ile ün salmış oğlu Ali Ekber ile aralarında bu rüyadan sonra bir konuşma geçmiştir: "Ben hafif bir uykuya daldım, bir süvari zâhir olup şöyle diyordu: Bu topluluk geceleyin yürüyor, ölüm de onları takip ediyor." Böylece o topluluğun bizlerin olduğunu ve ölümün de bize haber verilmiş olduğunu öğrendim." Hz. Ali Ekber, "Allah kötü bir olay karşımıza çıkarmasın, biz hak değil miyiz?" dedi. İmam (a.s.), "Evet, Allah'a and olsun ki, biz Hak yoldayız" buyurdu. Hz. Ali Ekber, "Öyleyse, Hak yolunda ölmekten hiçbir korkumuz yoktur" dedi. İmam (a.s.), oğlunun bu cevabına karşılık, "Allah-u Teala bir evlada babasından taraf vereceği en iyi mükafatla mükafatlandırsın seni" buyurdu. 486 486 Ensab'ül Eşraf, c. 3, s. 185
  • HİKMETLER

    Sakife gölgeliğinde yaşananlar ile değişmeye başlayan İslam düzeni halkın arasında zamanla ünsiyet yapmıştır. Halk kendi arasında, "halife böyle yapıyor, doğrudur" diye konuşmaya başlamıştı. İmam Hüseyin (a.s.) Cenab-ı Hak tarafından verilen vazifesini yerine getirmek için, bozuk düzen içinde halkın dikkatini çekmenin tek yolu olarak şehadeti seçmiştir. Kanını ve canını halkın Kur'an ve Sünnet'ten sapan yolunu düzeltmek için feda etmiştir. Bu şehadette yardımına gelecek kişileri de cennetle müjdelemiştir.
  • İBN-İ ZİYAD’IN HAİN MEKTUBU

    İbn-i Ziyad, İmam Hüseyin (a.s.)'ın Kûfe'ye doğru ilerlemesinden korkuya kapılmıştı. Kûfe halkının yeniden ayaklanmasından çekiniyordu. Her ne kadar şu anda halkı Hz. Hüseyin (a.s.)'a biat konusunda sindirmişse de, İmam'ın Kûfe'ye girmesi ile yaşanacak gelişmeleri tahmin edemiyordu. Hürr komutasındaki süvari birliğinin gevşek davrandığının da farkındaydı. Bir mektup ile komutana yeni emrini bildirdi. Bu mektup Neyneva denilen bölgede Hürr'ün eline ulaştı. "Bu mektubumu okur okumaz, Hüseyin bin Ali'yi baskı altına al ve onu otsuz, susuz ve kalesiz bir yere sevk et." Hürr, mektuptan İmam Hüseyin'i (a.s.) haberdar ederek, İbn-i Ziyad'ın emrini bildirdi. İmam Hüseyin (a.s.), "Öyleyse bırak, biz, Neyneva Ğaziriyyat veya Şufeyye çölüne inelim" buyurdu. Hürr, "Ben sizin bu teklifinizi kabul edemem. Zira ben artık karar almakta özgür değilim; çünkü bu mektubu ulaştıranın kendisi İbn-i Ziyad'ın casusudur ve benim en küçük hareketlerimi bile gözaltında bulundurmaktadır." 487 487 Harezmî, c. 1, s. 234
  • SAVAŞI BAŞLATAN TARAF OLMAMAK

    İbn-i Ziyad'ın bu emrinden sonra kendilerini öldürmeden peşlerini bırakmayacaklarını anlayan Züheyr bin Kayn, İmam Hüseyin'e (a.s.) şu teklifte bulundu: "Anam, babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü'nün oğlu! Vallahi, bize şunlardan başka gelen olmasa, biz onlara yeter, haklarından geliriz!" Hz. Hüseyin (a.s.)'a ashabı, "Bırak da biz şu ok yetişecek kadar uzaklıktaki insanlarla çarpışalım. Ya bunlardan başkaları da bize gelecek olurlarsa, ne yaparız? Gel sen müsaade et de, biz şunların işini bitiriverelim. Çünkü bunlarla çarpışmak, bunlardan başka gelecek olanlarla çarpışmaktan daha kolaydır" dediler. Hz. Hüseyin (a.s.), "Onlar çarpışmaya kalkmadıkça çarpışmayı kendim başlatmayı hoş bulmuyorum" dedi. Züheyr bin Kayn, "Bizi şu yakınımızdaki Fırat kıyısındaki köye götür, oraya kondur. Çünkü orası üzerimize gelecek olanlara yol vermez bir sığınaktır. Fırat da oradan görünüp durmaktadır. Onlarla çarpışırsak orada kendimizi koruyabiliriz ve onlardan sonra gelecek olanlarla da çarpışmak bize kolay olur" dedi. Hz. Hüseyin (a.s.), "O köyün ismi nedir?" buyurdu. Züheyr, "el-Akr (boğazlamak)" dedi. Hz. Hüseyin (a.s.), "el-Akr'dan Allah'a sığınırız" dedi. 488 488 Dineverî, Kitab'ul Ahbar, s. 252
  • HİKMETLER

