• İMAM HÜSEYİN BİLEREK Mİ ÖLÜME GİTTİ? (2)

    İmam Hüseyin (a.s.)'ın şehit edildiği tarih İslam tarihi için çok önemli bir dönüm noktasıdır. Çünkü öleceğini bildiği hâlde vazgeçmediği bu kararlı kıyam, halifenin yanlışlarının ortaya çıkması, ümmetin ayıkması ve Kur'an çizgisine geri dönüşün başlangıcıdır. Bu yüzden Asr-ı Saadet'ten itibaren onun şehadeti ve nasıl katledileceği haber verilmiş, bu zamana dikkatler çekilmiştir. Kıyamla başlayan süreç, karanlıkların aydınlanma sabahıdır ki, İmam (a.s.) canını bu uğurda esirgememiştir. Burada İmam Hüseyin (a.s.) ve diğer masum imamların ölüm zamanları hakkında haber verdikleri nakilleri verelim...
  • İMAMLARIN ALLAH’IN İNDİRDİĞİ VASİYETE GÖRE HAREKET ETMELERİ KONUSU

    "... Muhammed b. Ahmed b. Abdullah el-Ömeri babasından, o dedesinden, o da Câfer Sâdık (a.s.)'dan şöyle rivayet etmiştir: "Allah Azze ve Celle Nebisine (s.a.v.) vefatından önce bir yazı indirdi ve dedi ki: "Ey Muhammed! Bu senin soyundan seçkinlere yapacağı vasiyettir." Peygamberimiz (s.a.v.), "Seçkinler kimlerdir ey Cebrail?" dedi. Dedi ki: "Ali b. Ebi Tâlib ve soyu." Yazının üzerinde altından mühürler vardı. Resulüllah (s.a.v.) bu vasiyeti Emirü'l-Mü'minine verdi. Bir mührü açmasını ve içinde yazılı olanlara göre hareket etmesini emretti. Emirü'l-Mü'minin bir mührü açtı ve içinde yazılı bulunan tavsiyeler doğrultusunda hareket etti. Sonra vasiyeti oğlu Hasan (a.s.)'a verdi. Hasan (a.s.) mühürlerden birini açtı ve içinde yazılı bulunan vasiyetlere göre amel etti. Sonra Hüseyin (a.s.)'a verdi. Hüseyin (a.s.) mühürlerden birini açtı ve orada şunların yazılı olduğunu gördü: "Bir topluluk ile beraber şehadete erişmek üzere harekete geç. Onlar ancak seninle birlikte olurlarsa şehadete erişebilirler. Kendini Allah'a (c.c.) ada..." Hz. Hüseyin (a.s.) da işte bu vasiyete göre hareket etti."460 460 Usul-ul Kafi, c. 1,s. 493
  • İMAMLARIN NE ZAMAN ÖLECEKLERİNİ BİLDİKLERİ KONUSU

    Ebu Cemile Abdullah b. Ebu Câfer'den şöyle rivayet etmiştir: "Bana kardeşim anlattı. O İmam Câfer'den duymuş, o da Muhammed Bâkır (a.s.)'dan şunları dinlemiş: Ali b. Hüseyin (Zeynnülâbidin) babasının vefat edeceği gece, ona şerbet götürdü ve dedi ki: "Babacığım bu şerbeti iç." Dedi ki: "Oğulcuğum! Bu öleceğim gecedir ve bu gece Resulüllah (s.a.v.) de vefat etmişti." 461 "Ebu Bâsir, şöyle rivayet etmiştir: Câfer Sâdık (a.s.) buyurdu ki: "Bir İmam başına nelerin geleceğini ve sonunun nereye varacağını bilmiyorsa o, Allah'ın kulları üzerindeki hücceti değildir." 462 Hasan b. Cehm şöyle rivayet etmiştir: İmam Rıza (a.s.)'a dedim ki: "Emirü'l-Mü'minin (a.s.) kim tarafından ve hangi gece ve nerede öldürüleceğini biliyordu. Ayrıca kazların evde öttüklerini duyunca, "Bu ötmeleri matem inlemeleri izleyecek " demişti." 461 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 451 462 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 450
  • İMAMLARIN NE ZAMAN ÖLECEKLERİNİ BİLDİKLERİ KONUSU (2)

