• HZ. ALİ’NİN EDEBÎ KİŞİLİĞİ

    Hz. Ali'nin ilmî ve edebî yönü üzerinde önemle durmak gerekir. Zira Hz. Ali, Arap dilinin inceliklerine hâkim bir konuşmacı, belagat, fesahat ve sanat yönünden eşsiz bir hatiptir. Hz. Ali tarafından söylenmiş şiirler Şerif Murtaza lakabıyla ünlü Ebu'l Kasım Ali b. Tahir tarafından derlenmiştir. Şerif Murtaza'nın kardeşi olan ve Şerif Radi olarak bilinen Ebu'l Hasan b. Ebi Tahir Ahmed el-Hüseyin b. Musa, Hz. Ali'nin hutbe, mektup, dua, vasiyet ve sözlerini ihtiva eden (Nehcü'l-Belağa) adlı eseri kaleme almıştır. Şerif Radi, Hz. Ali ve Hz. Fâtımâ'nın çocuklarının şeceresini düzenlemiş ve seyyid olan kişilerin işlerine nezaret etme vazifesi olan nakiplik görevini yürütmüştür.1911 Şerif Radi, hem anne, hem de baba tarafından seyyid idi. Yaşadığı dönemde Bağdat da Büveyhiler hüküm sürmekteydi. Ve 1911 İslam Ansiklopedisi c. 1, s. 44
  • HZ. ALİ’NİN EDEBÎ KİŞİLİĞİ (2)

    o yıllarda Hz. Peygamberin soyundan gelenlere büyük bir değer verilmekte ve alaka gösterilmekteydi. Adı geçen bu iki kardeş büyük bir hizmette bulunmuşlar, Şerif Murtaza Hz. Ali'nin şiirlerini derlemiş ve Hz. Ali Divan'ını oluşturmuş, Şerif Radi ise Hz. Ali'nin hutbe, mektup, dua ve konuşmalarını bir araya toplamış ve esere (Nehcü'l-Belağa) adını vermiştir.1912 Ancak bir kısım tarihçi ve yazar, Şerif Radi'nin güvenilir bir ilim adamı olmadığını, bu eserin de Hz. Ali'den tüm üç buçuk asır sonra kaleme alındığını, bu sebeple güvenilir kabul edilemeyeceğini söylemektedirler. Bu iddiaların cevabını, bizzat Şerif Radi'nin ağzından dinleyelim. Şerif Radi, Nehcü'l-Belağa'yı düzenlerken yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Ömrümün genç yıllarında İmamların özellik, durumlarına ait haber ve onların incilere benzeyen sözlerini ihtiva eden bir kitap yazmaya başlamıştım. Hz. Ali'nin özelliklerini belirten eseri toplamış olmakla beraber zamanın meydana çıkardığı engeller o kitabı tamamlamama mâni olmuştu. Kitabımı birkaç kısım ve bölüme ayırmıştım. Son bölümde de uzun hutbelere değil de öğüt, hikmet adaba ait bazı sözleri derç etmiştim. Dostlardan, kardeşlerden bir kısmı o kitabı okudu, beğendi. Hz. Emir'in sözlerinin eşsiz, örneksiz oluşuna, fesahat ve belagatine hayran oldular. Çeşitli konu ve dallara ayrılan sözlerinden bir seçme meydana getirmemi istediler. Çünkü biliyorlardı ki, O'nun hutbe, mektup, öğüt ve hikmetlerinde bulunan ve Arapça'nın şaşılacak derecede zengin belagat ve fesahatini, din ve dünyaya ait bütün hikmetleri o derecede toplu olarak ihtiva 1912 Hz. Ali Divanı, Müstakimzade Süleyman Saadettin Efendi, s. 20
  • HZ. ALİ’NİN EDEBÎ KİŞİLİĞİ (3)

