• İMAM HASAN (A.S.) NEDEN BARIŞ YAPTI İMAM HÜSEYİN (A.S.) NEDEN KIYAM ETTİ? (3)

    şiye karşı hak olan İmam'ın başkaldırısıdır. Denilebilir ki, İmam Hasan (a.s.)'ın barış anlaşması, İmam Hüseyin (a.s.)'ın kıyamına zemin hazırlamıştır. İmam Hasan (a.s)'ın Muaviye ile yaptığı anlaşmanın maddeleri aslında Kur'an ve Sünnet'in uygulanması içindi. Bunlara uymamak Muaviye'nin İslam'dan sapmasının da ispatı oldu. Bu da İmam Hüseyin (a.s.)'ın işini kolaylaştırdı. İmam Hüseyin (a.s.) dönemi, şartların olgunlaştığı bir devirdir. Muaviye'nin İmam Hasan (a.s.)'ı zehirleterek şehit etmesi, İmam Ali (a.s) taraftarlarına yapılan eziyetlerin had safhaya varması, Ehl-i Beyt taraftarlarının ve Emevî saltanatını istemeyenlerin İmam Hüseyin (a.s.)'ın yanında yer almasına sebep oldu. Ayrıca halifelik Yezid gibi birinin eline geçmişti. Yezid, babası gibi İslam'ı zâhiren bile olsa uygulamaktan vazgeçmiş, her türlü rezilliği yapmaktan geri durmayan bir halife idi. Gelinen noktada, halifeye baş kaldırmanın halifelik makamı için yapılan bir siyasî mücadele olmadığını, hak ile bâtılın kavgası olduğunu halk da kabul etmiştir. Bunun için İmam Hüseyin (a.s.) canını ortaya koyarak ve Ehl-i Beyt'ini kendine şahit tutarak -ki asırlar boyu konuşulacak kıyam bu ağızlardan anlatılmıştırkıyam etmiştir.
  • İMAM HASAN (A.S.) NEDEN BARIŞ YAPTI İMAM HÜSEYİN (A.S.) NEDEN KIYAM ETTİ? (4)

    İmam Hüseyin (a.s.) Medine'yi Terk Etme Kararı Alıyor İmam Hüseyin'in Yakınları Onun Şehirden Ayrılmasına Engel Olmak İstiyorlar İmam Hüseyin (a.s.) Medine'den Ayrılıyor İmam Hüseyin Mekke'ye Ulaşıyor İmam'ın Medine'yi Terk Ederken ve Mekke'ye Girerken Okuduğu İki Ayet Hakkında İmam Hüseyin Medine'de İken Kıyama Karar Vermiştir
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) MEDİNE’Yİ TERK ETME KARARI ALIYOR

    Şehri terk etmeden Resulüllah (s.a.v.)'in hanımı Ümmü Seleme'ye bıraktığı şahsî eşyaları ile ilgili bir vasiyette bulunmuştur. "İmam Bâkır (a.s.) şöyle rivayet etmiştir: İmam Hüseyin (a.s.) Irak'a gitmek üzere yola çıkınca, vasiyetnamesini, kitaplarını ve başka şeylerini dedesi Hz. Peygamberin (s.a.v.) eşi Ümmü Seleme'ye verdi ve ona dedi ki: "Çocuklarımın en büyüğü senin yanına geldiği zaman, sana verdiğim şeyleri ona verirsin." Hüseyin (a.s.) şehit edilince, Ali bin Hüseyin (a.s.) Ümmü Seleme'ye geldi. Ümmü Seleme Hüseyin (a.s.)'ın kendisine verdiği her şeyi ona verdi." 298 Hz. Hüseyin (a.s.) Yezid gibi sünneti tamamen terk etmiş bir kişiye biat etmeyi reddetmişti. Ancak Velid'in, Mervan'ın ve Yezid'in kendisinden biat almadıkça peşini bırakmayacaklarını da biliyordu. İmam (a.s.), Ebu Hirre el-Ezdi'ye şehirden ayrılması ile ilgili olarak şunları söylemişti: 298 İsbatu'l-Hudat, c. 5, s. 214
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) MEDİNE’Yİ TERK ETME KARARI ALIYOR (2)

