• HİLAFET VE İDARECİLİKLE İLGİLİ MEKTUPLARI

    Medine'den Basra'ya giderken, Kûfelilere gönderdiği bir mektup: "Mü'minlerin Emiri Allah'ın kulu Ali'den, yardımcıların alnı ve Arapların zirvesi (Arapların baş tacı ve önde gelenleri) olan Kûfeliler'e... Olanları işitmek, görmek gibi olsun diye size Hz. Osman'ın başına gelenleri haber veriyorum. İnsanlar onu karalarken Ben onu Muhacirler'den bir adam olarak onu daha fazla memnun ettim, daha az kınadım. Talha ve Zübeyir'in onun hakkındaki en basit gidişleri hızlı, en yumuşak şarkıları kabaydı. Aişe'den, ona karşı kızgınlıkta ifrat vardı. Bir topluluk, eline fırsat geçirip onu öldürdü. İnsanlar mecbur edilmeden ve zorlanmadan, aksine itaat ederek ve muhayyer olarak bana biat ettiler. Biliniz ki, hicret yurdu Medine, ahalisini söküp çıkardı onlar da onu söküp attı. Kaynayanlar kaynadı. Lidere karşı fitne ortaya çıktı. Emrinize süratle yönelin ve Allah'ın izniyle düşmanınızla cihad için acele edin!"1987 1987 Nehcü'l-Belağa s. 261
  • HİLAFET VE İDARECİLİKLE İLGİLİ MEKTUPLARI (2)

    Kadısı olan Şureyh b. Haris El-Kindi'ye yazdığı mektuptan: Rivayet edilir ki, Mü'minlerin Emiri'nin kadısı Şureyh b. ElHaris görevdeyken 80 dinara ev aldı. Mü'minlerin Emiri bunu duydu ve onu çağırtarak şöyle dedi: "80 Dinar'a bir ev satın aldığını, bunun için bir sözleşme hazırladığını ve bazılarını şahit tuttuğunu duydum.'' Şureyh ona, "Ey Mü'minlerin Emiri! Böyle oldu" dedi. Bunun üzerine Şureyh'e kızgın bir bakışla bakarak şöyle dedi: "Ey Şureyh! Bilmiş ol ki, oradan kovmadan ve mezarına temiz olarak teslim etmeden, sözleşmene bakmayacak ve delilini sormayacak kimse gelecektir. Ey Şureyh! Bu evi malından alıp almadığına, bedelini helal kazancınla ödeyip ödemediğine bak! Eğer böyle yapmışsan, dünyayı da ahireti de kaybettin. Bilmiş ol ki, o satın aldığını aldığın sırada bana gelseydin sana aşağıdakinin benzeri bir yazı yazacaktım. O zaman bu evi daha fazlasına değil, bir dirheme bile almaya rağbet etmeyecektin." Hz. Ali'nin Şureyh b. El-Haris'e yazdığı yazı şudur: "Bu, hakir bir kulun göç için sıkıştırılan bir kuldan satın aldığıdır. Ondan fanilerin tarafından ve yok olanların parselinden, gurur evinden bir ev satın almıştır. Bu evi dört sınır bir araya getiriyor. Bir sınır, afetlerin davetçilerinde bitiyor, ikinci sınır musibetlerin davetçilerinde bitiyor, üçüncü sınır, yok edenin arzusunda bitiyor, dördüncü sınır, yoldan saptıran şeytanda bitiyor. Evin kapısı dördüncü sınıra açılıyor. ...Kim malın üstüne mal toplayıp, çoğaltırsa, binalar inşa edip, dikip süslerse, dayayıp döşer, biriktirirse, kendi zannınca çocuğuna bıraktığına inanıp düşünürse, hepsinin gidişi arz ve hesap durağına, sevap ve ceza yerinedir. İş, yargının ayrımıyla meydana geldiğinde ve `Bâtılı seçenler hüsrana uğradıklarında'1988 akıl, arzunun esaretinden ve dünyanın bağlantılarından kurtulduğunda buna şahitlik eder."1989 1988 Mü'min, 78 1989 Nehcü'l-Belağa s. 262-263
