• KIYAM BAŞLIYOR

    İmam Hüseyin (a.s.)'ın Yezid'e biat etmeyi reddetmesi ile kıyam başlamıştır. Çünkü İmam Hüseyin (a.s.) Muaviye döneminde ağabeyi Hasan (a.s.) ile beraber şartlar gereği Muaviye'ye biat etmişti. Hatta İmam Hasan (a.s.)'ın şehadetinden sonra geçen 10 yıl zarfında İmam Hüseyin (a.s.), Muaviye'nin ölümüne kadar bu biatini bozmamıştır. Ama Yezid'e ilk andan itibaren muhalefet etmiş ve biat etmemiştir. Yani kıyam başlamıştır. İmam Hüseyin (a.s.) Yezid'in saltanatına karşı ilk olarak toplu ve silahlı başkaldırıyı gerçekleştiren kişidir. Ve İmam'ın kıyamı, nahâk bir halifelik iddiasında bulunana karşı yapılan ilk kıyamdır.
  • KIYAMIN SEBEPLERİ

    Öncelikle kıyamın sebeplerini üç başlık altında toplayalım: 1- Kıyamın en önemli nedeni; İmam Hüseyin (a.s.)'ın Cenabı Hak tarafından naspedilen bir halife oluşudur. Bu makam onun hakkıdır. 2- Yezid gibi biri Müslümanların başına halife diye getirilmişti ve İmam Hüseyin (a.s.) kesinlikle buna biati reddetmiştir. Yani kendisi bunu İslam adına reddetmiştir. 3- İmam Hüseyin (a.s.), Yezid'in saltanatı konusunda halkı uyarmak zorunda idi. Yani iyiliği emredip, kötülükten alıkoymak zorunda idi. Emr-i bil maruf nehy-i ani'l münker görevi... Yezid'in nasıl bir kişilik olduğunu, halifelik icraatlarının neler olduğunu yukarıda ayrıntılı bir şekilde anlattık. Bunlar, kıyamın nedenlerinden biriydi. İmam Hüseyin'in (a.s.) Kerbela şehadetine giden yolculuğunu aktarmadan evvel emr-i bil maruf nehy-i ani'l münker vazifesine de değinelim. Bu konuyu işlerken önce İmam'ın kendi kaleminden kıyamın nedenini aktaralım.
  • İMAM HÜSEYİN’İN KALEMİNDEN KIYAM KARARI

    Medine'de kendisini rahat bırakmayacaklarını gören İmam Hüseyin (a.s.) Mekke'ye gitme kararı almıştı. Ama şehri terk etmeden, beraberinde Mekke'ye gelmeyen kardeşi Muhammed b. Hanefiyye'ye bir vasiyette bulunmuştur. Bu vasiyette Hanefiyye ve onun gibi Medine'yi terk etmesine engel olmak isteyenlere kıyamının sebebini izah etmiştir: "Bismillahirrahmanirrahim. Bu Hüseyin bin Ali'nin, kardeşi Muhammed Hanefiyye'ye olan vasiyetidir. Hüseyin şehadet ediyor ki, Allah'tan başka bir ilah yoktur. Muhammed (s.a.v.) de O'nun kulu ve elçisidir. Hak dini İslam'ı Allah'tan bütün âleme getirmiştir. Cennet ve cehennem haktır, kıyamet günü vukû bulacaktır; onun vuku bulmasında hiçbir şüphe yoktur. Allah-u Teala böyle bir günde bütün insanları diriltecektir. Ben azgınlık, makam, fesat ve zulüm yapmak için Medine'den ayrılmadım.
  • İMAM HÜSEYİN’İN KALEMİNDEN KIYAM KARARI (2)

    Ben ceddimin ümmetini ıslah etmek, marufu emir, münkeri nehyetmek, ceddim Resulüllah (s.a.v.) ve babam Ali b. Ebi Tâlib'in yolunu ihya etmek için kıyam ettim. Öyleyse, kim bu gerçeği benden kabul ederse (bana itaatte bulunursa) Allah'ın yolunu kabul etmiştir ve kim de bunu reddederse (bana itaatte bulunmazsa), Allah benimle bu kavmin arasında hükmedene kadar sabrederim. (kendi yolumu tutup giderim). Allah hükmedenlerin en hayırlısıdır. Kardeşim, işte bu benim sana olan vasiyetimdir. Tevfik Allah tandır. O'na tevekkül ediyorum ve dönüşüm de yine O'na doğrudur." 293 293 Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 188
  • HİKMETLER

