• NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (4)

    Ebu Sufyan b. Harb O'na halife olarak biat etmeyi önerdiklerinde yaptığı bir konuşma: "... Konuşursam `yönetimi ele geçirmeyi arzuluyor' derler, susarsam `ölümden korkuyor' derler. Bütün olanlardan sonra böyle düşünmek ne kadar yanlış! Allah'a yemin ederim ki, Ebu Tâlib'in oğlu ölüme, bir çocuğun annesinin memesine olan düşkünlüğünden daha düşkündür. Aksine gizli bir ilim üzerine sarıldım. Eğer onu açsaydım, derin kuyudaki ipler gibi ileri geri sallanırdınız."1944 · Basralılarla ilgili bir konuşma (onları yermesi): "Kadının askerleri ve hayvanın tâbileriydiniz. (Cemel'de Hz. Aişe'nin bindiği deveyi kastediyor.) Öfkeyle köpürünce icabet ettiniz. Boğazlanınca kaçtınız. Ahlakınız düşük, ahdiniz ihtilaf, dininiz nifak ve suyunuz tuzludur. Sizin aranızda ikamet eden günahına karşılık rehindir. Yanınızdan ayrılan ise Rabb'inden bir rahmete kavuşur. Sanki Allah'ın, üstünden ve altından azap gönderdiği ve içindekileri batırdığı bir geminin göğsü gibi olan mescidinizde gibiyim."1945 · Hz. Osman'ın öldürülmesi hakkında yaptığı bir konuşma: "Bu işi emretmiş olsaydım katil olurdum, yok engellemiş olsaydım yardım eden olurdum. Bununla birlikte ona yardım eden `kendisinden daha hayırlı olduğum kimse onu yardımsız bıraktı' diyemez. Onu yardımsız bırakan da `benden daha hayırlı kimse ona yardım etmiştir' diyemez. Size onun durumunu özetleyeyim: Eline yetki geçti, ancak kötü icraatta bulundu. Siz de kaygılandınız. Ancak kötü tepki verdiniz. Ortaya icraat koyan hakkında da, ona tepki veren hakkında da Allah'ın bir hükmü vardır."1946 1944 Nehcü'l-Belağa s. 39 1945 Nehcü'l-Belağa s. 41, 42 1946 Nehcü'l-Belağa s. 55
  • NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (5)

    · Arkadaşlarına yaptığı bir konuşma: Benden sonra yutağı geniş, karnı büyük bir adam size galip gelecek. (Muaviye kastediliyor) Bulduğunu yer, bulamadığını ister. Onu öldürün! Ama öldüremeyeceksiniz. Bilmiş olun ki, sizden Bana sövmenizi ve Beni reddetmenizi isteyecek. Sövmeye gelince, Bana sövün! Bu sövgü Benim için arınma, sizin için kurtuluştur. "Reddetmeye gelince Beni reddetmeyin. Ben fıtrat üzerine doğdum. İmanda ve hicrette öne geçtim."1947 · Ensar hakkında yaptığı bir konuşma: "Dediler ki: Resulüllah'ın vefatından sonra Sakife (Kelime manası gölgeliktir) toplantısının haberleri Emirü'l-mü'minin'e ulaşınca, `Ensar ne dedi?' diye sordu. `Bizden bir emir, sizden bir emir olsun dediler' cevabını aldı. `Onlara karşı Resulüllah'ın onların iyilerine iyilik yapılmasını ve kötülerinin ise bağışlanmasını vasiyet etmesiyle delil getirmediniz mi?' diye sordu. `Bunda onların aleyhine nasıl bir delil var ki?' diye sordular. Mü'minlerin Emiri `Eğer emirlik onlarda olsaydı, onlar hakkında vasiyette bulunulmazdı' dedi. Sonra `Kureyş ne dedi?' diye sordu. `Kendilerinin Resulüllah'ın ağacı olmalarıyla delil getirdiler' dediler. Mü'minlerin Emiri, `ağacı delil getirdiler