• İBADETLE GEÇİRİLEN GECE

    Hz. Hüseyin (a.s.) ve yanındakiler geceyi ibadetle geçirdiler. Bütün gece namaz kıldılar, Kur'an okudular ve Allah'a dua ettiler. Bu manzaradan çok etkilenen otuz iki kişi Ömer b. Sa'd'ın ordusundan ayrılarak İmam Hüseyin (a.s.)'ın saflarına katıldı. "Hüseyin (a.s.)'ın ashabından biri gelerek şöyle dedi: "İbn-i Sa'd'ın askerlerinden bir grup atlı bizi gözetlemek için gelmişlerdir." O sırada Hüseyin (a.s.) şu ayetleri okuyordu: "İnkar edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. Allah mü'minleri şu bulunduğunuz durumda bırakacak değildir, sonunda murdarı temizden ayıracaktır." 524 Bu atlılardan Abdullah b. Semir adında biri bu ayetleri duydu. Dedi ki: "Kâbe'nin Rabbine and olsun ki, bizler temiziz, Allah bizi sizden ayıracaktır." 524 Âl-i İmran, 178-179
  • İBADETLE GEÇİRİLEN GECE (2)

    Budeyr b. Hudayr ona şöyle dedi: "Ey Fâsık! Allah seni mi temizlerden kılacak?" Dedi ki: "Yazıklar olsun sana, kimsin sen?" Dedi ki: "Ben Budeyr b. Hudayr'ım." Sonra ikisi birbirlerine sövdüler. Seher vakti olunca Hüseyin (a.s.) biraz uyukladı. Ardından uyandı ve dedi ki: "Köpeklerin saldırısına uğradığımı gördüm. Beni parçalamaya çalışıyorlardı. İçlerinden alacalı olan biri en şiddetli şekilde bana saldırıyordu. Bana öyle geliyor ki, beni öldürmeyi üstlenecek kişi, vücudunda alaca hastalığı olan biri olacaktır." 525 Bu uyku sonrasında söyledikleri ile ilgili olarak farklı rivayetler de vardır: "Bu uykudan sonra, Resulüllah (s.a.v.)'i bir grup ashabı ile birlikte gördüm. Bana şöyle buyurdu: "Sen bu ümmetin şehidisin, göklerin ve en yüksek semânın ehli, senin gelmeni birbirlerine müjdeliyorlar. İftarın bu gece bizim yanımızda olacaktır, acele et, gecikme. Bir melek kanını yeşil bir şişeye toplamak için gökten inmiştir. İşte gördüğün uyku budur, şehadet zamanı gelip çatmış, artık bu dünyadan göç etme zamanı iyice yaklaşmıştır; bunda bir şüphe de yoktur." 526 525 A'yanu'ş-Şia, c. 1, s. 601 526 Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 252
  • HİKMETLER

    İmam Hüseyin (a.s.)'ın rüyasında ceddi Resulüllah (s.a.v.)'in ona söylediği şu söz Kerbela nın önemini ortaya koymaktadır: "Sen ümmetin şehidisin." Bu hitap, Hz. Hüseyin (a.s.)'ın neden şehit olduğunu, öleceğini bile bile gözünü kırpmadan bu âna eriştiğini ispatlamaktadır. İmam (a.s.) kendini ümmeti için feda etmiştir. Ümmetin yanlışlardan arınması, ümmetin gerçekleri görmesi için kendini feda etmiştir. Ve onun şehadeti, bu ümmetin kurtuluşu olacaktır...
  • ASHABIN İÇİNDE BULUNDUĞU RUH HÂLİNE BİR ÖRNEK

    O gece ashabdan birine, oğlu hakkında düşmana esir düştüğü haberi geldi. Adam, "Ben yaşadığım müddetçe oğlumun başına böyle bir durumun gelmesini istemezdim" dedi. İmam Hüseyin (a.s.)'a, ashabından o adamın başına böyle bir durumun geldiği haberini verdiler. İmam (a.s.) onun huzuruna gelmesini istedi. Ve şöyle buyurdu: "Şimdi genç oğlun yakalanmıştır, bir insanın gidip onu kurtarması ve esirlikten çıkarması için bir miktar para ve hediye vermesi gerekir." Orada paraya çevrilebilecek bazı elbiseler ve eşyalar vardı. İmam (a.s.) ona şöyle buyurdu: "Bunları alıp paraya çevirebilir ve sonra düşmana verip oğlunu serbest bıraktırabilirsin." İmam (a.s.) sözünü daha yeni bitirmişti ki, ashabı olan o şahıs şöyle arz etti: "Ben eğer böyle bir iş yaparsam, çölün canavarları beni canlı canlı parçalayıp yesin. Oğlum esir olmuşsa olmuş, benim oğlum sizden daha mı azizdir?" 527 İbadetle, taatle ve zikirle geçirilen gecede, artık İmam ashabına karşı hüccetini tamamlamıştır. Herkes, ertesi gün şehit olacağını bilerek hareket etmektedir. 527 Bihar'ul Envar, c. 44, s. 394
  • AŞURA SABAHI…

