• İMAM HÜSEYİN VE ÖMER B. SA’D’IN GÖRÜŞMELERİ

    İmam Hüseyin (a.s.)'la Ömer b. Sa'd arasında birkaç kez görüşme olmuştur. 502 İmam (a.s.) Amr bin Kurze el-Ensarî vasıtasıyla komutana görüşme teklif etmiş, o da bunu kabul etmiştir. İmam Hüseyin (a.s.) gece vakti yapılan bu görüşmede kardeşi Ebu'l Fazl ve oğlu Ali Ekber'den başka dostlarından hiçbir kimsenin çadıra girmemesini emretti. Ömer bin Sa'd da sadece oğlu Hafs ve özel kölesi ile birlikte çadıra girdiler. İmam (a.s.) bu mecliste İbn-i Sa'd'a hitaben şöyle buyurdu: "Ey İbn-i Sa' d! Benimle savaşmak mı istiyorsun? Halbuki benim kimin oğlu olduğumu biliyorsun. Huzuruna varacağın Allah'tan korkmuyor musun? Bunları (Ben-i Ümeyye) bırakıp, benimle olmak istemiyor musun? Bu amel Allah rızasına daha yakındır." 502 İbn'ül Esir, Kâmil, c. 4, s. 54-55
  • İMAM HÜSEYİN VE ÖMER B. SA’D’IN GÖRÜŞMELERİ (2)

    Ömer İbn-i Sa'd, İmam (a.s.)'a cevabında, "Bu durumda Kûfe'deki evimi yıkmalarından korkuyorum" dedi. İmam, "Kendi paramdan sana ev yaptırırım" buyurdu. Ömer, "Bağ ve hurmalıklarımı yağmalamalarından korkuyorum" dedi. İmam, "Ben Hicaz'da, Kûfe'deki olan bağlardan daha güzel bağ ve hurmalıkları sana veririm" buyurdu. Ömer b. Sa'd, "Çoluk çocuğum Kûfe'dedir. Onları öldürmelerinden korkuyorum" dedi. İmam (a.s.) onun boş yere bahane aradığını görünce, tevbe edip dönmesinden ümidini kesti ve şu cümleyi söyleyerek ayağa kalktı: "Neden şeytana itaatte bu kadar direniyorsun? Allah seni yatağında öldürsün, kıyamet günü de günahlarından geçmesin; sana ne olmuş (bu kadar mazeret getirip söz kabul etmiyorsun?) Allah'a and olsun ki, Irak buğdayından çok az bir miktar hariç sana hiçbir şeyin nasip olmayacağını ümit ediyorum. (Allah çok yakın bir zamanda canını alsın). Ömer bin Sa'd da alay ederek, "Irak arpası bana yeter" dedi. 503 503 Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 245
  • GÖRÜŞMELERİN İBN-İ ZİYAD’A HABER EDİLMESİ

    İmam Ömer b. Sa'd ile yaptığı görüşmelerin sonuncusunda Medine'ye geri dönmek isteğinde bulunmuştur. 504 Bu istek kendisine ulaştığında, İbn-i Ziyad önce Hüseyin (a.s.)'ı serbest bırakmayı düşünür gibi davrandı, "Vallahi o benim herhangi bir işimi engellemiş değildir. Ben onun yolunu açmaktan, kendisini serbest bırakmaktan başka bir şey düşünmüyorum. Nereye isterse oraya çıksın gitsin!" dedi. Fakat Şimr b. Zilcevşen, "Eğer sen böyle yapar, canının istediğini yapmaktan çekinmeyen bu kişiyi serbest bırakırsan, onu bir daha sarsamaz, titretemezsin dedi. 505 Şimr, Ubeydullah'a bu düşüncelerini söylerken, aynı zamanda Ömer ile Hz. Hüseyin (a.s.)'ın gece olduğunda bir araya gelip, bütün gece boyunca konuştuklarını da ifade etmiştir. 506 504 Belazurî, Ensab, c. 3, s. 390 505 Zehebî, Siyeru A'lami'n-Nübela, c. 3, s. 202 506 İbn-i Kesir, c. 8, s. 175
  • GÖRÜŞMELERİN İBN-İ ZİYAD’A HABER EDİLMESİ (2)

    Ubeydullah, Şimr'in etkisinde kalmış, özellikle Ömer ve İmam (a.s.)'ın gizli görüşmelerinin maksadını anlayamadığı için İmam Hüseyin (a.s.) hakkındaki son kararını vermiştir. Şimr, "Hüseyin (a.s.) ve beraberindekiler senin hükmüne razı olmak kaydıyla teslim olsunlar" demiş, Ubeydullah da, Şimr'in çok güzel bir görüş ileri sürdüğünü ifade ederek bu fikri uygulamaya koymuştur. 507 507 İbn'ül Esir, Kâmil, c. 5, s. 55; İbn-i Kuteybe, İmame, c. 2, s. 6
  • TASUA GÜNÜ

