• MUAVİYENİN DEVLET ADAMLIĞI (3)

    vaşlarında Emir'ül-Mü'minin (a.s.) yanında yer alıp şehit olanların yakınlarına dağıtılması kararlaştırılmıştı. Muaviye, Darabecurd'dan alınan vergiyi de kaldırmıştır. Bu şehirden alınan vergi İslam devleti ile savaşmadan teslim olan bir yer olması sebebiyle, Peygamber (s.a.v.) ve ailesine, yoksul, öksüz ve yetimlere dağıtılmak üzere alınmakta idi. "Basra halkı, Darabecurd vergisini vermeyip, bu mal Beytülmal'e dolayısıyla bize aittir dediler." 215 Ve Darabecurd konusunda Muaviye'nin tavrı ile ilgili olarak İbn-i Esir şöyle yazmaktadır: "Basra halkı, Muaviye'nin emriyle Darabecurd vergisi vermeyip imtina ettiler." 216 215 Taberî, c. 6, s. 95 216 İbn-i Esir, el-Kâmil-u fit-Tarih, c. 3, s. 405
  • MUAVİYE FAİZ YEMEKTEN KAÇINMAMIŞTIR

    Muaviye altın veya altın kaplı bir su kabını, ağırlığından daha fazlası altına sattı. Ebu Derda ona dedi ki: "Resulüllah (s.a.v.)'in bu gibi şeylerin ancak misline karşılık satılabileceğini, mislinden fazlasına satılmasını yasakladığını duydum." Muaviye dedi ki: "Ben bunda bir sakınca görmüyorum." Bunun üzerine Ebu Derda şöyle dedi: "Kim Muaviye'den beni kurtaracak? Ben ona Resulüllah (s.a.v.)'den anlatıyorum, o bana kendi görüşünü anlatıyor. Senin bulunduğun bir memlekette oturamam." Sonra Ebu Derda Ömer b. Hattab'ın yanına gitti ve bu olayı ona anlattı. Hz. Ömer, Muaviye ye şöyle yazdı: "Bu gibi şeyleri misline karşılık ve eşit ağırlığına mukabil satmalısın." 217 217 Nesaî, Sünen, c. 7, s. 279
  • MUAVİYE’NİN HZ. ALİ (A.S.) HAKKINDA YALAN HADİS UYDURTMASI

    Muaviye döneminin en korkunç olaylarından biri Hz. Ali (a.s.) hakkında hadis uydurtmasıdır. İmam Ebu Câfer es-Sakafî'den şöyle nakledilmektedir: Muaviye b. Ebi Süfyan, sahabe ve tabiinden bir grubu toplayıp, onlardan Hz. Ali (a.s.)'ı yeren hadisler uydurmalarını ve bunları halkın arasında yaymalarını istedi. Onlar da bu işle meşgul olmaya başladılar. Ebu Hureyre, Amr b. As ve Muğire b. Şube, Hz. Ali (a.s.)'ı yeren hadisleri uyduran kimselerdendir." 218 Yalan hadis uyduran bu kişilerden Ebu Hureyre, Halife Hz. Ömer zamanında yalan hadis rivayet ettiği için, hadis rivayetinden yasaklanmıştı. Nitekim Halife Hz. Ömer onu kırbaçlayıp dövdü. Resulüllah (s.a.v.)'den hadis nakletmesine engel olarak dedi ki: "Hz. Peygam218 Şerh-u Nehcü'l Belaga, İbn-i Hadid, c. 1, s. 358
  • MUAVİYE’NİN HZ. ALİ (A.S.) HAKKINDA YALAN HADİS UYDURTMASI (2)

    berden (s.a.v.) çok hadis naklediyorsun. O'na yalan isnad etmek sana yakışır. (Yani senin gibi şahsiyetsiz biri Peygamberin (s.a.v.) adına yalan söyler ancak). Peygamberden hadis nakletmeyi terk etmelisin. Yoksa seni ya Devs'e gönderirim, ya da Buzinelerin yanına..." 219 Ebu Hureyre, Muaviye ile beraber Kûfe Camii'ne geldi. Halkın kendisine büyük bir ilgi gösterdiğini görünce ayağa kalktı ve (halkın dikkatini çekmek için) iki eliyle başına vurmaya başladı. Sonra şöyle dedi: "Ey Irak halkı! Benim Allah ve Peygamberinin (s.a.v.) adına yalan söyleyip, cehennem ateşini satın alacağımı zannediyor musunuz? Peygamberden (s.a.v.) duyduğum o şeyi benden duyun (yani duyduğumu size naklediyorum). Hz. Peygamberin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu duydum: "Her peygamberin bir haremi vardır; benim haremim de Medine'dir. Kim orada bir olay çıkarırsa, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti üzerine olsun. Allah'ı şahit tutuyorum ki, Ali Medine'de olay çıkardı." Muaviye, Ebu Hureyre'nin bu sözlerini duyunca, onu çağırtıp hediyeler verdi ve Ebu Hureyre'yi Medine'nin valisi yaptı. 220 219 Muttaki, Kenz'ul Ummal, s. 239 220 Şerh-u Nehcü'l Belaga, İbn-i Hadid , c. 4, s. 359
  • HZ. ALİ’Yİ VE EHL-İ BEYT’İ SEVENLER KILIÇTAN GEÇİRİLMİŞTİR

