MÜSLİM BİN AKİL ÖLDÜRÜLÜYOR (2)


rılmıştı. Halk köşkün kapısındaki geniş meydanlık tarafında toplanmış bulunuyordu. Bükeyr b. Humran, Müslim b. Akil'in boynunu vurup dönünce, İbn-i Ziyad, "Öldürdün mü" diye sordu. Bükeyr, "Evet" dedi. İbn Ziyad, "Siz onu köşkün damına çıkarırken o nasıl oluyor, ne söylüyordu?" diye sordu. Bükeyr, "Tekbir getiriyor, tesbih ve istiğfar ediyordu. Kendisini öldürmek için yanına vardığım zaman, "Allah'ım! Bizi aldatan, bize yalan söyleyen ve sonra da bizi bırakıp ölmemize sebep olan bu kavimle aramızda Sen hükmünü ver" diyordu. Ona, "Yaklaş yanıma, hamd olsun Allah'a ki, senden öcümü aldırdı" dedim. Boynuna kılıçla bir darbe indirdim fakat hiçbir şey yapamadım. Bana, "Ey kul, dökülen kanına karşı, beni kılıçla tırmalaman sana yetmiyor mu?" dedi." İbn Ziyad, "Demek ölürken de övünüyor" diye mırıldandı. Bükeyr, "İkinci darbede onu öldürdüm" dedi. Müslim bin Akil öldürülünce başı meydanlığa düştü. İbn-i Ziyad Müslim bin Akil'in cesedini sokaklarda çocuklara ayağından çektirerek sürüttürdü. Sonra da astırdı. Başını da Şam'da Yezid'e gönderdi. Müslim bin Akil, Hâşimoğulları'ndan şehit edilip cesedi asılanların da, başları Şam'a gönderilenlerin de ilkidir. 444 444 Taberî ve İbn'ül Esir, Kâmil'de yer almaktadır