    Tasua günü denilen gün, Aşura gününden, Kerbela faciasından bir gün önceki gündür. Bu gün önemli gelişmeler yaşanmıştır. İmam Câfer Sâdık bu günle ilgili olarak şöyle buyuruyor: "Tasua, Hüseyin (a.s.)'ın kuşatma altına alındığı gündür."508 508 Nefesu'l Mehmum, s. 225
  • UBEYDULLAH, ÖMER B. SA’D’A SON EMRİNİ GÖNDERİYOR

    Ubeydullah, Şimr'den etkilenerek verdiği kararı, Muharrem'in 9'unda yani Tasua gününde, yine Şimr b. Zilcevşen vasıtası ile Ömer b. Sa'd'a gönderdi. Mektubunda, İmam Hüseyin (a.s.) ve ashabının kendisinin vereceği hükme razı olmalarını teklif etmesi, şayet kabul ederlerse yanına göndermelerini, yoksa onlarla savaşmasını emrediyordu. Ayrıca Şimr'e de, Ömer bu emirlere riayet ederse ona itaat etmesini, aksi taktirde komutayı onun devralmasını ve Ömer'in boynunu vurarak kafasını kendisine göndermesini istedi. 509 Ubeydulah'ın mektubu için, Ömer'e Hz. Hüseyin (a.s.)'ı öldürmesini ve arkasından da cesedinin atlarla çiğnenmesini emrettiğini ve bu konuda yemini olduğunu yazan Sünnî eserler vardır. 510 Ömer b. Sa'd istekli olmamasına rağmen bu emri yerine getirme kararı almıştır. "Şimr b. Zilcevşen, İbn-i Ziyad'ın yazısını Ömer b. Sa'd'a verdi. 509 İbn-i Kesir, c. 8, s. 175 510 Belazurî, Ensab, c. 3, s. 391; İbn'ül Cevzî, c. 5, s. 337
  • UBEYDULLAH, ÖMER B. SA’D’A SON EMRİNİ GÖNDERİYOR (2)

    Ömer b. Sa'd yazıyı okuyunca, "Vay, Allah senin cezanı versin, seni evine kavuşturmasın! Sen bana ne kötü haber getirdin! Vallahi ona yazmış olduğum şeyi senin de beğenip kabul edeceğini sanıyordum. Sen işimizi bozdun, karıştırdın! Biz sulh ve müsalemet ummuştuk. Vallahi Hüseyin teslim olmaz, boyun eğmez! Kişi babasından olur, babasına çeker" dedi. Şimr, "Bana haber ver, sen şimdi ne yapacaksın? Valinin emrini yerine getirecek misin, onun düşmanını öldürecek misin? Bunu yapmayacaksan, benimle leşker ve ordugâh arasından çekil!" dedi. Ömer b. Sa'd, "Hayır, çekilip yerimi sana vermek, sana ikram etmek yok! Bunu ben idare edeceğim!" dedi. Şimr, "Ben de yanında bulunayım mı?" diye sordu. Ömer b. Sa'd, "Sen piyadelerin yanında bulun" dedi. 511 Ömer b. Sa'd mektupta yazanları, İmam Hüseyin (a.s.)'a teklif ettiğinde, cevabı, Ubeydullah'ın istediğini kesinlikle reddetmek şeklinde olmuştur. 512 511 Taberî, Tarih, c. 6, s. 235-237 512 İbn-i Kuteybe, İmame, c. 2, s. 6; İbn-i Abd-i Rabbih, c. 4, s. 379
  • TÜM DÜŞMAN KUMANDANLARI KERBELA’DA TOPLANIYOR

    Ubeydullah, İmam Hüseyin (a.s.)'ın red cevabına sinirlenerek bütün adamlarıyla beraber Nuhayle'ye hareket etti. 513 Ve emrindeki tüm kumandanların Kerbela'da toplanmasını emretti. Husayn b. Numeyr'i, Haccar b. Ebcer'i, Şeb'es b .Rib'i'yi, Şimr b. Zilcevşen'i, Ömer b.Sa'd'a yardımcı olmaları için gönderdi. Şebes b. Rib'i, hastalığını ileri sürerek, Kerbela'ya gitmek istemedi. İbn-i Ziyad, "Sen hastalığını mı bahane ediyorsun? Eğer bizim itaatimizde isen, düşmanlarımızla çarpışmaya git" dedi. Şebes, İbn-i Ziyad'ın bu sözünü işitince, hazırlanıp Kerbela'ya gitti." 514 Şimr b. Zilcevşen savaş meydanında da rahat durmuyordu. 513 Belazurî, Ensab, c. 3, s. 387 514 İbn-i Abd-i Rabbih, İkdu'l Ferid, c. 3, s. 217
  • TÜM DÜŞMAN KUMANDANLARI KERBELA’DA TOPLANIYOR (2)