    İmam Hüseyin, dünyevî bir makam veya maddî bir çıkar için hareket etmemiştir. Gerçekten de Hz. Hüseyin (a.s.) o anda düşmanın üstüne gitse galip gelecekti. Ancak Hz. Hüseyin mü'minin mü'mine hakkı konusunu dikkate alarak, kendi üzerine gelenleri haksız yere öldürmekten çekinmiştir. Ve de, onların büyük bir günaha girmesini önlemek için de, "Siz beni bu mektuplarla Kûfe'ye davet ettiniz, istemiyorsanız madem gideyim" demiştir. Hz. Hüseyin (a.s.)'ın bu sözünde çok ciddi bir incelik vardır. Ehl-i Beyt'ten bir insanı katledenin ebediyen azap içerisinde olmasından dolayıdır ki, onları bu azaptan korumak için, "O zaman müsaade edin de döneyim" ifadesinde bulunmuştur. Zaten Hz. Hüseyin kaderini bile bile ölüme gitmiş, asla ölümden korkmamış ve fakat katiller açısından onların tadacakları azap nedeniyle onlara merhamet ederek, "bu fail siz olmayın" ifadesinde bulunmuştur. Yani, İmam Hüseyin iki şekilde de onları düşünmüştür. Ne onları öldürmek istemiştir, ne de onların ebedi bir azaba düçâr olmasını istemiştir. Hz. Hüseyin'in hareket merkezi tamamen Allah'ın rızasına ulaşmaktır.
  • HİKMETLER (2)

    İmam Hüseyin (a.s.) Kerbela'ya Ulaşıyor Kerbela Toprağında Hüzün ve Gam İbn-i Ziyad'ın Tavrı Ömer b. Sa'd, 30 Bin Kişilik Ordu İle Kerbela'ya Gidiyor Susuzluk İmtihanı İmam Hüseyin ve Ömer b. Sa'd'ın Görüşmeleri Görüşmelerin İbn Ziyad'a Haber Edilmesi Tasua (Aşura) Günü Ubeydullah Ömer b. Sa'd Son Emrini Gönderiyor Tüm Düşman Kumandanları Kerbela'da Toplanıyor Hikmetler Ashab, İmam Hüseyin'i (a.s.) Korumak İçin Ölmeyi, Yaşamaya Tercih Ediyor Tasua (Aşura) Gecesi Tasua Gecesinde Bırakılan Vasiyet
  • HİKMETLER (3)

    İbadetle Geçirilen Gece Hikmetler Ashabın İçinde Bulunduğu Ruh Hâline Bir Örnek Aşura Sabahı... Ordular Düzenleniyor Ömer b. Sa'd'ın Ordusuna Sesleniş Hikmetler İmam Hüseyin'in (a.s.) Ashabından Züheyr b. Kayn'ın Kûfeliler'le Konuşması Hürr b. Riyahî'nin İmam'ın Saflarına Geçmesi Hürr, İmam Hüseyin'in (a.s.) Yanında Yer Almaları İçin Kûfeliler'le Konuşuyor Aşura Günü'nde Edilen Beddua
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) KERBELA’YA ULAŞIYOR

    Hürr'den ikamet etmelerine daha uygun bir yere kadar ilerlemelerine izin vermesini isteyen İmam Hüseyin (a.s.) bu teklifin kabulü ile tekrar yola koyuldu ve "Taf" denilen bölgeye kadar ilerlediler. "Hüseyin bin Ali (a.s.) o bölgeye inmeye karar verdiğinde o yerin ismini sordu, buraya Taf diyorlar, diye cevap verdiler. İmam Hüseyin (a.s.), "Buranın başka bir ismi de var mı?" diye sorduğunda, "Buraya Kerbela da diyorlar" dediler. İmam (a.s.) Kerbela ismini duyar duymaz şöyle buyurdu: "Allah'ım kerb ve bela (gam ve bela)dan sana sığınıyorum. İşte burası bizim ineceğimiz (son) yerdir. Allah'a and olsun ki, kabirlerimizin yeri de burasıdır. Allah'a and olsun ki, kıyamet gününde de buradan haşrolacağız. Bu, ceddim Resulüllah (s.a.v.)'in vadesidir; O'nun (s.a.v.) vadesinde hiçbir hilaf yoktur." 489 İmam Hüseyin (a.s.)'ın Kerbela bölgesine ilk girdiğinde söyledikleri ile ilgili farklı bir bilgi de şöyledir: 489 Bihar'ul Envar, c. 10, s. 188
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) KERBELA’YA ULAŞIYOR (2)

    "Allah'ım! Kerb ve beladan sana sığınırım. Kerbli ve belalı yer. Babam Sıffin'e giderken buradan geçmişti. Ben de yanındaydım. Bu yerin ismini sordu. İsmini dediler. Bunun üzerine şöyle dedi: "Burası onların son durağıdır. Burası kanlarının akacağı yerdir." Kimleri kastettiğini sordular. Dedi ki: "Âl-i Beyt-i Muhammed (s.a.v.)'den burada konaklayacak olan bir topluluktan söz ediyorum." 490 490 Mecmau'z-Zevaid, c. 9, s. 192