ama meyveyi ihmal ettiler' dedi."1948 · Hz. Osman'a biat etmeye kesin karar verdikleri zaman yaptığı bir konuşma: "Biliyorsunuz ki, Ben halifelik için başkalarından daha çok hak sahibiyim. Allah'a yemin ederim, Müslümanların işleri güvende olduğu sürece onu teslim edeceğim. Bunda özellikle sadece Bana zulüm vardır. Bu şekilde davranmamın sebebi davranışımın mükâfatını ve faziletini ummam ve rağbet ettiğiniz emirliğin süsüne ve ziynetine karşı olan ilgisizliğimdir."1949 1947 Nehcü'l-Belağa s. 69 1948 Nehcü'l-Belağa s. 73 1949 Nehcü'l-Belağa s. 77
  • NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (6)

    · Ümeyyeoğulları'nın onu, Hz. Osman'ın öldürülmesine katılmakla itham ettiklerini duyduğunda yaptığı bir konuşma: "Hakkımdaki bilgileri, Ümeyyeoğulları'nın Beni itham etmelerini engellemez mi? İslamî geçmişim, cahillerin Beni töhmet altında bırakmalarını engellemedi mi? Allah'ın kendilerine yaptığı nasihat, Benim dilimden daha beliğdir! Ben dinden çıkanların hasmı, şüphecilerin düşmanıyım. Benzer işler Allah'ın Kitabı'nda arz edilir, kullar ise göğüslerindekiyle muhakeme edilir."1950 · Amr b. El-As hakkındaki bir konuşması: "Nabiğa'nın oğluna hayret! (Amr b. El-As kastediliyor) O, Şamlıların Benim mizahçı ve oyuna dalmış bir insan olduğumu, insanlarla dalga geçtiğimi sanmalarını sağlıyor. Kuşkusuz o bâtılı söylemiş, günahkâr olarak konuşmuştur. Bilmiş olun ki, sözün kötüsü yalandır. O, konuştuğunda yalan söyler. Söz verdiğinde sözünde durmaz. İstediğinde ısrar eder, kendisinden istendiğinde ise cimri davranır. Ahde ihanet eder, akrabalık ilişkisini keser. Savaşta bulunursa kılıçlar, alacaklarını almayıncaya kadar en fazla engelleyen ve emreden kendisidir. Böyle olduğunda ise en büyük hilesi, hasmına ayıp yerini bağışlamasıdır. Not: (Bazı rivayetlere göre Amr, Sıffin Savaşı'nda Hz. Ali ile karşı karşıya gelmiş, Hz. Ali bunun üzerine hamle yapınca, canını kurtarmak için kendisini yere atarak, avret mahallini açmış, Hz. Ali bunun üzerine yüzünü çevirerek ondan uzaklaşmıştır.) Allah'a yemin olsun ki, ölümü hatırlamak beni oyundan, ahireti unutması ise onu hakkı söylemekten alıkoyuyor. O, Muaviye'ye kendisine bir atıyye vermesini ve dini terk etme pahasına küçük bir bağışta bulunmasını şart koşmadan biat etmemiştir."1951 1950 Nehcü'l-Belağa s. 77 1951 Nehcü'l-Belağa s. 85-86
  • NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (7)

    "... Sananlar, dünyanın Ümeyyeoğulları'na bağlandığını, sütünü onlara verdiğini, saflığını onlara getirdiğini, bu ümmetin üzerinden ne kırbacının, ne de kılıcının kaldırılmadığını zannederler. Bunu zanneden, yalan söylemiştir. Aksine o, yaşamın lezzetlerinden bir damla baldır. Onu bir süre tadarlar, sonra tamamen ağızlarından atarlar."1952 · Hz. Osman'ın öldürülmesinden sonra kendisine biat edilmek istendiğinde yaptığı bir konuşma: "Beni bırakın da, başkasını arayın. Biz çeşitli yönleri ve renkleri olan bir işe yönelmiş bulunuyoruz. Ne gönüller