    eden başka bir söz ve kitap yoktu. Çünkü Hz. Ali gerçekten de fesahat ve belagatin kaynağıdır. Sanki belagat O'nunla başlamış ve fesahat kuralları O'nun sözleriyle yayılmıştır. Hiçbir hatip yoktur ki O'na benzer söz söyleyebilsin ve hiçbir vaiz yoktur ki O'nun sözlerinden istifade etmemiş olsun. Çünkü O'nun sözleri Allah bilgisiyle aydınlanmış ve parıldamıştır. O sözlerde Peygamberin kokusu vardır ve okundukça o koku etrafa yayılmaktadır. Hâsılı isteklerine uydum. Bu kitabı ve bu kitaptaki sözleri toplamaya koyuldum. Biliyordum ki halk bu kitaptan yararlanacak ve bu kitabın şöhreti bütün âleme yayılacak, ecir ve sevabı ahiret gününde bana azık olacaktır. Maksadım O'nun ilim, amel, takva, şecaat ve diğer yüceliği gibi belagatteki yüceliğinin de bilinmesi; kendilerinden önce gelip geçen ve kendilerinden pek az rivayetlerde bulunulan bilginlerin, belagat sahiplerinin, hatiplerin belagatinden daha üstün bir belagate sahip olduğunun, hiçbirinin O'nunla boy ölçüşemeyeceğinin meydana çıkmasıydı. Gerçekten de O'nun sözleri ucu-bucağı, kıyısı-dibi olmayan bir denizden coşmaktadır ki, o deniz, suyunun çoğalmasıyla taşmaz, başkalarının sözleriyle de bulanmaz. Gördüm ki, O'nun sözleri birkaç mihver etrafında dönmektedir. İlk olarak hutbeleri, emirnameleri var. İkinci olarak mektupları, üçüncü olarak da hikmet ve öğütleri vardır. O'nun şaşılacak hâllerinden biri de hiç kimsenin kendisiyle yarışamayacağı bir fesahat ve belagate sahip olmasıdır. Denilebilir ki zahitlikte, öğüt vermede ve korkutmada O'nun düşüncesine ulaşmak güçtür. O yücelikte söz söylemek ve O'nun kuşattığı alana erişmek mümkün değildir.
  • HZ. ALİ’NİN EDEBÎ KİŞİLİĞİ (4)

    Hz. Ali'nin sözlerini okuyup ibretle düşünen kişi zanneder ki, O'nun dünyadan nasibi ancak zahidliktir. Allah'a kullukta bulunurken bu dünyayı terk etmektir. O bir bucağa çekilmiş yahut bir dağ eteğine sığınmış, halktan ayrılmıştır. Kendi duygusundan başka bir şey duymaz, kendi soluğundan başka bir soluk teneffüs etmez. Kendinden başka kimseyi görmez. Bu sözlerin, savaş denizlerinde dalgalar yutan, coşup köpüren, kavga ve boğuşma deryalarına dalıp çıkan, elinde yalın kılıç, haktan baş çekenlerin başlarını bedenlerinden ayıran, ünlü kahramanları Allah'a kulluk ve itaat yolunda helak toprağına seren, kılıcından kanlar damlaya damlaya, canlar döküle saçıla ve meydanlarda nara atarak dönen birisinin sözleri olduğuna inanmaz. Oysa ki, bu durumlarla birlikte yine de zühd ve takvada, gönül açıklığında, Allah'a kulluk etmede dünyanın bütün zahidlerinden daha üstündür. Hz. Ali, zıtlıkları nefsinde toplayan, yiğitlikle gönül alçaklığını, yücelikle kulluğu bir arada yürüten eşsiz bir insandır. Dikkat ve ihtimama rağmen O'nun sözlerinden hiçbirini bırakmadım, hepsini yazdım gibi bir davaya girişmeme imkân bulunamaz. Bana ulaşmayan sözlerinin ulaşanlarından daha fazla olması da mümkündür. Ben ancak kudretimin yettiği kadar çalışıp çabaladım. Gerçeği aydınlatıp doğru yolu apaçık göstermek ancak Allah-u Teala'nın sonsuz lütfuyla olur. Bütün bu çalışmanın sonucu olarak meydana gelen bu kitaba "Nehcü'l-Belağa" adını vermeyi uygun buldum. Çünkü bu kitap, okuyanlara, arzu edenlere belagat kapılarını açan, fesahat kaidelerini onlara ulaştıran bir kitaptır. Hem âlimlerin ve hem de bilgiyi elde etmek isteyenlerin bu kitaba ihtiyaçları vardır. Belagat ve hitabet erbabı bu eseri ellerinden düşüremezler."
  • HZ. ALİ’NİN EDEBÎ KİŞİLİĞİ (5)