    Namaz, Kur'an ve zikirle geçirilen gecenin sabahında, sabah namazının kılınmasının ardından, İmam Hüseyin (a.s.) arkasındaki cemaate şöyle hitap etmiştir: "Allah-u Teala, bugün benim ve sizin ölümünüze müsaade etmiştir, öyleyse direnin, düşmana karşı savaşın ." 528 Artık savaşın kaçınılmaz olduğu kesinlik kazanmıştı. Verilen mühlet sona ermiş ve ordu saldırı pozisyonunu almıştı. Bu anda Rabbine yalvaran İmam Hüseyin (a.s.) ellerini açtı ve şöyle yakardı: "Allah'ım! Her kederde benim güvencem Sensin. Her zorlukta benim ümidim Sensin. Karşıma çıkan her meselede benim güvencem ve donanımım Sensin. Kalbi zayıf düşüren, insanı çaresiz bırakan, dostların bırakıp kaçmasına ve düşmanların şamata yapmasına neden olan nice felaketleri, başkasından yüz çevirip Sana yönelerek, Sana sundum, 528 İbn-i Kavleveyh, İsbat'ul-Vasiyyet, s. 139
  • AŞURA SABAHI… (2)

    Sana şikayet ettim. Sen de beni bu felaketlerden kurtardın, bana çıkış yolu gösterdin. Her nimetin velisi, her güzelliğin sahibi ve her arzunun mercii Sensin." 529 Ölüme hazır olan ashabına da şöyle seslenmiştir: "Ey Kerimzâdeler! Sabırlı olun, ölüm sizi sıkıntı ve mihnetten geçirip, geniş cennet ve daimî nimetlere ulaştıran köprüden başka bir şey değildir. Hanginiz zindandan saraya gitmeyi sevmez? Halbuki ölüm düşmanlarınız için saraydan zindana ve azaba intikal etmeye benzer. Babam, Resulüllah (s.a.v.)'den naklen şöyle buyurdu: "Dünya mü'mine zindan, kâfire ise cennettir. Ölüm, mü'minleri cennetlerine, kâfirleri ise cehennemlerine ulaştıran bir köprüdür. Ne yalan duymuşum ve ne de yalan konuştum." 530 529 el-İrşad, c. 2, s. 96 530 Belagat'ul Hüseyin, s. 190
  • ORDULAR DÜZENLENİYOR

    İmam Hüseyin (a.s.), ashabına sabah namazından sonra yaptığı konuşmanın ardından artık savunma hattını oluşturmaya başladı. Ordunun sağ kanadını Züheyr bin Kayn'a, sol kolunu Habib bin Mezahir'e, sancağı ise kardeşi Abbas'a verdi. Geri kalan ev halkını ise kendisi ile beraber merkezde topladı. İmam'ın, ordusu için bu hazırlıkları yaptığı sırada, Ömer bin Sa'd komutasındaki onbinlerce kişilik ordu da saldırı pozisyonuna geçmişti. Bu manzarayı gören İmam Hüseyin (a.s.) ellerini Cenab-ı Hakka açarak şöyle yardım diledi: "Allah'ım! Her gam ve kederde sığınağım, her sıkıntı ve zorlukta ümidim ve her musibette güvendiğim Sensin. Kalpleri tazif eden, kurtuluş yollarını kapatan, dostları kaçıran ve düşmanları sevindiren nice gam ve musibetler vardır; başkalarından ümidimi kesip Sana yönelerek onları Sana şikayet ettim."531 531 İbn'ül Esir, el-Kâmil, c. 3, s. 287; İbn-i Asakir, s. 211
  • ÖMER BİN SA’D’IN ORDUSUNA SESLENİŞ

    Ömer b. Sa'd'ın ordusundakilerin hâli şöyle idi: "Hepsi, Hüseyin (a.s.)'ın kanını akıtmakla Allaha yaklaşacaklarını zannediyorlardı." 532 İki tarafın da son hazırlıklarını yaptığı bir sırada İmam Hüseyin (a.s.) karşısındaki insan seli orduya tekrar nasihatte bulunmuştur. Kendi çadırlarından uzaklaşarak karşısındaki düşman askerlerine yaklaşmış ve onlara atının üzerinde şu uyarıları yapmıştır: "Ey insanlar! Beni dinleyin; üzerime düşen sizlere öğüt ve nasihatimi dinlemedikçe ve bu bölgeye gelmemin sebebini öğrenmedikçe savaş hususunda acele etmeyin. Eğer delilimi kabul edip, sözümü tasdik eder de bana karşı insaflı davranırsanız, saadet yolunu bulursunuz, artık benimle de savaşmaya hiçbir sebep kalmaz. Eğer delilimi kabul etmezseniz, daha sonra yaptığınız işin gam ve üzüntünüze sebep olmaması için de ortaklarınızı bir araya toplayıp düşünüp taşının ve hakkımda aldığınız kararı uygulayın. Bana göz açtırmayın. 532 Bihar'ul Envar, c. 44, s. 298
  • ÖMER BİN SA’D’IN ORDUSUNA SESLENİŞ (2)

