KIYAMDA EMR-İ BİL MARUF NEHY-İ ANİ’L MÜNKER ETKİSİ (2)
Resulüllah (s.a.v.)'in hadislerinde bu konuda ikazlar vardır: İmam Rıza (a.s.)'ın Hz. Peygamber (s.a.v.)'den naklettiği bir hadisi verelim: "Ne zaman insanlar marufu emretmeyi ve münkerden nehyetmeyi birbirlerinin üzerine atarlarsa o takdirde ilahî azap için hazırlıklı olsunlar." 296 Bu ayıktırma için meşru olan tüm vasıtalardan yararlanılmalıdır. Ancak İmam Hüseyin'in (a.s.) yaptığı bu kıyam, iyiliği emredip, kötülükten sakındırma konusunda yapılabilecek son safhadır, son harekettir. Hz. Hüseyin'in emr-i bi'l maruf esasına dayanan kıyamındakı şecaati ve dirayetine dair, el-Luhuf eserinde şöyle yazmaktadır: "Bir râvi şöyle anlatmaktadır: Allah'a yemin ederim ki, bunca baskı altında kalıp, çocukları (Ehl-i Beyt'i) gözleri önünde doğranan, ashabının başlarını bedeninden kopmuş bir vaziyete gören ve bunların tümüne rağmen kalbi bu kadar güçlü olan birini görmedim." 297 İşte İmam Hüseyin (a.s.)'ın emr-i bil maruf, nehy-i ani'l münker konusundaki güçlü kararlılığı... Bu ayıktırma da esas olarak onun karşısında savaşanlarda son bulmuştur. İmam (a.s.) katliamın yapıldığı günün öncesinde ve o gün defalarca karşısındaki orduyu ikaz etmiştir. Çünkü onunla savaşan Emevîler hakkında denilebilir ki, bir yandan İmam Hüseyin'in (a.s.) konumunu ve büyüklüğünü bildikleri hâlde onunla yüz yüze gelmemeye çalışmışlar; diğer yandan da şehadetin ardından onu çıplak bırakacak kadar ciddi bir yağmalamaya girişmişlerdir. Yaptıklarını da "ümmet içinde çıkan fitneyi önleme ve Allah'ın rızasını kazanma" düşüncesiyle açıklamışlardır. Ömer b. Sa'd ordusuna, "Ey Allah'ın süvarileri! Atlarınıza binin, sizi cennetle müjdeliyorum" diyebilmiştir. 296 Füru-u Kafi, c. 5, s. 56 297 el-Luhuf, s. 50