    "Ümeyyeoğulları malımı yağmaladı, buna karşı sabrettim; şahsiyetime dokundu yine sabrettim; fakat kanımı dökmek istediklerinde, kendi şehrimi terk etmek zorunda kaldım." 299 Velid'in aynı gece biate davet ettiği İbn-i Zübeyr o gece Medine'yi terk etti. Can emniyeti için Mekke'yi tercih etmişti. Velid onun şehirden ayrıldığını öğrenince peşine adamlarını yolladıysa da İbn-i Zübeyr'i yakalayamadı. "Sabaha çıkınca Velid, onu arattı ama bulduramadı." 300 "Ümeyyeoğulları'nın azadlılarından otuz kişiyi Habib bin Kürre'nin kumandası peşlerinden koşturdu ise de, onlara yetişmek mümkün olmadı." 301 Ertesi gün de İmam Hüseyin (a.s.) şehirden ayrıldı. İbn Zübeyr gece karanlığında ve gizlice şehri terk ettiği hâlde İmam Hüseyin (a.s.) herkesin bildiği yolları kullanarak şehirden ayrılmıştır. Tarih-i Taberî'nin Faruk Gürtunca tercümeli, Sağlam Yayınları'na ait basımında 4. cilt. sayfa 96'da yer alan bir yanlışı düzeltmek isteriz. İmam Hüseyin'in (a.s.) Velid ile olan konuşmasından sonra Abdullah bin Zübeyr'le birlikte o gece Mekke'ye gittiği yazmaktadır. Ancak diğer tarih kitaplarında yer aldığı gibi İmam Hüseyin (a.s.) ertesi gün Mekke'ye doğru hareket etmiştir. Üstelik, İbn-i Zübeyr gece karanlığında ve gizlice kaçtığı hâlde, İmam Hüseyin yakınlarının itirazlarına rağmen, açıktan ve bilinen yolları kullanarak hareket etmiştir. İmam Hüseyin (r.a.), bildiği bir kadere teslim olmuş, öleceğini bildiği hâlde yola çıkmıştır. Ölümü göze alarak öleceği istikamete doğru yol alan bir kişi neden gizlice kaçsın ki? 299 Harezmî, Maktel, c. 1, s. 226 300 Belazurî, Ensab'ül Eşraf, c. 4, s. 13 301 Belazurî, Ensab'ül Eşraf, c. 4, s. 13
  • İMAM’IN YAKINLARI ONUN ŞEHİRDEN AYRILMASINA ENGEL OLMAK İSTİYORLAR

    Hz. Hüseyin (a.s.)'ın şehirden ayrılacağını duyan sevenleri onun bu şehrin dışında can emniyeti olmayacağını söyleyerek, İmam'ı yolculuk kararından döndürmeye çalışmışlardır. Bu kişilerden biri kardeşi Ömer-i Atraf'dır: "Kardeş! Kardeşim Hasan-ü Mücteba (a.s.), babam Emirü'lMü'minin'den naklettiğine göre seni katledeceklerdir. Sanıyorum ki, Yezid ibn-i Muaviye'ye karşı muhalefet etmen ölümüne sebep olacak ve böylece o haber gerçekleşecektir. Ama Yezid'e biat edecek olursan bu tehlike kalkar ve siz de öldürülmekten kurtulmuş olursunuz." İmam Hüseyin (r.a.), buna cevaben şöyle buyurdu: "Babam Ali (a.s.), Resulüllah (s.a.v.)'den kendisinin ve benim öldürüleceğimizi ve kabrimin de O'nun kabrinin yanındaki bir yerde olacağını bana haber vermiştir. Benim bilmediğim bir şeyi bildiğini mi sanıyorsun? Vallahi ben hiçbir zaman zillete boyun eğmeyeceğim. Kı-
  • İMAM’IN YAKINLARI ONUN ŞEHİRDEN AYRILMASINA ENGEL OLMAK İSTİYORLAR (2)

    yamet günü annem Fatımatü'z-Zehra evlatlarının kendi babasının ümmetinden gördükleri eziyet ve üzüntüleri babasına şikayet edecektir. Fatımatü'z-Zehra'nın evlatları hususunda onun üzüntüsüne ve eziyetine sebep olan kimseler asla cennete girmeyeceklerdir." 302 Kardeşi Muhammed b. Hanefiyye de, Hz. Hüseyin (a.s.)'a gideceği yerle ilgili tavsiyelerde bulunmuştur: "Ey kardeşim! Sen, insanlar içinde en çok sevdiğim ve en aziz bildiğim kişisin. Sana edeceğim nasihati insanlardan hiçbir kimseye etmem. Fakat sen buna herkesten daha layıksın. Elinden geldiğince Yezid b. Muaviye'ye biat etmekten ve şehirlerden uzak dur. Sonra elçilerini insanlara gönder, onları sana biat etmeye çağır. Eğer sana ve senin adına biat ederlerse, bunun için Allah'a hamd edersin. Eğer senden başka birinin etrafında toplanırlarsa bununla, Allah senin dininde ve aklında bir eksiklik meydana getirmez ve bununla senin kişiliğin ve erdemin zâil olmaz. Ancak korkarım ki, herhangi bir şehre girersin de, insanlar arasında ihtilaf baş gösterir, bazısı seninle beraber, bazısı da sana karşı olur. Derken çatışma çıkar, o zaman sen ilk mızrağın hedefi olursun. O zaman şahsiyeti, babası ve anası bakımından bu ümmetin en hayırlısının kanı heder olur ve ailesi de zelil kılınır." Hz. Hüseyin (a.s.) ona şöyle buyurdu: "O hâlde nereye gideyim, ey kardeşim?" Dedi ki: "Mekke'ye git. Eğer orada kalabiliyorsan, çıkar yol budur. Şayet orada da seni rahat bırakmazlarsa, o zaman kumlara ve dağ zirvelerine çekilirsin, şehir şehir dolaşırsın, insanların tavrı ne şekilde belirginleşecek bakarsın. Çünkü sen bir mesele ile karşılaştığında, en isabetli kararı verecek bir kimsesin." İmam şöyle dedi: "Ey kardeşim! Gerçekten nasihat ettin ve bana 302 el-Luhuf, s. 23
  • İMAM’IN YAKINLARI ONUN ŞEHİRDEN AYRILMASINA ENGEL OLMAK İSTİYORLAR (3)

