• MUAVİYE ÖLMEDEN ÖNCE FARKLI YOLLARLA YEZİD’E BİAT EDİLMESİNİ SAĞLAMIŞTIR (3)

    Dahhak b. Kays, ayağa kalkarak kanların akmaması ve ümmetin kurtuluşu için birlik ve beraberliğin şart olduğunu, bunun için ilim ve huy olarak üstün olan, ileri görüşe sahip Yezid'in veliaht tayin edilmesini istedi." 262 Medine halkının biate çağrılması: Medine, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in şehri idi ve İmam Hüseyin (a.s.) orada yaşamakta idi. Yani Yezid'in halifeliği konusunda Medine kilit noktada idi. Muaviye, Medine Valisi olan Mervan b. Hakem'e bir mektup yazdı. Kendi ölümü hâlinde ümmet arasında yeniden fitne ve ihtilaf çıkmasından korktuğunu ve ölümünden sonra yerine geçecek kimseyi belirlemek istediğini yazdı. Bu hususta Medine'de bulunan ileri gelenlerle görüşerek fikirlerini almasını istedi. 263 262 İbn-i Kuteybe, elİmame, c. 1, s. 143; Ukaylî, Veliaht , s. 404 263 İbn'ül Esir, c. 1, s. 261
  • HZ. HÜSEYİN’İN YEZİD’İN SALTANATIYLA İLGİLİ İLK TEPKİSİ

    Mervan, Muaviye'nin emri üzerine halkı toplayarak bir konuşma yapar. Konuşmasında Yezid'e olacak biatin Hz. Ebubekir'in sünneti olduğunu söyleyerek halkı biate çağırır. 264 Abdurrahman bin Ebi Bekir, bu konuşmaya karşı çıkarak halka seslenir: "Yalan söylüyorsun ey Mervan! Muaviye de yalan söylüyor. Siz bununla Muhammed (s.a.v.) ümmetinin hayrını kesinlikle istemiyorsunuz. Siz bunu Bizans yönetiminde olduğu gibi babadan oğula geçen bir krallık hâline getirmek istiyorsunuz. Bir imparator ölür yerine başka bir imparator geçer." 265 Mervan bu çıkışı durdurabilmek için, konuşan Abdurrahmen b. Ebi Bekir'e, -Ahkaf Sûresi 17. ayeti okuyarak"İşte Allah'ın kendisi hakkında "ana babasına öf be size!" ayetini indirdiği kişidir" dedi. 266 264 İbn-i Abdirrabbih, c. 4, s. 339 265 İbn-i Asem, c. 2, s. 336; İbn'ül Esir, el-Kâmil, c. 3, s. 506 266 Mesudî, Müruc'uz-Zeheb, s. 203
  • HZ. HÜSEYİN’İN YEZİD’İN SALTANATIYLA İLGİLİ İLK TEPKİSİ (2)

    Ancak Abdurrahman b. Ebi Bekir, Mervan'a daha da sinirlenerek onu minberden aşağıya çekmeye çalışır. "Sen Resulüllah (s.a.v.)'in lanet ettiği şahsın oğlu değil misin?" diye bağırır. 267 Bu sırada araya giren Hz. Aişe, o ayetin Abdurrahman için nâzil olmadığını söyler ve Mervan'ı fitne çıkarmakla suçlar.268 İşte bu noktada, İmam Hüseyin (a.s.), İbn-i Ömer ve İbn-i Zübeyr gibi Medine'nin ileri gelenleri seslerini yükseltirler, biate karşı çıkarlar. Halk, bu kanaat önderlerinin ardında yer alır ve biat gerçekleşmez. Ve neticede Mervan, Muaviye'ye bir mektup yazarak Medine'nin biate yanaşmadığını söyledi. Biat alamadığını yazdığı bu mektup Mervan'ın azline neden olmuştur. Yerine Said b. el-As tayin edilmiştir. 269 Said b. el-As'ın Muaviye'nin emirleri doğrultusundaki biat girişimlerinde izlediği yol, Hz. Hüseyin (a.s.), Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Zübeyr, Abdullah b. Abbas ve Abdullah b. Câfer'in dışındakilerden şiddet kullanarak da olsa biat alması şeklindeydi. Ancak bu beş şahıs biat etmedikçe halkın biat etmeyeceğini de Muaviye'ye rapor etti. 270 267 Mesudî, Müruc'uz-Zeheb, s. 203 268 İbn-i Asem, c. 2, s. 336-337 269 İbn-i Kuteybe, el-İmame, c. 1, s. 151; İbn'ül Esir, el-Kâmil, c. 3, s. 507 270 İbn-i Kuteybe, el-İmame, c. 1, s. 157
  • MUAVİYE’NİN BİAT İÇİN MEDİNE’YE GİDİŞİ

