• İMAM HÜSEYİN’İN HALKA HUTBE İRAD EDEREK ONLARI MUAVİYE VE ÜMEYYEOĞULLARI’NA KARŞI UYARMASI (5)

    "Evet, Allah şahittir ki biliyoruz" dediler. Dedi ki: "Resulüllah'ın (s.a.v.), "Ben Ademoğullarının efendisiyim . Ali Arapların efendisidir. Fatıma cennet kadınlarının efendisidir. Oğullarım Hasan ve Hüseyin de cennet gençlerinin efendisidirler" dediğini biliyor musunuz?" "Evet, Allah şahittir ki biliyoruz" dediler. Dedi ki: "Resulüllah (s.a.v.)'in yaptığı son konuşmasında, "Ey insanlar! Ben size iki ağır ve değerli emanet bırakıyorum; biri Allah'ın Kitabı, diğeri ise Ehl-i Beyt'imdir. Bunlara sarıldığınız sürece sapmazsınız" dediğini biliyor musunuz? "Evet, Allah şahittir ki biliyoruz" dediler. Yüce Allah'ın özel olarak Ali b. Ebi Tâlib ve Ehl-i Beyt'i hakkında indirdiği ve Resulü'nün (s.a.v.) dilinden bildirdiği hiçbir şeyi bırakmadı, hepsini hatırlatarak onları yemine verdi. Orada bulunan sahabiler: "Evet, Allah şahittir ki, bunları duyduk" diyorlardı. Tabiin olan kimseler de, "Allah şahittir ki, güvendiğimiz falan ve falan bunları bize anlattı" diyorlardı. Sonra onları şu hadis hakkında yemine verdi: "Resulüllah (s.a.v.)'in, "Beni sevdiğini iddia edip de Ali'ye buğzeden kimse yalan söylüyor. Ali'ye buğzeden kimse beni sevmiyor" dediğini ve birinin de, "Ya Resulüllah, bu nasıl olur?" diye sorduğunda, "Çünkü Ali Bendendir, Ben de Ali'denim. Kim onu severse, Beni sevmiştir. Beni seven de Allah ı sevmiştir. Kim ona buğzederse, Bana buğzetmiştir. Bana buğzeden de Allah'a buğzetmiştir" diye buyurduğunu biliyor musunuz?" Oradakiler, "Allah şahittir ki, bu hadisi duyduk" dediler. Bu konuşmaları dinledikten sonra dağılıp gittiler." 230 230 Kitab-u Süleym b. Kays, s. 323
  • İMAM HÜSEYİN’İN HALKA HUTBE İRAD EDEREK ONLARI MUAVİYE VE ÜMEYYEOĞULLARI’NA KARŞI UYARMASI (6)

    Netice olarak, İmam Hüseyin (a.s.) ağabeyinin şehadetinden sonra geçen 10 yıl daha Muaviye'nin halifeliğine ve icraatlarına sabretti. Miladî 670 yılından M. 680 yılına kadarki bu dönemde ona karşı kıyam etmemiştir. Sadece halkı yönetime karşı ayıktırmakla ilgilenmiştir. Ta ki, Muaviye, yerini Yezid'e bırakana kadar...
  • YEZİD KİMDİR?

    Muaviye, Hicri 60 senesinde öldü. 231 İktidar makamına oğlu Yezid geçirildi. İslam inancı ve Hazreti Peygambere (s.a.v.) olan bağlılık noktasında, Yezid de diğer Emevîlerle aynı çizgide idi. Babası Muaviye'den farklı olarak Yezid, kimseden çekinmeden İslam'dan uzak yaşantısını ve itikadını aleni bir şekilde sürdürmüştür. "Yezid, Hz. Peygamber (s.a.v.) ve O'nun davetine düşmanca tavrı ile tanınan Emevî hanedanına mensup bir kimsedir." 232 647 yılında Şam'da doğmuştur. O dönemde Hz. Osman halifedir. Babası Muaviye ise, Suriye Valisi idi. Yezid'in annesi, Yâkubî mezhebine bağlı hıristiyan bir kabile olan Kelb kabilesindendir. Meysun isimli bu kadın, çöl yaşantısını Muaviye ile evlendikten sonra dahi bırakamamıştır. 231 Siret'ul-Eimmeti'l-İsna Aşer, c. 2, s. 54 232 İbn Hişam, Sire, 2, 25
  • YEZİD KİMDİR? (2)