    Sonra Ümmü Gülsüm, "Bu gece namazı evde kılsan ve başkasına, insanlara namazı kıldırmasını emretsen olmaz mı?" demişti ama o bunu reddetmiş ve gece boyunca sık sık silahsız olarak dışarı çıkıp gelmişti. Oysa o (a.s.) İbn-i Mülcem'in kendisini kılıçla öldüreceğini de biliyordu. Acaba bu davranış işlenilmesi câiz olmayan hareketler kapsamına girmez mi?" Buyurdu ki: "Dediğin doğrudur, ancak o (a.s.), o gece yaşamak ile Allah'a kavuşmak arasında muhayyer bırakıldı. Ali (a.s.) da Allah'ı kendisiyle ilgili takdirinin cereyan etmesini tercih etti." 463 Musafir şöyle rivayet etmiştir: "Ebu'l Hasan er-Rıza (a.s.) bana dedi ki: "Ey Musafir! Su kanalında balıklar var mıdır?" "Evet, vardır kurban olduğum" dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Ben Resulüllah (s.a.v.)'i dün gece rüyamda gördüm. Bana şöyle diyordu: "Bizim yanımızda olan senin için daha iyidir." 464 463 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 451 464 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 453
  • İMAM HÜSEYİN YOLUNA DEVAM EDERKEN ASHABINI TEHLİKELER KONUSUNDA UYARMIŞTIR

    İmam Hüseyin (a.s.), Müslim bin Akil'in şehadet haberini aldıktan sonra artık Kûfe halkının kendini yalnız bıraktığını anlamıştı. Beraberindekilerle yola devam ederken, İkrime kabilesinden olan Amr bin Levzan ismindeki bir şahıs Akabe vadisi isimli konakta İmam (a.s.)'a, "Nereye gitmek istiyorsunuz?" diye sordu. İmam da cevaben, "Kûfe'ye doğru gitmek istiyoruz" dedi. Amr bin Levzan İmam (a.s.)'ın bu sözüne karşı şöyle diyor: "Allah aşkına geri dönün. Çünkü senin bu seferde kılıç ve mızraklardan başka hiçbir şeyle karşılaşmayacağını sanıyorum. Seni davet edenler, savaş ve kargaşalığın önünü alır ve her yönden hazırlık içerisinde bulunurlarsa artık o zaman onlara doğru hareket etmenin sakıncası olmaz. Fakat, ben senin de haberdar olduğun gibi bu şartlar içerisinde, onlara doğru hareket etmeni kesinlikle uygun görmüyorum." İmam (a.s.) o adama şöyle cevap verdi: "Ey Allah'ın kulu! Senin idrak ettiğin meseleyi ben de biliyorum, benim içinde âşikârdır ama Allah'ın takdir ettiği şeyi değiştirmek mümkün değildir." 465 465 Kâmil'uz-Ziyarat, s. 75
  • İMAM (A.S.) KÛFE’YE DOĞRU İLERLERKEN YAŞAYACAĞI KADERLE İLGİLİ HABERLER VERMİŞTİR

    İmam (a.s.) Akabe vadisinde Kûfe'ye ilerlemesini istemeyen bir kişiye Kerbela vahşeti ile ilgili olarak şu haberleri vermiştir: "Ey Allah'ın kulu, senin idrak ettiğin meseleyi ben de biliyorum, (mesele) benim için de âşikârdır ama Allah'ın takdir ettiği şeyi değiştirmek mümkün değildir." 466 Burada Ebu Câfer'in (Muhamed Bâkır) bir rivayetini verelim: "Abdulmelik b. A'yen, Ebu Câfer (a.s.)'dan şöyle rivayet etmektedir: "Allah, Hüseyin (a.s.)'ın üzerine zaferi indirdi ve zafer, gök ile yer arasındayken serbest bırakıldı. Hüseyin (a.s.) Allah'a kavuşmayı tercih etti." 467 İmam Hüseyin (a.s.) mutlak bir ölüme bilerek, isteyerek gitmiştir. 466 Tarih-i Taberî, c. 7, s. 294 467 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 454
  • ZÜHEYR BİN KAYN’IN KADERİNİ DEĞİŞTİREN BULUŞMA

    Fazarî şöyle anlatıyor: "Züheyr bin Kayn ile birlikte yolculuk ediyorduk. Mekke'den ayrıldığımız zaman, Hüseyin (a.s.) ile birlikte yolculuk etmek kadar hoşlanmadığımız bir yolculuk olmamıştır! Hüseyin (a.s.) yola devam ettiği zaman Züheyr bin Kayn geri kalır, Hz. Hüseyin (a.s.) bir yere konduğu zaman Züheyr ilerlerdi. Nihayet bir yere geldik ki, orada ondan ayrı bir yere konaklama imkanını bulamadık. Hz. Hüseyin (a.s.) bir tarafa kondu. Bizde bir tarafa konduk. Bizim oturmakta ve kendimize ait yiyeceklerimizi yemekte olduğumuz bir sırada, Hüseyin (a.s.)'ın elçisi selam verdi. İçeri girdi. Elçi: "Ey Züheyr b. Kayn! Ebu Abdullah Hüseyin b. Ali beni sana gönderdi. Senin yanına gelecek" dedi. Birden herkesin elleri yanlarına düştü. Sanki başlarımızın üstlerine kuşlar konmuş da, onları kaçırmamak için kımıldamıyormuşuz gibi hareketsiz kaldık!
  • ZÜHEYR BİN KAYN’IN KADERİNİ DEĞİŞTİREN BULUŞMA (2)