    Medine'nin Yezid'e biat etmesi ümmetin biatine örnek olması için şarttı. Ancak Medine Valisi bunu zor kullansa da başaramamıştır. Muaviye, Medinelilerin ve özellikle de İmam Hüseyin (a.s.)'ın Yezid'e bağlılığını sağlamak amacıyla harekete geçti. Hac mevsiminde 1000 kişilik bir grupla beraber Medine'ye geldi. 271 Medine'ye girerken halifeyi karşılamaya gelenler arasında İmam Hüseyin (a.s.) ve İbn-i Abbas da vardı. Medine'ye girdikten sonra Hz. Aişe'yi ziyaret eden Muaviye'nin burada Hz. Aişe ile görüşmesi ile ilgili olarak İbn'ül Esir şu rivayette bulunmuştur: "Hz. Aişe, Muaviye'nin İmam Hüseyin (a.s.) ve arkadaşları için "biat etmezlerse onları öldürürüm" sözünü işitmiştir. Muaviye'nin 271 İbn-i Kuteybe, el-İmame, c. 1, s. 157
  • MUAVİYE’NİN BİAT İÇİN MEDİNE’YE GİDİŞİ (2)

    kendini ziyaretinde bu sözü ona hatırlatmış ve fakat Muaviye böyle bir sözün doğru olmadığını ifade etmiştir." 272 Bu görüşmenin ardından Medine'de kaldığı eve İmam Hüseyin (a.s.), Abdullah b. Zübeyr, Abdullah b. Ömer, Abdurrahman b. Ebi Bekir ve Abdullah b. Abbas'ı yani biate muhalif olanları çağırır. Ancak onları ikna edemez. Ama geri adım da atmaz. Mescidde Yezid'in üstünlüklerini anlatan bir hutbe irad eder. İslam dünyasında herkesin ona biat ettiğini yalnızca Medinelilerin biatlerini sunmadıklarını söyler. Hutbesinde, "Toplum içinde bu işe Yezid'den daha hayırlı bir kimsenin olduğunu bilseydim onu tayin ederdim" demiştir. İmam Hüseyin (a.s.) ise Muaviye'nin bu sözlerine itiraz ederek şöyle demiştir: "Sen kendine tanıdığın üstünlük ve faziletle sapıklığa düşmüş, ifrat etmişsin, umumun mallarını sahiplenerek zulüm ve haksızlık etmektesin. Sen halkın mallarını geri vermeyerek cimrilik ettin, öyle özgürce alıp çırptın ki, haddini aştın, hak sahiplerinin haklarını kendilerine vermediğin için şeytan seni kandırmada nasibe ulaştı. Yezid'in İslam ümmetini yönetebileceğine dair dile getirdiğin liyakatini anladım. Sen Yezid'i sanki yaşamı halk tarafından bilinmeyen bir kişi gibi tanıtmaya çalışıyorsun veya halkın bilmediği gâibden haber veriyor gibisin! Veya bu konuda sadece kendin bilgi elde edinmiş gibisin! Hayır! Yezid kendini gerektiği gibi göstermiş ve içini dışa vurmuştur. Yezid'i olduğu gibi tanıt! Yezid köpek oynatan, güvercin oynatan, hevesine düşkün bir 272 İbn'ül Esir, el-Kâmil, c. 3, s. 509
  • MUAVİYE’NİN BİAT İÇİN MEDİNE’YE GİDİŞİ (3)