    Muaviye döneminde ciddi katliamlar da yapılmıştır. Özellikle Hz. Ali (a.s.)'ı ve Ehl-i Beyt'i sevenlerin yoğun yaşadığı Medine'de ve civarında büyük ordular ile halk kılıçtan geçirilmiştir. Muaviye, Busr b. Ertat yönetimindeki ordu dört bin Şamlı savaşçı ile Medine'den harekete geçti. Bu ordu Medine'de, Mekke'de, Taif'de, Tebale'de, Necran kabilesinde ve San'a'da Ben-i Hâşim soyunu ve Hz. Ali (a.s.) sevenlerini kılıçtan geçirdiler. Kaynaklarda, öldürülen insanların 30 bini aştığı yazmaktadır. Bu seferler sırasında Ebu Hureyre de Ebu Busr'un ordusu ile hareket etmiştir. Nitekim İmam Muhammed Bâkır (a.s.)'dan şöyle rivayet edilmektedir: "Tüm şehirlerdeki sevenlerimiz öldürüldü. Ehl-i Beyt taraftarı olabileceği zannıyla nice insanların elleri ve ayakları kesildi. Bizi
  • HZ. ALİ’Yİ VE EHL-İ BEYT’İ SEVENLER KILIÇTAN GEÇİRİLMİŞTİR (2)

    sevmek, bizim yanımızda yer almakla suçlananlar ya zindanlara atıldılar, ya malları müsadere edildi, ya da evleri yıkıldı." 221 Muaviye döneminde İmam Ali (a.s.)'ı sevenlerle ilgili şu minval üzere çeşitli genelgeler yayınlanmıştır: "Eğer bir kişi, bir kimsenin Ali ve ailesi taraftarı olduğuna tanıklık ederse, o kimsenin adını Beytülmal defterinden siliniz, hak ve ödeneklerini kesiniz." 222 İmam Ali (a.s.)'ı sevenlerin mahkemelerde tanıklıklarının kabul edilmeyeceğini de genelge ile ilan etmişti. Muaviye, Kûfe'ye Ziyad b. Sümeyye'yi vali yaptı. Onun yardımcısı olan Semure b. Cundeb, sekiz bin kişiyi katletmiştir. Muaviye, zaman içinde Kûfe'ye Muğire b. Şube'yi ve Basra'ya Abdullah b. Amir'i vali olarak atamıştır. Bu idarî zulüm onlar döneminde de devam etmiştir. "Birkaç yıl geçmeden Kûfe halkı temsilcileri, Medine yollarına düşüp İmam Hasan (a.s.)'ın huzuruna varıp sıkıntılarını, şikayetlerini dile getiriyor ve onun buyruklarını dinliyorlardı." 223 Bu dönemde İmam Hasan (a.s.) yönetimden şikayet eden halkın İslamî hükümleri çiğnedikleri konusunda ikaz ediyordu. Yapılan bu ikaz çalışmaları aslında, rayından çıkmış halifelik makamına karşı ileride kıyam edecek İmam Hüseyin (a.s.) için bir zemin hazırlamakta idi. 221 Şerh-u Nehcü'l Belaga, c. 3, s. 15 222 Şerh-i Nehcü'l Belaga, İbn-i Hadid, c. 1, s. 43-45 223 Ali ve Ferzandaneş, Hüseyin Taha, s. 207
  • MUAVİYE DÖNEMİNDE İMAM HÜSEYİN (A.S.)