    karşı şefkatini gösterdin. Senin görüşünün doğru ve başarılı olmasını dilerim." 303 Ümmü'l Mü'minin Ümmü Seleme de bir tavsiyede bulunmuştur. İmam Hüseyin (a.s.)'ın Medine'den ayrılacağını duyunca kendisi yanına gelerek şöyle demiştir: "Irak'a doğru hareket etmekle beni üzme. Çünkü ben ceddin Resulüllah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu duydum: Yavrum Hüseyin Irak toprağında, Kerbela adında bir yerde öldürülecektir." İmam Hüseyin (a.s.) Ümmü Seleme'ye cevaben şöyle buyurdu: "Anneciğim! Sanma ki bu olaydan yalnız senin haberin var. Kendim senden daha iyi biliyorum, ben zulümle öldürüleceğim, haksızca başımı bedenimden ayıracaklar. Allah-u Teala haremimin ve ailemin avare olmalarını, çocuklarımın şehit ve esir düşüp esaret zincirine vurulmalarını ve onların yardım diledikleri hâlde kendilerine yardımcı bulamayacaklarını bizzat görmek istiyor..." 304 Bihar'ul Envar'de yer alan bir rivayete göre ise, Ümmü Seleme Resulüllah (s.a.v.)'in kendisine emanet ettiği Kerbela toprağını da Hz. Hüseyin (a.s.) ile görüşmeye giderken yanında getirmişti: "Yanımda Dedenin bir cam kutu içinde bana verdiği toprak vardır." Bunun üzerine İmam Hüseyin şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, ben bu şekilde öldürüleceğim. Irak'a gitmesem de beni öldürecekler." Sonra biraz toprak alıp cam bir kutuya koydu ve Ümmü Seleme'ye verdi. Dedi ki: "Bunu da Dedemin sana verdiği cam kutunun yanına koy. Topraktan kan coşmaya başladığı zaman bil ki beni öldürmüşlerdir." 305 303 el-İrşad, c. 2, s. 35 304 Bahranî, Haraic, s. 26 305 Bihar'ul Envar, c. 44, s. 331
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) MEDİNE’DEN AYRILIYOR

    İmam Hüseyin (a.s.), Yezid'e biati reddeden iman tavrını ortaya koyduktan sonra artık kıyamı ilan etmiş demekti. Mekke'ye giderken, bu yolculuğunda Abdullah bin Zübeyr gibi, dağlık ve sapa bir yoldan ve gece karanlığında gizlice kaçmayı tercih etmemiştir. Hz. Hüseyin (a.s.) Receb ayının bitimine iki gün kala Medine'den çıkarken, ana yolu kullanarak şehirden ayrılmayı tercih etmiştir. Can emniyeti açısından daha gizli yollardan gitmesini tavsiye edenlere ise verdiği cevap şudur: "Hayır, Allah'a and olsun ki, ben herkesin gittiği ve bilinen ana yoldan ayrılmayacağım; dağlara, çöllere koyulmayacağım, ta ki Allah'ın isteği tahakkuk bulsun." 306 Tarih kitaplarında Medine şehrinden ayrılırken şu ayeti okuduğu rivayet edilmektedir: "Hz. Musa endişe içinde çevreyi gözetleyerek çıkıp gitti: Rabbim zâlimler topluluğundan beni kurtar, dedi." 307 306 Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 189 307 (aberî, Tarih, c. 7, s. 222
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) MEDİNE’DEN AYRILIYOR (2)

    İmam Hüseyin (a.s.) İbn-i Abbas'a şöyle buyurmuştur: "Ey Abbas'ın oğlu! Peygamberin (s.a.v.) kızının oğlunu vatanından, evinden, kaldığı yerden, doğduğu yerden, Peygamber (s.a.v.)'in hareminden, kabrinin civarından, mescidinden ve hicret ettiği yerden çıkartan bir kavim hakkında ne düşünüyorsun? Korkutulmuş ve korkmuş bir şekilde ortada bıraktılar ki, artık kalacak yeri yoktur." İmam'ın açıktan şehri terk etmesi, onun ölüm korkusundan şehri terk etmediğinin ispatıdır. Mekke'ye gitme kararı Medine şehrine olan hürmetindendir. Biat etmemesinin sonucu başına geleceklerin farkında olan Hz. Hüseyin (a.s.), bu kanlı hadisenin Medine hudutlarında olmasını istememiştir. Vahim hadisenin bu şehirde olmasını, Hz. Peygamber (s.a.v.)'e ve Medine'ye saygısızlık kabul etmiştir.