bu işe sabreder, ne de akıllar onu üstlenmeye dayanır. Ufuklar, bulutlar tarafından kaplanmış, yol ise bilinmez olmuştur. Bilmiş olun ki; teklifinizi kabul edersem sizi bildiklerimle yönetir, ne söyleyenin sözünü ne de eleştirenin eleştirisini dinlerim. Beni bırakırsanız, Ben de sizden herhangi birisi gibi olurum. Belki de işinizin başına getirdiğiniz kişiye sizden daha çok itaatkâr, söz dinleyen olurum. Benim size vezir olmam, sizin için emiriniz olmamdan daha hayırlıdır."1953 "... Hz. Muhammed'in arkadaşlarını gördüm. Aranızda onlara benzeyen kimse görmüyorum. Onlar, saçları darmadağın ve toz toprak içinde sabahlıyorlardı. Geceyi secde ederek ve kıyam halinde geçiriyorlardı. Alınları ile yanakları arasında münavebe yapıyorlardı. (Bir defa alınları üzerine, bir defa yanakları üstüne secde ediyorlardı.) Ahiretlerini anmaktan, kor gibi bir şey üzerinde duruyorlar gibiydiler. Secdelerinin uzunluğundan dolayı sanki gözleri arasında keçi dizleri vardı. Allah zikredildiğinde göğüsleri ıslanıncaya kadar, gözyaşları akardı. Ceza korkusundan ve mükâfat ümidinden, şiddetli rüzgâr estiğinde titreyen ağaçlar gibi titrerlerdi."1954 1952 Nehcü'l-Belağa, s. 89 1953 Nehcü'l-Belağa s. 101 1954 Nehcü'l-Belağa s. 106
  • NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (8)

    Allah'a yemin olsun ki, Ümeyyeoğulları Allah'ın haram kıldıklarından helal etmedikleri bir şey, çözmedikleri bir akit, zulümlerinin girmediği, himayelerinin kötülüğünün uğrayıp, ayrılmadığı köylerde inşa edilmiş bir ev ve çöllerde çadır bırakmayıncaya kadar devam edecektir. Öyle ki, iki ağlayan ortaya çıkacak, birisi dini için diğeri dünyası için ağlayacak. İçinizden birinin onlardan birine karşı galibiyeti, kölenin efendisine karşı galibiyeti gibi olur. Gördüğü zaman ona itaat eder, ayrıldığı zaman onu çekiştirir. O fitnede en fazla sıkıntı çekeniniz, Allah hakkında en güzel zanda bulunanızdır. Allah size sağlık verirse, yöneliniz, bir musibetle sınanırsanız, sabrediniz.1955 `Sonuç sakınanlarındır.'"1956 · Tahkim hakkında yaptığı bir konuşma: "Biz insanları değil, Kur'an'ı hakem tayin ettik. Kur'an iki kapak arasında, satırlar halinde yazılıdır. O, herhangi bir dili konuşmaz, O'na tercüman gerekir. O'nun hakkında insanlar konuşur. Topluluk bizi, aramızda Kur'an'ı hakem olarak kabul etmeye davet edince, Yüce Allah'ın Kitabı'ndan yüz çeviren grup olamazdık. Münezzeh olan Allah, `Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah'a ve Resulü'ne götürün'1957 buyurmuştur. Allah'a götürülmesi, O'nun Kitabı'yla hükmetmemiz, Resul'e götürülmesi, O'nun sünnetine uymamızdır. Allah'ın Kitabı'nda doğrulukla hükmedilirse, biz ona insanların en layığıyız. Resulüllah'ın sünnetiyle hükmedilirse, biz buna da onlardan evlayız. `Neden seninle onların arasında tahkim için belirlenmiş bir zaman kabul ettin?' sözüne gelince; bunu cahil olan ortaya çıksın ve âlim olan ihtiyatlı davransın diye yaptım. Allah'ın, ümmetin işini bu arada düzeltmesi, boğazlarının sıkılmaması böylece ümmetin, 1955 Nehcü'l-Belağa s. 106 1956 Araf, 128 1957 Nisa, 59
  • NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (9)

    hakkın anlaşılır olması hususunda acele etmesi ve suçun başına yöneltilmesi umulur. Allah katında insanların en üstünü -ona bir eksiklik getirse ve ağır gelse dehak ile amel etmenin kendisine daha sevimli geldiği, ona bir çıkar ve kar sağlasa da batıldan sakınmanın daha sevimli geldiği kimsedir."1958 · Rebeze'ye sürgün edildiği zaman Ebu Zer'e hitaben yaptığı bir konuşma: "Ey Ebuzer! Sen, Allah için kızdın; o halde kendisi için kızdığın Allah'tan um! Topluluk, dünyaları için senden korktu; sen ise dinin için onlardan korktun! Onlara senden korktukları şeyi bırak. Ve korktuğun şeyle onlardan kaç. Onları menettiğin şeye ne kadar ihtiyaçları var! Seni men ettikleri şey için ne kadar zenginsin! Yarın kimin kazançlı, kimin daha çok hasetçi olduğunu bileceksin. Gökler ve yerler bir kulun üzerinde birleşse ve o kul Allah'tan korksa, Allah onun için göklerden ve yerlerden bir çıkış meydana getirir. Sana ancak Hak arkadaşlık yapar, seni ancak batıl yalnız bırakır. Onların dünyalarını kabul edersen seni severler, ondan alırsan sana güven verirler."1959 "... Allah'ım! Sen yaptığımız şeyin otoriteyi kendimiz için ele geçirmek ya da yıkıntının artıklarından dilemek için olmadığını biliyorsun. Ancak yaptıklarımız dininin ilkelerini yerine getirmek ve memleketlerinde iyiliği ortaya çıkarmak içindir. Böylece kullarından mazlum olanlar güvenlik içinde olacak, had cezalarından kaldırılanlar da uygulanacak. Allah'ım! Ben, ilk yönelen, işiten ve icabet edenim. Beni namazda sadece Resulüllah geçmiştir. Namuslar, kanlar, ganimetler, hükümler ve Müslümanların önderliği üzerinde yetkili olacak ki1958 Nehcü'l-Belağa s. 133 1959 Nehcü'l-Belağa s. 138
  • NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (10)

    şinin, onların mallarında arzusu olan cimri, onları cehaletiyle saptıracak cahil, onları kabalığıyla kesecek kaba kimse, toplulukları peşpeşe ele geçirecek zâlim, hakları ortadan kaldıracak ve onları Allah'ın belirlediği sınırların dışında tutacak hüküm için rüşvet alan ve sünneti iptal edip ümmeti helak edecek kimse olmasının uygun olmadığını biliyorsunuz."1960 "... Bana biatınız bir oldu-bitti olmasın. Benim işimle sizin işiniz bir değildir. Ben sizi Allah için istiyorum, siz ise Beni kendiniz için istiyorsunuz. Nefislerinize karşı Bana yardım ediniz. Allah'a yemin ederim ki, mazlumun hakkını ona zulmedenden alacağım, istemese de -onu hakkın pınarına ulaştırıncaya kadarzâlimi burun halkasıyla bağlayacağım..."1961 · Talha ve Zübeyir'in durumu hakkında yaptığı bir konuşma: "Allah'a yemin olsun ki, Bana karşı yapılan bir kötülüğü reddetmediler; Benimle kendi aralarına insaf ölçüsünü koymadılar. Şimdi terk ettikleri hakkı ve kendilerinin akıttığı kanı (Hz. Osman'ın katillerinin cezalandırılması taleplerini kastediyor) istiyorlar. O