  • HİLAFET VE İDARECİLİKLE İLGİLİ MEKTUPLARI (3)

    Azerbaycan Valisi Eş'as b. Kays'a gönderdiği mektup: "Sana verilen görev, arpalık olarak verilmiş değildir, o boynunda bir emanettir. Sen üstündeki kimse tarafından güdülen birisin. Emrindekilere karşı istibdatta bulunmaya hakkın yoktur. Delil olmadan iş yapma. Elinde Aziz ve Celil olan Allah'ın malından bir mal var. Onu bana teslim edinceye kadar o malın hazinedarlarındansın. Sana karşı kötü yöneticilerden olmamayı umuyorum. Vesselam..."1990 Muaviye'ye gönderdiği bir mektup: "Ebu Bekir'e, Ömer'e ve Osman'a biat eden topluluk Bana da, onlara biat ettikleri şartlarla biat etti. Hazır olanın tercihte bulunma ve hazırda olmayanın da reddetme hakkı yoktur. Danışma Muhacirlerle, Ensar'ındır. Eğer bir kişi üzerinde birleşip, onu imam olarak isimlendirmişlerse, bu Allah'ın da razı olduğudur. Biri kararlarına karşı çıkarak ya da bidatle onların emrinden çıkarsa, onu çıktığı şeye geri çevirirler. Eğer reddederse, mü'minlerin yolunun dışında izlediği şeyden dolayı onunla savaşırlar. Allah, üstlendiği şeyden onu sorumlu tutar. Ey Muaviye! Ömrüme yemin ederim ki, arzunu bir yana bırakıp aklınla bakarsan, Benim Osman'ın kanından en uzak kimse olduğumu görür, ona karşı uzlet içinde olduğumu bilirsin. Ancak sen Beni cinayetle itham edip, sana aşikâr olanı gizliyorsun. Vesselam..."1991 Muaviye'ye gönderdiği bir mektup: "Senden bana sapkınlığınla yazdığın, kötü görüşünle gönderdiğin yamalı bir nasihatin ve süslenmiş bir mektubun ulaştı. Kendisini doğru yola iletecek gözü, ona doğru yolu gösterecek komutanı olmayan bir adamın mektubu... Arzu onu davet etti, o da ona uydu. Sapkınlık ona liderlik yaptı, o da ona tabi oldu. Yaygara çıkararak sayıkladı, tökezleyerek sapıttı."1992 1990 Nehcü'l-Belağa s. 264 1991 Nehcü'l-Belağa s. 264 1992 Nehcü'l-Belağa s. 265
  • HİLAFET VE İDARECİLİKLE İLGİLİ MEKTUPLARI (4)

    Onu Muaviye'ye yolladığı zaman, Cerir b. Abdullah'a gönderdiği bir mektup: "Sana mektubum geldiğinde Muaviye'ye kesin hükmü sun. Onu açık işle sorumlu tut. Sonra yurdunu terk etmesine neden olacak, savaş ile utanç verici barış arasında muhayyer bırak. Eğer savaşı tercih ederse (anlaşmayı) boz. Barışı tercih ederse, biatını al. Vesselam..."1993 Muaviye'ye gönderdiği bir mektup: "Kavmimiz, Peygamberimizi öldürmek ve kökümüz yok etmek istedi. Bizi tedirgin etmeyi arzuladılar. Bize birçok şeyler yaptılar. Bizi tatlı olandan engellediler. Korku elbisesini giydirdiler. Sarp bir dağa mecbur ettiler. Bizim için savaş ateşlerini tutuşturdular. Allah mülkünü (Şeriat'ını) savunmamızı ve kutsalın önünden atış yapmamızı istedi. Müminimiz, bununla mükâfatı umuyor, kâfirimiz ise kökünü savunuyordu. Kureyş'ten Müslüman olan kişi, onu koruyan anlaşması ya da kendisini savunan kabilesi sebebiyle, içinde bulunduğumuz durumu yaşamıyordu ve öldürülmeye karşı güven içindeydi. Resulüllah savaş kızışıp insanlar çekindiğinde Ehl-i Beyt'ini öne sürer. Ashabını kılıçların ve mızrakların