    İmam Hüseyin (a.s.), ceddi Resulüllah (s.a.v.)'in dönemindeki İslam'ı tekrar diriltmek için şehit olmuştur. İslam'ın değerlerinin tekrar Kur'an çizgisine dönmesi için, İslam dininin yeniden yücelmesi için şehit olmuştur. Onun hayatını feda ederek insanların dikkatini çekmesi, Kerbela Olayı'nı tarihte yapılmış kıyamların en önemlisi hâline getirmiştir. Cenab-ı Hak ona öyle büyük bir şehadet nasip etmiştir ki, onun (a.s.) şehadeti, İslam'ı rayından çıkaran koskoca bir hanedanlığı bitirecektir ve ümmetin itikadının düzelmesine vesiledir. Bu öyle bir şehadettir ki, onun (a.s.) ölümü, İslam dinini diriltmiştir. İmam (a.s.)'ın kanı ile suladığı topraklarda yaşananlar, halkı Emevî hanedanlığının ve adına İslam dedikleri düzenin yanlış olduğuna ikna etmiştir. Şehadetin ardından ümmet, Yezid'in nasıl bir insan olduğunu ve halifelik makamında ne işi olduğunu konuşmaya başladı. Zaten,
  • HİKMETLER (2)

    İmam (a.s.) kendi ifadesi ile bunu açıklamamış mıydı: "Ben, marufu emretmek, dini yaşatmak ve fesatlıklarla mücadele etmek için kıyam ettim. Benim kıyamım, İslam'ın ıslahı için yapılmıştır." O günden bugüne "Kerbela", konuşulan ve diri tutulan bir mesele olmuşsa bu İmam (a.s.)'ın vazifesini en iyi şekilde yerine getirdiğini de göstermektedir. Ve bu kıyam ümmete, "en derin fitnenin içinde dahi olsanız, canınızı da ortaya koysanız, tek başınıza da kalsanız, İslam uğruna mücadele edin" yiğitliğini öğretmiştir. Çünkü İmam Hüseyin (a.s.)'ın kafilesi 72 kişi idi ve 30 bin kişilik Yezid ordusuna karşı korkmadan mücadele vermişti.
  • KIYAMDA EMR-İ BİL MARUF NEHY-İ ANİ’L MÜNKER ETKİSİ

    Emevîler döneminde ümmetin içinde bulunduğu hâli anlatan güzel bir tespiti İmam Ali (a.s.) yapmaktadır: "İnsanlar, elbiseyi ters giyer gibi, İslam'ı ters giyeceklerdir." 294 İmam (a.s.) bu şartların gerçekleştiği ama halkın durumdan haberdar olamayacak kadar fitneye bulaştığı bir dönemde bu vazifeyi ifa etmiştir. İmam Hüseyin (a.s.)'ın şu sözleri gelinen noktayı anlatmakta idi: "Eğer İslam ümmeti Yezid gibi bir önderin eline düşerse, İslam'a veda etmek gerekir." 295 İmam Hüseyin (a.s.) emr-i bil maruf, nehy-i ani'l münker için hareket ettiğinde, kıyam ettiğinde bir tek kişi dahi onun yanında yer almadı. Ve onu yaptığı işte onaylamadı. Bir çok insan onun yapmak istediğini anlayamadı bile... İslam inancına göre, ilay-i kelimatullah uğrunda, Kur'an ve Sünnet çizgisinde hareketin ümmete anlatılması gerekir. Emr'i bil maruf, nehy-i ani'l münker budur. 294 Nehcü'l Belaga, 107. hutbe 295 Maktel-i Mukarrem, s. 146
  • KIYAMDA EMR-İ BİL MARUF NEHY-İ ANİ’L MÜNKER ETKİSİ (2)

    Resulüllah (s.a.v.)'in hadislerinde bu konuda ikazlar vardır: İmam Rıza (a.s.)'ın Hz. Peygamber (s.a.v.)'den naklettiği bir hadisi verelim: "Ne zaman insanlar marufu emretmeyi ve münkerden nehyetmeyi birbirlerinin üzerine atarlarsa o takdirde ilahî azap için hazırlıklı olsunlar." 296 Bu ayıktırma için meşru olan tüm vasıtalardan yararlanılmalıdır. Ancak İmam Hüseyin'in (a.s.) yaptığı bu kıyam, iyiliği emredip, kötülükten sakındırma konusunda yapılabilecek son safhadır, son harekettir. Hz. Hüseyin'in emr-i bi'l maruf esasına dayanan kıyamındakı şecaati ve dirayetine dair, el-Luhuf eserinde şöyle yazmaktadır: "Bir râvi şöyle anlatmaktadır: Allah'a yemin ederim ki, bunca baskı altında kalıp, çocukları (Ehl-i Beyt'i) gözleri önünde doğranan, ashabının başlarını bedeninden kopmuş bir vaziyete gören ve bunların tümüne rağmen kalbi bu kadar güçlü olan birini görmedim." 297 İşte İmam Hüseyin (a.s.)'ın emr-i bil maruf, nehy-i ani'l münker konusundaki güçlü kararlılığı... Bu ayıktırma da esas olarak onun karşısında savaşanlarda son bulmuştur. İmam (a.s.) katliamın yapıldığı günün öncesinde ve o gün defalarca karşısındaki orduyu ikaz etmiştir. Çünkü onunla savaşan Emevîler hakkında denilebilir ki, bir yandan İmam Hüseyin'in (a.s.) konumunu ve büyüklüğünü bildikleri hâlde onunla yüz yüze gelmemeye çalışmışlar; diğer yandan da şehadetin ardından onu çıplak bırakacak kadar ciddi bir yağmalamaya girişmişlerdir. Yaptıklarını da "ümmet içinde çıkan fitneyi önleme ve Allah'ın rızasını kazanma" düşüncesiyle açıklamışlardır. Ömer b. Sa'd ordusuna, "Ey Allah'ın süvarileri! Atlarınıza binin, sizi cennetle müjdeliyorum" diyebilmiştir. 296 Füru-u Kafi, c. 5, s. 56 297 el-Luhuf, s. 50
  • İMAM HASAN (A.S.) NEDEN BARIŞ YAPTI İMAM HÜSEYİN (A.S.) NEDEN KIYAM ETTİ?