    Şüphesiz benim yardımcım Kur'an'ı indiren Allah'tır. Sâlih kulların yardımcısı da O'dur." 533 İmam Hüseyin (a.s.) daha sonra Allah'a hamd etti; Resulüllah (s.a.v.)'e salat ettikten sonra sözlerine şöyle devam etti: "Şimdi benim soyumu araştırın ve bakın ben kimim? Sonra vicdanınızla baş başa kalın ve nefsinizi ayıplayın. Bakın bakalım beni öldürmeniz sizin için uygun mudur? Ben Peygamberinizin (s.a.v.) kızının oğlu değil miyim? Peygamberinizin (s.a.v.) vasisi, Resulüllah (s.a.v.)'in Allah katından getirdiğini ilk tasdik eden, ilk mü'min Ali (a.s.)'ın oğlu değil miyim? Şehitlerin efendisi Hamza benim amcam değil mi? Resulüllah (s.a.v.)'in benim ve kardeşimin hakkında, "Şu ikisi cennet gençlerinin efendileridir" dediğini duymadınız mı? Eğer benim dediklerimi doğruluyorsanız -ki haktan ibarettirAllah'a yemin ederim ki, Allah'ın yalan söyleyenlere buğzettiğini öğrendiğim günden beri yalan söylemedim. Yok eğer, beni yalanlıyorsanız, içinizde, sorduğunuzda size doğruyu söyleyecek kimseler vardır. Câbir bin Abdullah el-Ensarî'ye, Ebu Said el-Hudrî'ye, Sahl b. Sa'd es-Saidî'ye, Zed b. Erkam'a ve Enes bin Mâlik'e sorun. Resulüllah (s.a.v.)'in bu sözleri benim ve kardeşim hakkında söylediğini duyduklarını size söyleyeceklerdir. Kanımı dökmenizi engellemeye bu kadar yetmez mi?" Sonra İmam Hüseyin (a.s.) onlara şöyle dedi: "Eğer bundan şüphe ediyorsanız, benim Hazreti Peygamberin (s.a.v.) kızının oğlu olduğumdan da mı şüphe ediyorsunuz? Allah'a yemin ederim ki, doğu ve batı arasında, ne sizin içinizde ne de başka topluluklar içerisinde benden başka Peygamberin (s.a.v.) kızının oğlu yoktur. 533 Bkz. Bazı değişikliklerle Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 253; İrşad-ı Müfid, s. 234
  • ÖMER BİN SA’D’IN ORDUSUNA SESLENİŞ (3)

    Yuh olsun size! Sizden birini öldürdüm de mi, buna karşılık beni öldürmek istiyorsunuz? Yoksa birinizin malını mı yedim? Ya da birinizi yaraladım da onun karşılığı olarak mı benim kanımı dökmek istiyorsunuz?" Hiç kimseden ses çıkmıyordu. Sonra şöyle seslendi: "Ey Şebes b. Rib'i! Ey Haccar b. Ebcer! Ey Kays b.Eş'as! Ey Yezid b. Hâris! "Meyveler olgunlaştı, etraf yemyeşil kesildi. Gelip seni bekleyen hazır bir ordunun başına geçeceksin" diye bana yazanlar siz değil miydiniz?" Kays b. Eş'as, "Ne dediğini anlayamıyoruz. Ama amcanın oğlunun egemenliğini kabul et" dedi. Hüseyin (a.s.) ona şöyle dedi: "Hayır, Allah'a and olsun, size elimi alçaklar gibi vermeyeceğim ve köleler gibi de kaçmayacağım." Sonra şöyle dedi: "Ey Allah'ın kulları! Beni taşlamanıza karşı, sizin de, benim de Rabbim olan Allah'a sığındım. Hesap gününe inanmayan bütün büyüklük taslayan zorbalardan benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sığınıyorum!" 534 Bazı eserlerde bu konuşmanın içinde bir bölüm olarak şunlar yer almaktadır: "Ey Allah'ın kulları! Allah'tan korkun, dünyaya karşı ihtiyatlı davranın; eğer bütün dünya bir kişiye kalacak veya bir kişi orada daimî kalacak olsa idi, peygamberler bâki kalmaya daha layık, riyazetleri, celbedilmeye daha evla ve böyle bir hükme daha uygun olurlardı. Allah-u Teala dünyayı fâni olmak için yaratmıştır; yenileri eksilir, nimetleri zâil olur, sevinci ise kararır (gam ve üzüntüye dönüşür) dünya engebeli bir menzil ve muvakkat bir evdir. Öyleyse ahiretiniz için azık toplayın; en güzel azık ise sakınmaktır; Allah'tan sakının ta ki, kurtuluşa eresiniz. 534 el-İrşad, c. 2, s. 98