ısısından onlarla korurdu. Ubeyde b. El-Haris, Bedir'de, Hamza, Uhud'da ve Câfer, Mu'te'de öldürüldü. İstersem ismini zikredebileceğim kişi, (kendisini kastediyor) isteyenler gibi şahadeti istedi. Ancak onların ecelleri çabuklaştırıldı, onun ölümü ise geciktirildi. Zamana hayret! Benimle ayağını yarıştıramayacak kişiyle bir görülür oldum. Onun benim ki gibi, kimsenin benzerini ileri süremeyeceği bir geçmişi yoktur. Ancak bir iddiacı benim bilmediğim, Allah'ın da (Sahih olarak) bildiğini tahmin etmediğim şeyler iddia etmektedir. (Allah'ın bilmediği şeylerle kastedilen iddia edilen şeyin ne kadar mesnetsiz olduğudur) Her durum için Allah'a hamdolsun. 1993 Nehcü'l-Belağa s. 265
  • HİLAFET VE İDARECİLİKLE İLGİLİ MEKTUPLARI (5)

    Osman'ın katillerini sana vermem hususundaki isteğine gelince, bu işi düşündüm ve onları sana ya da bir başkasına vermenin mümkün olmadığını gördüm. Ömrüme yemin ederim ki, eğer günahını ve ihtilafını terk etmezsen, yakında seni istediklerini bileceksin. Taleplerinden seni, ne karada ne denizde, ne dağda, ne ovada yükümlü tutuyorlar. Bu bulduğunda seni üzecek bir talep, onunla karşılaşmanın seni mutlu etmeyeceği bir ziyaretçidir. Selam, layık olanların üzerine olsun..."1994 Muaviye'ye gönderdiği bir mektup: "Seni çağırdığında çağrısına icabet ettiğin, sana liderlik yaptığında ona uyduğun, sana emrettiğinde itaat ettiğin -kendi süsüyle güzelleşen ve lezzetiyle aldatandünyadan içinde bulunduğun durumun örtüleri açıldığında ne yapacaksın? Seni ondan bir kalkanın kurtaramayacağı durduran (ölüm) durdurmak üzeredir. Bu işten uzak dur! Hesabın hazırlığını yap! Başına gelecekler için paçalarını sıva! Ayartanların konuşmalarına kulak asma! Sana söylediklerimi yapmazsan, gaflete düştüğün şeyi bildireyim. Sen, şeytanın senden alacağını aldığı, ümidine ulaştığı, sende ruhun ve kanın akması gibi aktığı rahatlık içinde olan birisin. (Bir hadiste, `Şeytan âdemoğlunda kanın aktığı gibi akar' buyrulmaktadır.) Ey Muaviye! Ne zamandan beri önceliğiniz ve yüce bir şerefiniz olmadan, tebaanın lideri ve ümmetin işinin sahibi oldunuz? Önceki sıkıntıyı ısrarla sürdürmekten Allah'a sığınırız. Seni emelin verdiği gururda ısrarcı davranmak ve zâhir ile bâtını bir olmamak (münafıklık) hususunda uyarıyorum. Savaşa çağırıyorsun, insanları bir yana bırak hangimizin kalbinin yenik ve basireti örtülü olduğunun bilinmesi için bana karşı çık ve iki tarafı da savaşmaktan muaf tut! Ben, Hasan'ın babası, Bedir Savaşı'nda -yarmak suretiylededenin, dayının ve kardeşinin katiliyim. O kılıç yanımdadır. O kalple düşmanımla karşılaşıyorum. 1994 Nehcü'l-Belağa s. 265-266
  • HİLAFET VE İDARECİLİKLE İLGİLİ MEKTUPLARI (6)