    gençtir. Ömrü sazda, şehvetperestlikte geçmektedir. Yezid'i böyle tanıt. Boşuna çabalamaktan vazgeç! Bugüne kadar bu ümmetten yüklendiğin günahlar sana yeter. Allah'ına kavuştuğun zaman günah yükünün bundan daha da ağır olmasına yol açacak bir şey daha yapma. Bâtıl ve zâlimce davranışlarını o kadar sürdürdün ve akılsızca o kadar zulüm işledin ki, halkın sabrını taşırdın. Artık ölümle aranda bir göz açıp kapamaktan daha fazla bir zaman kalmamıştır. Bil ki yaptıkların Allah katında mahfuzdur, kıyamet günü onların hesabını vermelisin!" 273 İmam Hüseyin (a.s.)'ın Muaviye'nin söylediklerine karşı verdiği cevap aşağıda daha ayrıntılı olarak verilmiştir: "Şimdi ey Muaviye! Öven birisi sözü ne kadar uzatırsa uzatsın, yine de Resulüllah (s.a.v.)'i bütün vasıfları ile gereği gibi anlatmış olamaz. Heyhat! Heyhat! Ey Muaviye, sabah karanlığın zifirini gidermiş ve güneş çırağların ışığını söndürmüştür. Sen överek aşırı gittin ve yeğleyerek zulme yeltendin, engelleyerek cimrilik yaptın, zulmünle haddi aştın, hak sahibine hakkından bir pay vermedin ama şeytan payını tam ve kâmil olarak senden almıştır. Yezid'in kemâli ve Muhammed ümmetini idare gücü hakkındaki sözlerini de anladım. Sanki tanınmayan ve gizli olan birisini anlatıyorsun ya da özel bir bilgin olan bir şeyden haber veriyorsun. Yezid kendi görüşünün ne yönde olduğunu göstermiştir. Yezid'in av köpeklerini boğuşturma zamanında onları takip etmesini, güvercin yarıştırmasında onları izlemesini, saz ve çeşitli çalgılar çalan şarkıcı cariyeleri oynatmasını incelersen, onu tanımak için sana yardımcı olur. 273 İbn-i Kuteybe, el-İmame ve's-Siyase, c. 1, s. 184
  • MUAVİYE’NİN BİAT İÇİN MEDİNE’YE GİDİŞİ (4)

    Bu yapmak istediğin işten vazgeç. Boynuna çektiğin halkın vebalinden bu kadarıyla Allah'ın karşısına çıkman yeterli değil mi? Allah'a yemin olsun ki, hep zulüm ile bâtıl kadehlerini üst üste içip durdun ve haksızlık ile gazap ve öfkene uydun. Oysa seninle ölüm arasında ancak bir göz açıp yumman kadar bir mesafe kaldı. Sen ise, müşahede edilen kıyamet gününde, kaydedilmiş işlerine varacaksın. Artık o zaman kurtuluşunun zamanı da geçmiştir. Görüyorum ki, şimdi de bize bu işi sunuyor ve bizi babalarımızın mirasından yoksun bırakıyorsun. Allah'a yemin olsun ki, Peygamber (s.a.v.) doğumda bunu bize miras bıraktı. Sen ise Resulüllah (s.a.v.)'in ölümü zamanı O'nun yanında bulunana karşı getirdiğiniz delili bize karşı tekrarladın. O, buna boyun eğmek zorunda kalmış ve imanı insaflı davranmaya O'nu sevk etmişti. Ama siz hataları birbiri ardınca işlediniz ve yapacaklarınızı yaptınız. Ve "şimdiye kadar böyle oldu, bundan sonra da şöyle olur" dediniz. Ta ki yönetim başkasına varması gereken yoldan sana ulaştı. İşte bu gibi konularda basiret sahipleri ibret alsınlar. Resulüllah (s.a.v.)'in döneminde o adamın önderliğine ve Peygamberin (s.a.v.) onu görevlendirmesi (emir kılması) sözüne gelince: Bu o gün Peygamberin (s.a.v.) huzurunda olması ve onu görevlendirmesi yüzünden Amr b. As'a bir fazilet sayılırdı; ancak halk onun emir olmasından hoşlanmadılar ve öne geçirilmesinden rahatsız oldular ve onun yaptıkları kötü işleri saymaya koyuldular. Resulüllah (s.a.v.) de bunun üzerine, "Bugünden itibaren Benden başka birisi size karşı bir görev üstlenmez" dedi. Nasıl oluyor da sen Peygamberin (s.a.v.) neshedilmiş bir işi ile en sağlam hükümlerinden birine ve doğruluğu kesinlik kazanması gereken bir konuya delil getiriyorsun? Niçin tabii (tabiinden olanı), sahabiye denk tutuyorsun? Oysa senin etrafında sahabiliğinden emin olunan, dini ve yakınlığı konusunda güvenilen kişiler vardır. Bütün bu kişileri bırakıp da aldanmış bir azgına nasıl varıyorsun?
  • MUAVİYE’NİN BİAT İÇİN MEDİNE’YE GİDİŞİ (5)