    Buraya kadarki açıklamalarımızda İmam Hasan (a.s.) dönemindeki Muaviye'yi ve İmam Hüseyin (a.s.) dönemindeki Yezid'i kişilik olarak aktarmıştık. Yezid, İslam halifesi olma vasıflarını taşımamasına rağmen, Muaviye döneminde, İslamî kurallar zâhiren uygulanmış ve toplumun İslamî görünümü muhafaza edilmiştir. Bu siyaset, Muaviye döneminde yapılacak bir kıyamın etkisini azaltacak hatta halkın bunu anlamasına engel olacaktı. Bu barışın bir nedenidir. Muaviye, İmam Hasan ile yaptığı barış anlaşmasına şöyle bir madde eklemiştir: 2. madde: "Muaviye'den sonra hilafet Hasan b. Ali'ye ait olacak, eğer ona bir şey olursa Müslümanların yönetimini Hüseyin b. Ali ele alacaktır. Muaviye'nin herhangi bir kimseyi yerine tayin etmeye hakkı yoktur."
  • İMAM HASAN (A.S.) NEDEN BARIŞ YAPTI İMAM HÜSEYİN (A.S.) NEDEN KIYAM ETTİ? (2)

    Bu maddeden şöyle bir sonuç çıkmaktadır: Muaviye İmamlık makamının aslında Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.)'a ait olduğunu kabul etmektedir. Ancak kendisi, 1. maddede yazıldığı şekliyle Kur'an-ı Kerim hükümlerine uyup, Peygamberin (s.a.v.) yönetimi ile davranması şartıyla halifeliği almaktadır. Mevcut şartlarda Kur'an ve Sünnet'e riayet şartı İmam Hasan (a.s.)'ı barışa iten şartlardandır. Ve Muaviye, halifelik makamına geçişten sonra hiçbir zaman İmam Hasan (a.s.)'dan biat istememiştir. Biat istememesini de imamlığın gerçek sahibi olarak İmam Hasan (a.s.) ve İmam Hüseyin (a.s.)'ı kabul etmesine delil görüyoruz. Yezid ise, halifeliğini ilan ettiği andan itibaren derhal İmam Hüseyin (a.s.)'dan biat istemiştir. Hatta, biat alamayacağını anlayınca onu öldürmeye kalkmıştır. Bu kıyamın nedenlerindendir. Bir diğer barış nedeni ise, İmam Hasan (a.s.)'ın ordusu Muaviye'nin ordusuna karşı yenilse idi, zaten İmam Ali (a.s.) taraftarlarının çoğunu kılıçtan geçirmiş olan Muaviye'nin, İslam Devleti içinde bu kişilerin yoğun olarak bulunduğu bölgelere yönelerek Ali (a.s.)'ın diğer taraftarlarını da yok etmesi beklenen bir netice idi. İmam Hasan (a.s.) böyle bir akıbette dökülecek kanın vebalinden sorumlu tutulacaktı. Eğer mevcut ortamda çıkacak bir savaşta İmam Hasan (a.s.) öldürülürse bu aslında İmamet makamında İmam'ın öldürülmesi demekti ki, İmam Hasan (a.s.) barış anlaşması ile aslında ümmeti böyle bir vebalden de korumuştur. Muaviye, bunu siyasî bir başkaldırı olarak değerlendirebilirdi. Halk da buna inanırdı. Böyle bir ortamda Muaviye'nin yanlışlarının ve zâlim idaresinin anlaşılması için zaman gerekiyordu. Yapılan barış anlaşması hem Muaviye'nin icraatlarını anlamak ve hem de kıyam için taraftar toplamak için şarttı. Çünkü İmam Hüseyin (a.s.) dönemindeki kıyam halife olduğunu iddia eden ki-