    Din değiştirmedim, yeni bir peygamber edinmedim. Ben, boyun eğerek terk ettiğiniz ve istemeyerek girdiğiniz yol üzereyim. Sen Osman'ın kanının intikamını almak için geldiğini iddia ediyorsun. Osman'ın kanının nerede aktığını biliyorsun. Gerçekten talip isen, kanını oradan iste. (Osman'ın kanını talep edilmesi gereken kişilerin Talha ve Zübeyir olduklarına işaret ediyor.) Develerin ağırlıklarından dolayı bağırdıkları gibi seni ısırdığında savaştan dolayı bağırdığını görür gibiyim. Sanki peş peşe gelen vuruştan meydana gelecek kaderin korkusundan ve ölümlerden sonra gelen ölümlerden dolayı topluluğunla Beni Allah'ın Kitabı'na davet ettiğini görür gibiyim. Bu topluluk, inkâr eden kâfirler ya da biatten sapan biat edenlerdir."1995 Muaviye'nin gönderdiği bir mektuba, cevabî mektup: "Benden Şam'ı istemene gelince, dün seni engellediğim şeyi, bugün sana vermeyeceğim. `Savaş Arapları yiyip bitirdi. Sadece son nefesleri kaldı' sözüne gelince, bilmiş ol ki, kimi hak yemiş ise o cennete gidecektir, kimi bâtıl yemişse o cehenneme gidecektir. Savaş ve adamlar bakımından denk olduğumuza gelince, (Çok büyük bir şüphe içinde bulunmana rağmen) senin şüphe üzere oluşun, Benim yakîn üzere oluşumdan fazla değildir. (Dünya için çok hırslı olmalarına rağmen) Şamlılar, Iraklılar'ın ahirete olduklarından daha fazla dünyaya karşı hırslı değildirler. `Biz Abdümenaf'ın oğullarıyız' sözüne gelince, biz de böyleyiz. Fakat Ümeyye, Haşim gibi değildir. Harb, Abdulmuttalib gibi, Ebu Sufyan, Ebu Tâlib gibi, Muhacir olan talik (esaretten salınmış) gibi, nesebi sahih olan sonradan gelip yapışan gibi (İslam'a girişi sahih bir şekilde olanla, sonradan bazı zorlamalarla Müslüman olanın arasındaki farka işaret ediyor) gerçeği gösteren geveze gibi, 1995 Nehcü'l-Belağa s. 266-267
  • HİLAFET VE İDARECİLİKLE İLGİLİ MEKTUPLARI (7)

    inanan da, ifsad eden gibi değildir. Cehennem ateşine giden bir seleften sonra gelen halef ne kötü haleftir. Bundan başka elimizde onunla izzetli olanı zelil, zelil olanı da yücelttiğimiz nübüvvet fazileti var. Allah Arapları dinine gruplar halinde sokunca ve bu ümmet isteyerek ya da zorla teslim olunca, öncelik sahipleri öncelikleriyle başarılı olduklarında ve ilk muhacirler faziletleriyle gittiğinde sizler dine ya rağbet ederek ya da korkuyla girenlerden oldunuz. Şeytana kendinden bir pay verme ve nefsine karşı bir yol yapma."1996 Muaviye'ye gönderdiği cevabi bir mektup: "Allah'ın Muhammed'i dini için seçtiğinden O'nu ashabından destekleyenlerle desteklediğinden bahsettiğin mektubun bana ulaştı. Allah'ın bizi sınamasını ve Peygamberimizle bize olan nimetini haber vermeye başladığı zaman bize senden acayip şeyler saklamıştır. Bunda Hecer'e1997 hurma taşıyan ya da hocasını yarışmaya çağıran kişi gibisin. İslam'da en üstün kişilerin falan ve filan olduğunu zannediyorsun. Bir iş zikrediyorsun ki, tamamlanırsa hepsi senden ayrılır, eksilirse ayıbı sana yetişmez. Üstün olanla daha az üstün olan yönetenle yönetilenden sana ne? İlk Muhacirler'in arasını temyiz etmek, derecelerini düzenlemek ve tabakalarını belirlemekten taliklerle, onların çocuklarına ne? Heyhat! Ondan olmayan bir ok vınladı.1998 Hüküm kendisinin aleyhine olan kişi onda hüküm vermeye başladı. Ey insan! Haddini bilmez misin? Gücünün eksikliğinin farkında değil misin? Kaderin seni tehir ettiği yere çekil! Ne mağlup olanın 1996 Nehcü'l-Belağa s. 271 1997 `Hecer'e hurma taşıyan kişi gibi' eski bir atasözüdür. Hecer, hurması çok olan bir şehirdir 1998 Bu atasözü onlardan olmadığı halde, kendisini bir kavimden gösteren kimse için kullanılır