    Yezid gençlik yıllarını çölde geçirmiştir. Muaviye'nin, Meysun ve Yezid'i çöle göndermesi ile ilgili çeşitli rivayetler vardır. Bir rivayete göre Neysun'un çöle olan özlemi nedeniyle Muaviye'nin oğlu Yezid'i çölde fasih Arapça öğrenebilmesi için şehir hayatından kopararak çöle göndermiştir. Emevî halifeleri arasında çöl eğitimi alması için çöle gönderilen ilk kişi Yezid'dir. 233 Hıristiyan olan Ahtal ve Mansur b. Sercun'un torunu Yuhanna ed-Dimeşkî ile arkadaş olması nedeniyle bazı tarihçiler Yezid'in çölde hıristiyan kültürü ile yetiştiğini ifade etmektedirler. 234 Sarhoş bir hâlde iken namaz kıldıracak kadar içkiye müptela olan Yezid bu alışkanlığını da çölde geçirdiği günlerde kazanmıştır. Yezid'in etine dolgun, iri yarı, vücudu çok kıllı ve çopur yüzlü olduğu kaynaklarda yazmaktadır. 235 233 İbn Abdirabbih, Ikd'ul Ferid, c. 2, s. 480 234 Cebbur, Müluk, s. 31 235 Siretu'l-Eimmeti'l-İsna Aşer, c. 2, s. 42
  • YEZİD’İN AHLAKI NASILDI? ŞARABA DÜŞKÜNLÜĞÜ

    Yaşayış tarzı ile ilgili olarak Mesudî'nin "Müruc'uz-Zeheb" adlı eserinden şu bilgileri aktaralım: "Yezid'in sireti (tavır ve hareketleri) firavunluk siretiydi. Hatta Firavun yönetimde ondan daha adil idi. Onun saltanatı İslam için büyük bir utanç kaynağı oldu. Şarap içmesi, Hazreti Peygamberin (s.a.v.) oğlunu şehit etmesi, Hazreti Peygamberin (s.a.v.) vasisine (Hz. Ali) lanet okuması, Kâbe'yi yakıp tahrip etmesi ve çok kan dökmesi, özellikle Medine halkını katliama tâbi tutması, sayısız fısk ve fücurları gibi bir çok iğrenç amelleri onun bağışlanmayacağını göstermektedir. Muaviye'nin şaraba olan düşkünlüğü, yakın çevresinde Muaviye'nin onu yerine veliaht tayin etmesine de engel olarak görülmüştür. 236 Yezid'in hac emirliği yaptığı dönemde kutsal topraklarda çekinmeden içki âlemi yaptığı ile ilgili rivayetler de vardır. 237 236 İsfahanî, Eğani, c. 17, s. 210 237 İbn'ül Esir,elKâmil, c. 4, s. 127; İsfahanî, Egani, c. 15, s. 281-282
  • YEZİD’İN AHLAKI NASILDI? ŞARABA DÜŞKÜNLÜĞÜ (2)

    Muaviye'nin halifeliği esnasında Medine'de bir içki meclisinde olduğu ve Hz. Hüseyin (a.s.)'ın da bu mecliste onunla konuştuğu ile ilgili bir rivayeti verelim: "İbn Abbas ile Hz. Hüseyin (a.s.) onun yanına gitmek isteyince kendisine, "İbn-i Abbas şarap kokusunu tanır" denilir. Bunun üzerine İbn-i Abbas'ın yanına alınmamasını söyleyip Hz. Hüseyin (a.s.)'ın içeri girmesine müsaade eder. Hz. Hüseyin (a.s.) içeri girince şarap kokusu ile birlikte hoş kokuların gelmekte olduğunu görür ve, "Ne güzel bir koku? Nedir bu?" der. Yezid ona şu cevabı verir: "Bu Şam'da imal edilen bir kokudur." Yezid daha sonra söz konusu şaraptan bir kadeh getirilmesini emreder ve onu içer. Sonra bir kadeh daha isteyip, "Onu da Ebu Abdullah'a (Hz. Hüseyin) içirin" der. Hz. Hüseyin (a.s.) ise ona şöyle söyler: "Şarabın senin olsun. Senin içkinde benim gözüm yok." Hz. Hüseyin (a.s.)'ın bu cevabı karşısında Yezid şu şiiri okumuştur: "Hayret sana ey arkadaş Seni davet ettim de gelmedin Genç kızlara, şehvete, şarkıya Eğlenceye ve şaraba Süslü bir kadehtedir o Arapların efendileri de etrafında Bu kaplarda senin kalbini Çürüten ve fayda vermeyen bir şey var." Hz. Hüseyin (a.s.) bu şiiri dinledikten sonra derhal ayağa kalkar
  • YEZİD’İN AHLAKI NASILDI? ŞARABA DÜŞKÜNLÜĞÜ (3)