    Görüldüğü gibi Şerif Radi hayatının büyük bir bölümünü Hz. Ali'nin sözlerini ve hutbelerini, derlemeye harcamıştır. Aynı zamanda Hz. Ali'nin sevgisi ile dolu bir insandır. Şerif Radi, Hz. Ali'nin konuşmalarını, hutbelerini, sohbetlerini yazan Kûfeli âlimlerden bu belgeleri almış ve kitabında derlemiştir. Ve bunu yaparken de son derece titizlikle hareket etmiştir. Büyük bir ihtimalle Hz. Ali'nin söylediği şiirlerin bir kısmı kâtipler tarafından yazılmış ve böylece daha sonraki nesillere ulaştırılmıştır. Çünkü o dönemlerde Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şerifler dışında çağdaş Arap şiiri de önemli bir yer tutardı.1913 Nehcü'l-Belağa'nın esas olarak üç bölüm halinde düzenlenerek okuyucuların istifadesine sunulduğu görülmektedir. 1. Bölüm: Hz. Ali tarafından irad edilen hutbelerden meydana gelmektedir. Şeyh Radi'nin topladığı hutbelerin sayısı 233'tür. Bunların bir kısmı Hz. Ali'nin çeşitli rivayetlerden meydana gelmiş duaları, bir ayet veya sûreyi okuduktan sonraki sözleri, ashab-ı kiramın güzel ahlak, ibadet ve taate teşviki ve yaradılıştaki hikmet ve kudreti düşünmeye davet eden tavsiyeleri ihtiva etmektedir. Birbirini tamamlayan hutbeler bazen başka bir hutbede değişik tarzda tekrarlanmıştır. 2. Bölüm: Hz. Ali'nin mektup, emir-nâme, ahid-nâme, vasiyet-nâme ve çeşitli vesilelerle söylenen sözlerini ihtiva etmektedir. Bunların bir kısmı aynı anlamda söylenmiş fakat ayrı ayrı rivayetlerle daha sonraki nesillere intikal ettirilmiştir. 3. Bölüm: Hz. Ali'nin söz, hikmet ve vecizelerinden meydana gelmiştir. Bir kısmı mensur, bir kısmı da manzum olarak kendisinden sonraki nesillere ulaştırılmıştır. 1913 Abdülbaki Gölpınarlı, Nechü'l-Belağa, İstanbul, 1972, s. 23
  • HZ. ALİ’NİN EDEBÎ KİŞİLİĞİ (6)

    Hutbe, mektup ve Hz. Ali'ye ait vecizeleri toplayan Şerif Radi'nin bir hayli kaynağa sahip olduğu ileri sürülmektedir. Kûfeli Zeyd bin Vehebi'l Cüheni, toplantılarda, bayramlarda ve başka zamanlarda Hz. Ali'nin okuduğu hutbeleri yazmıştır. Bu zat, Emirü'l-mü'minin olan Hz. Ali'nin meclisinde bulunan ve kendisine yakın olan kişilerdendir. Nehrevan'a giderken de O'nun maiyetinde bulunmuştur. Zeyd'in rivayet ettiği hutbeler bizzat Hz. Ali'den duyulmuş olan hutbelerdir. Cahiliyye, saadet çağını ve Hz. Ali'nin devrini yaşadığı söylenen Zeyd'in bu takdirde yüz yıldan fazla yaşadığı tahmin edilmektedir. Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat zümresine mensup bilginler ve muhaddisler Zeyd'i güvenilir bir râvi olarak kabul etmiş ve sahih hadis kitaplarında, ondan rivayet edilmiş hadislere yer vermişlerdir.1914 Nehcü'l-Belağa'ya çok etraflı bir şerh yazan İbn-i Ebi'l-Hadid Abdülhamid bu eserde bulunan sözlerin Hz. Ali'ye aidiyetinde şüphe edilemeyeceğini; çoğunun tevatürle sabit olduğunu, öbürlerinin de aynı eda ve üslupta bulunması dolayısıyla Emirü'l-mü'minin'e ait olduğuna muhakkak gözüyle bakılabileceğine; edebiyata aşina olanların üslup özelliklerini bilen şair, hatip ve münşilerin şiir, hutbe ve yazıları kolayca anlayıp ayırabileceklerini söyler.1915 Nehcü'l-Belağa bu şekilde Şerif Radi tarafından düzenlendikten başka Hz. Ali tarafından çocukluk yıllarından başlayarak olgunluk ve ihtiyarlık yıllarının son demlerine kadar söylenen manzum söz ve şiirler, münacaat ve nasihatleri ihtiva eden düşünceler de Şerif Murtaza tarafından düzenlenip bir divanda toplanmış ve bu esere "Divan-u Ali" (Hazret-i Ali'nin Divanı) adı verilmiştir. Matbaanın olmadığı ilk zamanlarda kopya edil1914 Hazret-i Ali Divanı Müstakimzade Süleyman Saadettin Efendi s. 33 1915 Abdülbaki Gölpınarlı, adı geçen eser, s. 9
  • HAZRET-İ ALİ’NİN DİVANINDAN ÖRNEKLER