  • HİLAFET VE İDARECİLİKLE İLGİLİ MEKTUPLARI (8)

    yenilgisi senin üzerinedir, ne de sana muzaffer olanın zaferi vardır. Sen sapkınlıkta çok ileri giden ve hedeften çok şaşan birisin. Görmüyor musun? -Sana haber vermek için söylemiyorum, ancak Allah'ın nimetini anlatıyorumMuhacirler'den ve Ensar'dan bir topluluk Allah yolunda şehit oldular. Her birinin fazileti vardır. Bizim şehidimiz (Hz. Hamza) şehit olduğunda ona "Şehitlerin efendisi" dendi. Resulüllah onun üzerinde namaz kıldığı zaman 70 tekbirle ona ayrıcalık tanımıştır. Ya da görmüyor musun, bir topluluğun Allah yolunda elleri kesildi, her birinin fazileti vardır. Onlardan birisine yapılan bizden birisine yapılınca (Câfer bin Ebi Tâlib), "Cennete uçan iki kanatlı" denildi. Eğer Allah kişinin kendi kendini tezkiye etmesini nehyetmeseydi, `Nefislerinizi tezkiye etmeyin'1999 bir zikreden (kendini kastediyor) mü'minlerin kalplerinin bildiği ve duyanların kulaklarının atamayacağı pek çok faziletler zikrederdi. Avın kendisine yöneldiği kişiyi anmayı bırak.2000 Biz, Rabbimizin işiyiz, insanlar ondan sonra bizim işimizdir. Sizi kendimizle karıştırmamız, bizi izzetimizin önceliğinden ve faziletimizin alışılagelmiş durumundan engellemez. Denk olanlar gibi, sizden evlendik ve kızlarımızı sizinle evlendirdik. Oysa bize denk değildiniz. Bu nasıl olabilir ki? Peygamber bizden, yalanlayanlar sizden, Allah'ın aslanı bizden, hilflerin aslanı (kendi aslanları olarak Hz. Hamza'yı, hilflerin aslanı ise Ümeyyeoğulları'ndan Utbe b. Rabia'yı kastediyor) sizden; cennet ehlinin gençlerinin efendileri bizden (Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin), cehennemin çocukları (Mervan b. Hakem'in çocukları) sizden; âlemlerin kadınlarının hayırlısı (Hz. Fâtımâ) bizden, odun taşıyan (cehennemde Ebu Leheb için odun taşıyacak olan2001 Ümmü Cemil Ümeyyeoğulları'ndandır.) sizden... Daha zikredeceğim pek çok şeyde sizden üstünüz. 1999 Necm, 32 2000 Hedefine ulaşamayıp onun peşinden giden kişi için kullanılan bir atasözüdür 2001 Tebbet, 4
  • HİLAFET VE İDARECİLİKLE İLGİLİ MEKTUPLARI (9)

    ... Benim bütün halifeleri kıskandığımı ve hepsine karşı haksızlık yaptığımı iddia ettin. Eğer bu böyle olmuşsa, suç sana karşı işlenmiş değil ki senden özür dilensin. ... Sonra Benimle Osman'ın işinden olanları zikrettin. Ona olan akrabalığından dolayı bu hususta cevap verilmeye hakkın var. Hangimiz ona daha düşmanız ve onun öldürülmesine sebep olduk? Ona yardımını saçtığı halde, oturtup engellediği kişi mi? Kendisinden yardım istediği halde gevşek davranıp kaderi gelinceye kadar eceli ona saçan kim? Hayır! Allah'a yemin olsun