kanın akıtılmasında ortakları olduysam, onların da bunda payları vardır. Yok, onu Benim dışımda üstlendilerse, intikam almak bu durumda asıl onlara karşı olmalıdır. Ortaya koyacakları ilk âdetleri, kendi nefisleri aleyhine hüküm vermek olmalıdır. Benim yanımda basiretim var. Ne karıştırdım, ne de işler Bana karıştırıldı! O isyan etmiş bir fırka olup onda siyah balçık, zehir ve hakkı örten bir şüphe vardır. İş ise açıktır. Bâtıl, kaynağından uzaklaştı. Dili, kargaşadan kesildi. Allah'a yemin ederim ki, suyunu kendim çekeceğim bir havuzu onlar için tıka basa dolduracağım. Kanarak ondan dışarı çıkamayacaklar, ardından su bulunan bir çukurdan kana kana içemeyecekler."1962 1960 Nehcü'l-Belağa s. 139 1961 Nehcü'l-Belağa s. 142 1962 Nehcü'l-Belağa s. 143
  • NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (11)

    · Talha ve Zübeyr'in biatı hakkında: "Biat, biat" diyerek yeni doğmuş yavrulu ceylanın, yavrularına yöneldiği gibi Bana yöneldiniz. Avucumu tuttum onu yaydınız. Elimi kurtarmak için sizinle mücadele ettim. Onu çekiştirdiniz. Allah'ım! Onlar (Talha ve Zübeyr) akrabalık bağlarını kestiler, Bana zulmettiler ve biatımı attılar. İnsanları Bana karşı ifsat ettiler. Onların bağladıklarını çöz, büktüklerini sağlam kılma. Onlara beklenti içinde oldukları ve yaptıkları şeylerde kötülük göster. Ben, çatışmadan önce vazgeçmelerini söyledim ve çarpışmaların öncesinde onları bekledim. Ancak nimeti küçümsediler ve esenliği reddettiler.1963 · Şûra (Hz. Ömer'in yaralandıktan sonra halife tayini için seçtiği heyet) sırasında yaptığı bir konuşma: "Hakk'a davette, akraba ziyaretinde ve cömertliği iade etmede Benden hızlısı yoktur. Sözümü dinleyin ve konuşmamı ezberleyin. Bugünden sonra bu işte kılıçların çekileceğini, bazıları sapıklık ehline önder ve cehalet ehline taraftar oluncaya kadar, ahitlere ihanet edileceğini keşke görseniz!"1964 · Savaşları anlatmak üzere Basralılar'a yaptığı bir konuşma: "Bu sırada kim nefsini Aziz ve Celil olan Allah için tutabilirse bunu yapsın. Bana itaat ederseniz, -Allah izin verirseçok zor ve tadı acı dahi olsa sizi cennet yoluna taşıyacağım. Falanca kadına gelince; (Hz. Aişe) ona kadınların zayıf görüşü ulaştı. Demircinin kazanı gibi göğsünde devamlı kin kaynadı. Bana yaptığını, başkasına ulaştırmaya çağrılırsa, yapmaz. Hala onun ilk hürmeti vardır. (Hz. Peygamberin eşi ve müminlerin annesi olduğu 1963 Nehcü'l-Belağa s. 143 1964 Nehcü'l-Belağa s. 145
  • NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (12)

    için yine de ona saygı duyuyorum) Hesap günü ise yüce Allah'a aittir."1965 · Ümeyyeoğulları devletinin hâli hakkında: "O zaman, zalimlerin üzüntü sokmadığı, içine intikam koymadıkları hiçbir yerleşik ve göçebe evi kalmaz. O gün gökyüzünde bir mazeret kabul edeniniz ve yeryüzünde bir yardımcınız kalmayacak. İşe ehil olmayanı seçtiniz ve onu varacağı yerden başka yere getirdiniz. Allah, Ebu Cehil karpuzundan yiyecekle ve öd ağacı ile acı