    Züheyr b. Kayn'ın hanımı Delhem bint-i Amr, beyine, "Resulüllah (s.a.v.)'in oğlu sana adam gönderiyor, sen ise gelmesin o diyorsun. Sübhanallah! Sen onun yanına gitsen de, kelamlarından dinlesen olmaz mı?" deyince, kalkıp Hz. Hüseyin (a.s.)'ın yanına gitti. Züheyr b. Kayn çok geçmeden geri geldi. Müjdelendiği, sevindirildiği gözlerinden okunuyordu. Çadırını, ağırlıklarını, Hüseyin (a.s.)'ın yanına taşımalarını emretti." 468 Karısına dönerek şöyle dedi: "Seni boşadım. Ailenin yanına git çünkü ben, benden dolayı sana iyilikten başka bir şeyin ilişmesini istemem." Arkadaşlarına da şöyle dedi: "İçinizde benimle kalmak isteyenler kalabilir. Kalmak istemeyenler de bilsinler ki, bu bizim son görüşmemizdir. Size bir olay anlatayım; biz bir deniz seferine çıkmıştık. Yüce Allah bize bir zafer nasip etti ve bir çok ganimetler kazandık. Selman-ı Farisî dedi ki: "Allah'ın size nasip ettiği zaferden ve elde ettiğiniz ganimetlerden dolayı seviniyor musunuz?" "Evet" dedik. Dedi ki: "Âl-i Muhammed'den olan gençlerin efendisini gördüğünüz zaman onun yanında savaşmaktan dolayı, bugün kazandığınız ganimetlerden daha çok sevinin." Ben sizi Allah'a emanet ediyorum." Züheyr, savaşın son anına kadar İmam Hüseyin (a.s.)'ın ordusu saflarında çarpışmıştır ve neticede şehadet şerbetini içmiştir. 469 468 Taberî, Tarih, c. 6, s. 224 469 el-İrşad, c. 2, s. 82-83
  • İMAM HÜSEYİN, MÜSLİM BİN AKİL’İN ÖLÜM HABERİNİ ALIYOR

    Müslim b. Akil, Zilhicce'nin dokuzuncu günü yani Tevriye günü öldürüldü. İmam henüz Mekke'den ayrılmıştı. Ölüm haberi ise Mekke'den çıkıp, Kûfe istikametine giderken yolda kendisine ulaşacaktır. Kafile Mekke'den Kûfe'ye doğru yola devam ederken, çeşitli yerlerde konakladıktan sonra Sa'lebiye konağına ulaşılmıştır. Burada İmam Hüseyin (a.s.), elçisi Müslim bin Akil'in ölüm haberini o bölgeden gelen bir kişiden almıştır. İbn-i Selim diyor ki: "İmam (a.s.) bu sözü duyduğunda "inna lillah ve inna ileyhi raciun" dedi ve gözünden yaşlar boşandı." Akil'in çocukları da, "Hayır, Allah'a and olsun ki, Müslim'in intikamını onun katillerinden almadıkça veya onun gibi biz de şehit olmadıkça davamızdan vazgeçmeyeceğiz" dediler. İmam (a.s.) Müslim ve Hani gibi kimselerden sonra hayatın hiçbir hayrı yoktur" buyurdu. 470 470 Ensab'ül Eşraf, c. 3, s. 163
  • İMAM HÜSEYİN, MÜSLİM BİN AKİL’İN ÖLÜM HABERİNİ ALIYOR (2)

    İmam yoluna devam ederken, Zübale denilen bir yerde bu ölüm haberi ile ilgili Kûfe'den gönderilen mesaj da eline ulaşmıştır. Bu mektupla ilgili olarak şu sözleri etmiştir: "Bismillahirrahmanirrahim. Allah'a hamd Peygambere (s.a.v.) salat ve selam olsun. Bize üzücü bir haber ulaşmıştır. Bu üzücü haber Müslim bin Akil, Hani bin Ürve ve Abdullah bin Yektur'un öldürülme haberleridir. Sevenlerimiz bize yardım etmekten vazgeçmişlerdir. Sizden geri dönmek isteyen geri dönebilir ve bizden taraf onun üzerinde hiçbir hak yoktur." 471 Taberî'nin ifadesi ile İmam (a.s.)'ın bu konuşmasından sonra, onun yanında Kûfe'ye doğru ilerleyen insanların pek çoğu yanından ayrıldı. Öyle ki, sadece kendisi ile birlikte Medine'den gelen yakın dostları ile yalnız kaldı. 471 Taberî, c. 7, s. 294