    ve Yezid'e yönelerek şöyle der: "Hayır, Muaviye'nin oğlu, asıl senin kalbin çürüsün!" 238 Sarhoş olması ile ilgili bir nakli de İmam Hüseyin (a.s.)'ın şehadetinden sonraki dönemden verelim: "... Hüseyin (a.s.)'ın öldürülmesinden sonra idi. Yezid sâkiye döndü ve şöyle dedi: "Bana bir yudum içki ver, kemiklerimin susuzluğunu gidersin Sonra dön ve aynısını sırrımın sahibi Ve yanımda güvenilir biri olan İbn Ziyad'a ver Ki, ganimetim ve cihadım sağlamlaşsın." Ardından şarkıcılara emretti, şarkı söylemeye başladılar. Onun zamanında Mekke ve Medine'de açıktan müzik çalınmaya, çeşitli eğlenceler düzenlenmeye başladı ve insanlar herkesin gözü önünde şarap içer oldular." 239 238 İbn'ül Esir, el-Kâmil, c. 4, s. 127; İsfahanî, Egani, c. 15, s. 282 239 Mesudî, Mürucu'z-Zeheb, c. 2, s. 94
  • MAYMUN VE KÖPEKLERE MERAKI

    "Yezid'in birçok maymunu vardı. Onlara ipekten elbiseler giydirir, boyunlarına altın gerdanlıklar takar, sonra atlara bindirirdi. Yine boyunlarına gerdanlık takılı bir çok köpeği vardı. Onları kendi eliyle yıkayıp, altın kaplarda su verirdi. Onların artığını kendisi içerdi. Çok alkollü içki içtiğinden daima sarhoş idi." 240 Ebu'l Kays adını verdiği bir maymuna özellikle çok düşkündü. "Bir gün maymununu yarıştırdı. Rüzgar onu düşürdü ve öldü. Yezid bundan dolayı çok üzüldü. Maymununun kefenlenmesini ve defnedilmesini emretti. Şamlılardan da başına gelen bu felaketten dolayı kendisine taziyede bulunmalarını istedi. Maymunu için bir ağıt da yakmıştır: "Nice saygın kimseler ve korunaklı topluluklar, Bize geldiler ve Ebu Kays'ın ölümünden dolayı taziyelerini sundular 240 Dimyerî, Hayat'ul-Heyevan
  • YEZİD, AİLE EFRADI VE ERKEKLER İLE İLİŞKİYE GİREN BİR KİŞİ İDİ

    "Hicret'in 62. yılında Medine halkından bir grup Şam'a gittiler. Yezid'in kötü amellerini ve küfür dolu hareketlerini görünce Medine'ye dönüp, biatlerini bozup açıkça ona lanet ettiler. Yezid'in Medine'deki valisi Osman b. Muhammed b. Ebi Süfyan'ı da şehirden dışarı çıkardılar. Abdullah b. Hanzala (Uhud'da cenazesini meleklerin yıkadığı Hz. Hanzala'nın oğlu) şöyle dedi: "Ey insanlar! Biz eğer Şam'dan gelip Yezid'e karşı ayaklandıysak, bunun sebebi onun dinsiz olduğu, anneleri, kızları ve bacılarıyla cinsel ilişkide bulunduğu, şarap içtiği, namaz kılmadığı ve Peygamberin (s.a.v.) evlatlarını öldürdüğü içindir." 242 "İşret arkadaşlarının başında Ahtal adlı utanmaz bir hıristiyan şair gelirdi. Birlikte şarap içer ve müzik dinlerlerdi. Bir sefere çıkmak istediği zaman onu da beraberinde götürürdü. Ahtal, izinsiz yanına girebiliyordu. Bu şairin üzerinde hâlis ipekten bir cüppe ve boynunda altın bir zincir vardı. Sakallarından şarap damlardı." 243 242 Sibt b. Cevzî, Tezkire, s. 63 243 İsfahanî, el-Eğani, c. 7, s. 170