    Muaviye döneminde bir süre ağabeyi İmam Hasan (a.s.)'ın yanında geri planda yer alan İmam Hüseyin (a.s.) İmam Hasan (a.s.)'ın şehadeti sonrasında Muaviye'ye karşı mücadele vermiştir. Hak ile bâtılın mücadelesi bu dönemde Muaviye'ye yanlışlarını anlatan ikaz mektupları ile başlamış ama Muaviye'nin Yezid'i, yerine veliaht tayin etme çabalarında sesli bir başkaldırıya dönmüştür. Halkın ikazı için topluluklara hutbelerle seslenmiştir. "Muaviye'nin kendisinden sonra oğlu Yezid'in veliahtlığı için Müslümanlardan biat aldığı müddet zarfında İmam Hüseyin ona karşı tavizsiz ve sert bir muhalefet sergiledi ve Yezid'e asla biat etmedi. Hatta Muaviye'ye bu konuda çok sert konuştu ve onu sert dille eleştiren açık mektuplar gönderdi." 224 224 Rical-i Keşşi, s. 94
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.)’IN MUAVİYE’NİN İCRAATLARI HAKKINDAKİ MEKTUBU

    Muaviye, İmam Hasan (a.s.)'ın şehadetinden sonra bu sefer İmam Hüseyin (a.s.)'ı kendisi ve oğlu Yezid için bir tehdit olarak görmeye başladı. Halkı kışkırtarak iktidarına karşı bir isyan hareketi başlatmasından endişeleniyordu. O günlerde Medine Valisi olan Mervan b. Hakem, Muaviye'ye durum değerlendirmesi olarak şu mektubu gönderdi: "Amr b. Osman'ın bildirdiğine göre; Hicaz ve Irak'tan bazı tanınmış kişiler Ali oğlu Hüseyin'in yanına gelip gitmekteler ve o (Amr) Hüseyin'in ayaklanmayacağından emin değildir..." Muaviye bu mektubu aldıktan sonra İmam Hüseyin (a.s.)'a bir mektup göndererek ona göz dağı vermek istemiştir. İmam Hüseyin (a.s.)'ı "ümmetin birliğini dağıtmakla" suçlamıştır: "... seninle ilgili bazı haberler bana geldi. Eğer bu söylenenler doğru ise, ben bunları yakıştırmam ve bunlardan hoşlanmadığımı
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.)’IN MUAVİYE’NİN İCRAATLARI HAKKINDAKİ MEKTUBU (2)

    sana bildiririm. Yok, eğer yalan ise, bunlardan uzak olmakla insanların en mutlusu olursun. (Bu dünyadan) kendi nasibini almaya başla ve Allah'ın ahdine bağlı kal. Beni seninle tüm bağlarımı koparmaya ve sana kötülük etmeye zorlama. Çünkü sen beni tanımadığın zaman, ben de seni tanımam. Bana karşı komplo kurduğun anda, ben de sana karşı komplo kurarım. Ümmetin birliğini dağıtma hususunda Allah'tan kork, ey Hüseyin! Onları fitneye düşürme." 225 Muaviye'nin gönderdiği mektupla ilgili başka bilgi daha vardır: "... Yaptığın bazı çalışmalar hakkında bana bilgiler ulaşmıştır ki, eğer doğruysa bunlar sana yakışmaz. Allah'a and olsun ki, herkes yaptığı anlaşmaya bağlı kalmalıdır. Eğer bu bilgiler doğru değilse böyle olmaya sen herkesten çok layıksın. Kendine dikkat et, taahhüt ve anlaşmana bağlı kal. Eğer bana muhalefet edersen muhalefet görürsün, eğer kötülük edersen kötülük görürsün, ümmet arasında ihtilaf yaratmaktan kaçın..." 226 Ancak ağabeyi İmam Hasan (a.s.)'ın biatine sâdık kalmakta kararlı olan İmam Hüseyin (a.s.) Muaviye'ye böyle bir niyeti olmadığını yazmıştır. 225 Hayatu'l İmami'l Hüseyn, c. 2, s. 223 226 Muhammed b. Hasan Tusî, İhtiyar-i Ma'rifeti'r-Rical, s. 48
  • İMAM HÜSEYİN MUAVİYE’NİN İCRAATLARINI ORTAYA KOYUYOR

    Aynı mektupta Muaviye'nin tüm yaptıklarını ortaya koyarak ona baş kaldırmamakla Allah'ın indinde mesul olmaktan korktuğunu da belirtmiştir: "... Mektubun bana ulaştı. Mektubunda benimle ilgili bazı haberlerin sana ulaştığından söz ediyorsun. Bunlardan hoşlanmadığını ve bunları bana yakıştırmadığını bana yazıyorsun. İyiliklere ancak yüce Allah'ın hidayeti ve yardımı ile ulaşabileceğini belirtiyorsun. Şimdi benimle ilgili olarak sana ulaştırılan bilgilere gelince; bunlar, dalkavukların, dedikoducuların söyledikleridir. Toplumu parçalamak isteyenlerin art niyetli girişimleridir. Sapıkların yalanlarıdır. Ben, sana karşı savaş açmaya veya isyan başlatmaya niyetlenmedim. Ancak sana karşı bunu terk ettiğim için de Allah'tan korkuyor ve bu hususta sana ve senin zâlimler güruhu sapkın dostlarına mazeret bildirmekten Allah'a sığınıyorum.