ki, `Allah içinizden (savaştan) alıkoyanları ve yandaşlarına bize katılın diyenleri gerçekten biliyor. Zaten bunların pek azı savaşa gelir.'2002 Bu bidatler nedeniyle onu eleştirdiğim için mazeret ileri sürmeyeceğim. Eğer günah ona doğru yolu göstermem ise, nice azarlanan vardır ki günahı yoktur. Çok nasihat eden, töhmet elde eder. Gücüm yettiği kadar düzeltmekten başka bir şey istemedim. Başarım ancak Allah'tandır. O'na güvendim ve O'na döndüm. Benim ve adamlarım için kılıçtan başka bir şey olmadığını söylüyorsun. Ağlatmaktan sonra güldürdün. Abdulmuttaliboğulları'nın düşmanlardan sakındıklarını ve kılıçlarla korkutulduklarını ne zaman gördün? Yakında senin istediğin kişi seni isteyecek, uzakta zannettiğin sana yaklaşacak. Sana doğru Muhacirler'den, Ensar'dan ve onlara güzel bir şekilde uyanlardan meydana gelen, tozları yayılan, ölüm elbiselerini giymiş, kalabalığı kuvvetli olan büyük bir orduyla çabucak geliyorum. Onlar için en sevimli karşılaşma Rableriyle olan karşılaşmalarıdır. Onlara, Bedirlilerin soyu ve Haşimi kılıçları refakat etmiştir. Kardeşine, dayına, dedene ve akrabalarına temrenlerinin nerede düştüğünü biliyorsun. (Muaviye'nin Bedir'de öldürü2002 Ahzab, 18
  • HİLAFET VE İDARECİLİKLE İLGİLİ MEKTUPLARI (10)

    len kardeşi Hanzala, dayısı Velid b. Utbe ve dedesi Utbe b. Rebia kastediliyor)2003 "Onlar zâlimlerden uzak değildir."2004 Muaviye'ye gönderdiği bir mektup: "İnsanlardan birçok kişiyi helak ettin, onları sapkınlığınla kandırdın, denizin dalgasına attın, karanlıklar onları kaplıyor, şüpheler onları birbirlerine çarpıyor. Hedeflerinden saptılar. Topuklarının üzerinde, gerisin geriye döndüler. Arkalarına döndüler. Görüş sahiplerinden geri dönenler hariç, asaletlerine güvendiler. Onlar seni tanıdıktan sonra senden ayrıldılar. Onları zorluğun üzerine sevk edince ve doğrudan saptırınca sana destekten Allah'a kaçtılar. Ey Muaviye! Kendi hakkında Allah'tan sakın! Yularını şeytandan kurtar. Dünya senden kopuk, ahiret ise sana yakındır. Vesselam."2005 Muaviye'ye gönderdiği mektup: "Allah'ı tenzih ederim. Gerçekleri kaybetmekle -Allah'ı arzulayan ve kullarına delil olanvesikaları reddetmekle sonradan ortaya çıkarılan arzulara ve yorucu şaşkınlığa ne kadar da şiddetle uyuyorsun! Osman ve onu öldürenler hakkında çok çekişmene gelince, yardımın sana faydası varken Osman'a yardım ettin, yardımın ona faydası varken onu yardımsız bıraktın."2006 Amr b. El-As'a gönderdiği mektup: "Dinini günahı açık olan ve örtüsü açılmış bir adamın dünyasına tabi kıldın. Meclisinde seçkin olanı ayıplar, yumuşak huylu olanı ortaklığıyla sefih yapar. Onun izinden gittin. Köpeğin aslana tâbi olup pençelerine sığındığı ve kendisine avının artığının atılmasını beklediği gibi onun artığını istedin. Dünyanı ve ahiretini kaybettin. Eğer doğruyu kabul etseydin, istediğine nâil olurdun. Allah bana, 2003 Nehcü'l-Belağa s. 279-280-281-282 2004 Hud, 83 2005 Nehcü'l-Belağa s. 293 2006 Nehcü'l-Belağa s. 296