    Hz. Ali (a.s.)'ın Ümmü'l Benin isminde bir hanımı vardı. Bu hanımından olan dört oğlu da Kerbela'da şehit olmuştur. Hz. Ali (a.s.), kardeşi Akil'e, soyunu yüceltecek ve güçlü evlatlar doğuracak bir kadın bulmasını istemiş, Akil de ona Ümmü'l Benin isimli kadını tavsiye etmiştir. Bu evlilikten dört erkek evlat dünyaya gelmiştir. Abbas, Câfer, Osman ve Ali Ekber. Ümmü'l Benin de kelime mânâsı olarak birkaç oğlanın annesi demekti. Şimr, bu kadından olan evlatların dayısı idi. Onlar için emannâme hazırlatmış ve kendi yanına gelirlerse canlarının emniyette olacağını söylemişti. Bu yiğitleri kendi yanına çekerek İmam Hüseyin (a.s.)'ın saflarından ayırmak istedi. Ancak bu yiğitler ağabeylerinin yanından ayrılmadılar. Tasua günü, İmam Hüseyin çadırın önünde kısa bir süre uyukladı. Bu esnada, Ömer b. Sa'd'ın ordusu saldırı pozisyonuna geçti. Durumu uzaktan fark eden Hz. Zeyneb (a.s.), kardeşinin yanına gelerek onu uyarmak istedi. "Hz. Zeyneb, "Kardeşim, düşman çadırlara yaklaşmak üzeredir" dedi. İmam (a.s.) başını kaldırıp şöyle buyurdu: "Şimdi ceddim Resulüllah (s.a.v.)'i rüyada gördüm ki, bana şöyle buyurdu: "Torunum, yakın bir zamanda Benim yanıma geleceksin." Daha sonra İmam (a.s.) kardeşi Ebu'l Fazl'a şöyle buyurdu: "Kardeşim, canım sana feda olsun, atına bin de bunlarla mülakat et ve onların (bu hareketten) hedeflerinin ne olduğunu sor, öğren." İmam (a.s.)'ın dediği şekilde Ebu'l Fazl, içlerinde Züheyr bin Kayn ve Habib bin Mezahir de bulunan yirmi kişiyle birlikte düşmana doğru hareket edip onların karşısında yer aldı ve onların bu hareketten hedeflerinin ne olduğunu sordu. Ömer b. Sa'd'ın ordusu Hz. Ebu'l Fazl'a cevaben, "Emir'den
  • TÜM DÜŞMAN KUMANDANLARI KERBELA’DA TOPLANIYOR (3)

    (İbn-i Ziyad) yeni bir hüküm gelmiştir; ya biat edersiniz veya şimdi sizinle savaşa başlarız" dediler. Hz. Ebu'l Fazl, İmam Hüseyin (a.s.)'ın huzuruna gelip onların sözünü iletti. İmam (a.s.), Hazreti Ebu'l Fazl'a şöyle buyurdu: "Onların yanına dön. Eğer becerebiliyorsan (bu gece mühlet al) savaşı yarına ertelet ve onları bu akşam bizden def et (savaştan vazgeçir); ta ki bu gece Rabbimize namaz kılalım, O'na dua edelim ve O'ndan mağfiret dileyelim. Çünkü ben namazı, Kur'an okumayı ve fazla dua edip mağfiret dilemeyi çok seviyorum." 515 Askerler arasında geçen tartışmalardan sonra İmam Hüseyin'in (a.s.) bu teklifi kabul edildi. Yani ertesi güne kadar kafileye mühlet verilmiştir. Aynı günün ikindi saatlerinde İmam Hüseyin (a.s.) kendi grubunda bulunanlara bir hutbe irad etti: "Allah'a en güzel şekilde senâ ediyor, refah ve zorluklarda verdiği nimetlere karşı da şükrediyorum. Allah'ım! Peygamberliği bizim ailemizde karar kılmakla bize ikramda bulunduğun için Sana hamd olsun. Kur'an'ı bize öğrettin, dinde bizi fakih kıldın, bize (hakkı duyan) kulak, (hakkı gören) göz ve hakkı tasdik eden bir kalp verdin ve bizi müşriklerden kılmadın. (Allah'a hamd ve senâdan sonra) ben kendi ashabımdan daha hayırlı ve daha iyi bir ashab ve Ehl-i Beyt'imden de daha sâdık ve daha vefalı bir Ehl-i Beyt tanımıyorum. Ceddim Resulüllah (s.a.v.) Irak'a çağrılacağımı, Ammura veya Kerbela denilen yerde şehid olacağımı bana haber vermiştir; işte bu vaad edilen sözün, şehadetin zamanı yaklaşmıştır. 515 Ensab'ül Eşraf, c. 3, s. 185