    Bu yolla sen insanların başına öyle bir şüphe giydirmek istiyorsun ki, onun sayesinde dünyada kalacaklar mutluluğa erişiyor, sen ise ahiretini berbat ediyor, bedbaht oluyorsun. Gerçekten bu apaçık bir ziyankarlıktır. Allah'tan kendim ve sizin için bağışlanma diliyorum." 274 Muaviye'nin, şehvetine ve içkiye düşkün olan oğluna biati ümmetin menfaatine göstermesi gibi; Yezid de halifeliği döneminde İmam Hüseyin (a.s.)'ı Kerbela'da kuşatırken ve O masumun kanını akıtırken aynı gerekçeleri kendine kılıf yapmıştır. Muaviye Medine'den İmam Hüseyin (a.s.)'ın ve diğer dört kişinin Yezid'e biatini almadan ayrıldı. Bu kişiler hakkında Muaviye, vasiyetinde Yezid'e şunları söylemiştir: "... Halifelik konusunda seninle Kureyş'ten üç kimseden başka herhangi birinin ihtilafa düşeceğini zannetmiyorum. Bu üç kişi Hüseyin b. Ali, Abdullah b. Ömer ve Abdullah b. Zübeyr'dir." 275 İlerleyen zamanda Abdullah b. Abbas ve Abdullah b. Ömer biat etmişler, Abdurrahman b. Ebi Bekir de erkenden ölmüştür. 274 Hayatu'l İmami'l Hüseyn (a.s.), c. 2, s. 219-220 275 Ebu Mıhnef, Maktel, s. 7-8; İbn'ül Esir, el-Kâmil, c. 3, s. 6
  • YEZİD’İN SALTANATA GEÇMESİ

    Yezid, saltanat koltuğuna oturduğunda otuz dört yaşındaydı. Halife olduğu sırada Medine Valisi Velid b. Utbe, Mekke Valisi Amr b. Said b. el-As, Kûfe Valisi Numan b. Beşir, Basra Valisi de Ubeydullah b. Ziyad idi.276 Yezid ilk olarak babası Muaviye'nin çalışmaları ile kendisine daha önce biat eden Şam halkının biatini almıştır. Kûfeliler'in Hz. Ali'ye (a.s.) olan bağlılığı ve Basra halkının arasındaki Haricîler ilk anda yeni halifenin kabul etmelerine engel olmuştur. Medine halkında ise daha önce isimlerini verdiğimiz muhalif beş kişinin biat etmesi meselesi Yezid'i zorlayacak konulardandı. Taberî'nin belirttiğine göre, bunlardan İbn-i Ömer ve Abdullah b. Abbas, muhalif tavırlarını değiştirmiş ve Yezid'e biat etmişlerdir. Kendinden biat alınması gereken kişiler İmam Hüseyin (a.s.) ve Abdullah b. Zübeyr idi. 276 İbn'ül Esir, el-Kâmil, c. 4, s. 14; İbn-i Kesir, el-Bidaye, c. 8, s. 149
  • YEZİD’İN İCRAATLARI

    Yezid, üç buçuk yıl süren kısa iktidarı döneminde İslam'ın temel değerlerini ayaklar altına alan icraatlar yapmıştır: Bunlardan en vahimi Resulüllah (s.a.v.)'in "oğlum" dediği torunu İmam Hüseyin (a.s.) ve ailesini şehit etmesidir. Peygamberimiz (s.a.v.) için ayrı bir öneme sahip olan Medine şehrinin halkını kılıçtan geçirmiştir. "Yezid, babası gibi taş yürekli ve gaddar birisi idi. Ama onun gibi dâhi değildi. Bu yüzden acımasız ve hain uygulamalarına yumuşak diplomatik kılıflar uydurmakta pek mâhir değildi. Düşük karakteri ve seviyesiz ahlakı, onda şefkat ve adalet namına hiçbir duygu bırakmamıştı. İnsanları öldürüyor, onlara işkence ediyor ve bundan sadistçe zevk alıyordu. Başkaları acı çekerken o onları zevkle seyrediyordu." 277 "Ebu'l Hasan Medainî anlatıyor: 277 Hayatu'l İmami'l Hüseyin (a.s.), c. 2, s. 181-182