    "Kimseye bâki değildir bu cihanın nimeti Şiddeti dahi ânın gibi oluptur bi bekâ." Dünyada hiçbir nimet ebedî değildir. Kimseye devamlı olarak bir nimetin verildiği görülmemiştir.1917 RIZIK "Husûl-u rızkın için ab-i rûyun dökme zinhar Hasise arz-i hacet etme andan olma talib." Rızk elde etmek için sakın yüzsuyu dökme, hasis ve cimri olan bir kimseye ihtiyacını arz edip ondan bir şey isteme. Regaib Gecesi'ni faziletleri layık olmayan insanlardan beklenmez.1918 1917 Hz. Ali Divanı, s. 12 1918 Hz. Ali Divanı, s. 76
  • HAZRET-İ ALİ’NİN DİVANINDAN ÖRNEKLER (2)

    "Peder mader hukukun hıfz edip yettikçe gücün Göreler nefsini cârın eyle ehl-i akarib." Anne ve baba hakkını gözet. Akrabalarından da takva üzere olanlara yardımcı ol.1919 İLİM "Talib ol ilm-i Hûda'ya eyle tahsil-i edeb Dest-res bul maksad-ı aksaya kıl hüsnü taleb." İlim elde etmek için uğraş ve edep tahsiline gayret sarf et. Böylece ilim ve edep sayesinde başarı elde eder, neye elini uzatırsan onu elde etmeye muvaffak olursun.1920 İSLÂM "Din-i Peygamber ile şol kim müeddep olmadı Oldu kârı ızdırap ü hayret ü renc ü taab." İslam'a ait gerçekleri görmeyen ve inanmayan insan sıkıntı, ıstırap ve eziyetlerden kurtulamaz.1921 CÖMERTLİK "Kerem etse Hûda bu âleme sen de kerem eyle Erişe herkese hayrı takallüb üzredir bi-reyb." Dünya cömertlik gösterip sana mal ve mülk verince, sen de bu fırsatı ganimet bilerek diğer insanlara karşı cömert davran. Çünkü dünya durmadan değişmektedir. Zengin olan fakir, fakir de zengin olmaktadır.1922 1919 Hz. Ali Divanı, s. 77 1920 Hz. Ali Divanı, s. 78 1921 Hz. Ali Divanı, s. 79 1922 Hz. Ali Divanı, s. 85
  • HAZRET-İ ALİ’NİN DİVANINDAN ÖRNEKLER (3)

    "Arasam bin adüvv bulmam bana mümkün olurdu Eğer bir yar-ı sadık istesem bulmam mücerrebe." Bin tane düşman arasam. Bulmam mümkündür. Fakat gerçek bir dost arasam, bulacağımı zannetmiyorum.1923 FÂNİLİK "Bir melek her günde emr-i Hak ile eder nida Der doğanlar hep ölür, olur binalar hep harab." Allah'ın görevlendirdiği bir melek vardır ki her gün şu sözü tekrarlar: "Ölmek için doğun, harap olması için yapın." Bu beyit bir hadis-i şerife işaret etmektedir. Beyhaki, Ebu Hureyre'den rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurur: "Gökyüzünde her gün bir melek, "ölmek için doğun, yıkılması için yapın" diye nida eder."1924 TEVBE "Kişiye vacip oldu tevbe etmek Veli terk-i zünûb etmektir evceb." Halka kusur ve günahlarından dolayı tevbe etmek vacip oldu. Fakat günahları işlemekten sakınmak daha vaciptir.1925 1923 Hz. Ali Divanı, s. 99 1924 Hz. Ali Divanı, s. 105 1925 Hz. Ali Divanı, s. 106