darıdan içecekle, iç giysilerini korku ve dış giysilerini kılıç yaparak bir yiyeceği başka bir yiyecekle, bir içeceği başka bir içecekle değiştirerek zulmedenden intikam alacak. Onlar suçların taşıyıcıları ve günahları yüklenen develerdir. Yemin ederim, sonra tekrar yemin ederim ki, Ümeyyeoğulları, Benden sonra onu (saltanatı) balgam atılır gibi atacak. Sonra gece ve gündüz, tekrar döndüğü sürece bir daha asla onu tadamayacak ve onun tadına bakamayacak..."1966 · Adamlarından biri, "Siz daha çok hak sahibi iken, kavminiz sizi nasıl bu makamdan uzaklaştırdı?" diye sorunca yaptığı bir konuşma: "... Neseb olarak en üstünleri ve yakınlık bakımından, Resulüllah'a en bağlıları olduğumuz halde, bu makam için bize baskı yapıldığı meselesine gelince, o bir topluluğun nefislerinin tamahkârlık ettiği ve diğerlerinin nefislerinin cömertlik yaptığı bir bencillikti. Hakem olan Allah'tır. Ve insanlara vaad edilen vakit kıyamettir. `Etrafında bağırılan, yağmayı terk et.' Ebu Süfyan'ın oğlu hakkındaki büyük işi hatırla. Zaman onu ağlattıktan sonra Beni güldürdü. Allah'a yemin olsun ki, bunda şaşılacak bir şey 1965 Nehcü'l-Belağa s. 160 1966 Nehcü'l-Belağa s. 164
  • NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (13)

    yok! Ey şaşkınlığı gideren ve eğriliği çoğaltan büyük işi olan! Topluluk onun lambasıyla Allah'ın nurunu söndürmeye uğraştı. Suyun kaynağından kaynamasını engelledi. Benimle onlar arasında içilecek su ile vebalı suyu karıştırdılar. Eğer bizden ve onlardan imtihan musibetleri kaldırılırsa, onları hakkın saf haline taşıyacağım. Eğer diğeri meydana gelirse, `O halde onlar için üzülerek kendini helak etme! Allah onların ne yaptıklarını biliyor.'1967 "1968 · Cemel ashabı hakkındaki bir konuşması: "Cariye satın alınırken çekildiği gibi Resulüllah'ın eşini çekerek, onunla birlikte Basra'ya yönelmiş olarak çıktılar. Kendi kadınlarını ise sakındılar. Aralarında Bana itaat etmeyen zorla değil, kendi rızasıyla biat ederek yetki vermeyen kimsenin bulunmadığı bir ordu içinde, Resulüllah'ın saklı olan zevcesini kendilerine ve başkasına gösterdiler. Resulüllah'ın eşiyle birlikte benim valime, Müslümanların hazinesinin hazinedarlarına ve şehrin ahalisinden başkalarına gittiler. Bir grubu tutukladıktan sonra öldürdüler, bir grubu ise ihanetle katlettiler. Allah'a yemin olsun ki, bir suç işlemediği halde -onu öldürmeyi kastederek Müslümanlardan sadece bir adamı bile öldürmüşlerse, orada hazır bulundukları halde, ona karşı çıkmamış, dille ya da elle engellememişlerse bu ordunun tamamını öldürmek bana helal olur. Sen, artık onların Müslümanlara karşı onunla (Hz. Aişe'yle) birlikte yanlarına girdikleri ordu sayısınca öldürdükleri Müslümanı bir tarafa bırak."1969 · Talha b. Ubeydullah hakkında yaptığı bir konuşma: "Savaşla tehdit edilemiyor, vuruşmayla korkutulamıyordum. Rabb'imin Bana vaad ettiği zafer üzereydim. Allah'a yemin olsun 1967 Fatır, 8 1968 Nehcü'l-Belağa s. 169 1969 Nehcü'l-Belağa s. 180